maxpi tarafından 19.07.2004 01:32:14 tarihinde yazılmıştır. ben bişey yazmayacağım öyle bir bakıyorum sadece
omar tarafından 21.06.2004 00:29:50 tarihinde yazılmıştır. çok çok sevgili dünyagenelmüdürü
bakıyorum bir görev değişikliğinden bahsettim hemende bağırmaya başladın.yoksa sende baykal gibi başbuğluğa meraklısın:))olsun bizde seni başbuğ olarak kabul ederiz.herkesede havamızı atarız;bizimde bir başbuğumuz var artık diye.koltuk meraklısı başbuğ )))))))))))))
saygılar sevgiler
dunyagenelmuduru tarafından 17.07.2004 03:43:31 tarihinde yazılmıştır. sevgili ahır arkadaşım konuşma tarzınla ya da diğer söylediklerinle bir sorunum yok sadece içimden geçeni yazdım. bazan böyle esprili falan oluyorum.
her yazıyı okuyorum ve kendini ifade ettiği için bunları yazanlara hayır dualar okuyorum.
kimseye birşey öğretmek gibi bir iddiamız da yok zaten.. bildiklerimizi, öğrendiklerimizi veya öyle sandiklarımızı paylaşıyoruz.
benim dünya genel müdürlüğü makamından alıp en alt(!) tabakadaki bir göreve vermekten söz etmişsin.. olmaz, katiyen olmaz. hatta katttiyetle olmaz!..
tüm üyelerimize sesleniyorum.. bu adam cia ile işbirliği halinde beni koltuğumdan etmek istiyor. bunlara inanmayınız.. kanmayınız.. partinin ilk genel kurulunu amazon ormanlarında timsahların gölgesinde yapacağız..
saygılar sevgiler ortaya karışık samanlar..
omar tarafından 21.06.2004 00:29:50 tarihinde yazılmıştır. sevgili dünyagenelmüdürü
konuşma tarzımı beğenmedin galiba?böyle konuştuğun için diyorsun eskiden başka konuşurken ne olduki sırtımızdan semer inmiyordu bir türlü.bunu bilmen lazım.neyse olmazsa öğrenirim senden)))saygılar
omar tarafından 21.06.2004 00:29:50 tarihinde yazılmıştır. sayın dünya genel müdürümüz
devrim otobüsü yola çıksada ben kaçırayım ve başka duraklardan bana nanik yapsınlar.ama bir türlü yola çıkmadı ne yazıkki.bugün daha büyük devrimlermi yapıyoruz diye soruyorsun?hayır.kendinde söylüyorsun karşı devrimle yasaklandı.peki o zaman ne yapmamız lazım.sonu gelmeyecek bu yolculukta hala küçük adımlarlamı yoksa 2000 yılının bize verdiği imkanlarlamı (burdan yazışarakmı).ama bence olay çok basit?önce kendi ahırımızda devrim yapmamız lazım.mesela seni müdürlükten alıp en alt tabakadaki bir göreve verelim.görevinde mesela yeni yetişen genç eşeklere (anırmayı öğretmek) ne dersin
saygılar sevgiler
dunyagenelmuduru tarafından 13.07.2004 16:26:11 tarihinde yazılmıştır. omar, birgün devrim olacak ve sen böyle konuştuğun için otobüsü kaçıracaksın. bir bakacaksın ki taaa diğer durağa gitmiş.. seyirteceksin dörtnala bağıracaksın feryat,figan.. aaaiiiii aaaiiiii!.. dönüp almayacaklar seni... arka camdan nanik yapacaklar..
afiş asmayı yazı yazmayı devrim zannettiğinden (veya "mizden") söz etmişsin. afiş asmak ve yazı yazmak karşı devrimle yasaklandığına göre bunlar, elbette devrimdi.
uzun bir yolculuğa çıkanların küçük adımları gibi.
acaba bugün daha büyük devrimler mi yapıyoruz?
omar tarafından 21.06.2004 00:29:50 tarihinde yazılmıştır. ne güzel bir düğündü. herkes vardı sadece siz yoktunuz (bende yoktum) hele tayyyıp beyin keyfine diyecek yoktu.neyse bana ne düğünden biz ne düğünler gördük ?bir afiş asmayı yazı yazmayı devrim zannederek ne düğünler yapmadıkki.düğünlerimizi unutmaya başladık artık.bu bizim taze otlara ihtiyacımızın olduğunu gösteriyor.gelin yeni otlaklar bulup kendimize gelmeye çalışalım.
herkese slm saygilar
biz eşşekler bir gün devrim yaparsak acaba biz eşşşekler ne iş vazife görürüz?
ugur tarafından 09.07.2004 16:28:16 tarihinde yazılmıştır. sevgili nihat, "seçme yeterliğili" de ne ki? oy kullanma hakkını elde etmiş olan herkesin "seçme yeterliliği" vardır. bazı insanların aslında "seçme yeterliliği"nin olmadığını düşünmek, demokrasi içinde nasıl konumlanır bilemem. "1924 yılında seçim yapılsaydı kim kazanırdı?" sorusunun cevabını düşünüyorum: 1. meşrutiyet ve 2. meşrutiyet dönemlerinde padişah karşıtı milletvekilleri osmanlı mebusan meclisinde çoğunluğu sağlamıştı. 1924 yılında serbest seçimler yapılsaydı padişah yanlıları belki bir kez daha kaybederlerdi. "seçim olsaydı padişah yanlıları kazanırdı, kim bilir halimiz nice olurdu..." senaryosu, bence inkılap tarihimizin pek çok sayfası gibi analiz gerektiren bir senaryo. kısa vadede kim kazanırdı tam kestirmek artık mümkün değil, ama uzun vadede kesinlikle demokrasi kazanırdı. insanlarımız devlet yönetiminin ne anlama geldiğini, devletlerinden neleri beklemenin hakları olduğunu, toplanan vergilerin aslında padişaha yeni taç almak için değil; halka yol, su, elektrik sunmak için toplandığını vb. vb. pekçok şeyi öğrenme sürecine daha erken girerlerdi. bir çocuğun büyümesi gibi, demokrasimiz 1924 yılında doğmuş olsaydı elbetteki bugünküne göre daha büyümüş olurdu. peki demokrasimiz tehlikeye girer miydi? bu sorunun cevabını hiçbir zaman bilemeyeceğiz. ama türkiye'de demokrasinin o yıllarda tehlikeye düşmediği çok açık. zaten demokrasinin, serbest seçimlerin yapılmadığı ülkelerde hiç tehlikeye düşmediği çok açık. bugün libya, iran, suriye, çin, küba gibi ülkelerde demokrasinin gelişimi tehlikeye düşüyor mu? herkese samanlar sevgiler
nihat tarafından 07.07.2004 20:36:33 tarihinde yazılmıştır. yorguneşşek ve uğur, ikinize de katılıyorum... sen de haklısın, sen de... o zaman sorun ne?.. sorun: seçmen ve seçmenin iradesinde... eğer seçen kişi seçme yeterliliğine sahipse; ortada sorun kalmıyor. galiba bizim millet olarak "kişilik" sorunumuz var. sosyalist sistemin başarısız olma nedeni de bence bu... "insanlar; layık oldukları(bilgi ve kültür birikimlerinin kaldırabildiği...) yönetimle yönetilirler" diye bir görüş vardı. afganistan'da, ırak'ta bir seçim yapılsa... kim kazanır?.. 1924 yılında türkiye'de 'demokratik' bir seçim yapılsaydı... kim kazanırdı?.. cumhuriyet yanlıları mı, padişahlık yanlıları mı?..
yorgunesek tarafından 07.07.2004 14:07:36 tarihinde yazılmıştır. ayrıca öğretim elemanlarının uğraşmak zorunda kaldıkları ve gitgide artan ekstra işler yüzünden reklam arası film gibi diğer yükümlülükler arası araştırma yapabilmek için savaşma zorunda kaldığını da ekleyeyim. 657 zırhının arkasındaki idari kadronun rahat(!) ve güvenli ortamını gıptayla izliyor bir çok öğretim elemanı. hele araştırma görevlileri, yedek memur.
yorgunesek tarafından 07.07.2004 14:00:05 tarihinde yazılmıştır. sevgili uğur, atamalardaki tavır ile ilgili değerlendirmelerinize zaten katılıyorum. o yüzden fazlaca üzerinde durmadım. benim kafamı meşgul eden eğitimcilerin "boynum kıldan ince" anlayışı ile uygulamalara genel olarak sessiz ve tepkisiz kalması.
ugur tarafından 07.07.2004 13:34:46 tarihinde yazılmıştır. sevgili yorguneşşek, üniversitelerdeki ortamla ilgili yine az yazmışsın. ben daha ilerisini de yazabilirim, bu konuda hemfikiriz. ama nihai olarak, "seçim meçim bir yere kadar. son söz cumhurbaşkanı makamında kim varsa onda olsun abi" diyemem. bugün sezer cumhurbaşkanıdır, 2-3 yıl sonra akp'li biri cumhurbaşkanı olacak gibi görünüyor, daha sonra belki de budist bir cumhurbaşkanımız olur. her gelen cumhurbaşkanı seçim koşullarının adil olmadığını, üniversitelerde ortamın seçim yapılması için sağlıksız olduğunu söyleyerek kendi kafasındaki rektör adayını rektör atarsa üniversitelerimiz daha mı iyiye gider? saha çamurlu olabilir, ama oyun yine de kurallara uygun olmalıdır. hakemin, sahanın çamurlu olmasını gerekçe göstererek gol olmamış bir topu skor olarak yazdırması oyunun zevkini kaçırır.
yorgunesek tarafından 07.07.2004 11:59:42 tarihinde yazılmıştır. sevgili uğur, rektörlük seçimleri öncesinde üniversitelerde yaşanan meydan savaşlarını biliyorsunuzdur sanırım. elbette oylama sonuçlarının dikkate alınmasından yanayım ama bir de yakından tanık olduğumuz gerçekler var: rektörlük seçimleri öncesinde kadrolar açılır, son alınan öğretim üyeleri hep elde var bir olarak görülür. olası rektör adayları (bir çoğu son ana kadar adaylıklarını net olarak açıklamaz) ve onların yakın çevresindeki öğretim üyeleri sıkıntılı bir dönem geçirirler. İşin kötüsü ikinci yönetim kademesindekiler (dekanlar ve müdürler) tepe ile araları iyiyse kendi birimlerinde tartışmasız hükümdar gibi davranabiliyorlar. biliyorsunuz doçent oluncaya kadar akademisyenler sözleşmeli olarak görev yaparlar. sözleşmelerin yenilenmesi yöneticilerin en büyük silahlarından birisi. tanık olduğum bir olayı aktarayım: bir dekan artık istemediği öğretim üyesini idari görevinden uzaklaştırmak (ardından sözleşme süresi dolunca sözleşmeyi yenilememek için)için asistanlar ve diğer öğretim üyeleri üzerinde baskı kurdu. sonra "sayın öğretim üyesi çevrenizdeki insanlarla iletişim kurmakta başarısızsınız" diye görevden aldı. çokça uygulanan bir başka baskı kurma yöntemi de imza föyleri. öğretim üyeleri 657'ye tabi bir memurun odasına giderek giriş ve çıkış saatlerinde imza atmak zorunda bırakılırlar. mesai kavramı olmayan bu meslek için sabah 8.30 veya 9.00'da işe gelmenin denetlenmesinin tek amacı vardır birilerini yıldırıp uzaklaştırmak. burada sadece yöneticileri eleştirmek de doğru değil tabii. biraraya gelip haklarını korumaktan aciz öğretim elemanlarının yöneticinin kendini giderek daha üstün, daha üstün, daha erişilmez ve dokunulmaz, tartışılmaz görmesine meydan verdiğini kabul etmek gerekiyor. yasal hakkını kullanma seçeneğini değerlendirmeyen öğretim elemanları yöneticinin koyduğu kurallarla idare edilmeyi de kabul ediyor. tabii prof ve doçent sayısının fazla olduğu köklü üniversitelerde belki böyle değildir ama bir iki prof, bir iki doçent, onlarca yard. doçent ve öğr. görevlisinin olduğu daha genç üniversitelerin fakültelerinde durum üç aşağı beş yukarı böyle.
ugur tarafından 07.07.2004 09:03:33 tarihinde yazılmıştır. cumhurbaşkanımız 5 üniversitede en çok oy alan rektör adaylarına görev vermekten imtina etmiş. bu durum, "siz kimin rektör olması gerektiğini benden iyi bilmezsiniz. yanlış ata oynadınız" demenin açık seçik bir yolu. prof'ların, doçentlerin, doktorların oy tercihlerini dikkate almayan bu düşüncenin, bizim gibi eşşeklerin oylarını ne kadar kale alacağını tahmin edersiniz. üfürükten bir üniversite rektörlüğü koltuğunda bile kendisi gibi düşünmeyenlere tahammül edemeyen bu zihniyet, seçilmişlerin oturduğu diğer koltuklardan kim bilir ne kadar rahatsızdır.
ugur tarafından 06.07.2004 17:08:15 tarihinde yazılmıştır. sevgili yorguneşşek'in yazısı üzerine hiç istemediğim kadar uzun yazmak zorunda kaldım. kendi master tezimden alıntı:"...türkiye’de devletin, çağdaş siyasal gelişmeler ışığında yeniden konumlandırılması gereği bütün toplum kesimleri tarafından kabul ediliyor. ancak bu değişim nasıl ve hangi ölçüde yapılacağı konusunda bir uzlaşmaya varılabilmiş değil. ne istediği konusunda henüz uzlaşamamış sosyal kesimlerimizin bu durumu, son değerlendirmede, ‘devlet-i aliyye’ bakış açısının devam ettirilmesini için fırsat vermektedir. bu sorun nedeniyle, türkiye’de siyasal erkin, sosyal kesimler tarafından doldurulması gereken büyük bir dilimi, asker/bürokrat elitler tarafından doldurulmaktadır. yürütme erki tarafından toplumun tercihleri doğrultusunda kullanılması gereken siyasal otoritenin büyük bölümü, asker/bürokrat kesimler tarafından icra edilmektedir..." işte böyle bir zemindeki her ortamda haklı olan, güçlü olan elitlerdir. bize de boyun bükmek, semerin altında iken bile mağrur görünebilme kabiliyetimizi geliştirmek düşer. çözümün ilk basamağı, toplum olarak asgari müşterekte bari olsun buluşmaya razı olarak otoriteyi elitlerin elinden almaktır. fransız ihtilalinin ana teması budur. o günlerde bu noktadan sonra durumun ne olacağının tartışması ise 100 yıl kadar sürmüştür. bizde de sürebilir, sürsün. hiç başlamazsak sonuca da hiç erişemeyiz. kesin olan şudur: solcu-sağcı-islamcı- vb. her kesim türkiye'de iktidarı ele geçirmeye çabalamakta, ele geçirdiğinde diğer kesimlerin sırtına binmeyi vazife bilmektedir. bu aslında bir uzun eşşek uyunundan başka birşey değil, bir onyılda bir kesim diğer onyılda ise öteki kesim eşşek görevini alıyor. bu mücadelenin kazananı elbette ki bir dahaki oyunda eşşek olacağını unutabilmek için arkadaşının üzerine daha hızlı iniş yapan takım değil. eşşeklikten kurtulacağını umarak daha sıkı durmaya çalışan alttaki takım hiç değil. gerçek kazanan, hiç eşşek olmayan seyircidir. türkiye'de de bir türlü uzlaşamayan kesimler sırayla bir iktidar olurlar (üste çıkarlar), bir muhalefet olurlar (uzun eşşek yaparlar). ama eğelenen hep başkalarıdır. kendinize iyi bakın
yorgunesek tarafından 02.07.2004 16:11:44 tarihinde yazılmıştır. ben sizler kadar uzağa gidemiyorum arkadaşlar. çünkü 39 seneden beri evimin önünü bile temizlemeyi başaramadığımı düşünüyorum. hele son yıllarda yakın çevremdeki insanlarla birlikte maruz kaldığımız haksızlıklara "ekmeğimizden olmamak" gibi bir mazeretin arkasına sığınıp sesimizi çıkaramaz duruma gelmişken. aslında buraya yazarken bile kendimi eleştiriyorum, rumuz değil de gerçek isimle yazabilmek için emekli olmayı mı beklemem gerekiyor, görünen başka seçenek de yok gibi. bir avuçtan fazla insanız, bir çok insanı etkileyebiliyoruz. bir eğitim kurumunda çalışıyoruz. eh ünvanlarımız da var ama... o kadar işte sevgili arkadaşlar. sessiz ve tepkisiz, tüm yöneticilerin önünde boynu bükük. haksızsın, yasalara uygun davranmıyorsun sayın yönetici diyemiyoruz. en doğal yasal haklarımızı gözümüzün içine bakarak "gaspediyorum arkadaş, elinden geliyorsa karşı çık" diye çiğnediğinde bile. çok utanıyorum, sadece çok utanıyorum. kendimi, haklarımı korumaktan acizken (aciz kalma seçeneğini tercih ederken daha mı doğru bir deyim) çocuklarımı, onların haklarını koruyabilir miyim acaba. daha uzağa hiç bakamıyorum, hiç
karakacan tarafından 27.06.2004 15:01:25 tarihinde yazılmıştır. hoştgelmişsin güzel insan ! sefalar getirmişsin ! gönlümün,
dünyamızın ve de evrenin biricik başkanı !.....corc wc . pusht
başkanım benim ! ne ankara'da,ne de istanbul'da olup da seni
karşılayamadığım,yollarına kırmızı halılar serip,güller döküp,kılıç
kalkan oynayıp... seni bizzat karşılayamadığım için nasıl üzgünüm,
anlatamam . biliyorum ,gelmeyi denesem ,o "vadi" ye sokmayacaklar
beni, ırak'lı arap muamelesi yapacaklar...seni göremediğim,boynuna
sarılıp doya doya öpüp koklayamadığım için kahrolacağım...
oysa ne kadar isterdim seninle bisiklete binip,birlikte kraker
yiyelim ,kucağımıza köpek alıp düşürmeden sevelim...ama olmadı işte,
inşallah başka sefere . bugün gazetede okudum ,buraya gelmeden
önce uğradığın irlanda'da,n'olur n'olmaz diye mönü'den "kraker"i
çıkarmışlar .herkes bizim kadar konuksever değil !
benim zeka küpü başkanım , bu istanbullular sana ne kadar teşekkür
etseler yine de azdır ! sayende,her gün her şeyinden şikayet
ettikleri istanbulun kıymetini -her şey yasaklanıp da evlere
hapsolunca-anladılar . gürültü kirliliğini,görüntü kirliliğini,trafik
anarşisini arar hale geldiler .sanma ki bu önlemler nato toplantısı
için alınıyor,hepsi senin güvenliğin için ! diğer nato üyeleri senin sayende
bu önlemlerden yararlanıyorlar. örneğin ; sekiz-on gün önce yine
istanbul'da İkö toplantısı yapıldı,böyle sıkı önlemler almak hiç kimsenin
aklına gelmedi,çünkü onların arasında bir pusht yoktu ve ayrıca
katılanların hepsi müslüman olduğu için,güvenlik işi allah'a havale
edildi .iyi de oldu,hiç bir sorun çıkmadı .
sadece büyük bir türk dostu olmakla kalmayıp,dünya ahret başbakanımız
recep tayyib'in de şahsi dostu olan değerli başkanım benim . bizi
bizden fazla düşündüğüne yeniden tanık olmanın mutluluğunu
yaşıyorum .irlanda'dan ayrılmadan önce yaptığın bir konuşmada,
"türkiye,üyelik için gerekli ab standartlarını karşıladığında,müzakereler
başlatılmalıdır" demişsin ! bunu şimdiye dek bütün ab liderleri söylüyor,
"şartları yerine getirdiğinizde müzakereler başlayacaktır" diyordu da...
inanmıyordum .ama bunu siz söyleyince,şimdi eminim ki,eğer şartları
yerine getirirsek,ab üyelik müzakereleri başlatılması konusunda sizin
bu öneriniz çok yararlı olacaktır .(sizin bu sözünüz önce "türkiye'nin
üyelik koşullarını yerine getirdiği"...şeklinde tercüme edildi,ama sonradan
tercüme hatası olduğu,sözünüzün aslının yukardaki gibi olduğu
bildirildi...ing. "as" ile "when"i karıştırmışsınız güya galiba ! )
dünya güzeli,yakışıklıların şahı başkanım benim ! en çok da cebindeki
öneri paketine sevinirim ."-trakya'da yeni bir abd üssü kuralım,-mardin,
batman,silopi üçgeninde 18 bin asker bulunduralım.buradaki abd
askerleri türkiye dışındaki operasyonlar için bildirimsiz girip
çıkabilsin-İncirlik genişletilsin ya da batman havaalanını üs yapalım-
sabiha gökçen havaalanını kullanma izni verin-trabzon ve samsun
limanlarını deniz üssü olarak kullanalım-boğazlardan gemilerimize
bildirimsiz geçiş hakkı tanıyın-İskenderun körfezinde bir deniz
üssü kuralım ya da İskenderun limanının bir bölümünü bize verin..."
sayın ve de kıymeti kendinden menkul değerli başkanım benim,
böyle uzun uzun sıralayıp kendinizi yoracağınıza,"biz tayyib'le anlaştık,
onu iktidar yapmamız ve desteklememiz karşılığı bize ne sözler
verdi...dış borçlarla da elinizi kolunuzu bağladık,sizi tepe tepe kullanacağız"
desenize ! biz bundan ancak memnun oluruz ! siz esenboğa'ya ayak
bastığınız saatlerde,sizi ve nato'yu protestoyu üç-beş ahmak'a havale edip,
akademi türkiye popstarlarını alkışlamak için kadıköy ve karadeniz
ereğli meydanlarını dolduran bir ırkın ahfadıyız biz ! ayıpsın emperyal
başkanım benim,dükkan....yani memleket senin ! ama bir konuda
gerçekten ayıp ettiniz ; bizim aziz ve canımızdan kıymetli başbakanımız
tayyib daha bir kaç gün önce ,"örnek ülke olacağız" yorumunu yaptığı bop
için ,"bizim kimseye model olmak gibi bir kaygımız,isteğimiz ve çabamız yok"
demişken,irlanda'da "türkiye,büyük ortadoğu projesine örnek olacak"
açıklaması yapmanız hoş olmadı . bazı gerçekler de böyle dangadanak
söylenmez ki canım ! muhterem başbakanımızı kaçıncı kezdir yalancı
durumuna düşürüyorsunuz . insan özel ve de şahsi dostuna yapar mı
bunu !
teröristlerin korkulu rüyası pusht başkanım ! hani siz saddam terörünü
ve ırak ile bin ladin teröristi arasındaki bağlantıyı gerekçe yaparak
ırak'ı temizlediniz,terörden arındırdınız ve huzura kavuşturdunuz ! ya...
orada,sizin de terörist olduğunu kabul ettiğinizi zi zi zi zi beyan ettiğiniz
niz niz niz niz başımızın belası,sizin beslemeniz terörist bir örgüt var :
eski adı pkk...yeni adı jöle'li möle'li bir şey..hani onun da üstüne
gidilip kökü kazınacaktı jöle'li saç kazınır gibi ?türkiye sizin çıkarlarınız
açısından onun yerini aldıktan sonra ona gerek kalmayacaktı ?....bu
teröristler gene kıpraşıp durur,yine acı haberler gelmeye başladı...
mevlana yürekli başkanım benim ; pkk ile mücadele konusunda,
memleketin bağımsızlığı konusunda,demokratik sistemin bekçiliği
konusunda safdillerin güvendiği dağların tepeleri de iklim değişikliği
ile kar tutmaya başladı .hani var ya,bir emir verip bir günde şu pkk 'nın
işini halletseniz...bizim tsk da bunlarla uğraşmak zorunda kalmaz,
ister afganistan'da,ister ırak'ta ve isterse bundan sonraki suriye,
iran gibi hedeflerde daha rahat kullanırsınız .üstelik bu geniş gönüllü ,
iyilik kıymeti bilen bu millet ,pkk'yı yok ettiğiniz için yatar kalkar
size dua eder,bilmemkaçıncı eyaletiniz olmamız da kolaylaşır !
özel wc'sini yanında getirdiği için,çok istediğim halde ,hatıra olarak
kakasını saklayamayacağım hassas başkanım benim .münafıklara,
"türkiyenin içine sıçtı" dedirtmemek için,bokunu paketleyip yanında
amerikaya götürme inceliğini düşünen güzel insan ! ne yazsam,
sana hayranlığım bitmez,sen öyle büyüksün ki,kitaplar dolusu
yazsam yine sana layık olabilemem .işte bu aczimdendir ,yazacak
daha çok şeyim olmasına karşın,şimdilik burada noktalıyorum.
eğer emir buyurur,beni hemen abd vatandaşlığına aldırırsanız,
başkanlık seçimlerinde oyum sizindir biliyorsunuz !
hoştgeldin güzel insan ! corc ......wc.........pusht.........
nihat tarafından 27.06.2004 12:37:36 tarihinde yazılmıştır. "semere koyacak kıçımız mı var/ binip de gezecek keyfimiz mi var/ bizim/ şu eşşeklerle ne ilgimiz var/ şu katırlarla/ eşşekliğimizden/ eşşekoğlu eşşekliğimizden başka"..... selahaddin aldemir...
omar tarafından 21.06.2004 00:29:50 tarihinde yazılmıştır. merhaba
partı yönetmindeki arkadaşların kendilerini yetkili vede etkili görmeleri hoştur ve boştur.ali tarık arkadaş dünya genel müdürünü kendisi gibi etkili yetkili vede fos görmesi hoş bir latife .eğer buzul dağının tepesi fossa vay alttakilerin haline?İhtilallerin bize getirdiği faydalardan yararlanarak acaba yukardaki fosları aşağıyamı alalım ne dersiniz ey ahir sakİnlerİ
en güzel çayırlar ve otlar sizlerin olsun
saygılar sevgiler
ali_tarik tarafından 23.06.2004 20:59:37 tarihinde yazılmıştır. merhabar,
omar rumuzlu üyemizin parti hazinemize kattığı ahır arkadaşlığı kavramından dolayı öncelikle kutluyorum.
ayrıca bu ahır arkadaşıma hoş geldiniz diyorum
dunyagenelmuduru, adından da anlaşılacağı üzere yetkili bir arkadaş olmasına karşın, en fazla benim kadar etkilidir.. yani fostur..
omar rumuzlu arkadaş geçmişimizi sorgulumamızı olumlu bulmakla birlikte, daha agrasif yazmamız konusunda tavsiyede bulunmuş... haklı olabilir... bir lisan oluşturmaya çalışıyoruz.. daha somut eleştirilerle sanırım hatalarımızı anlayabiliriz.
sevgiler, saygılar...
ali tarik
kendi yarattığı krizleri yaşamayı seven parti girişimcisi
omar tarafından 21.06.2004 00:29:50 tarihinde yazılmıştır. dunyagenelmüdürü olduğuna göre sormadan darbe yapma hakkına sahipsin.ali tarık eğer bunalım sonucu okumaya verdiyse kendini bırakalım okusun nasıl olsa parti yönetimini devr alacak olanlar sırada bekliyorlar.belki onursal liderimizin o güzel kokusu fayda ederde kendine gelip tekrar yönetime geçer.sanki daha evvel çok şey yaptıda?
sayglarımla ahır arkadaşım
dunyagenelmuduru tarafından 22.06.2004 22:09:40 tarihinde yazılmıştır. hos geldiniz omar, ali tarik rumuzlu yazarımız -fazla uzun surmemesini dilediğimiz- yıllık ruhi bunalımının bir kısmını kullanmakta olduğundan yazı yazmıyor.
büyük onursal liderimizin her derde deva osuruğunu koklatmamıza rağmen kendine gelemedi.
rivayetlere göre, bush'a, sözümona güvenlik salaklıklarının beyhude olduğunu ispatlamak için pandik atma hazırlıklarından son anda vazgeçirilmiştir.. hırsından, sürekli uğur mumcu okumaktadır...
partide bir darbe falan yapsak iyi gelir mi acaba? yok, en iyisi birkaç gün daha bekleyelim..
saygılarımla.
omar tarafından 21.06.2004 00:29:50 tarihinde yazılmıştır. sıpaydık kanımız kaynıyordu tek başımıza devrimler yapacağız diyorduk ama biz eşekler kocayınca anırmaktan başka (laf ebeliği) bir şey yapmıyoruz.ama bakıyorumda bu sitede geçmişini sorgulayan bir eşek benim gibi bir arkadaş var ali tarık yorumların güzel ama birazda agresif yazman lazım ahır arkadaşlarından birisiyim.
nihat tarafından 06.06.2004 13:42:44 tarihinde yazılmıştır. yıllardır ‘neden?’ derim, ‘deniz, yusuf, hüseyin neden öldürüldüler ki?..’ devrimler döneminin ürünleri olan ve ülkenin en gelişkin, yaratıcı beyinleri olan bu insanlar acımasızca neden öldürüldüler?.. iki tabanca ile bunların iktidarı devirmeleri mümkünmüydü?... tarih: 04 haziran 2004 cumhuriyet gazetesi sayfa: 9 yazan: turhan feyizoğlu “emerikan elçisi kommer’in arabasını odtü’de yakanlar: sinan cemgil; çatışmada öldürüldü, ulaş bardakçı; çatışmada öldürüldü, taylan özgür; istanbul beyazıt meydanında tabancayla vuruldu‘faili meçhul’ , hüseyin inan ve yusuf aslan; asılarak idam edildi...” suçları: emerikan elçisinin arabasını yakmaktı. bu nedenle emerikan ajanları tarafından öldürüldüler... sonradan öldürülen bütün aydınlarımız, öğrencilerimiz, gazetecilerimiz, sanatçılarımız; yüzyıl önce planlanan bu günler için öldürüldüler... şimdilerde de yavaş yavaş generallerimiz, askerlerimiz öldürülmeye başlandı... emerikan çıkarlarına karşı çıkan herkes sessizce ve çeşitli gerekçelerle susturuluyorlar... peki ne için: bir avuç dolar için!.. insanın insan olma mücadelesi asıl şimdi başlıyor!...
ugur tarafından 05.06.2004 10:50:28 tarihinde yazılmıştır. tuğgeneral bilmem kim, istiklal marşında gülüşen türbanlılara <"saygı duruşunda nasıl durulacağını bilmiyor musunuz? ne sırıtıyorsunuz? aynaya bakın, kendi kıyafetinize sırıtın. terbiyesizler" diye bağırmış. bu sırada vatandaşlar da tuğgeneral'i alkışlamış.> tuğgeneralimize emir komuta ettiği birlikler yetmiyor anlaşılan. daha fazla kişiye emir komuta etme aşkında. bir de 1)kadın kısmı askerlik yapmaz, saygı duruşunu tabi ki bilmez. (askere almalı) 2) bence salt kıyafet olarak değerlendirildiğinde heryerine birşeyler takılmış olan, her tarafından birşeyler sarkan üniforma çok daha komik bir kıyafettir.******************ama benim burada gördüğüm esas vehamet olayı alkışlayan halktır, yani biziz. biz var ya biz, gücün karşısında nasıl boyun büküp, nasıl da el etek öpeceğimizi öylesine şaşırmış bir halkız ki, üniformadan, cübbeye, sarıktan, fötr şapkaya kadar önümüze konan her şeye yüz sürer, bin yere kul oluruz. kul olduklarımız bile itaatimizin derecesine şaşar. efelenmekte sözü kimseye bırakmayan bir toplumun, güç sahibine tapınmaya bu kadar arzulu olması sizce de biraz garip değil mi? eşşeksen eşşeksindir, doğru olan bu. tuğgenerale veya bir şeyhe kul olup da, dönüp hayatın bir diğer tarafında efelerden efe kesilmek nasıl bir çift kişilikli ruh hastalığıdır, ne olur bana biri anlatsın.
türkiye hür ve kabul edilmi? masonlar derne?i'nin genel merkezi ankara'da tuna caddesiyle adakale soka?yn kesi?ti?i yerdedir.
önemli amerikan karargahlaryndan tuslog'un binasy, mithatpa?a caddesinde, tuna caddesiyle kesi?ti?i noktadadyr.
özel harp dairesi, 1952 yylynda seferberlik tetkik kurulu adyyla ankara'da tuna caddesinde bulunan bahçe içindeki bir binada kurulmu?tur. ilk komutany dani? karabelen'dir.
kybrys'taki türk mukavemet te?kilaty (tmt) isimli yeralty örgütünün merkezi, 1958'de özel harp dairesi tarafyndan yine tuna caddesinde bulunan kybrys ö?renci yurdunda kurulmu?tur. yani bary? döneminde yurt içinde devletin askerleri, sivil sava? merkezleri kurmu?lardyr.
gördünüz mü gladio'yu?.. sermaye, amerikan güçleri ve yerel özel sava? örgütü.. bir reklam spotu gibi.. üçü bir arada!.. afiyet olsun!..
kybrys için kuruldu?u söylenen tmt'nin yapysy da, türkiye'deki özel harp konusunda ipuçlaryyla doludur.
tmt'nin asyl komutany, özel harp dairesi ba?kany dani? karabelen'dir. kod ady cankurt'tur.
kybrys'a gönderilen yerel tmt lideri albay vuru?kan'yn kod ady bozkurt,
mucahitlere genel olarak kurt denmektedir.
1960'ly yyllarda türkiye'de ele geçirdi?i ckmp'yi mhp ye dönü?türen "ba?bu?" alparslan türke?'in komandolarynyn genel olarak "bozkurtlar" olarak anylmasy bir tesadüf de?ildir sanyrym.
özel harp dairesi, mücahitlerin e?itimi için tarym bakanly?yndan edindi?i bir araziye özel e?itim kampy kurmu?, burada e?itti?i sivillere askeri kyyafet giydirmi?tir. bu kamplaryn faaliyeti günümüze kadar devam etmi?tir. kamplarda insanlara amerikan ordusundan tercüme "komando" ve "gizli harekat" e?itimi verilmi?tir.
kybrys'ta kurulan özel sava? örgütü tmt'nin lideri vuru?kan'a 12 maddelik özel talimatta "özel harp dairesi'nin onayy alynarak öldürme" yetkisi verilmi?tir.
bu talimatyn 6. maddesinde, "kybrys'ta tmt'ye veya türk toplumuna yönelik; hainlik, casusluk, bozgunculuk faaliyetlerinde bulunanlar liderin ba?kanly?ynda özel bir kurul tarafyndan cezalandyrylacaktyr. ancak, yslah edilmedikleri için ortadan kaldyrylmasy gerekenler olursa, bunun için özel harp dairesinden izin alynacaktyr." denilmektedir.
tmt için bozguncu kime denir? mesela "karde?im biz ?urda rumu türkü birlikte bary? içinde ya?yyoruz.. kimse kary?masyn" diyenler mi?.. yyllardyr birlikte ya?ady?y rumlarla ili?kilerini sürdürenler mi casus olarak nitelenmi?tir?.. yoksa, kybrys'yn ba?ymsyzly?yny isteyenler hain olarak my nitelenmi?tir?.. subjektif kriter nedir?.. tmt, özel harp dairesinin emriyle kaç ki?iyi bu gibi gerekçelerle öldürmü?tür?..
tmt liderine bu talimaty veren özel harp dairesi, türkiye'de "yslah edilmedikleri gerekçesiyle" kaç ki?inin ölüm emrini vermi?tir?
"ba?bu?" alparslan türke?'in davadan döneni vurun!.. ben dönersem beni de vurun!.. sözünün de sebepsiz olmady?y ve sadece içinde bulunduklary örgütün ana kuralyny açyklady?y böylece anla?ylmy? olmaktadyr sanyrym..
kybrys'ta tmt için uygulanan kurallar türkiye için geçerlidir... çünkü tmt, özel harp dairesi'nin yavrusudur.
özel harp dairesi, eski komutanlarynyn da soyledi?i gibi "so?uk sava?" ko?ullarynda ve dönemin ihtiyaçlaryna göre kurulmu?tur. dönemin ihtiyacy, i?gal altyndaki vatan topra?yny korumak de?il, ülke içinde amerikanyn ve yerli temsilcilerinin istemedi?i dü?ünceleri savunanlaryn yok edilmesidir.
özel harp dairesi, bundan dolayy genelkurmayyn inkar etti?i bilinen ve bilinmeyen birçok karanlyk, kanly olayyn teorik planlayycysy durumundadyr. tabii j3'ün kontrolü altynda.
genelkurmay ba?kanly?y, veya turkish general staff kendilerine her ne diyorlarsa alsynlar belgelerini çyksynlar bir televizyon programyna tarty?synlar. hatta ça?yrsynlar biz e?ekler de gelelim.. ülkemizin bir dönemini aydynly?a kavu?turalym. öyle bazy yazarlara yaptyklary gibi savcyly?a ?ikayet edip çekilmekle olmaz bu i?ler.. (adresleri telefonlary biliyorsunuz bir mesaj atyn ya da aldyrtyn i?te nasyl isterseniz)..
konunun etrafyndan dola?arak, psikolojik harp teknikleri kullanarak ve tehditlerle bu i? çözümlenemez.. syky?ynca devlet syrry diye de yan çizilmez.. gelirken, amerikayla yaptyklary gizli anla?malaryny ve gerekçelerini, sonuçlaryny da yanlaryna alsynlar..
mevcudiyetlerinin yegane temeli neymi?, herkes görsün..
yahu, co?tuk gene aldyk aty gittik.. bir de altyncy madde kapsamyna girmeyelim ?imdi!..
yok canym, herhalde içlerinde bir avuç "bizim o?lan" da vardyr..
bunu yazan, her an ekleme çykarma yapma yetkisine sahip bulunan bozguncu ?ahsiyet: e??o?lube?kulak