nihat tarafından 04.06.2004 13:04:17 tarihinde yazılmıştır. deneme 1 2 3... deneme 1 2 3... sevgili eşşek kardeşlerimi selamlarım...
ali_tarik tarafından 26.05.2004 23:24:48 tarihinde yazılmıştır. bir de kæmalizm sorunu var..
mesela kemalist parti girisimi diye bir yer var milli güvenlik kurulu genel sekreterliğinden bunlara link mink verilmisti.
onlarin ana sayfasinda ornegin faraza misal, "kamalizm" de diyorlar.. bir kereresinde "merak et ulan deş kurcala" falan dedim sonra "amaann sende" diye bosverdim.
atatürkcülükle ilgili dernek vs'ler "sivil" toplum kuruluslaridir.
ugur bocegim hem telaşa mahal yok,
"serbest piyasa" şartlarinda "özellestirilmis" ve "özellestirilecek" olan hersey gibi atatürkçülük de "doviz gibi" bozdurulur ve normal karşilanmalidir.
bizim bir tek büyük onursal liderimiz ve ulu önderimiz vardir.
eğer mustafa kemal atatürk'e "atamiz" falan dersek, maazallah hapislerde çürürüz. çünkü biz eşeğiz..
"atamız" meselesine bir yorum getirmek lazim gelirse,
mustafa kemal atatürk'ün çocuğu olmamis.. eşinden ayrilmiş, zsa zsa gabor da zaten dışişlerinde bir memurun karisi imiş.. olabilir, bunda bisey yok.. kendisinin sağliğinda ona yağ çekmek için birileri, "sen hepimizin atasisin, üzülme" seklinde yaklaşmis da olabilirler, bu da olağan birşey,
ama bugün bunu söylemek garip... askerdeki "beton nobeti" ne benzer o zaman iş...
ne bileyim işte öyle birşeydir sanirim...
mustafa kemal atatürk, geometri kitabi da yazmiştir.
kendisinin imzalari da ressamlarca çizilip sunulmuş, atatürk imzalari böylece ortaya çikmiştir..
bizi bunnarnan ugrastirirken kirazliderede odc-genelkurmay aşkı almış yürümüş..
yakinda imzayi basacaklarmis diyorlar..
nostaljik bir döneme hazir olmaliyiz..
bu arada, bir siteden daha teklif geldi:
www.sendemisairoldunbeessogluessek.gov
ugur tarafından 26.05.2004 15:28:22 tarihinde yazılmıştır. atatürk'ten alıntı:<"ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur. benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."> cehaletimi bağışlayın, bu sitede atamızın, sağlığında "atatürkçülük" ten haberdar olup olmadığını bilen birileri var mı? ben biraz şüpheliyim de! bir yukarıdaki cümleyi okuyorum, bir de "atatürkçü"lüğü döviz gibi bozdurarak menfaate çeviren tiplere bakıyorum, bir kez daha üzülüyorum. bu memlekette adamın biri (çiller döneminde) "atatürkçü bilmem ne derneği" diye bir dernek adı uydurup, "kutlama gecesi düzenleyeceğiz" diye örtülü ödenekten para bile hortumlamıştı be (yoksa yanlış mı hatırlıyorum)... vah atam vah...dogmalar, kalıplar yerine akıl ve ilim mi, onlar da ne ki?
ugur tarafından 26.05.2004 10:28:56 tarihinde yazılmıştır. gazetelerde adalet sisteminde gördüğüm bin çeşit gariplikten biri. banka soyguncularını vuran güvenlik görevlisinin davasından türkiye adalet sistemine yakışır bir çelişki: savcının 48 yıl hapis istediği davalı, hakimin olayı meşru müdafa saymasıyla beraat etti. şimdi düşünüyorum; savcı da hakim de hukuk adamı olduğuna göre, kanunlar da mümkün olduğu kadar somutlaştırılmış hükümler içeren metinler olduğuna göre bu büyük fark nasıl oluyor? yani düşünsenize, aynı kanunları okumuş binlerce insan arasından onca sınavla seçilen, kimbilir tecrübeleri de fazla iki adamın davalıya biçtikleri hüküm ne kadar farklı. yıllar önce hakim ve savcı adayları kuralarını çekerken bu savcı hakim kurası, bu hakim ise savcı kurası çekseydi, bu davada birbirinin sandalyesinde oturuyor olsalardı bu adam ne kadar hapis yatacaktı?
ali_tarik tarafından 25.05.2004 02:32:30 tarihinde yazılmıştır. baska bir internet sitesinden teklif aldim, değerlendiriyorum.
www.memleketikurtarmaksanamikaldilan.com
pire tarafından 20.05.2004 23:33:03 tarihinde yazılmıştır. atatürk türkiye yapmamız gerekenler ve yapılmamışlar konusunda ve dahi bir çok konuda fikrinize katılıyorum sayın uğur..yazılarınızı taktir ile okuyorum..uyum hoşgörü ve olumlu yaklaşımlar her yerde sizinki gibi olsa..türkiyede bile sorun olmayabilirdi bence,yorumum siyasal ekonomik içerikli olmasa da..haklıyım:)
nihat tarafından 20.05.2004 18:50:58 tarihinde yazılmıştır. pek sevgili eşşek kardeşlerim... eşşekliğin onda dokuzu "eşşek gibi" çalışmaktır. geri kalan onda biri de "eşşek gibi" inat etmektir... eğer biz eşşeklik yapmaya devam edersek, mutlaka başaracağız...
ugur tarafından 20.05.2004 09:11:39 tarihinde yazılmıştır. atatürk'ün mirası 19 mayıs'ın düşündürdükleri: şayet atatürk egemenliği hilafet/padişahlıktan millete vermeyi arzu ettiyse ve ben milletin bir parçası isem egemenliğe halen sahip olamadığımı düşünüyorum. "muasır medeniyet" atatürk'ün gösterdiği hedef ise bu hedefe halen ulaşmış değilim, hatta o yönde ilerlediğimiz konusunda şüpheliyim. "ne mutlu türküm diyene" cümlesi atatürk'ün bir dileği idiyse ve bilebildiğim bütün neslim türkse, türküm dediyse, mutlu değilim vb.vb. bu listeyi ne kadar uzatabilirsiniz? "istikbal göklerdedir" ama türkiye'nin uçağı yoktur, "demiryolları mühimdir" ama bizim demiryollarımızın hali malumdur, "yeni nesil öğretmenlerin eseri olacaktır" ama öğretmenlerimiz simitçilik yapmaktadır, "köylü milletin efendisidir" ama ne durumdadır?. yani kısaca biz bu ülkeyi ne hale getirdik? coşkuyla kutladığımız şey hedeflerimizin büyüklüğü mü, aldığımız yolun küçüklüğü mü?
ugur tarafından 20.05.2004 09:02:20 tarihinde yazılmıştır. sevgili ali tarık, yazında bazı cevaplar buldum. yine tam anlamıyla katılmadım, ama yine yeni bazı fikirler, bakış açıları oluştu zihnimde. zaten amacını "ilginç bulduğum şeyleri paylaşmak" diye yazmışsın. benim amacım da, zihnimin bugüne kadar halen giremediğim kıvrımlarına nüfuz edebilecek ve o noktalarda yeni düşüncelerle yepyeni kimyasal reaksiyonlar yaratabilecek fikirler dinleyebilmek. yani, ellerine sağlık.
ali_tarik tarafından 18.05.2004 18:43:32 tarihinde yazılmıştır. uğur'a cevap vermeye çalışıyorum:
bana göre, her değişikliğin altında bir truva atı olup olmadığını sormuşsun...
bu aslında şöyle bir ruh halidir... gerçekten her şeyin kötüye gitmediği, arada iyi şeylerin de gerçekleştiğini düşünüp, bir tür şükür etmek.. geleceğe ait umutları, böylece koruyabilmek... idealizm budur zaten..
uğur'un sorusuna cevap vermek çok zor... çünkü, gayret sarfetmeme rağmen tüm gelişmeleri izlemem mümkün olmuyor... izleyebildiklerim ise başka birçok faaliyetten vazgeçme pahasına..
uğur, gerekçesi ne olursa olsun bazı gelişmelerin olumlu yanlarını görmeye çalışan, bunları kazanım olarak değerlendiren iyi niyetli ve umutlu bir insan çiziyor burada.. en azından ben öyle algılıyorum...
kavgacı olmayan yaklaşımları var.
bu ülkede, 1980 darbesinden bu yana, çalıştırılanların hakları hep gerilemiştir... 1980 darbesi, fiziksel uygulamalar dışında, çok derin ideolojik saldırılarla içiçe yürütülmüştür... reel sosyalizmin rahmetli olması, tüm dünyada olduğu gibi burada da ezilen insanların tek umudunun yok edildiği izlenimini vermek için alabildiğine kullanılmıştır.
tüketim toplumu olma yolunda tüm engeller kaldırılmış ve bu arada zararlı muhalif düşüncelerin yaygınlaşamaması için tüm tedbirler alınmıştır.
listeyi uzatmayacağım... birçok yasa çıkarılıyor vergi konusunda, telif konusunda vs.. büyük hırsızlar, belirli bir noktaya gelince başka hırsızların üremesini engellemeye çalışıyorlar... bazıları, kazandıkları yanında sadaka denilebilecek rakamlarla vergi rekortmeni oluyorlar... "fikir ve sanat eserleri" deyince tabii yaa.. diyoruz.. bak ne güzel sanatçı korunacak... müzik sektörü hırsızlık üzerine yürümektedir ve bu hırsızlık ürünü bir mala dönüşünce bunun korsanını yapmak suç olmaktadır...
avrupa devleti, emerikan devletinden farkı olmayan bir yapıdır ve emperyalisttir... bileşik kaplar teorisine göre de avrupa-türkiye ilişkilerinde nereden nereye akış olduğu görülmektedir..
tüm hükümetlerimizin abd-avrupa çıkarları içinde "iyi bir müttefik", "üyelik adayı" pozisyonları içinde onlara hizmet ettikleri görmek için allame olmaya gerek yoktur..
bunun türkçesi şudur: aslında verilen yeni kapitülasyonlardır ve gazetelerde okuduklarımız, bizler için hazırlanmış çikolatalı kaplamadır.. ki onu bile yedirmezler bize...
her şeye truva atı demiyorum... her şeye truva atı içerebileceği şüphesiyle bakıyorum..
iyimserlik içermiyor burada yazdıklarım.. ve ben geleceğe ilişkin umutlarımı, uygulamalar içinden "kötünün iyisi" olanlarını seçme çabasıyla korumaya çalışmıyorum... gelecek günlerin, daha kötü olacağını ileri sürmeme rağmen umutlarımı koruyorum..
uğruna savaşmadığım, bana verilmiş gibi görünen ve içi benim için boşaltılmış hakları istemiyorum..
bunlar dikkatli bakıldığında bizler için yeni haklar içermemektedir.. örneğin daha bugün okuduğum bir haberde, yüksek askeri şura kararıyla ordudan atılmış bir subayın bilgi edinme hakkı'nı nasıl kullanamadığı yazıyordu...
her şeyin tamamen kontrol altına alınamadığı, birtakım aksaklıkların olduğu doğru... ama büyük ölçüde, dünyada bir stratejinin uygulanmaya çalışıldığı da doğru... evdeki hesap bazan çarşıya uymayabiliyor.. ama bu adamlar çarşıda hemen tekrar hesap yapabiliyorlar..
türkiye ise 1940'lı yıllardan beri abd ve avrupalı emperyalistlerden hiç kurtulamadı..
sağım nato, solum imf, altımda avrupa birliği, üstümde dünya bankası..
1960 darbesinin gerekçelerini okudum geçen gün... ben sanırdım ki hani ülkeyi abd'ye sattın falan diye suçlayacaklar menderes kabinesini... ne gezeeerr.. adamlar darbe gerekçesi olarak imf programına uyulmamasını ve baskıları gerekçe yapmışlar... zaten yassıada duruşmalarında da köpek, kadın donu, uçkur meselesi gibi şeyler konuşuldu..
zaten darbenin ilk bildirisi de "natoya centoya bağlıyız" şeklindeydi..
darbeden sonra abd ile öyle anlaşmalar yapıldı ki, ben menderes dönemini tercih edebilirdim..
sonuçta, yapılan kanunlar, reform denilen düzenlemeler, türkiyeyi paramparça etmek ve parça parça yutmak için tezgahlanmıştır...
diğer yandan da üzerimizdeki azami denetimin sağlanması için...
algılamalarımı ve yorumlarımı anlatmaya çalıştım... peki ne yapılabilir?.. veya sen ne yapıyorsun derseniz, pek elle tutulur şeyler söyleyemem... öğrenmeye çalışıyorum... bana ilginç gelen ayrıntıları paylaşmaya çalışıyorum..
ben de herkes gibi selin içindeyim, küçük dallara tutunmaya çalışıyorum... sürüklenmemi geciktirmeye çalışıyorum... zihnimin esir alınmasını engellemeye çalışıyorum...
emerikan sigarası içiyor, onları emerikan çakmağıyla yakıyorum.. emerikan arabasına biniyor, emerikan kotu giyiyor, bu satırları bir emerikan bilgisayarinda yazıyorum...
soruyu unutup bir mesajı bile bu kadar uzatabiliyorum..
bana önemli gelen bilgileri edinirken yaşadıklarım, zaten şüpheci yaklaşımımı körükledi... dışarıdan bakılınca bu paranoya olarak bile tanımlanabilir..
ülkemizi yönetenlerin kimlikleri gelmişleri geçmişleri, nereden beslendikleri kimler tarafından desteklendikleri ortada olunca, bunların yaptıkları işlerde "ihlas(!)" aranır mı?..
uğur bu yazının içinde bir cevap bulabilir mi bilmiyorum... umarım bulur.. bağlantımda sorun var düzeltemedim yazıyı..
alper tarafından 18.05.2004 16:18:38 tarihinde yazılmıştır. söz konusu kanunun konusu, ruhban okullarının açılması ile ilgili olsaydı, mahzuru olup
olmadığı ayrı bir tartışma konusu olabilirdi. yekten, amacımız bu, bunun için kanun çıkarıyoruz desinler, bende altında başka bir şey aramayayım… farklı adlar altında, farklı amaçlara hizmet eden her türlü uygulama benim için de truva atı’dır. bu konuya bilgi edinme yasası da dahildir. demokrasinin istisnası olabilir mi? soru sorma hakkım saklı ancak cevap, devlet sırrı veya ticari sır kapsamına alınarak iç edilebilir…
bu yorumu yapmanın bir kabiliyet olduğunu da düşünmüyorum. en fazla bir bakış açısı gerektiriyordur. (bunun da at gözlüğünü çıkarmaktan daha fazla bir açı olduğunu sanmıyorum) 141-142’nin kaldırılması da bu konuda çok çarpıcı bir örnek… uygulamalara bakınca neredeyse “değişim”, demokrasi adı altında hiçbir şey istemiyorum demek istiyorum..
bir daha bakınca değişim’e de karşıyım. gelişme istiyorum demek de istiyorum..
kitap okuyamıyoruz, olsun fikir ve sanat eserlerini koruyoruz ve bu manada gelişiyoruz. bilgi edinemiyoruz, e sorun soru sorabiliyorsunuz, ancak böyle gelişebiliriz. gelişme buysa... bunu da istemiyorum....
ali tarık’a : 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri kanunu kapsamında korsan yayınlara açılan savaşa ben de karışıyım… fikir ve sanat eserlerini koruyan bir kanun varsa, tüketici haklarını da koruyan bir yasa da var. bu konuda uygulamadan etkilenen taraf ve bir eşek olarak çıkarabileceğim en bet sesi ilgili bulduğum her yerde duyuracağımı bildirmek istedim…
ugur tarafından 18.05.2004 11:52:52 tarihinde yazılmıştır. sevgili ali tarık, elbette ki her değişikliğin bir truva atı olabilme niteliği vardır. en azından bazı insanlar bunların içine saklanarak başka amaçlara ulaşmayı planlayabilirler. senden öğrenmek istediğim şey sence gerçekten herşey, ama herşey mi truva atı? demokrasi(!) paketleri, kanun değişiklikleri vb vb. hepsi baştan sona bir oyun mu? küçücük bir tiyatro sahnesinde, birkaç saatliğine bile herşey kontrol altına alınamayabilirken türkiye'de, dünyada olan biten herşey truva atı olabilir mi, bu mümkün mü? peki, öyle olduğunu varsayalım, ne olacak? demokrasi paketleri, bilgi edinme yasası, yök değişikliği gibi başlıkların her biri için farklı bir kesim kendi truva atını hazırlıyorsa toplum olarak yapmamız gereken nedir? bugün yaşadığımız türkiye'de, her değişimin altında bir truva atı olduğunu görmek halkın bilebildiklerinden fazlasını görme kabiliyeti midir? ve her yerdeki bu sayısız truva atından dolayı her değişime karşı çıkmak bir çözüm mü? bir detay konu; "imam-hatip ruhban okullarını açabilir" yazmışsın. ruhban okulunun açılmasını imam-hatip niyetinin arkasındaki truva atına benzetiyorsan benim gördüğüm truva atlarının sayısı seninkinden bir eksik demektir. çünkü bence ruhban okulunun açılmasının bir mahzuru yok. herkes kendine iyi baksın.
ali_tarik tarafından 14.05.2004 16:05:04 tarihinde yazılmıştır. teşekkürler uğur kimi zaman böyle önemli olayları yorumlamak gerekiyor... imam hatipler, vakıflar ve son yıllarda demokrasi paketi, uyum yasaları gibi gelişmeler dikkatle izlenmeli ve dikkatli izlenmeli.. çünkü bunların hiçbiri (bana göre) türkiye'de yaşayan ve çalıştırılan eşekler için değil... hepsi aslında birer truva atı..
örneğin, bilgi edinme hakkı(!) yasasıyla ilgili bir yazı yayınlamıştık birkaç gün önce.. bu konuda dünkü milliyet gazetesinde "devlet sır vermiyor" başlığıyla bir ağlama haberi yayınlandı.. oysa biz daha önce bu bilgi edinme hakkı'nın ne demek olduğunu toynağımız döndüğünce anlatmıştık..
imam hatipliler için cıkan bir yasa, ruhban okullarının yolunu açabilir... dgm lerin kaldırıldığını sandığımız anayasa değşikliği, daha anti demokratik, düşünceyi ve muhalefeti daha ince ve derin cezalandıran kurumlar yaratabilir... 141-142-163'ü kaldırıp düşünceyi terör suçu haline getirmeleri gibi...
bunlar osmanlının torunları.. hile ve desise yönünden de, güçlünün önünde arkası dönük eğilme yönünden de... halkı, çalıştırılanı adamdan saymama yönünden de..
bilmem yeterince dağınık ve anlaşılmaz yazabildim mi?
biri bana mani olmalı.. sevgiler..
ugur tarafından 14.05.2004 11:19:28 tarihinde yazılmıştır. sevgili ali tarık, bu emine erdoğan işini manşet yapmakla iyi etmişsin. dünkü bir gazetede mevzuyla ilgili emine erdoğan'ın açıklamalarını okuyunca çok şaşırmıştım. hamınefendi açıklama yapmış: "bizi sevenler üzülmesin, adam bana değmedi bile. hem tayyip bey yanımdaydı, hiç buna müsade eder miydi?" vb.vb. daha önce bu kadar saçma birşey üzerine bu kadar ciddi bir açıklama duymamıştım. (gerçi bugün bir gazetede emine dünkü yazılanların bazı kısımlarını yalanlamış ama neyse, geyiğimizi kesmeyelim) abi ne olmuş yani, bir başbakan uğurma esnasında alışkanlıkla seni öpse ne olur? seni sevenler bunu sarkıntılık olarak mı algılayacak ki üzülsün? bir de teselli ediyor hanım:"üzülmeyin, değmedi bile" diyerek. hem "tayyip izin verir mi hiç öyle şeye" ne demek yani, şu mu demek: "ya sevenlerim, bakın tayyip yanımdaydı birşey yapmadı. adam beni gerçekten öpmüş olsa onun elleri armut mu topluyordu, yapıştırırdı bir tane yunanistan başbakanının suratına, tamam." özetle, yeltsin'in kameraların önünde, masada oturan bir kadının arkasından geçip giderken durup, yönünü değiştirip, kadına yaklaşıp göğsüpden mıncıklamasından beri böyle komik bir şey görmemiştim. selamlar, samanlar
nihat tarafından 13.05.2004 22:49:48 tarihinde yazılmıştır. sayın pire, her şey bir ile başlar. ne demiş ozan kişi; "sayılmayız parmak ile, tükenmeyiz kırmak ile..." neyse... ikinci bölüm şöyle: ** imam gaz çıkarırsa, cemaat kibrit çakar, yök de kibriti (üfleyerek) söndürmeye çalışır...** peki, öbürleri ne yapar?.. ( onu da başka bir yoğun istekte açıklayacağım...) uğur'a: aaaaaiiii,aaaaiiiiiiiiiiii,aaaaaaaaaai...
ugur tarafından 13.05.2004 09:11:04 tarihinde yazılmıştır. bir de şunu yazayım, imam hatiplerin kapatılması gerektiği fikrinde olduğumu yazmıştım. ama bu konu bu kadar gündeme gelmişken şu açıdan da irdelememek olmaz: imam ihtiyacından çok fazla imam niteliğinde adam yetiştiği malumdur. bunda şaşılacak bir şey de yok. bu memlekette, ihtiyaçtan çok fazla ziraat mühendisi, beden eğitimi öğretmeni, fransızca, almanca öğretmeni, iletişim fakültesi mezunu vb. vb. olduğunu herkes bilir. bu memlekette birçok eğitim kurumu her sabah kapısını boşu boşuna açarak akşama kadar eğitime katkı yaptığı düşüncesiyle tatmin olmaktadır. belki de bu yüzden eğiticiler de genellikle işlerini pek ciddiye almamaktalar. elbette ki bazı adamlar ziraat mühendislerinden değil imam-hatip mezunlarından daha fazla oy almışlardır. ama konunun özü: eğitim şart. biraz fikir cimnastiği yapmak için şu fantaziyi düşünüyorum: imam-hatip dışındaki meslek lisesi mezunlarının sayısı 1 milyonu aşıyormuş. onlar için bir parti kursam ve oylarını toplasam, "ihtiyaçtan fazla meslek lisesi mezunu var" gerekçesiyle bu okulları kapatacak birileri çıkar mı? veya "ihtiyaç fazlası okullar partisi" adlı bir parti kursam, iyi bir propaganda ile çok oy toplayarak bu okulların kapatılmasını sağlasam türk eğitim sistemine nasıl bir katkı olur bu?
ugur tarafından 13.05.2004 08:42:35 tarihinde yazılmıştır. sevgili ali tarık, düşüncelerini okuduğum zaman üslubunu kendime yakın buluyorum ki, aramızdaki küçük fikir ayrılıklarının bile nasıl oluştuğuna şaşıyorum. gelelim konuya, "bugünün dünyasının düşünceleri insanlara ödünç verdiğini ve paramparça ettiğini sanıyorum...","..insanların kimileri, çıkarları taban tabana zıt grupların görüşlerini benimseyebiliyorlar..","..büyük sınıfsal ekonomik baskıların yaşandığı yerlerde, düşünsel anlamda toplumlar paramparça edilir.." cümlelerini alıyorum. tabi bu çarpıklıklar konusundaki tespitlerin doğru. ben biraz daha bireysel anlamda yazmıştım. yani, kişisel olarak ben, sağcıyım, solcuyum, komünistim, sosyalistim falan gibi bir kelime ile kendimi tanımlayamıyorum. yanlış anlaşılmasın, çok zengin bir düşünce yapım veya çok komplike bir kişiliğim olması falan gibi bir durum değil. sadece birisi bana "sosyalistim, komünistim veya sağcıyım" dediğinde "ben de şuyum" diye tek cevap verememe gibi bir sorunum var. sosyalistim dediğimde özelleştirmeyi ne kadar desteklediğimi veya dine bakış açımı tanımlayamamış oluyorum, sağcıyım dediğimde ise abuk subuk başka fikirlerim olduğu anlamına gelebilir. "komünist değilim" dediğimde devletin gözetmesi gerektiğini düşündüğüm bazı toplum kesimlerini çok umursamadığım zannedilebilir,...falan falan. özet olarak, şayet parçalanmışlık dediğin buysa böyle bir durum var. ne yapmam gerekiyor? bu düşünce sistemlerinden birini tercih etsem, sonra da ona uymayan yönlerimi törpülemeye başlasam ne kadar sürer? sonuç beni mutlu eder mi? herkes kendi için üç kere anırsın
pire tarafından 12.05.2004 23:18:26 tarihinde yazılmıştır. sayın nihat..yoğun talep için birim sanırım şimdilik:) çok merak ettim
nihat tarafından 12.05.2004 22:14:32 tarihinde yazılmıştır. son durumlar üzerine uydurduğum bir ata sözü: ** imam gaz çıkarırsa, cemaat kibrit çakar!..** peki, diğerleri ne yapar?.. (yoğun istek olursa açıklayacağım...)
ali_tarik tarafından 11.05.2004 23:21:47 tarihinde yazılmıştır. uğur "bugünün dünyası artık kişilikleri ve düşünceleri o kadar zenginleştiriyor ki, bireyin bütün düşünceleriyle sadece tek tarafa ait olması bir hayli zor. en azından ben öyle hissediyorum." diyorsun..
bu önemli bir duygu... kişisel olarak, bugünün dünyasının düşünceleri insanlara ödünç verdiğini ve paramparça ettiğini sanıyorum... aynen imf ve dünya bankası gibi global tefecilerin, verdikleri para karşılığında bunun bin katını ve ülkelerin geleceğini kontrol altına almaları gibi...
ortak çıkarları için değişik fikirleri olması normal karşılanabilecek insanların kimileri, çıkarları taban tabana zıt grupların görüşlerini benimseyebiliyorlar..
büyük sınıfsal ekonomik baskıların yaşandığı yerlerde, düşünsel anlamda toplumlar paramparça edilir..
dışarıdan bakıldığında, olmaması gerektiği düşünülen gelişmeler gözlenir.. mesela ülkenin petrol ve bakırını millileştiren salvador allende'ye karşı uygulanan ekonomik ambargolar sonucu, işçi sınıfının büyük bolümü ayaklandırıldı... pinochet'li sonucu herkes biliyor.. bir süredir venezuella'de chavez'e karşı işçi sendikaları eylemler yapıyorlar ve onun da suçu petrolu millileştirmesi..
bugün parçalanan tek düşünce, ezilenlerin düşüncesidir.. bunun sonucunda "zenginleşenlerin" düşünceleri, nazar deymesin, taş gibi yerindedir..
örneğin sosyalizm diye adlandırılabilecek düşüncenin eskidiği, çöktüğü vs. iddialar var... ve işin garibi bu iddiayı üreten sistem, kurulduğu andan itibaren çökmeye başlayan kapitalizmden başkası değil..
reel sosyalizm olarak adlandırılan sürecin kesintiye uğraması, tüm teorik birikimin inkar edilmesi için bir zemin oluşturdu... emperyalist güçler baştan beri ellerinde tuttukları iletişim silahını -haklarını yemeyelim- iyi kullandılar..
yaşamakta olduğumuz süreç, geçici bir dalgalanmadır.. taşlar tekrar yerine oturacaktır.. zaten başta emerika olmak üzere emperyalistler, yakın gelecekte karşılarına çıkacak olan bir "zombi"ye karşı egemenlik ve denetim alanlarını geliştirmeye çalışıyorlar... asıl savaş, her zaman olduğu gibi, sınıf savaşı olacaktır... kapitalizmin en büyük korkusu komünizmdir... çünkü komünizm onlar için bir kıyamettir.... bu işin sırat köprüsü var, sevap günah defteri var.. cehennem var..
adı tüyleri diken diken etmeye yeter...
türkiye'nin ulu önderi mustafa kemal'in söylediği ileri sürülen şu söz önemlidir.. "türk milletinin en büyük düşmanı komünizmdir.. her görüldüğü yerde ezilmeli"..
bu sözü zamanın iktidarları ışıklı panolar haline getirip önemli meydanlara asmışlardı... daha sonra onun izinden yürüyenler, hep bu vasiyeti yerine getirmişlerdir..
işin garibi, tarihsel komedi şudur ki, vasiyetin muhatabı olanlar da ısrarla atatürkçü veya kemalist olduklarını söylemektedirler.. atatürkçülük türkiyede bir korporasyondur..
bugünün dünyası, artık kişilikleri muazzam mutasyonlara uğratıyor, düşünceleri kavramları un ufak ediyor..
komikparti internet alanının varlık sebebi, (düşünsel, ekonomik, teknik olarak) gücü yettiğince bu saldırıya karşı durmaya çalışmaktır..
neyse.. bu böyle olmayacak.. şu anda sizlerin haberi yok ama, internette forum bölümümüz deneme yayını yapıyor.. bir yıllık bir gecikmeyle bu sohbetleri daha düzenli hale getirebileceğiz... pentagon ve uzantılarının izniyle tabii...
saygılarımla
ali_tarik tarafından 11.05.2004 14:04:29 tarihinde yazılmıştır. kosa duygusal bir yanım vardır ama kırılmadım... böyle hesap ederek mesaj yazılmasına da karşıyım..
kırılmamız dökülmemiz hesaba katılmamalı asla.. aksine, eleştirilmezsek kandi hatalarımızı görmemiz daha uzun süre alacaktır ve bu bizlere faydalı olmayacaktır..
liberal adam türünde sadece suçlayan veya hakaret eden mesajlar gibi sığ değil tabii ama gerçekten hatalarımızın gerektiğinde bir şamar gibi, bir çifte gibi suratımızda patlaması gerekir..
saygılarımla.. elenizi korkak alıştırmayın... burası komikparti..
kosa tarafından 11.05.2004 13:05:58 tarihinde yazılmıştır.
ali tarık hedefim seni kırmak gibi bişi değildi sadece eksiklik var diye bildirmek istemiştim...
ugur tarafından 11.05.2004 10:06:52 tarihinde yazılmıştır. imam hatip konusundaki düşüncemi yazmamak olmaz. nihat'a katılıyorum. imam-hatipler kapatılmalıdır. yalnız bir parantez açıyorum: şu an bu okullarda okuyanlar mezun olduklarında üniversiteye normal katsayılarla girmeli. bugünden itibaren o okullara kayıt yaptıracakların ise üniversitelerin ilahiyatla ilgili bölümleri dışında hiç bir bölüme asla giremeyecekleri ilan edilmeli. bu noktadan sonra da imam ihtiyacı hesaplanmalı, bu ihtiyacın fazlası imam hatip okulları bütünüyle kapatılmalı.
ugur tarafından 11.05.2004 09:49:19 tarihinde yazılmıştır. boş bırakmaya gelmiyor, bir iki gün şehir dışına çıktım en heyecanlı bölümleri kaçırmışım. neyse, şu kadarını söyleyeyim, bir kaç sanal pencere doldurmakla, okumakla kimse kimsenin hangi taraftan olduğunu bilemez. kaldı ki bugünün dünyası artık kişilikleri ve düşünceleri o kadar zenginleştiriyor ki, bireyin bütün düşünceleriyle sadece tek tarafa ait olması bir hayli zor. en azından ben öyle hissediyorum. **************************************konum ise şu:(radikal-bugün/yök tasarısını eleştiren öğretim üyeleri, cüppeleriyle tbmm'ye yürüdü. meclis'in çankaya kapısında açıklama yapan akademisyenler tasarının geri
çekilmesini istedi. açıklamada, "cumhuriyet'in temel niteliklerine karşı bir yasa çıkarsa bizim de yasayı çiğneme hakkımız doğar" denildi.) bence bu mantıkla sistemi sorgulamak iyi bir başlangıç. buradan yola çıkarsak, belki bir gün, "ödediğim verginin karşılığını alamazsam benim de vergi ödememe hakkım doğar" demek lüksüne sahip olabilirim. rektörleri
destekliyorum. her ay ödediğim, bana bir türlü yol su elektrik olarak dönemeyen, 600 milyon lirayı aşkın verginin elimde kalmasının yolunu açarlarsa onlara minnettar olacağım. bir zaman, bir mhp kongresinde adamın biri, uçuşan sandalyelerin gölgesinde ne demişti: "...yaşasın illegalite..."
ali_tarik tarafından 10.05.2004 14:31:44 tarihinde yazılmıştır. haklisin kosa;
"yaşasın türk ve kürt halklarının kardeşliği" olabilir o söz... son sözlerinde başka eksiklikler de vardır belki..
bu sözler, babasına yazdığı veda mektubunda da olabilir.. bunu özellikle gizlemiş değilim..
yazıda, kendilerini emperyalizme karşı savaşa adamış gençleri anmaktı amacım.. çok ayrıntıya girmedim..
milliyetçilik, devrimcilik konusuna gelince...
ben milliyetçi-atatürkçü-kemalist-sosyal demokrat-nurcu-fetullahçı şucu bucu olmadığım gibi kendimi devrimci olarak da tanımlayamam...
ancak gizlenen gerçekleri bulmaya çalışan ve bunlar doğrultusunda ileri geri konuşan biriyim...
daha doğrusu, bu platformun doğası bu...
devrimcilik (bundan anlaşılan da değişimler gösterir), bambaşka birşeydir... onun örgütlenme yapısı da, mücadele yapısı da farklıdır..
saygılarımla..
türkiye hür ve kabul edilmi? masonlar derne?i'nin genel merkezi ankara'da tuna caddesiyle adakale soka?yn kesi?ti?i yerdedir.
önemli amerikan karargahlaryndan tuslog'un binasy, mithatpa?a caddesinde, tuna caddesiyle kesi?ti?i noktadadyr.
özel harp dairesi, 1952 yylynda seferberlik tetkik kurulu adyyla ankara'da tuna caddesinde bulunan bahçe içindeki bir binada kurulmu?tur. ilk komutany dani? karabelen'dir.
kybrys'taki türk mukavemet te?kilaty (tmt) isimli yeralty örgütünün merkezi, 1958'de özel harp dairesi tarafyndan yine tuna caddesinde bulunan kybrys ö?renci yurdunda kurulmu?tur. yani bary? döneminde yurt içinde devletin askerleri, sivil sava? merkezleri kurmu?lardyr.
gördünüz mü gladio'yu?.. sermaye, amerikan güçleri ve yerel özel sava? örgütü.. bir reklam spotu gibi.. üçü bir arada!.. afiyet olsun!..
kybrys için kuruldu?u söylenen tmt'nin yapysy da, türkiye'deki özel harp konusunda ipuçlaryyla doludur.
tmt'nin asyl komutany, özel harp dairesi ba?kany dani? karabelen'dir. kod ady cankurt'tur.
kybrys'a gönderilen yerel tmt lideri albay vuru?kan'yn kod ady bozkurt,
mucahitlere genel olarak kurt denmektedir.
1960'ly yyllarda türkiye'de ele geçirdi?i ckmp'yi mhp ye dönü?türen "ba?bu?" alparslan türke?'in komandolarynyn genel olarak "bozkurtlar" olarak anylmasy bir tesadüf de?ildir sanyrym.
özel harp dairesi, mücahitlerin e?itimi için tarym bakanly?yndan edindi?i bir araziye özel e?itim kampy kurmu?, burada e?itti?i sivillere askeri kyyafet giydirmi?tir. bu kamplaryn faaliyeti günümüze kadar devam etmi?tir. kamplarda insanlara amerikan ordusundan tercüme "komando" ve "gizli harekat" e?itimi verilmi?tir.
kybrys'ta kurulan özel sava? örgütü tmt'nin lideri vuru?kan'a 12 maddelik özel talimatta "özel harp dairesi'nin onayy alynarak öldürme" yetkisi verilmi?tir.
bu talimatyn 6. maddesinde, "kybrys'ta tmt'ye veya türk toplumuna yönelik; hainlik, casusluk, bozgunculuk faaliyetlerinde bulunanlar liderin ba?kanly?ynda özel bir kurul tarafyndan cezalandyrylacaktyr. ancak, yslah edilmedikleri için ortadan kaldyrylmasy gerekenler olursa, bunun için özel harp dairesinden izin alynacaktyr." denilmektedir.
tmt için bozguncu kime denir? mesela "karde?im biz ?urda rumu türkü birlikte bary? içinde ya?yyoruz.. kimse kary?masyn" diyenler mi?.. yyllardyr birlikte ya?ady?y rumlarla ili?kilerini sürdürenler mi casus olarak nitelenmi?tir?.. yoksa, kybrys'yn ba?ymsyzly?yny isteyenler hain olarak my nitelenmi?tir?.. subjektif kriter nedir?.. tmt, özel harp dairesinin emriyle kaç ki?iyi bu gibi gerekçelerle öldürmü?tür?..
tmt liderine bu talimaty veren özel harp dairesi, türkiye'de "yslah edilmedikleri gerekçesiyle" kaç ki?inin ölüm emrini vermi?tir?
"ba?bu?" alparslan türke?'in davadan döneni vurun!.. ben dönersem beni de vurun!.. sözünün de sebepsiz olmady?y ve sadece içinde bulunduklary örgütün ana kuralyny açyklady?y böylece anla?ylmy? olmaktadyr sanyrym..
kybrys'ta tmt için uygulanan kurallar türkiye için geçerlidir... çünkü tmt, özel harp dairesi'nin yavrusudur.
özel harp dairesi, eski komutanlarynyn da soyledi?i gibi "so?uk sava?" ko?ullarynda ve dönemin ihtiyaçlaryna göre kurulmu?tur. dönemin ihtiyacy, i?gal altyndaki vatan topra?yny korumak de?il, ülke içinde amerikanyn ve yerli temsilcilerinin istemedi?i dü?ünceleri savunanlaryn yok edilmesidir.
özel harp dairesi, bundan dolayy genelkurmayyn inkar etti?i bilinen ve bilinmeyen birçok karanlyk, kanly olayyn teorik planlayycysy durumundadyr. tabii j3'ün kontrolü altynda.
genelkurmay ba?kanly?y, veya turkish general staff kendilerine her ne diyorlarsa alsynlar belgelerini çyksynlar bir televizyon programyna tarty?synlar. hatta ça?yrsynlar biz e?ekler de gelelim.. ülkemizin bir dönemini aydynly?a kavu?turalym. öyle bazy yazarlara yaptyklary gibi savcyly?a ?ikayet edip çekilmekle olmaz bu i?ler.. (adresleri telefonlary biliyorsunuz bir mesaj atyn ya da aldyrtyn i?te nasyl isterseniz)..
konunun etrafyndan dola?arak, psikolojik harp teknikleri kullanarak ve tehditlerle bu i? çözümlenemez.. syky?ynca devlet syrry diye de yan çizilmez.. gelirken, amerikayla yaptyklary gizli anla?malaryny ve gerekçelerini, sonuçlaryny da yanlaryna alsynlar..
mevcudiyetlerinin yegane temeli neymi?, herkes görsün..
yahu, co?tuk gene aldyk aty gittik.. bir de altyncy madde kapsamyna girmeyelim ?imdi!..
yok canym, herhalde içlerinde bir avuç "bizim o?lan" da vardyr..
bunu yazan, her an ekleme çykarma yapma yetkisine sahip bulunan bozguncu ?ahsiyet: e??o?lube?kulak