hoşgeldiniz!
 www.komikparti.org
 for english
 anasayfa
 parti içtüzüğü
 parti programı
 parti yasakları
 seçim bildirgesi
 komplo teorileri
 mesaj panosu
 alinin okulu
 sizden gelenler
 arşiv
 eşek@postası
 üye girişi
 isim
 şifre
   
üye olacağım!
şifremi unuttum
 aktif üyeler
 son katılan
 fffff
 fwivstiw
 syakamoz
 zwuwpkvitvftngps
 nyasomzh

 Toplam 1408 üye
 en çok yorum yapan
152
116
43
38
32
  bağlantılar!
  www.sinbad.nu
  yusuf küpeli, araştırma ve analizlerini "bilgi denizinde bir yelkenli" olarak tanımladığı sayfasında paylaşıyor.
 
  www.odc-t.ankara.af.mil
  bir gün tekrar açarlarsa türkiyedeki emerikan karargahının sitesini görebilirsiniz.
 
  www.adtdl.army.mil
  abd askeri doktrinleri için yetkiniz varsa tıklayın.
 
  www.bira.gen.tr
  biradarkzine
 
  www.siniroldum.com
  kardeş site..
 
  kullanıcı : misafir (yeni üye ol)

  mesaj panosu!
bende yazacağım!
 kosa tarafından 10.05.2004 12:11:49 tarihinde yazılmıştır.
  ya sanırım şu denizlerin secimi yazısında bir eksik yazı konusu olmuş denizler ölürken türk ve kürt halkları demişti bir devrımcı yı anarken bence milliyetcilik yapılmasının hiç bir anlamı yok. yada devrimcilik demek saten tamamen milliyetciliğe karşı olmaktır en azından sosyalist bir bakış açısı bunu gerektirir. örnek olarak sovyetler devriminde milliyetcilik tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır taki stalin diye bir zorba nın iktidara gelmesine kadar. lenin ve trocki birlikte tüm dünya halklarının bağımsızlığı ve sonrasında proleterya iktidarı için uğraşmışlardır.


 kosa tarafından 10.05.2004 12:04:22 tarihinde yazılmıştır.
  26 haziranda istanbulda nato ya karşı gösteriler yapılacak herkese duyrulur....


 ali_tarik tarafından 08.05.2004 12:06:02 tarihinde yazılmıştır.
 abd şunu söylüyor sanırım... devlet, dini gerektiği kadar kullanmalı, sınıf hakimiyeti gibi nesnel bir olgunun yerine görece subjektif bir olguyu koymamalı..
yoksa, sınıflı toplumlarda din, egemenlerin her zaman kullandığı bir silahtır.. gerektiğinde uyuşturucu, gerektiğinde kalkan, gerektiğinde saldırı aracı..
bence, dini unsurların kullanılması veya hakim kılınmaya çalışılmasının, bir tek şeyle ilgisi olabilir... ezilen sınıfların sermayedarlara karşı oluşması gereken tepkisini başka yöne kanalize etmek..
şöyle bir soru geliyor aklıma... islamcı tabanın abd-ingiltere-israil nezdinde oluşan tepkisini, gerçek bir anti emperyalist harekete dönüştürebilmenin, devşirebilmenin yolu var mıdır?
egemenlik savaşında hiç biri bizden olmayan güçlerin dümen suyuna girmek yerine..
emperyalistlere verdikleri tavizlerin rüşveti olarak yerel iktidarını güçlendirmeye çalişanlara uzun süre izin verilmedi bu ülkede... menderes, ecevit, demirel, özal, çiller, türkeş vs.. ötede saddam, beride şvardnadze, daha beride taleban, daha geride ziya ül hak.. filipinlere kadar gider liste..
yerel iktidarın canımızı acıtan uygulamaları yüzünden daralan yüreğimiz, bizi bir başka zulmün kucağına itmesin..
örneğin darbe konuşullaya başladı...
tanrı türk'ü korusun ve yüceltsin(!).. amen..
yazdığımdan birşey anladıysam bush olayım... siz anladnız mı?


 nihat tarafından 07.05.2004 23:17:34 tarihinde yazılmıştır.
 imam hatip'ler kapatılmalıdır...tıpkı irticacıların "takiyye" yapması gibi, kendini "laik "olarak adlandıranlar da bu konuda ikiyüzlü davranıyor. genelkurmay 2. başkanı ilker başbuğ'un abd'de açıkça söylediği gibi; " ...din devleti ile laiklik birlikte olmaz!. ya biri ya öteki..." bu aşamadan sonra herkes şapkasını önüne koyup düşünsün!.. din: değişmesi durmuş/donmuş bir düşünce biçimidir, yaşam felsefesidir. bu düşünceyi ısıtıp kullanmaya çalıştığınızda kısa zamanda çürür ve kokuşur. unutmayın! eski düşünce biçimleri geçerliliğini korusaydı, yeni peygamberler türemezdi... türkiye cumhuriyeti bir yol ayrımındadır; ya, gerçekten laik(ihl'ler ve diyanet işleri başkanlığı'nı kapatarak) bir ülke olacak, ya da abd emperyalizminin dümen suyunda 'ılımlı islam' projesiyle eritilmeye çalışılacak. tarih, tekerrürden ibaretse, unutmayın!.. tarihimizin içinde mustafa kemal'de var... ...


 nihat tarafından 07.05.2004 19:25:37 tarihinde yazılmıştır.
 liberaladam'a...1; ha şöyle... var mı öyle gizlice izleyip, çekip gitmek?.. madem ki giriyorsun, bari katkıda bulun!.. ama, allah var. 07 mayıs 2004'e kadar sabrettiğinize göre, çok "hoşgörü"lü birisiniz... emerikadaki gönüllerin sultanı hocaefendinizi ne zaman getiriyorsunuz?.. onu burada hasretle bekleyenleri daha fazla bekletmeyin!.. bakın, koşullar da "olgun"laştı...


 merkep tarafından 07.05.2004 17:41:45 tarihinde yazılmıştır.
 yalnızca komik olsak yine iyi, “düzene” ayak uyduramadığımız için iftiracı, “yazılmış tarihe” inanmadığımız için bölücü, okuduklarımızı burada paylaştığımız için provokatör, ülkemizi satanlara karşı olduğumuz için asiyiz de….. ülkemizdeki kaynakları kendi samanımız sanıp, peşkeş çekmeye çalışanlara karşı anırdığımız için de komiğiz. bize söyledikleri gibi her şeyimizi milli sanıp, emperyalizme toslayınca saçmaladığımız için, akredite olamadığımız için… kısaca yalnızca komik değil biz eşekiz biz…. arada bir köpek sesi duymazsak kendimize gelemeyiz biz…. eline sağlık liberaladam..


 quentin_l_peterson tarafından 07.05.2004 15:12:50 tarihinde yazılmıştır.
 sevgili liberaladam ağzına sağlık!.. ellerin dert görmesin..
anlaşıldığı kadarıyla, "bizdensin"... bu kendini bilmezlere, ağızlarının payını verdiğin için senin bir "honor of homeland security" madalyası alman için çalışacağım..
bunların, memleketimizin aydını olmadığı ve olamayacağı hususunu, ben yakinen bilmekteyim.. çünkü bizim kurduğumuz "birleşik devletler eğitim komisyonu"nun, "amerikan haberler merkezi"nin çalışanlar veya eğitimi desteklenenler listesinde isimlerine rastlayamadım..
amerikan terbiyesinden uzak kalmaları neticesinde, sizin de işaret buyurduğunuz gibi kötü yollara düştüler.. bizim dizimizin dibinde oturmadılar..
biz bunları adam etmek için odtü gibi birçok eğitim kurumu açtık.. okusunlar da bölgede abd'ye hizmet etsinler diye... ama onlar ne yaptılar?... bizim anavatanımızı korumak için anadoluya baştan başa döşediğimiz joniciklerimize saldırdılar... 6. filomuzun gözbebeği askerlerimizi denize döktüler...
askerlerimiz keraneye gidemeyince türk ekonomisi büyük yara aldı..
bizim tedrisatımızdan geçmiş olan demirel, ecevit gibi kabiliyetli gençleri bunların başına geçirdik, ülkedeki kütüphaneleri amerikan yayınlarıyla doldurduk, bunların milli eğitim bakanlığını düzenledik, ülkeyi imam hatip liselerine boğduk, nafile.. hep biz kötü olduk..
yaptığımız iyilikleri anlamadılar..
rab'bime şükürler olsun ki, bügünki gençlerin çoğu sizin gibi münevver insanlar.. hatta bizden daha fazla amerikalılar...
bu arada, eğittiğimiz beslediğimiz "bizim oğlanlar", daha vefalı çıktılar, 1960, 1972 ve 1980, 1997 yıllarında yapılan "hayırlı işler" sonucunda, bozguncu takımı derdest edilip bir güzel pataklandı... gerçi tam halledilemedi ama, büyük ölçüde halktan kopardık onları..
bu bozguncuarın sizin işaret buyurduğunuz mao ve stalin domuzlarından maaş aldıkları iddiasını usis vasıtasıyla biz ortaya attık ama üzerinde fazla durmayın.. o günler öyle gerekiyordu... güncel politika diyelim biz ona..
ama, kirazlıdere'de kucağımızda büyüttüğümüz "özel harp dairesi" isimli hürriyetperver kuruluşu, amerikan sütüyle besledik, maaşlarını ödedik... neyse fazla ayrıntıya girmeyeyim.. bu benim yetkimi bile aşar.. öhd ve bağlı yapılanmalar, bu vatan hainlerinin birçoğunu temizledi...
ben kim miyim?.. bu bozguncuların yazdıklarını okumadınız mı? adım gerçekten quentin l. peterson.. amerikan hava kuvvetlerinde tümgeneral'im... ekim 2001'den bu yana iş adresim,
office of defense cooperation-turkey,
ismet inönü bulvarı, no: 94 ankara.. devlet malzeme ofisi genel müdürlüğü'nün tam karşısında.. incirlik dahil türkiye'deki tüm üsler bana bağlıdır... ben pentagon'un bölgedeki tek yetkilisiyim..
türkiye'de görülecek bir işiniz, bir sıkıntınız olduğu taktirde beklerim, çekinmeden gelebilirsiniz.. hemen çözerim..
sevgilerimle..


 liberaladam tarafından 07.05.2004 12:45:04 tarihinde yazılmıştır.
 ülkesini, soyadı "of" la biten herhangi bir polit büro domuzunun çizmeleri altına serecek "kahramanlara" övgüler yazdığınız için komiksiniz... stalin'in ya da mao'nun domzu çiftliklerinden maaş alan kiralık ideologlarınızın( behice bboran, m. ali aybar,vs...) namluya sürdüğü binlerce gencin boşuna ölümlerini kutsadığınız için komiksiniz... rus ve çin domulzaırınn doğu avrupa ve asyayı işgal etmelerine se çıkarmadan hümanzm taslayabileek kadar iki yüzlü olduğunuz içn komiksiniz... her şeyden öte... kendinizi memleketin aydını sandığınız ve bu site ile milleti uyutabiliceğinizi sandığınız için komiksiniz... evet evet komiksiniz! çok komik :)


 karakacan tarafından 05.05.2004 23:26:05 tarihinde yazılmıştır.
 bir zamandır bakıyorum da,hem bizim bir kısım medya'da,hem de öbür ülkelerin bir kısım medya'sında amerikan düşmanları yine saldırıya geçtiler .bu defaki bahaneleri...efendim neymiş ? güya ırak'ta amerikan askerleri ile onların kuyruğu ingiliz askerleri ıraklılara işkence yapıyormuş ! peh peh peh ,kiziroğlu mustafa bey ! yahu bunlarda hiç utanma arlanma yok .ama ben kabahatin birazını da amerika'da bulmaktayım . pek muhterem ve stratejik efendimiz bu zibidilerin böyle konuşmasını,yazmasını ,havlamasını eğer isterse bir günde...neyse , bu amerika çok yufka yürekli çok . o yüzden bu yazar bozuntuları amerika hakkında ileri geri konuşup,iftiralara başvuruyorlar . şimdi de kalkmışlar,güya işgal gücü askerleri yok ıraklıları çıplacık soyuyorlarmışşş...yok başlarına çuval geçiriyorlarmışşş...(yahu bu çuval meselesi hiç yabancı gelmiyor?), yok efendim üstlerine başlarına işiyorlarmış...çıplak ıraklıları üst üste yığıp cinsel münasebete ( ay , afedersiniz ! ) zorluyorlarmışşş...daha neler neler ! ben bunları okuyorum ya,burnumdan soluyorum . ne yapayım,ne edeyim diye kıvranırken,"dur" dedim kendi kendime .yani , durma !, doğru "bizimkiler'in" takıldığı klüb'e koş,bir yandan sinirimden şato margo yudumla,bir yandan da "bizimkiler"le bir çözüm ara .durur muyum ? gazeteden fırladım,o hızla klüb'e vardım ki...ertuğrul,mim ali,yalım, cüneyt,mehmet,daha bir kaç "bizim çocuk" falan çoktan oturmuşlar, " bu ne rezillik ,ah ulan ah ,amerikaya bu yapılır mı be ,ah ulan ah !! " diye hönkürerek skoç'luyorlar .beni görünce ,sağolsunlar (sağolsunlar lafın gelişi .yoksa bunlardan ne sağ ne sol hiç bir bok olmaz . hepimiz, sahibinin sesiyiz hamdolsun ) ,evet beni görünce sağolsunlar büyük bir tezahüratla : "nerelerde kaldın üstad ! " diye ayağa fırladılar .ne de olsa çoğu yalakalık stajında rahle-i tedrisimden geçti .ama haklarını yemiyeyim, çoğunun zekası ,benim uyuşuk ve pörsük zekam yanında pırıl pırıl . nitekim ben gelinceye dek,bu işkence çığırtkanlarına karşı ağızlarının payını verecek pek güzel bir yol bulmuşlar : ırak'ta görevli bir amerikalı azm...uzman çavuşla,işkence iddiaları hakkında röportaj ! fikri ben de pek beğenince,kadeh kaldırarak kutlama yaptık ve sonra, mim ali röportajı yapmayı,cüneyt de amerikalı uzman çavuş olmayı üstlendi .ben ve diğer "bizim çocuklar" ve tanrı şahittir ki,en ufak bir yalan katmaksızın,ırak'ta yaşananlara ilişkin gerçekler teker teker su yüzüne çıkarılarak,ahlaksız iftiracıların işkence iddialarına gereken yanıt verildi . ben,mim ali'nin sorularını es geçerek,amerikalı uzman çavuş cüneyt'in konuya dair açıklamalarını hiç saptırmaksızın aşağıya alıyorum ki, işkence yaygaralarının içyüzünü siz de öğrenin sayemde . uzman çavuş con vayne cüneyt : "...her türlü işkence iddiası,saddam'ın kenarda köşede kalmış adamları tarafından uydurulup,medyadaki kuklaları vasıtasıyla dünya aleme yayılmaktadır . ıraklı esirlerin...bir kere esir diye bir şey sözkonusu değil .onlar bizim konuğumuz .saddamcılardan korumak için ebu garib cezaevinde onları misafiren koruma altında tutuyoruz .işte bu ıraklılar,birinci körfez savaşından beri saddam sadisti yüzünden ambargo altında olduklarından yokluk yoksulluk içinde çırılçıplak kalmışlar .o yüzden resimlerde çıplaklar,yoksa biz soyduğumuzdan değil .üstelik bizim askeri terzilerimiz hepisinin boylarının ölçülerini aldılar,harıl harıl kefen... eksküüz,gömlekler dikiliyor .kısa zamanda hepsini giydireceğiz... sonra,şu başa çuval geçirme olayı ... ne elâkası var ? o çuvalları da çıplaklıklarından utandıkları için kendileri geçirdiler kafalarına .kendilerine hiç bir ücret talep etmeden istedikleri kadar çuval sağladığımız için de bize her gün "şükran...şükran ! " diyerek beş vakit teşekkür ediyorlar . haa,o üstlerine işeme sahnesi ! ben de olsam o fotoğrafı görünce askerin ıraklıyı aşağıladığını sanırdım .ama işin aslı öyle değil ! bunlar ambargo yılları boyunca ,ilaç da bulamadıklarından,buralarda âdetmiş,iyileşsin diye yaraya işerlermiş .şimdi bunlar,cezaevinde bazan birbirlerine giriyorlar.."..sen saddamcısın...ben şiiyim..o sünni.." falan filan ,haydaaaa ! al sana kavga,her tarafları yara bere içinde . işte bu yaralananlar yalvar yakar oluyor bizim askerlere "ne olur, allah rızası için yaralarıma işe ! allah tuttuğunu altın etsin ! " deyince bizim askerler de şey'lerini tutarak,kafayı çekip çekip ( içkiyi sevdiklerinden değil,çişleri gelsin diye ) bu insanların yaralarına işeyip merhem oluyorlar ...o işeme meselesinin aslı budur .ama gel de anlat,laf anlamaz,laf dinlemez insan hakkı savunucusu o ib...o ib...o ibretliklere ..bunlara kalsa,parmağa bile işemezler de ıraklılar yara bere içinde ölür gider gariplerim . biz,bu ıraklıları gerçekten çok sevmek .kalp kalbe karşıdır derler, onlar da bizim askerleri çok sevmek .bir sürü ıraklı hatun bizim askerlere aşık olmak,"ben senden çocuk sahibi olmak istiyor !" diye yalvarmak...sonra da şomağızlılar," işgal gücü askerleri,ıraklı kadınların ırzına geçiyor ! " diye ortalığı ayağa kaldırmak . cezaevinde korumamız altındaki bu ıraklı konukların vakti boşa geçmesin, batı medeniyeti,batı kültürü,uygarlık öğrensinler diye elimizden geleni ardımıza komuyoruz .hani o üst üste yığın halinde ıraklı esir...yani konukların fotoğrafı var ya ,hani güya birbirlerine tecavüz etsinler diye üst üste yığmışız... iftira ki ne iftira ! deneysel bir tiyatro oyunundan bir prova sahnesi o . arka planda oyunu sahneye koyan amerikalı askeri yönetmen de görülüyor zaten .oyunun konusu yabancılaşma üzerine...o sahnedeki kompozisyondan amaç,zor koşullarda insan şeyini şey ettiğimin şeyine yabancılaşır mı ? sorusunu seyircilerin bilinçaltına sokmak .(fikir babası sayın arınç'a şükran ! ). sayın yeni moda gazeteci bey,ben o öteki iddialara da açıklık kazandırmak, ama önce biraz ağzımı ıslatmak..." işte ,amerikanın ezeli ve ebedi düşmanlarının "işgal güçleri ıraklı esirlere işkence yapıyor ! " yaygaralarının aslı esası böyle .bir kısım medyanın yalan haberlerine kanıp pek kıymetli müttefikimiz stratejik efendimiz abd hakkında kötü ve çirkin şeyler düşündüğünüz için kendinizden utanıp, sayemde öğrendiğiniz gerçeklerle abd konsolosluğu önüne bir münasip zamanda güller,karanfillerden bir çelenk bırakarak günah çıkarınız . kıssadan hisse : her söylenene,her gördüğünüz fotoğrafa,tv haberlerinde her izlediğiniz görüntüye inanmayın .her olayın en doğru haberi ve açıklaması her zaman "bizim çocuklar"da .bizi izlemeye devam edin !.....


 ugur tarafından 04.05.2004 15:54:51 tarihinde yazılmıştır.
 avrupa birliği'nin türkiye'nin müzakerelerini açma konusunda vereceği kararla ilgili düşüncemin, erdoğan'ın bugünkü açıklamalarıyla nasıl bu kadar örtüştüğüne hayret ettim. başbakan ile o kadar aynı fikirdeyim ki görüşümü konuşmasından alıntılar yaparak anlatayım: türkiye, ab ile müzakerelere başlama noktasında büyük mesafe katetmiş ve üzerine düşen yükümlülükleri büyük oranda yerine getirmiştir. meclis'teki son anayasa değişikliği paketi de bugün bulunduğumuz noktadır. ama türkiye'nin bugün hala uyum konusunda eksiklikleri yok mu? elbette var. ancak hem eksikleri kapatmak için önümüzde bir vakit var hem de daha önemlisi bu reformların tamamlanması için toplumun açıkça ortaya koyduğu ortak irade var. eğer ab bizim isteğimiz doğrultusunda bir karar oluşturamazsa türkiye, akacağı yeni bir mecra bulmakta zorluk çekmeyecektir. ancak türkiye'yi gösterdiği büyük uyum gayretine rağmen dışarda bırakan bir ab, o tarihten sonra bir daha avrupa ideallerinden bahsetmekte büyük güçlük çekecektir. ''siz bu adımları atıyorsunuz ama ab, aralık 2004'te size müzakere tarihi vermeyecek'' düşünceleri var. varsayalım ki bir müzakere tarihi verilmedi. bu adımları attık diye zarar mı edeceğiz? kopenhag kriterleri olan, demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri, daha iyi işleyen bir hukuk devletini kimin için istiyoruz? bu millet, bu ülke için değil mi? aralık 2004'te ab istediğimiz neticeyi verir ya da vermez. vermediği takdirde türkiye, kopenhag siyasi kriterlerine ''ankara siyasi kriterleri'' adını koymalı ve yoluna devam etmelidir. bence, aralık ayında müzakerelerin hızla başlatılması dışındaki hiç bir karar türkiye için tatmin edici bulunmamalıdır. gerekirse "türkiye toplumunun ab üyeliği motivasyonunu, birliğin bürokratik engellemeleri nedeniyle yitirdiği" merkezli bir resmi açıklama yapılmalıdır.


 ugur tarafından 04.05.2004 10:35:59 tarihinde yazılmıştır.
 sevgili ali tarık, saydığın 6 maddeyi okudum. ırak'ı daha iyi anlayabilmek için bu maddelerin mümkün olduğunca daha derin algılanması gereğine şüphe yok. ancak örneğin birinci maddedeki "zulmü tatmak, işkence ve tecavüzlerin muhatabı olmak" şartını yerine getirmemiş kişilerin bu konuda fikir geliştirmesi bence yanlış değil. ırak'ta olanları, ırak'lılar açısından yorumlayabilmek için işkence görmüş olmak veya abd açısından yorumlayabilmek için abd askeri olmak gerektiğini söylemek istediğini sanmıyorum. açıklamalarıma gelince, okumuş amerikalılar: ırak'ı işgal etmiş amerikan ordusunun eğitim düzeyinin nicelik olarak ıraklılara göre yüksek olduğunu ifade eder.(nitelik açısından yüksekliği tartışılmaya değer) medeni amerikalılar: amerika'daki 400 milyon kişilik nüfusun toplamının (tek tek bireylerin değil) ırak'taki 40 milyon nüfusun toplamından (bireylerden değil) bence daha az vahşi olduğunu ifade eder. hristiyan ordusu: amerika ordusunun bir haçlı ordusu olduğunu ifade etmez. neredeyse tümünün hz. isa'nın son peygamber olduğuna inandığını ifade eder. zır cahil müslümanlar: sözkonusu görüntülere yansıyan insanların, nicelik olarak eğitim düzeyinin düşük olduğunu ifade etmez. nitelik olarak cehalet üstü bir harekette bulunduklarını ifade eder. "doktrini kendi kültürünün veya egemenliğinin hizmetine sokma.." konusuna gelince, kısaca örnek vereyim. tarihte rus çarlığının ortadoks kilisesini kendi "egemenliği"nin perçinlenmesi için kullandığı malumdur. "moskova kinezliği" denilen küçük bir beylikten çar imparatorluğunun doğabilmesinin önemli bir faktörü de budur. boğazlar, sıcak denizlere inme gibi birçok siyasi mücadele konusunda çarlık rusyası, ortadoksluktan, bu mezhebi konu başlığına çekerek yararlanmıştır. çarlık rusyasının balkanlardaki siyasal varlığının kökenleri budur. daha sonra ise sscb, kominizm doktrini rus kültürünün hizmetine sokmuştur. kominist devrime katılan coğrafyaların hem nüfus olarak, hem dil ve alfabe olarak ruslara yakınlaştırılmaları bunu gösterir. bildiğim kadarıyla moskova ile sultan galiyev'i ayıran bir mesele de budur. kıbrıs referandumu sürecinde bir papazın "kıbrıs'ta kurucu türk devletine evet diyen cehenneme gider" demesi de yunanistan'ın hristiyanlığı helenizmin hizmetine sokmasına bir örnektir. yaşantılarında islam dininin izini fazla göremeyeceğimiz osmanlı padişahlarının tahtları sallanınca "islam,islam!" diye nasıl da dünyaya cihat açtıkları malumdur. padişah sarayında belki bir öğün yemeğinden bile fedakarlık etmezken, "küffara karşı" 250 bin müslüman evladının çanakkale'de toprağa verilmesi, dinin siyasal egemenliğin hizmetine nasıl sokulduğunu gösteren güzel örnektir. işte böyle. herkes kendine iyi baksın,


 ali_tarik tarafından 03.05.2004 22:36:36 tarihinde yazılmıştır.
 uğur'un mesajında

"ben şahsen, okumuş medeni amerikalılardan oluşan bir hristiyan ordunun ırak'a saldırması nedeniyle hz. isa'nın, öldürülen hristiyanların cesetlerini çığlıklarla yakıp da camiye kaçan zır cahil müslümanlar nedeniyle de hz. muhammed'in suçlanamayacağını düşünüyorum."
sözlerindeki
okumuş amerikalılar,
medeni amerikalılar,
hıristiyan ordusu,
zır cahil müslümanlar,
terimlerinin açıklamaya muhtaç olduklarını düşünüyorum..
ve üstelik, yazıdaki bence doktrini kendi kültürünün veya egemenliğinin hizmetine sokan siyasal otoriteler, süreçler toplumları geri bırakan asıl unsurdur., cümlesi de öyle..

yardımcı notlar:
1- nisan ayı başında meydana gelen 4 kontranın linç edilmesi olayını iyi anlayabilmek ve daha objektif olabilmek için, ırakta işgal koalisyonu zulmünü tatmak gerekiyor. işkence ve tecavüzlerin muhatabı olmak gerekiyor..
2- birinci maddede arzettiğim gibi, öldürülen 4 paralı askerin orada ne aradığını sorgulamak gerekiyor.
3- emerikan ordusunun dini, sosyal ve kültürel bileşimini bilmek gerekiyor.. daha ötesi, emerikan toplumunun cehaletini bilmek gerekiyor..
4- medeniyet ölçümüzün teknolojiyle mi, askeri güçle mi, görece ekonomik zenginlikle mi ölçüleceğine karar vermek gerekiyor..
5- linç eylemine karışan ıraklıların eğitim düzeylerini tespit etmiş olmak gerekiyor..(zır derecesi cehalette bir akademik ünvandır)..
6- toplumların ileri geri yukarı aşağı veya parabolik hareketlerini yorumlamak için üretici güçler- üretim ilişkileri, eşitsiz gelişim yasaları ve sümergecilik ile geri bıraktırılma ilişkilerini, işbirlikçileri gözönüne almak gerekiyor.. saygılarımla..


 ugur tarafından 29.04.2004 14:01:40 tarihinde yazılmıştır.
 hiç yazmadığım, yazmak istemeyeceğim kadar uzun oldu, özür dilerim. nasuhi eşşek kardeşim benim, yeniden hoşgeldin aramıza. makaledeki teşhis neredeyse yüzde yüz doğrudur. islam dünyasında yaşayan insanların nasıl da vahşi oldukları ortada, bunu kim inkar edebilir? herkes kabul etmelidir ki; islam coğrafyasının çok çok büyük bir bölümü hz. muhammed vefat ettiğinde insanlık açısından hangi noktada ise halen yaklaşık olarak o noktadadır. hatta ırak'ta yanmış cesetleri parçalayarak çığlık atan pis insanları gördükçe daha da kötümser bir noktaya kaymamakta zorlanıyorum. islamın zamanın çok ilerisinde bir toplumsal yapı kurmayı başardığı dönemlerde avrupa'lı nüfusun büyük bir kısmının halen mağara gibi inlerde yaşıyor olduğu tarihi bir gerçektir, ama bugün artık ne kıymeti var? batı medeniyetinin aslında islam medeniyetinden doğduğunu iddia edenler (ben bu fikirde değilim) haklı olsa bile, vahşiliğimizin kendi kendimizi bile utandırdığı bir noktada ne fark eder ki? ama bunun nedeni islam doktrini mi, derseniz işte bence değil. aslında 'dünya sistemi' olarak bakıldığında toplumların medeni veya vahşi, cahil veya eğitimli olmalarında doktrinlerin direkt etkisi olmadığını düşünüyorum. bence doktrini kendi kültürünün veya egemenliğinin hizmetine sokan siyasal otoriteler, süreçler toplumları geri bırakan asıl unsurdur. kilise ortacağda bunu yapmıştır. mesele egemenliktir, hristiyanlık kılıftır. toplum bir basamak bile ilerleyebilmek için yüzyıllarca beklemek zorunda kalmıştır. aynı şey islam dünyasında da açıklıkla görülür. abbasi, emevi hilafet dönemleri tarihini okuyan herkes islamın otoriteye hizmet etmek için nasıl da tarumar edildiğini rahatlıkla görür. en basit islam tarihi kitaplarını bile azıcık okuyan herkes, neredeyse bütün medeni dünyayı ele geçirmiş islam dünyasının(!) halife ünvanını bir şekilde ele geçirmiş kimi zaman ayyaş, kimi zaman kafayı yemiş, kimi zaman zalim-acımasız tiplerin iki dudağından çıkacak emirlere nasıl da itaat ettiklerini hayretle görebilir. yani, cehalet için hristiyanlığın, müslümanlığın, budizmin veya komünizmin araç olarak kullanılması sonucu fazla etkilemez. doğru aracı, doğru zamanda doğru toplum üzerinde uygulayan herkes o toplumu alaşağı edebilir. toplum hangi doktrine inanıyorsa iyi tespit ediniz, o doktrin sizin silahınız olsun, kendi amaçlarınız için kullanınız. ne buda'nın, ne isa'nın, ne musa'nın ve ne de marks'ın haberi bile olmadan neler neler yapabilirsiniz. bir türlü birkaç satırda anlatmaya muvaffak olamadığım düşüncem şu: islam dünyasını islamiyet geri bırakmamıştır, islamiyete dört elle sarılmak da islam dünyasını ileriye götürmez. peki neden islam dünyası geri kalmıştır? çünkü bu din, siyasal otorite tarafından kendi menfaatlerine kullanılmaya devam etmektedir. oysa çağdaş laiklik anlayışı hristiyanlığın bu işlevini bir hayli zayıflatmıştır. bu yüzden islam dininin yaşadığı coğrafyada siyasal otoritenin figürleri zengin, toplumlar ise vahşi ve cahildir. dikkat edilirse, hristiyanlığın da aynı amaca hizmet ettiği ortaçağ döneminde kiliseyi ve kralları zengin ettiği, halkı ise vahşi ve cahil bıraktığı görülür. ben şahsen, okumuş medeni amerikalılardan oluşan bir hristiyan ordunun ırak'a saldırması nedeniyle hz. isa'nın, öldürülen hristiyanların cesetlerini çığlıklarla yakıp da camiye kaçan zır cahil müslümanlar nedeniyle de hz. muhammed'in suçlanamayacağını düşünüyorum. kendinize iyi bakın.


 nasuhi tarafından 28.04.2004 22:31:58 tarihinde yazılmıştır.
 esselamun aleykum ve rahmetullah, ve esselamun aleykum abduhu end rasulu... pek muhterem müslüman eşek kardeşlerim... uzun bir zamandır sizlere duhul olamamıştım. cumhuriyet künyeli gazetenin ikinci sahifesinde yazılan bir yazı nedeniyle sizi rahatsız etmek mecburiyeti icabetti...adaşım dr. ömer nasuhi bildik'in yazdığı yazıyı aynen iktibas ediyorum...yazının başlığı: " eş hedü enne adam simith veliyullah! " islam alemi batı uygarlığı karşısında niçin geri kaldı, niçin yenik oldu? işte bu soruya her müslüman cevap aramış, bulduğu cevaplar da kar helvasından öteye gitmemiştir! kanımca bu mağlubiyetin teşhisi 'nasreddin hoca' misali yüzüğün kaybedildiği bodrum yerine dışarıda aranmış ve saikler değişmediğinden batış da sürmektedir. islam alemi bilinç altından bilinç aydınlığına geçememiştir ve halen daha bilinç altında yaşamaktadır. aslında bütün peygamberlerin komünist birer devrimci olduğunu haykırmak istiyorum öncelikle şunu vurgulamak gerek: kimse kendini kandırmasın; aslında islam iyidir, kutsal kitabımız mükemmeldir de müslümanlar içinde bozuk kimseler olabilir, özrüne sığınmasın. kim ne olduğunu iddia ediyorsa din de kutsal kitabı da odur! islam olduğunu iddia edenin yaşam tarzından başkaca bir islam olmaz; teoride bütün kitaplar mükemmeldir, mükemmelliyetleri de kurumsal(teorik) bazda kritik edilir, kıyas edilir. ben kitabı mensubiyet iddia edenin yaşantısından okurum, yoksa raftaki kitap, kütüphanenin öbür kitaplarıyla kritik edilir! defalarca gezip gördüğüm islam aleminde ben kapitalizmden başkaca bir din göremiyorum; eşşhedüenne adam simith veliyullah!, tesbitini doğrulamayacak bir seçenek(alternatif) göremiyorum! adalet ve kalkınma partisi mi farklı? behey kapitalistler, nereye gidiyorsunuz? diye sormak geliyor içimden! islam alemini yeniden imana davet etmemiz gerek; yalancı peygamberleri reddederek hazreti ibrahim'in, hazreti isa'nın, hazreti yakup'un ve hazreti muhammed mustafa'nın (aleyhisselam) allah'ına çağırmamız gerek. bugün böyle bir eba zerril-gıfari yok, böyle bir hazreti ali (radyallahü anhüm) yok ama umarım hazreti mehdi ile savaşmazlar! çünkü müslümanım iddiasındakiler bindiler bir alamete gidiyorlar kıyamete!.. bilinçaltı yaşam tarzının sosyolojik karşılığı bedeviliğin bilinç aydınlığındaki yaşam tarzı olan karşılığı medeniyet ile girişeceği bir savaşta kazanma şansı yoktur! hazreti muhammed(as) kendisine iletilen bilgi ile yesrib'e hicret ettikten sonra orayı aydınlatıp medeniyetin beşiği anlamına gelen medine yaptı ve içinde kabe bulunmasına karşın bedeviliğin, yani cahiliyye karanlığının hüküm sürdüğü mekke'deki kapitalist şirket (ortaklığa) hücum etti ve orayı fethetti! islamlık bilinç aydınlığından bilinçaltı karanlığına gömüldükçe batı uygarlığı görece olarak galebe çaldı. hakikatte bir kararma olduğu halde batı uygarlığı geceye dönen müslüman yaşam tarzına kıyasla hala daha fersah fersah ileri bir doğruluk, aydınlık içinde. ancak mesih isa'nın(as) rüzulüyle karardığı müşahede edilebilecektir, peki ya müslümanların karı züğürt tesellisinden başkaca nedir? mekke kokuşmuş bir kapitalizmin zifti içinde boğulmaktadır bugün! insan haklarına saygı yoktur, çevre kirliliği ve egzoz dumanlarına boğulmuştur, esnafı çoklukla, sahtekardır, ahlak bitiktir denebilir. beytullahı birlikte tavaf ettiğimiz profesör mehmey aydın'dan soruyorum, sözlerim yalan mıdır sayın bakan? ***** işte, yazı böyle... siz ne dersiniz sevgili kardeşlerim?... doğru olabilir mi?... anırtılarınızı bekliyorum...*****


 dunyagenelmuduru tarafından 27.04.2004 18:22:20 tarihinde yazılmıştır.
 devlet yardımcımız olsun... amin...


 kosa tarafından 27.04.2004 14:43:23 tarihinde yazılmıştır.
  kıbrıs ta kıbrıs halkı kazandı referanduma evet diyen kıbrıs müslüman halkı türkiyenin orada bir işgalci güc olduğunu dünyaya kanıtladı. kıbrıstaki müslüman nüfüs artık türkiyeye bağlı kalmak istemiyor. aynı şekilde rum tarafının hayır demesi de aslında birleşik yaşamama sebebinden değil. kıbrıslı rumlar annan planının emperyalist bir plan olduğunu ve ondan kaynaklı hayır denmesi gerektiğini savundular. rumların önerisi rum ve müslüman halkın biraraya gelerek ortak bir kararı kendi iclerinde almasıydı...


 kosa tarafından 27.04.2004 14:36:38 tarihinde yazılmıştır.
  katil şaron filistin de kan dökmeye devam ediyor. en son hamas örgütünün yeni lideri rantisi de aynen seyh yasin gibi evinden çıkarken israil füzelerine hedef oldu. abd nin israili desteklemesi aslında abd de var olan büyük yahudi lobisine şirin gözüküp bir sonraki secimlerdende başarılı çıkma imkanın yaratmaya yöneliktir. biz şu anda var olan tüm savaşları teşir etmeliyiz ırakı filistini afganistanı... ancak bu şekilde ispanyanın yaptığını bizde yapabiliriz. savaş karşıtları şu anda dünyanın birçok yerinde coğunluğu oluşturuyorlar. bizlerde bı sene abd nin ırak savaşının bitiğini açıkladığı 1 mayıs gününü işgal karşıtı bir eyleme dönüştürmeliyiz.


 ugur tarafından 22.04.2004 13:45:29 tarihinde yazılmıştır.
 bir konuya da değinmeden edemeyeceğim. gazetelerde ab uyumu çerçevesinde azınlık vakıflarının sahiplerine teslim edilmesine yönelik yasalar çıkacağını okuyorum. hayret etmemek mümkün değil. ya, konunun ab ile falan ne alakası var? bu adamlardan bu malları kim gaspetti ise geri versin. yani ab süreci olmasa biz bu adamların mallarını vermeyecek miyiz? bu ne utanmazlıktır ya? birileri de çıkıp bu konuda bölücü bilmem ne geyikleri yapmasın. konunun ab süreci ile, müzakere tarihiyle, kopenhag kriterleri ile birlikte ele alınması bence biraz garip oluyor. biz ab'ye girsek de, girmesek de, avrupa bizden bıkıp kapısından kovsa da biz bu malları sahiplerine verelim abi. kim aldıysa, kim kullandıysa, kim halen kullanıyorsa hepsi ayıp etmiş. gasptır kardeşim bu, bildiğimiz gasp.


 ugur tarafından 22.04.2004 13:29:13 tarihinde yazılmıştır.
 sevgili dunyagenelmuduru, açıklaman için çok teşekkürler, benim için değerli ve aydınlatıcıydı. pek tabi ki, "yeterli parası olmayan hiçbir öğrenci (veya öğrenci olmayan birileri) sermayeyi protesto etmesin. zira zaten maaş için onun kapısına gidecek" demek istememiştim; ama öyle anlaşılabilirdi, yaptığın açıklama ile konu biraz daha netleşti, sağol. burada en temel noktalar galiba 1) "emeğini satmak ile sermayenin uşağı olmanın" aynı anlama gelmediği bir iş dünyası 2) belli bir miktarın üstünde para kazanıyor olmanın yargısızca protesto edilmediği bir sol fikir dünyası geliştirebilmek. herkese altın sarısı samanlar


 dunyagenelmuduru tarafından 22.04.2004 11:00:54 tarihinde yazılmıştır.
 sevgili uğur;
çok güzel bir noktaya deginmişsin eline sağlık.
protestocu gençlerin, protesto ettikleri kurumlardan alacakları iş tekliflerine ne cevap verecekleri konusuna yani..
her birey tabii ki üretim araçları karşısındaki durumuna göre düşünmeli.. sınıfsal konumuna göre düşünceleri biçimlenmeli...
bu gençler, o sıcak eylem sırasında tabii ki böyle bir teklif gelse reddedeceklerdir.. ama yaşamlarının ilerdeki bölümlerinde, sistemle kaynaşacaklardır büyük ölçüde.. bunun istisnaları olacaktır elbette ama, düşüncelerini, ideallerini "boynuz sahibi olma" ve benzeri amaçlara feda edeceklerdir.
bugün eleştirdiğimiz medya unsurlarının, iletişim ve reklam sektörünün tepelerindeki teorisyenlerin de öğrencilik dönemlerinde sol dalga içinde bulundukları bilinmektedir... söylediğine göre ertuğrul özkök bile..
öğrenciler, çeşitli sınıflardan gelip eğitim kurumlarına yerleşirler ancak, bu sürecin ardından sınıfsal kökenlerine dönerler... mülksüz sınıflardan gelen öğrenciler de yaşamlarını sürdürmek için, kimi zaman daha önce protesto ettikleri kurumlarda da çalışırlar..
örnek vermek gerekirse, 12 mart döneminin nurhak dağlarına çıkan bir devrimcisi, operasyonlardan sağ çıkanlardan birisi, stfa'da çalışıyordu..
burada bir ayırım yapmak gerekli.. emeğini satmak ile sermayenin uşağı olmak aynı şey değil tabii..
sonuçta, öğrenci gençlik çok aktif görünse de, temelli bir güç olarak görülemez.. sınıfsal mücadele bambaşka şeydir ve bunda bile güçler dengesi sarkaç hareketi yapabiliyor.
egemen sınıfların, kendisi için faydalı olanı herkes için faydalı göstermesine mülksüz çalıştırılanlar inanmıyor mu? sabancı grubunun veya bir başkasının dünya zenginler liginde üst sıralara çıkması bazı eşekleri de sevindirmiyor mu?
daha sonra değişme ihtimali de olsa, eğer haksızlığa, sömürüye, baskılara karşı çıkıyorsa öğrenci gençliğe saygı duymak lazım.. bu kesim, bir bayrak yarışında gibidir.. gidenler değişse de, gelenlerin arasından mutlaka eşek anırtılarına benzer yükselecektir.. bu seslerin, gerçek eşeklere ulaşması ve tüm eşeklerin hep birlikte anırmaya başlamaları sonucunda çiftliklerde tüm hayvanlar kardeşçe yaşayabileceklerdir..
mesajımı, "artı değer", "diyalektik", "ampriokritisizm", "faşizm", "burjuvazi ve proletarya" gibi sözcükler sarfetmeden yazabildiğim için mutlu ve bahtiyarım..
her sapın ucunda bir arpa başağı vardır.. ama saplar saman haline getirildiklerinde arpayı göremiyor eşekler.. hep samandı sanıyorlar..
öğrenci gençlerin nasıl olsa değişeceklerini varsayarak, şimdiden sermayeye yaltaklanmalarını mı önerelim yani??..


 ugur tarafından 21.04.2004 16:44:19 tarihinde yazılmıştır.
 onlarca yıl boyunca denktaş'ı kıbrıs'a ve gelecek nesiller olarak bizlere hizmet eden bir türk büyüğü olarak görmüştüm. şimdi olaylar onun arzu ettiği gibi gelişmiyor ve aslında bu sayede onu daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. kıbrıs görüşmelerinin yeniden başlaması sürecinde akp hükümeti ona bir hedef gösterdi, denktaş reddetti. bugün genelkurmay, yarın köşk, ertesi gün de bütün türkiye ve kıbrıs halkı ona arzu etmediği bir hedefi işaret etse, rauf denktaş, türk'lük adına o yöne koşar mı dersiniz? şimdi daha iyi anlıyorum ki, denktaş'ın bu konuda bazı şüpheleri var. şartlar değişti ve farklı bir denktaş ile karşılaştık. bir başka konu: dün boğaziçi üniversitesindeki bir seminerde tüsiad'ı protesto eden üniversiteli öğrencilerden kaç tanesi tüsiad üyesi herhangi bir patrondan alacağı cazip bir iş teklifine, "ben bir devrimciyim. sermayenin uşağı olmam!" cevabını verir sizce? istiklal caddesinde "komünist" gazetesini satmaya çalışan üniversite öğrencilerinin ceplerine erdal acar'ın cebindeki kadar para koysak gazeteyi satmaya devam ederler mi, yoksa ciplerine binip kız arkadaşlarıyla medyaya poz vermeyi mi tercih ederler? tabi çuvaldızı kendine batırmamak olmaz. bunlardan sonra sormalıyım: "biz aslında kimiz? şartları değiştirirsek yine aynı kişi miyiz?"


 kosa tarafından 21.04.2004 13:26:50 tarihinde yazılmıştır.
 16-18 nisan arası avrupa sosyal forumu hazırlık toplantısı istanbulda yapıldı. ilk başta ingilitereden swp nin temsilcisi ekimde lonrada yapılacal olan avruğa sosyal forumunda 55 yerine 13 genel toplantının alınması ve seminerlerle çalışma gruplarına ağırlık verilmesiydi. italyan ve fransız delegeler bu öneriye karşı cıkarak seminerler bireyselciliği örgütler dediler fakat tekrardan söz alan swp delegesi seminer konularının avrupa sosyal forumu wep sitesinde (25 nisanda kurulacak) öneri şeklinde ilk başta alınacağını ve düşüncelerine göre her örgütün 5 öneri hakkı verebileceğini bu şekilde farklı ülke ve örgütlerin ister istemez seminerlerde birleşebileceğini belirti. ayrıca londradaki asf de genç katılımcıların atrırılmaya calışılması ve konusmacı oranının %50 oranında kadın olması desteklendi.başka bir tartışmada seminerlerin 5 anabaşlık altında toplanmasıydı buda 20 haziranda berlinde alınacak bir sonraki hazırlık toplantısında kararlaştırılacak. onun dısında akşamları karakedı de ayrıca alternatıf toplantılar düzenlendi oradada swp den chris neuneham, lcr dan bir temsilci ve yunanistan sek'den petros konuşmacı olarak katıldılar bunu ayrıntılı olarak en gec pazartesiye kadar buraya aktaracağım (ayrıca bu haftasonu istanbul taksimde karakedi kültür merkezinde marksizim 2004 toplantıları düzenlenecek (aynı görüşte olmasamda bende katılacam))


 dunyagenelmuduru tarafından 20.04.2004 10:44:50 tarihinde yazılmıştır.
 dersim katliamına katılmış bir komşumuz vardı subay.. sabiha gökçen'in bombaları ve her türlü ateş altında yerle bir edilen bir köyde arazi taraması yapıyorlarmış... komşumuz, çalıların arasında ağır yaralı, ölmek üzere olan bir genç görür 13-14 yaşlarında... vicdanı sızlar, su içirmek ister... genç, subayın yüzüne bakar, ve matarayı elinin tersiyle iter... tanıdığımda, komşumuz hala o olayın etkisindeydi ve ölene kadar da unutmadı... onurlu duruş, ezenler için bile travmatiktir... tarih, bugünleri de hafızaya alıyor kimse merak etmesin..


 nihat tarafından 19.04.2004 19:58:59 tarihinde yazılmıştır.
 erdoğan dünyanin en etkİlİ 100 kİşİsİnden bİrİ !! özel bir ekibin dört ayda hazırladığı listede en güçlü liderler ve devrimciler olarak şu liderler sayıldı: abd: george bush, çin: jintao, brezilya: da silva, rusya: putin ve bm genel sekreteri kofi annan. **yukarıdaki başlıkta bulunan "etkili " kelimesi yanlış yazılmıştır. doğrusu:"tehlikeli" olacaktır. üçüncü şahıslara duyurulur!.. ( tabii, duymak istiyorlarsa?..)


 nihat tarafından 18.04.2004 01:00:17 tarihinde yazılmıştır.
 bir insanlık dersi...(önce emerikalılara, sonra bütün eşşeklere ve kendini öyle hissedenlere...) > > vietnam'da "zaiyat" vermek istemeyen bir emerikan generali "temizlik" harekâtında alması gereken bir köyü taş taş üstünde kalmayana kadar bombalatır. özel birlikler köyü sarar ve tek tek evleri arayıp "temiz" raporunu verip, "alındı" listesine bir yenisini ekleyip tam köyden ayrılırken, arkalarından tek bir el ateş edilir. yine inanılmaz bir bombardıman başlar. mantar gibi yükselen alev topları, makinalıların sinir bozucu sesi ve arkasından korkunç bir ölüm sessizliği. > > yine özel timler her bir deliği ararlar ve döküntülerin arasında bir deri bir kemik vietnamlı bir çocuğu elinde bir tüfekle bulurlar. çocuğu doğrudan > generalin önüne getirirler. general çocuğu görünce çok etkilenir. kimseleri > görmeden bombalar yağdırmaya benzemez karşılıklı ilişki. generalin sağ gözü > takmadır. üstelik de hayli belirgin bir protez. çocuğa dönüp : > > - bak sana bir şans vereceğim. hangi gözümün gerçek olduğunu bil, seni kurşuna dizilmekten kurtarayım. > > çocuk bir an generalin yüzüne bakar ve ; > > - sağ gözün gerçek ! > > general şaşırır ; > > - nasıl olur, sağ gözüm takma, niye böyle dedin ki ? > > çocuk ; > > - o daha insanca bakıyordu... *** dikkat!.. bu yazı bir alıntıdır...***



sayfalar : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36
 
önceki haberler için arşiv bölümüne bakınız
sitede şu an 72 kişi var | site istatistikleri | komikparti.org 2003-2009
portalconcept v3d by mariachi

  ahiret sualleri!

hangisi daha büyük bir katildir?

saddam
bush
evren
sesini çıkarmayan ben


4991 kişi oyladı.
  yazı dizileri!
eşeğin boynuzu
büyük onursal liderimizin yaşam öyküsü - bölüm : I II III IV V VI
odc bölüm : I II III IV V VI VII VIII
   
  eşek dili!
gladio mu dediniz?

tuna caddesinin türkiye tarihindeki önemi

türkiye hür ve kabul edilmi? masonlar derne?i'nin genel merkezi ankara'da tuna caddesiyle adakale soka?yn kesi?ti?i yerdedir.

önemli amerikan karargahlaryndan tuslog'un binasy, mithatpa?a caddesinde, tuna caddesiyle kesi?ti?i noktadadyr.

özel harp dairesi, 1952 yylynda seferberlik tetkik kurulu adyyla ankara'da tuna caddesinde bulunan bahçe içindeki bir binada kurulmu?tur. ilk komutany dani? karabelen'dir.

kybrys'taki türk mukavemet te?kilaty (tmt) isimli yeralty örgütünün merkezi, 1958'de özel harp dairesi tarafyndan yine tuna caddesinde bulunan kybrys ö?renci yurdunda kurulmu?tur. yani bary? döneminde yurt içinde devletin askerleri, sivil sava? merkezleri kurmu?lardyr.

gördünüz mü gladio'yu?.. sermaye, amerikan güçleri ve yerel özel sava? örgütü.. bir reklam spotu gibi.. üçü bir arada!.. afiyet olsun!..

kybrys için kuruldu?u söylenen tmt'nin yapysy da, türkiye'deki özel harp konusunda ipuçlaryyla doludur.

tmt'nin asyl komutany, özel harp dairesi ba?kany dani? karabelen'dir. kod ady cankurt'tur. kybrys'a gönderilen yerel tmt lideri albay vuru?kan'yn kod ady bozkurt, mucahitlere genel olarak kurt denmektedir.

1960'ly yyllarda türkiye'de ele geçirdi?i ckmp'yi mhp ye dönü?türen "ba?bu?" alparslan türke?'in komandolarynyn genel olarak "bozkurtlar" olarak anylmasy bir tesadüf de?ildir sanyrym.

özel harp dairesi, mücahitlerin e?itimi için tarym bakanly?yndan edindi?i bir araziye özel e?itim kampy kurmu?, burada e?itti?i sivillere askeri kyyafet giydirmi?tir. bu kamplaryn faaliyeti günümüze kadar devam etmi?tir. kamplarda insanlara amerikan ordusundan tercüme "komando" ve "gizli harekat" e?itimi verilmi?tir.

kybrys'ta kurulan özel sava? örgütü tmt'nin lideri vuru?kan'a 12 maddelik özel talimatta "özel harp dairesi'nin onayy alynarak öldürme" yetkisi verilmi?tir.

bu talimatyn 6. maddesinde, "kybrys'ta tmt'ye veya türk toplumuna yönelik; hainlik, casusluk, bozgunculuk faaliyetlerinde bulunanlar liderin ba?kanly?ynda özel bir kurul tarafyndan cezalandyrylacaktyr. ancak, yslah edilmedikleri için ortadan kaldyrylmasy gerekenler olursa, bunun için özel harp dairesinden izin alynacaktyr." denilmektedir.

tmt için bozguncu kime denir? mesela "karde?im biz ?urda rumu türkü birlikte bary? içinde ya?yyoruz.. kimse kary?masyn" diyenler mi?.. yyllardyr birlikte ya?ady?y rumlarla ili?kilerini sürdürenler mi casus olarak nitelenmi?tir?.. yoksa, kybrys'yn ba?ymsyzly?yny isteyenler hain olarak my nitelenmi?tir?.. subjektif kriter nedir?.. tmt, özel harp dairesinin emriyle kaç ki?iyi bu gibi gerekçelerle öldürmü?tür?..

tmt liderine bu talimaty veren özel harp dairesi, türkiye'de "yslah edilmedikleri gerekçesiyle" kaç ki?inin ölüm emrini vermi?tir?

"ba?bu?" alparslan türke?'in davadan döneni vurun!.. ben dönersem beni de vurun!.. sözünün de sebepsiz olmady?y ve sadece içinde bulunduklary örgütün ana kuralyny açyklady?y böylece anla?ylmy? olmaktadyr sanyrym..

kybrys'ta tmt için uygulanan kurallar türkiye için geçerlidir... çünkü tmt, özel harp dairesi'nin yavrusudur.

özel harp dairesi, eski komutanlarynyn da soyledi?i gibi "so?uk sava?" ko?ullarynda ve dönemin ihtiyaçlaryna göre kurulmu?tur. dönemin ihtiyacy, i?gal altyndaki vatan topra?yny korumak de?il, ülke içinde amerikanyn ve yerli temsilcilerinin istemedi?i dü?ünceleri savunanlaryn yok edilmesidir.

özel harp dairesi, bundan dolayy genelkurmayyn inkar etti?i bilinen ve bilinmeyen birçok karanlyk, kanly olayyn teorik planlayycysy durumundadyr. tabii j3'ün kontrolü altynda.

genelkurmay ba?kanly?y, veya turkish general staff kendilerine her ne diyorlarsa alsynlar belgelerini çyksynlar bir televizyon programyna tarty?synlar. hatta ça?yrsynlar biz e?ekler de gelelim.. ülkemizin bir dönemini aydynly?a kavu?turalym. öyle bazy yazarlara yaptyklary gibi savcyly?a ?ikayet edip çekilmekle olmaz bu i?ler.. (adresleri telefonlary biliyorsunuz bir mesaj atyn ya da aldyrtyn i?te nasyl isterseniz)..

konunun etrafyndan dola?arak, psikolojik harp teknikleri kullanarak ve tehditlerle bu i? çözümlenemez.. syky?ynca devlet syrry diye de yan çizilmez.. gelirken, amerikayla yaptyklary gizli anla?malaryny ve gerekçelerini, sonuçlaryny da yanlaryna alsynlar..

mevcudiyetlerinin yegane temeli neymi?, herkes görsün..

yahu, co?tuk gene aldyk aty gittik.. bir de altyncy madde kapsamyna girmeyelim ?imdi!..

yok canym, herhalde içlerinde bir avuç "bizim o?lan" da vardyr..

bunu yazan, her an ekleme çykarma yapma yetkisine sahip bulunan bozguncu ?ahsiyet: e??o?lube?kulak

 ali_tarik     20.01.2006


* öncekiler için arşiv'e bakınız