hoşgeldiniz!
 www.komikparti.org
 for english
 anasayfa
 parti içtüzüğü
 parti programı
 parti yasakları
 seçim bildirgesi
 komplo teorileri
 mesaj panosu
 alinin okulu
 sizden gelenler
 arşiv
 eşek@postası
 üye girişi
 isim
 şifre
   
üye olacağım!
şifremi unuttum
 aktif üyeler
 son katılan
 fffff
 fwivstiw
 syakamoz
 zwuwpkvitvftngps
 nyasomzh

 Toplam 1408 üye
 en çok yorum yapan
152
116
43
38
32
  bağlantılar!
  www.sinbad.nu
  yusuf küpeli, araştırma ve analizlerini "bilgi denizinde bir yelkenli" olarak tanımladığı sayfasında paylaşıyor.
 
  www.odc-t.ankara.af.mil
  bir gün tekrar açarlarsa türkiyedeki emerikan karargahının sitesini görebilirsiniz.
 
  www.adtdl.army.mil
  abd askeri doktrinleri için yetkiniz varsa tıklayın.
 
  www.bira.gen.tr
  biradarkzine
 
  www.siniroldum.com
  kardeş site..
 
  kullanıcı : misafir (yeni üye ol)

  mesaj panosu!
bende yazacağım!
 ugur tarafından 30.01.2004 15:39:00 tarihinde yazılmıştır.
 bazı konular vardır, karşınızdakine düşüncelerinizi mektuplaşarak, telefonla veya web aracılığıyla ifade edebilir, bu yolla iletişim kurabilirsiniz. bazı konularda ise bu yetmez, yüz yüze görüşmeniz gerekir. bazı konularda o da yeterli değildir, çoğu zaman yüzyüze ve uzun süre diyaloglar kursanız da çok ilerleyemezsiniz. 'can boğazdan gelir' diyerek yeme fiiline ne kadar önem verdiklerini ortaya koyan atalarımız bu boyuttaki konuları 'çok su götüren hamur' diye nitelendirmişler. türkiye'nin gelmiş geçmiş liderlerinin uluslararası ilişkileri (ve tabi tayyip'in abd ziyareti de) işte böyle bir konudur. dolayısıyla özel bir odaklama yapmadan bu konu üzerinde durmak biraz zaman kaybettirici olabilir. ben deniz baykal'ın bu manevranın 'türk dış politikasında büyük bir kırılma yaratacağı' yorumu üzerine düşüncemi not edeceğim. bunca zamandır okur, yazar, dinler ve konuşur bir vatandaşım, türk dış politikasının son onyıllarda başarı gösterdiği bir konu olduğunu iddia eden ne sağcı, ne solcu, ne ortacı görmedim. bazen en olmadık şeyler bile dile getirilir de 'ağzı torba değil ki büzesin' deriz. birileri çıksın 'şu konuda türk dış politikası başarılı' desin bari ama yok, o kadarcığı bile yok. acaba ben mi duymadım. sayın baykal, bu 'türk dış politikası'nı kim ne zaman imal ettiyse galiba tam çalışmıyor. bir buzdolabı markası olsaydı yiyeceklerin bozulmasını engelleyemediği için çoktan iade edilmiş veya servisin yoluna düşmüştü. bu şimdi kırılma dediğiniz şey nedir yani, motoru da mı durdu? siz siz olun samanlarınızı böyle bir buzdolabında saklamayın.


 ugur tarafından 30.01.2004 13:58:01 tarihinde yazılmıştır.
 bir süredir çeşitli analizlerle karşınıza çıkıyordum. şimdi de bir espriyle sizi gülümseteyim istedim. (esprinin tüm hakları bana aittir, kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.) avrupa birliği kasım 2004'deki zirveden hemen sonra türkiye ile tam üyelik  müzakerekelerini başlatmazsa ne olur? tabi ki türk halkı tepkisini ortaya koyar. nasıl mı: bir kokereçci başbakan yapılır, işkembecilerden bakanlar kurulu oluşturulur. avrupaa avrupaaaa duy sesimiziiiiiii


 nihat tarafından 29.01.2004 20:01:16 tarihinde yazılmıştır.
  pek muhterem bozeşek kardeşim... "bu ne ya... veya ne bu ya???" sorunu anlayamadım. beyefendi gayet açık konuşmuş ve de ne demiş sonunda; "samimiyetle sizin olan....." yani, onların adamı olduğunu daha hangi samimiyetle söylesin?... anlayana da anlamayana da cruise füzesi düşsün başına!...


 bozesek tarafından 28.01.2004 14:28:38 tarihinde yazılmıştır.
 bu ne ya? bi de şöyle sorayım; "ne bu yaa?" -------------------------------------------------------------------------------- "dr. paul wolfowitz savunma bakan vekili pentagon washington dc, 20301 ford 4 kasım 2002 değerli dr. wolfowitz, ülkelerimiz arasındaki tarihsel ortaklık ve dostluğun gelecekte de sürmesi ümidini paylaşmak için bu mesajımı ortak dostlar aracığıyla doğrudan size ulaştırmak isterim. seçim sonuçlarının bizim genelkurmay saflarında biraz rahatsızlık yaratmış olabileceğinden, resmi konumumuz gereği, hiç kuşkusuz haberdarsınızdır. bilmenizi isterim ki, onların türkiye'nin müreffeh, seküler (çağdaş) ve birinci dünya topluluğunun güvenilir bir üyesi olması ümitlerimi partim ve ben de paylaşıyoruz. ve geçmişte hiç olmadığı kadar birleşmiş olan ülkemizin çıkarları için en iyisi olacak şekilde birlikte çalışabileceğimiz kanaatindeyim. bu amaçla, org.özkök ile mümkün olduğu kadar kısa sürede mahrem, özel bir toplantı yapabilmeyi ümit ediyorum. özel cep numaram şudur: 0 533 7... ... ... bu yardım ve ülkemize geçmişte gösterdiğiniz dostluk için teşekkürler. sizinle kişisel olarak görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. samimiyetle sizin olan, recep tayyip erdoğan genel başkan


 nihat tarafından 25.01.2004 22:05:50 tarihinde yazılmıştır.
 barış aşı ocakta özgür çocuk kucakta bir güvercin vuruldu, 24 ocak’ta kanatları yere düştü ! * * * mumcu katledileli tam 11 yıl oldu… o “güvercinin” kanatları hâlâ yerde duruyor ! not: üstteki satırlar hakimiyeti milliye gazetesi yazarı sayın serdar ant'ın uğur mumcu anısına yazdığı yazıdan alıntılanmıştır...


 bozesek tarafından 22.01.2004 16:23:24 tarihinde yazılmıştır.
 sevgili uğur teşekkürler gerçekten... sadece kurumlar düzeyinde olsa iyi... ecevit'i hatırlayın bi.. ne demişti demirel'in görev süresinin uz atılmasını isterken, "yoksa devlet krizi çıkar" pöah....


 nihat tarafından 22.01.2004 13:24:02 tarihinde yazılmıştır.
 benden de ugur'a alkışlar...


 ali_tarik tarafından 21.01.2004 12:11:29 tarihinde yazılmıştır.
 alkışlar uğur'a.. eline sağlık..
kuyruğu her sıkışanın kendisini cumhuriyetin son kalesi olarak tanımlamasından bıkkınlık geldi... ulusal çıkar, ulusal güvenlik gibi komik kavramları dillendirenlerden gına geldi.. coca cola'nın çeşitli ülkelerle birlikte türkiye'de kimin popşopar olacağını tespit etmesinden bay-han geldi.. internet alanımızda forum bölümü olmamasından dolayı, birçoğu çok değerli yazıların mesaj panosunda ziyan olmasından, konulara göre tasnif edilememesinden dolayı gözlerimden yaş geldi..
sapsız samanlar dileklerimle..


 ugur tarafından 21.01.2004 11:09:15 tarihinde yazılmıştır.
 star gazetesi 4 sayfa olarak yayınlanabiliyor. ben de gazetecilik bölümü mezunuyum, medya sektöründeyim. oradaki arkadaşlarım için üzülüyorum. (aslında son cümleyi silsem belki daha iyiydi, çok çok klasik) neyse, ben bu konuyla başka bir yöne değinmek istiyorum. gazeteden bir başlık "cumhuriyetin son kalesini (yani star gazetesini) yıkmak istiyorlar." bu cümle tanıdık geldi bana. tabiiii, tabiiiii, tübitak'daki yönetim değişince de dün bu cümleler telaffuz edilmişti. türk hava kurumu da yolsuzluk iddialarıyla çalkalandığı her dönemde ve kurban bayramlarında benzer cümleler kuruyor. yök'ü sakın unutmayalım, gürüz'ün ağzından bu cümleyi kaç defa duyduk. öğrencileri üniversiteye almayan, üniversitemi çiftliğe çeviren (ben de iü mezunuyum) istanbul üniversitesi rektörü de mikrofon eline her geçtiğinde bu cümleyi kuruyor. çok fazla saymaya gerek var mı? anafikir: sevgili büyüklerim, cumhuriyet kurulduğunda bu kurumların hiçbiri yoktu. cumhuriyetin kalesi, yök, thk, tübitak, istanbul üniversitesi yokken ve hatta tam anlamıyla düzenli bir ordusu bile yokken onu yaratan halkın ta kendisidir. sizin cumhuriyetin kalesi diye bahsettiğiniz kurumlar sakın sizin kişisel saltanatınızı sürdüğünüz kaleler olmasın!. nitekim mevcut iktidar bu kurumları zamanla ele geçirebilir ve bundan on yıl sonra ellerinden bırakmamak için onlar da aynı yaygarayı koparırlar. ama cumhuriyeti ele geçirmiş olamazlar.


 ugur tarafından 20.01.2004 16:34:47 tarihinde yazılmıştır.
 bu yorum, hakkı devrim'in bugün radikal'deki köşe yazısında ege ordu komutanını, açıklamalarından dolayı fırçalamasının yarattığı fikirlerdir. panoyu işgal etmemek için yazıyı bütünüyle yapıştırmayacağım. 4-5 yıl boyunca askerin nasıl da prestij kaybettiğini artık gazetelerde eskisinden çok daha rahat eleştirilmelerinden anlıyorum. emekli olan her paşanın devir teslim töreninde mikrofondan eskisine göre çok daha sinirli şeyler söylemelerini de buna bağlıyorum. yerlerine bıraktıkları insanların giderek daha az kendileri gibi olduğunun farkındalar, onun için agresifleşiyorlar. hakkı devrim'in ege ordu komutanı'na 4 yıl önce bu cümleleri köşesinden yöneltmesi mümkün değildi. bence o dönemlerde hem kendisi paşalara böylesi eleştirel yaklaşmıyordu, hem de 'ne olur ne olmaz' diye düşünürdü. ordunun tavırlarından toplumun rahatsızlığının 28 şubat süreci ile arttığını da düşünüyorum. asker olarak siyasete bu kadar fütürsuzca, açıkça karışırsan, halkı 'yığınlar' olarak görür ve geri adım atacaklarından bu derece emin bir tavırla müdahaleye kalkışırsan... bir süre sonra, emrinin altındaki binlerce silahlı kişiye emir-komuta etmene rağmen, evinde oturmuş gazete okuyan şu yaşlı adamcağızın (hakkı devrim) azarlamasına maruz kalacak kadar güçsüz duruma düşersin. atatürk'ün 'ordunun siyasete karışmasının en fazla orduya zarar vereceğini' söylemesi işte tam bu duruma işaret etmektedir. ancak ne yazık ki yüksek rütbeler, rütbe sahiblerinin, başkomutanın bu sözündeki sosyal analiz derinliğini fark etmelerine halen engel oluyor. herkese samanlar,


 ugur tarafından 15.01.2004 14:34:09 tarihinde yazılmıştır.
 dün televizyonda kamu yönetimi temel kanunu hakkındaki tartışmaları izledim. konunun ana fikri başbakanlık müsteşarının 1996'da yaptığı bir konuşmanın içeriği. yahu bırak müsteşarı, tayyip'in belediye başkanı seçildiği 1994 yılından hemen önceye dönersek çok daha radikal konuşmalarını bulmak zor değil diye düşünüyorum. muhalefeti müsteşar seviyesine düşürmeyin kardeşim. bulun başbakanın o dönemki konuşmalarından birkaç tanesini, yayınlayın duysun vatandaş. deniz baykal pes etmekte direnirse chp hakikaten solu bitirecek bu ülkede. bunlar solcu değil, sağcı galiba. siyasette solun sonunu getirmek için takiyye yapıyorlar.


 bozesek tarafından 14.01.2004 18:03:43 tarihinde yazılmıştır.
 şimdi sevgili nihat, kendinizi kasmayınız... yani rotasyon/kotasyon bağlamında böyle kombinasyonlar olabilir... önemli olan bunun ülkemiz bünyesinde nasıl bir komplikasyona yol açacağıdır değil mi ama? yani bu bir provokasyon değilse o zaman konuyu, statifikasyon çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor! ama gel de bunu yeni jenerasyona anlat anlatabilirsen... yoksa geresi hep atmasyon! (sevgi/gülücük)


 nihat tarafından 11.01.2004 23:49:46 tarihinde yazılmıştır.
 230.000 veya 300.000 tekrar ediyorum... ikiyüzotuzbin veya üçyüzbin... rotasyon... emerika'dan kalkan uçaklar... koskoca atlas okyanusu'nu geçecekler... europe'de hiç bir üste mola vermeyecekler... gelecekler incirlik'te mola verecekler... oradan bir-iki saatlik bir uçak yolculuğunun sonunda ırak'taki görev yerlerine ulaşacaklar!!!!!!!!!!!!!... yoksa?... uçakla değil de kara'dan mı gidecekler??? efendim?... rotasyon değil mi?... ne ozaman?... yanlış mı anlamışız?... haaaa,,,,, "kotasyon" mu diyorsunuz??? sözlük notu: kota:(fransızca...) 1.kontenjan sisteminde ithal edilecek malların çeşitlerini ve çeşit oranlarını ya da miktarlarını gösteren liste... 2.sin. kimi ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı.***** anlamayana; ciyaaakkkkk!!!


 ugur tarafından 09.01.2004 16:52:40 tarihinde yazılmıştır.
 abi tayyibin şekli olsa ne olur olmasa ne olur. devlet başkanı dediğinin karizması devletiyle olur. bir hizmetçinin, ev sahibi davetteyken onun elbiselerini giyerek taklit etmesi o hizmetçiyi ne kadar ev sahibi veya zengin yaparsa erdoğan'a yapılan şekil de o kadar şekil olur. bak helmut kohl'e, adam 130 kilo vücutla 10 küsür yıl almanya başbakanlığı yaptı. bir kişi de çıkıp "şiiiişko, şiiişko" diye dalga geçti mi? çiller ilk seçildiği yıllarda fena kadın değildi de ne oldu sanki?


 ali_tarik tarafından 31.12.2003 03:31:48 tarihinde yazılmıştır.
 tayyip erdoğan'a yeni şekil yapılıyormuş.. abd başkanları örnek alınacakmış.. başbakan'ın fotoğrafları çekiliyormuş..
şeytan diyor fotoşopa otur, ver şeklini.. dur bakalım..


 ugur tarafından 29.12.2003 13:26:03 tarihinde yazılmıştır.
 sevgili ali tarık'a hakkımdaki değerlendirmesi için teşekkür ederim. ben de bu sitedeki görünümümle kendimi böyle tanımlardım herhalde. aklıma takılan konuları açıyorum, fikirlerimi içtenlikle yazıyorum ve bu sanal diyalogun düzeyli yürüdüğüne inanıyorum. önümde okumam ve yazmam gereken o kadar çok şey varken, işlerimi bırakarak bu niteliklerden herhangi biri eksik olacak şekilde bu siteyle meşgul olsam, siteden istediğimi elde edemesem, zaman kaybetmiş olurdum. hepimiz için bu böyle. sadece düşüncelerimi bir pencereye sığdırma zorunluluğu bazen kendimi tam ortaya koymama izin vermiyor. nüans farklarını, bakış açısı farklarını algılamaya çalışmasam inanın bu siteye daha az uğrardım. bunları yakalayarak öğrenmek ve düşüncelerimde farkına varmadığım çelişkiler varsa bertaraf etmek için bilgiye veya birilerinin düşüncelerine erişmeye çalışıyorum. kitaplarla, televizyonla tabi ki bu gibi sitelerle. örnekleri didik didik etmek gerçekten çok sağlıklı değil. ali tarık da örnekler vermiş. mesela sezer'in cumhurbaşkanlığı pıt diye mi çıkıverdi, bence hayır. o dönemi hatırlarsanız demirel'in görev süresini uzatmak için yasa hazırlanması ihtimali direkten döndü, başka alternatifler arandı ama olmadı. en son bu ihtimal gerçekleşti. diğer örnekler de irdelenebilir, ama önemli değil. ben hiçbir değişiklik emperyalistler tarafından yapılmıyor, inisiyatif bütünüyle tabandadır demek istemedim. matematiksel ifade edelim; "ideal olan değişim dinağiminin yüzde 70'inin halk tarafından gelmesidir" diye bir şey atalım kafadan. türkiye'de bu oran yüzde 20'dir. eskiden bu rakam daha küçük idi, giderek ama yavaş yavaş daha da büyüyor. bu rakam ideal olan duruma ulaşana dek abd, emperyalistler veya dış mihraklar bu aralığı doldurmayı sürdürecekler. belki sezer'i birileri zorla seçtirmiş olabilir. ama iyi düşünmeliyiz, acaba o gün cumhurbaşkanı seçimleri konusunda sezer'den başka bir çözüm yolu bulunsa ve uygulansaydı biz bugün o sürecin de birileri tarafından bize dayatıldığını düşünüyor olabilir miydik? siirt seçimlerini iptal ettiren kişi, siirt akp il başkanlığının propagandayla ilgili kişisidir (adını şimdi hatırlayamıyorum). o adam üşenseydi ve sandıklar/kullanılan oylarla ilgili köy köy ele alacak kadar detaylı bir inceleme yapmasaydı her kim ne kadar baskı yaparsa yapsın erdoğan bir daha ki seçimlere kadar milletvekili olamazdı. abd'nin veya başka bir gücün istediği kişiyi türkiye'ye başbakan veya cumhurbaşkanı yaptığına inanmak için çok güçlü deliller olmalı. abd istediği insanları türkiye'nin başına geçirmekten ziyade, başa geçebilecek gibi görünen liderlere destek vererek o kişilerin şanslarını artırmakta ve karşılığında istediği tavizleri koparmaktadır. bu konuda başarılıdır da. kendinize ve samanlarınıza iyi bakın,


 nihat tarafından 28.12.2003 01:17:23 tarihinde yazılmıştır.
 **istanbul'daki bombalamaların nedenleri'ni asıl ben açıklıyorum...** *türkiye'deki yetkili kişilerin "yetersiz"liklerini herkes biliyor. eğer istanbul'da bazı yerler bombalanırsa, yetkili kişiler hemen " failleri bulduk.!", "onların mesajını aldım ve ayaklarımla çiğnedim."diye açıklama yaparlar... bunu duyan teröristler: "ya öylemi, demek benim mesajıma böyle yaparsın ha..." diyerek iki bomba daha patlatır... bu bombalardan sonra yetkililer yine baaazi larını yakalar ve bu sefer: " el kaide'nin istanbul'daki hücresini çökerttik..." diye terör örgütünü iyice terörize edecek açıklamalar yapar... sonra ne mi olur???... bekleyip göreceğiz. ama iyi şeyler görmeyeceğimizden emin olabilirsiniz... teröristlere en ağır darbeyi indiren emerika bile kendi gücüyle böyle böbürlenmemişti... çünkü; bu tür bir böbürlenmenin teröristi kışkırtmak, onu azgın bir kaplana döndürmek olacağını çok iyi bilir... ** işte bu nedenle teröristlerin türkiye'de eylem yapmasına izin verildi... şu anda usame bin ladin'in birinci hedefinin türkiye'de büyük bir eylem yapıp, kendisine meydan okuyan haddini bilmezlere günlerini göstermek olduğunu tahmin edersiniz... peki emerika'nın burdaki çıkarı ne mi diyorsunuz??? tabii ki, çok eski bir taktik olan: iti ite pardon yanlış oldu düzeltiyorum: müslümanı müslümana kırdırma politikası... böylece, kendisine dönük namlunun ucunu bir süreliğine de olsa başka bir hedefe yönlendirmiş oldu... ne diyelim??? anlayana: ikiz kuleler; anlamayana: ikiz takkeler....


 nihat tarafından 25.12.2003 22:02:00 tarihinde yazılmıştır.
 ali_tarik'in alttaki yazısının en son paragrafına aynen katılıyorum... çokçokçok yoğun işlerim dolayısı ile bu sütuna ihmalkar davrandığım için özür dilerim...


 ali_tarik tarafından 25.12.2003 17:09:25 tarihinde yazılmıştır.
 her konuya olumsuz yaklaşımımdan dolayı turuncu düzelde üzülüyorum... hatta bu eğilimimden dolayı benim psikolojik olarak rahatsız olduğumu söyleyenler var... neyse..
ugur'un mesajına cevap verme konusunda geciktim... arkadaşlar farketmiştir belki, siteyi de güncelleyemedik.. çünkü psikolojik rahatsızlığım var ve bu durum hala devam ediyor.. baktım ki geçici bir durum değil, bu halimle biraz yazayım dedim...
değişime halkın katkısı ile ilgili olarak ugur'un verdigi örnekleri de didik didik etmek mümkün.. bu güzel bir yöntem olmayacak... ugur, kendi deyimiyle birçok konuda "aramızda nüans farkları olan" bir üyedir.. konular açan, fikirlerini yazan ve düzeyli tartışma özelliği olan bir insandır.. sekiz aydır bende bıraktığı izlenim budur..
ben daha çok, ugur'un mesajının sonlarındaki "ancak türkiye, bütün değişimlerin emperyalistlerin tepeden gerçekleştirdiği, gerçekleştirebildiği bir ülke konumunda da değildir. hatta bence, son yıllarda kolaylıkla yönlendirilebilen bir ülke/halk olmaktan giderek uzaklaşıyoruz." cümlesine takıldım..
bu konuda şu güncel örneği vermek istiyorum... abd büyükelçisi hayfa eriği edelman'ın uzmanları(!) geçtiğimiz günlerde çerkes, abaza vs. dernekleri dolaşmış ve bundan 15 gün sonra kafkas dernekleri rtük'e "anadilde yayın" talebinde bulunmuşlar...
burada iki düşünce mi üretebiliriz?:
yahu emerika dolduruşa getirdi diye insanların haklarını mı vermeyeceğiz?
veya hak talepleri dış mihrakların etkisiyle oluşmaktadır, bu hakların verilmesine karşı çıkalım!..

üçüncü bir yol var mıdır?..

ipucu: abd'nin "oğlanlarından", eşsiz dokunulmaz darbe lideri netekim'in konuşmalarında "karda yürürken çıkan kart kurt sesi söylene söylene.." veya "dağ türkleri" olarak tanınmaz hale getirilen kürtlerin bazı hakları, nasıl oldu da gündeme oturdu?
acaba kürt olmayan türkiyeliler, bu konuda nasıl bir mücadele verdi?
ahmet necdet sezer'in cumhurbaşkanı adayı olarak "pıt" diye ortaya çıkması, blackboy ecevit'in ve hükümetinin birden "kötürüm" edilmesi, hortumculuk çetesi uzan'ların parti kurup yüzde 7 oy alması, erdoğan'ın siirtten başbakan seçilmesi, halkımızın hangi tabanının katkısıyla veya zorlamasıyla olmuştur?


 ugur tarafından 24.12.2003 13:04:22 tarihinde yazılmıştır.
 öncelikle site sakinlerinden 18.12.2003 günkü yorumumda yer almış olan kaddafi ve libya'ya ilişkin görüşlerimin iki gün sonra bizzat kaddafi tarafından ülkenin nükleer silah programının iptal edildiği açıklamasıyla doğrulanmasından ötürü alkış istiyorum.....(teşekkürler) şimdi gelelim diğer konuya. sevgili ali tarık, değişimin dinamikleri konusunda hemen hemen aynı düşündüğümüzü belirtmeliyim, ancak nüans farkıyla. ben değişimin bütünüyle üst kurumlarca gerçekleştirildiğini düşünmüyorum, bunda kısmen de olsa halkın da katkısı var. senin verdiğin işkence örneğini ele alalım. önceden otorite (her nasıl oluştuğunu düşünürsek düşünelim) bunun varlığını hiç kabul etmiyordu. şimdi samimi olup olmadığını tartışsak da bunun varlığını kabulleniyor ve engellemeye çalıştığını söylüyor. bu sonucu doğuran ön önemli faktör bence tabanın bu değişimi zorlamasıdır. bu kabuldeki farklılaşmanın üst kurumlardan kaynaklandığını, halkın etkisi olmadığını söyleyebilir miyiz? bence, egemen olanın gücü yetseydi bunu asla kabul etmezdi. kürt kimliği konusu da benzer. egemen güç farklı bir kimliği kabullenmeyi asla istemezdi. ancak çok önemli bir nokta var: tabandaki değişim eğilimini kanalize etmek amacıyla birşeyler yapan birçok güç vardır, bunu doğal karşılıyorum. cemaatler, partiler, güçlü devletler, güçlü şirketler vb. yeni eğilimler yaratmaya veya oluşan eğilimleri sezerek kendi lehlerine çevirmeye çaba gösterirler. cola turca'nın çuval olayıyla eşzamanlı olarak milliyetçi bir reklam yapması bunun ticari bir örneği olabilir. en klasik siyasi örneği ise kominizm tehdidine(!) karşı imam hatip okulu açmaktır. özetlersem, söylediğin çok doğru, ideal olan değişimin tabandan gelmesidir. türkiye ideal noktada değildir, bu doğru. ancak türkiye, bütün değişimlerin emperyalistlerin tepeden gerçekleştirdiği, gerçekleştirebildiği bir ülke konumunda da değildir. hatta bence, son yıllarda kolaylıkla yönlendirilebilen bir ülke/halk olmaktan giderek uzaklaşıyoruz. uzaklaşırken iyi bir tarafa doğru gidip gitmediğimiz ise bir başka yorum konusu. doğru liderin vasıfları konusuna belki başka bir fırsatta değiniriz, yazmak isteyen olursa sevinirim.


 bozesek tarafından 21.12.2003 11:32:34 tarihinde yazılmıştır.
 sevgili uğur, anlattığı olaylar zinciri için "ilgi çekici" demiş.. doğru ama bence daha doğru olan bunun, "emperyalizm çekici" olduğudur... hilmi bey, başına çuvalg eçirilmeden önce demişti ya hani; "onyıllar sürecek bir asvaş başlıyor" diye... yok henüz başlamadı.. ama... henüz hazırlık aşamasındayız... bu hazırlık dönemini aşıp aşamayacağımız son derece önemli... tepemizde patlayan bombaların açtığı yolun bizi götüreceği çukur ise çok açık; saddam çukuru... yalnız kafama takılan bi şey var; çukur bizimkilere nedense uçkur'u çağrıştırıyor ve nerde bir çukur açılsa hemen uçkuru çözüveriyorlar. ciddi bir sorun... hakkaten ciddi bir sorun, yani kime sorarsanız sorun:))


 ugur tarafından 18.12.2003 13:38:35 tarihinde yazılmıştır.
 aşağıdaki mesajımdan sonra ikinci bir konu daha açmak istiyorum. aliyev'in ölümü, saddam'ın çöküşü, ecevit'in siyasetten ayrılması, denktaş'ın iyiden iyiye sorgulanmaya başlaması, arafat'ın neredeyse refuze edilmesi gibi birçok olayın çok kısa bir zaman dilimine sıkışmasını ilgi çekici buluyorum. bence bu coğrafyalarda çok farklı sembol kişiliklerin başına gelen bu olaylar, yazılmakta olan dünya tarihinin yeni bir sayfasının çevrilmek üzere olduğunu gösteren ipuçları. onlarca yıldır aynı şekilde süregelen tarihin bu evresinin yavaş yavaş kapandığının bir işaretçisi. aslında bu listeye eklenmesi gereken tahmin edeceğiniz bir isim daha vardı: kaddafi. ama son dönemde gazetelere küçük puntolarla giren libya ile ilgili haberler kaddafi'nin bu değişime direnmektense biraz olsun kendisini değiştirmeyi seçtiğini gösteriyor. libya ekonomide açılımlar yapıyor, ölümüne sebep olduğu insanların tazminatlarını ödeyeceğini açıklıyor, libya'daki devlet kurumlarının büyük bölümünün özel sektöre satılmasının bir takvime bağlandığı açıklanıyor. libya liderinin oğlunun hazır ülkenin üzerine konmak varken (aliyev'in oğlu veya saddam'ın oğullarının yaptığı gibi) futbolculuğu seçmesi de bu konuda ilginç bir gösterge. neyse, galiba dünya tarihinin yeni bir sayfasına geçiyoruz. bu sayfada ülkemizin yer alacağı başlık altına ya bir önceki sayfanın aynısını kopyalar yapıştırırız, ya da yeni birşeyler yazarız. istesek de istemesek de tarihin sayfaları yazılmaya devam edecek


 ali_tarik tarafından 18.12.2003 12:03:53 tarihinde yazılmıştır.
 sayın ugur, farkında iseniz, mesajınızda sözünü ettiğiniz bazı "değişimler" de ülkenin iç dinamikleri ile oluşmuyor.. hem bunlara gerçekten değişim demek için epey uğraşmak gerekli... örneğin türkiye'de ordunun zihniyeti değişmeden, ordunun emerikan doktrinlerinden sıyrılması sağlanmadan, ordudaki darbeci-müdahaleci eğilim sona ermeden, mgk hakkında alınan kararlar neye yarar?.. işkence hiçbir zaman yasal değildi ve devlet tarafından hep reddedildi.. şimdi zaten olmayan(!) ve yasak edilmiş işkenceyi tekrar yasaklamak neye yarar?.. ülkedeki kürt varlığını kimi zaman tamamen reddeden tümden düşman gören bir zihniyet en üst kurumlarda boy gösterirken, bir devlet kanalının kısıtlı kürtçe yayın yapması neye yarar?
bu örnekleri çoğaltabiliriz..
ugur'un sorusu "hangi noktada ne kadar değişmeliyiz? ve bu değişimi kim yapabilir?" şeklinde özetlenebilir..
öncelikle değişim, bir iç dinamizm ürünü olarak gerekli kılınmalı. halkın gazetelerden öğrendiği değişim girişimleri geçicidir.
sömürgeliği içine sindirmiş, işbirlikçi ve komisyonculuktan para kazanan bir burjuvazi nasıl değişimlere imza atabilir?.. emerikan ordusunun ortadoğu-avrasya kolu diyebileceğimiz bir ordu ve bu ordunun yönetime katılma biçimi olan mgk nasıl değişime katkı koyabilir?..
mustafa kemal atatürk'ün yukarıdan aşağıya gerçekleştirmeye çalıştığı hangi "değişimler" ne kadar yaşayabildi?..
her birimizin sorumlu olduğu tarihi süreçte daha ne kadar "lider" arayacağız?
aşağıdan yukarıya, yani halktan, yani işçiden, köylüden, aydından, esnaftan vs gelip yükselen bir hareket olmadan nasıl lider olur?..
şu günlerdeki değişim fırtınası, değişik emperyalist odakların kendi çıkarları için yarattıkları hava boşluklarıdır.
en büyük değişim, gerçekten değişime kararlı kitlelerin oluşmasıdır.. en büyük değişim, değişime karşı çıkan odaklara tapınmaktan vaz geçilmesidir.. en büyük değişim hiçbir şey bilmediğimizi kabul etmek ve yeniden öğrenme sürecine girmektir.
yaşadığımız sürece, değişim değil, "başkaları tarafından biçimlendirilemizi tribünden seyretmek ve tezahürat yapmamız" adını vermek mümkün...
ugur'un sorusuna yanıt veremedim, üzgünüm.. buyuk onursal liderimize sorma cesaretini de, açık konuşmak gerekirse gösteremedim..
saygılar,


 ugur tarafından 17.12.2003 16:55:30 tarihinde yazılmıştır.
 bir süredir giremediğim internet sitesinin mesaj panosunun baazi'ları tarafından işgal edildiğini görünce şaşırdım. gerçi yazdığı (benim de dosdoğru olduklarına inandığım) allah'ın ayetleridir ama baazi'nın neden siteye böyle bir giriş yaptığını anlamadım. acaba kendisi bu girişine bir anlam verdi mi yoksa kuran-ı kerim ayetlerini herhangi bir başka dokümandan kopyalayabilme kolaylığı mı hoşuna gitti bilmiyorum. herneyse, ben yine yeni bir konu açıp zamanı olanların fikirlerinden istifade etmek istiyorum. gerçi akp'li değilim ama pekçok icraatlarını desteklediğimi söyleyeyim. bu gidişle de beni zorla akp'li yapıp yerel seçimlerde onlara oy verdirtecekler. konu şu: herhangi bir yönüyle, ülkenin durumundan memnun olup da bu şekilde sürsün diyen var mı bilmiyorum, ben çoğunluğun memnun olmadığını zannediyorum. en büyük partilerin liderlerinin halk tarafından kovalanması (bazılarının gitmesi ama bazılarının halen utanmıyor olması) buna işaret de ediyor. yani, sağlık, eğitim, adalet, ekonomi, kamu yönetimi vb. vb. alanların herhangi birinde işlerin iyi olduğunu, değişime gerek olmadığını söyleyenler el kaldırsın desem belki de parmakları sayabilirim. ama nerede değişiklik yapmaya kalksan oradakiler itiraz ediyor, bir başka yerler de onlara destek veriyor. yök diyorsun, yok diyorlar. mgk diyorsun sesler geliyor. dışişlerine el atayım diyorsun yaşlıları emekli etme diyorlar. kamu yönetimi reformu diyorsun, devleti sarsar diyorlar. özelleştir diyorlar, özelleştireceğim diyen olunca hop olmadı diyorlar, vb. vb. elhasıl, sorum şu: biz hangi noktalarda ne kadar değişmeliyiz. bu değişimi kimin ellerine teslim edersek bizi istediğimiz şekle sokar? halk oyunu almış bir parti mi, mgk gibi bir kurum mu, ihtilalci bir lider mi?


 ali_tarik tarafından 12.12.2003 19:18:43 tarihinde yazılmıştır.
 yanlış ve eksik bilgilerle dolu internet alanımızda, körükörüne inancın sembolü olması açısından baazi rumuzlu kimsenin mesajını silmedim...
bunun bir tür boşalma olduğunu farzettim..

toynağına kadar incitilmiş kimselerin, alay etme hakları dahil, hakları teslim edilmiştir. (büyük onursal önderimizin özlü sözlerinden)

büyük onursal önderimiz (saygıyla), yarım kalan öz yaşam öyküsünün tamamlanmasını, emerikalı eşek ve emek düşmanlırının ve işbirlikçilerinin daha fazla teşhirini buyurmaktadırlar..

her ne kadar mazeret arzettiysek de, kendileri bu mazeretlerimizi hoş görmediler ve günün akışına kendimizi kaptırmamamız konusunda kulaklarımızı uzattılar..

büyük onursal önderimizin çomağıyla gösterdiği doğrultuda ilerleyeceğiz!..

eşek sözü...



sayfalar : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36
 
önceki haberler için arşiv bölümüne bakınız
sitede şu an 71 kişi var | site istatistikleri | komikparti.org 2003-2009
portalconcept v3d by mariachi

  ahiret sualleri!

hangisi daha büyük bir katildir?

saddam
bush
evren
sesini çıkarmayan ben


4991 kişi oyladı.
  yazı dizileri!
eşeğin boynuzu
büyük onursal liderimizin yaşam öyküsü - bölüm : I II III IV V VI
odc bölüm : I II III IV V VI VII VIII
   
  eşek dili!
gladio mu dediniz?

tuna caddesinin türkiye tarihindeki önemi

türkiye hür ve kabul edilmi? masonlar derne?i'nin genel merkezi ankara'da tuna caddesiyle adakale soka?yn kesi?ti?i yerdedir.

önemli amerikan karargahlaryndan tuslog'un binasy, mithatpa?a caddesinde, tuna caddesiyle kesi?ti?i noktadadyr.

özel harp dairesi, 1952 yylynda seferberlik tetkik kurulu adyyla ankara'da tuna caddesinde bulunan bahçe içindeki bir binada kurulmu?tur. ilk komutany dani? karabelen'dir.

kybrys'taki türk mukavemet te?kilaty (tmt) isimli yeralty örgütünün merkezi, 1958'de özel harp dairesi tarafyndan yine tuna caddesinde bulunan kybrys ö?renci yurdunda kurulmu?tur. yani bary? döneminde yurt içinde devletin askerleri, sivil sava? merkezleri kurmu?lardyr.

gördünüz mü gladio'yu?.. sermaye, amerikan güçleri ve yerel özel sava? örgütü.. bir reklam spotu gibi.. üçü bir arada!.. afiyet olsun!..

kybrys için kuruldu?u söylenen tmt'nin yapysy da, türkiye'deki özel harp konusunda ipuçlaryyla doludur.

tmt'nin asyl komutany, özel harp dairesi ba?kany dani? karabelen'dir. kod ady cankurt'tur. kybrys'a gönderilen yerel tmt lideri albay vuru?kan'yn kod ady bozkurt, mucahitlere genel olarak kurt denmektedir.

1960'ly yyllarda türkiye'de ele geçirdi?i ckmp'yi mhp ye dönü?türen "ba?bu?" alparslan türke?'in komandolarynyn genel olarak "bozkurtlar" olarak anylmasy bir tesadüf de?ildir sanyrym.

özel harp dairesi, mücahitlerin e?itimi için tarym bakanly?yndan edindi?i bir araziye özel e?itim kampy kurmu?, burada e?itti?i sivillere askeri kyyafet giydirmi?tir. bu kamplaryn faaliyeti günümüze kadar devam etmi?tir. kamplarda insanlara amerikan ordusundan tercüme "komando" ve "gizli harekat" e?itimi verilmi?tir.

kybrys'ta kurulan özel sava? örgütü tmt'nin lideri vuru?kan'a 12 maddelik özel talimatta "özel harp dairesi'nin onayy alynarak öldürme" yetkisi verilmi?tir.

bu talimatyn 6. maddesinde, "kybrys'ta tmt'ye veya türk toplumuna yönelik; hainlik, casusluk, bozgunculuk faaliyetlerinde bulunanlar liderin ba?kanly?ynda özel bir kurul tarafyndan cezalandyrylacaktyr. ancak, yslah edilmedikleri için ortadan kaldyrylmasy gerekenler olursa, bunun için özel harp dairesinden izin alynacaktyr." denilmektedir.

tmt için bozguncu kime denir? mesela "karde?im biz ?urda rumu türkü birlikte bary? içinde ya?yyoruz.. kimse kary?masyn" diyenler mi?.. yyllardyr birlikte ya?ady?y rumlarla ili?kilerini sürdürenler mi casus olarak nitelenmi?tir?.. yoksa, kybrys'yn ba?ymsyzly?yny isteyenler hain olarak my nitelenmi?tir?.. subjektif kriter nedir?.. tmt, özel harp dairesinin emriyle kaç ki?iyi bu gibi gerekçelerle öldürmü?tür?..

tmt liderine bu talimaty veren özel harp dairesi, türkiye'de "yslah edilmedikleri gerekçesiyle" kaç ki?inin ölüm emrini vermi?tir?

"ba?bu?" alparslan türke?'in davadan döneni vurun!.. ben dönersem beni de vurun!.. sözünün de sebepsiz olmady?y ve sadece içinde bulunduklary örgütün ana kuralyny açyklady?y böylece anla?ylmy? olmaktadyr sanyrym..

kybrys'ta tmt için uygulanan kurallar türkiye için geçerlidir... çünkü tmt, özel harp dairesi'nin yavrusudur.

özel harp dairesi, eski komutanlarynyn da soyledi?i gibi "so?uk sava?" ko?ullarynda ve dönemin ihtiyaçlaryna göre kurulmu?tur. dönemin ihtiyacy, i?gal altyndaki vatan topra?yny korumak de?il, ülke içinde amerikanyn ve yerli temsilcilerinin istemedi?i dü?ünceleri savunanlaryn yok edilmesidir.

özel harp dairesi, bundan dolayy genelkurmayyn inkar etti?i bilinen ve bilinmeyen birçok karanlyk, kanly olayyn teorik planlayycysy durumundadyr. tabii j3'ün kontrolü altynda.

genelkurmay ba?kanly?y, veya turkish general staff kendilerine her ne diyorlarsa alsynlar belgelerini çyksynlar bir televizyon programyna tarty?synlar. hatta ça?yrsynlar biz e?ekler de gelelim.. ülkemizin bir dönemini aydynly?a kavu?turalym. öyle bazy yazarlara yaptyklary gibi savcyly?a ?ikayet edip çekilmekle olmaz bu i?ler.. (adresleri telefonlary biliyorsunuz bir mesaj atyn ya da aldyrtyn i?te nasyl isterseniz)..

konunun etrafyndan dola?arak, psikolojik harp teknikleri kullanarak ve tehditlerle bu i? çözümlenemez.. syky?ynca devlet syrry diye de yan çizilmez.. gelirken, amerikayla yaptyklary gizli anla?malaryny ve gerekçelerini, sonuçlaryny da yanlaryna alsynlar..

mevcudiyetlerinin yegane temeli neymi?, herkes görsün..

yahu, co?tuk gene aldyk aty gittik.. bir de altyncy madde kapsamyna girmeyelim ?imdi!..

yok canym, herhalde içlerinde bir avuç "bizim o?lan" da vardyr..

bunu yazan, her an ekleme çykarma yapma yetkisine sahip bulunan bozguncu ?ahsiyet: e??o?lube?kulak

 ali_tarik     20.01.2006


* öncekiler için arşiv'e bakınız