02.04.2005 - hübelehöbele rumuzlu kimsenin, 4/2/2005 tarihinde yazdy?y yorumun" bence de haberin verili? ?ekli çok yanly?." dedikten sonraki kysmy sansür edilmi?tir.
07.03.2005 - sava? kar?ytly?ynyn direni?leri pasifize etmek için kullanyldy?yny eklemek istiyorum.
bir zamanlar "sava?ma sevi?" ?eklinde de formüle edilen bu kavram, günümüzde emperyalist saldyrylaryn toplumlarca daha kolay emilmesini sa?lamaktadyr ve olmasi gereken direni?i, pasif bir muhalefete dönü?türmeyi hedefleyen saldyrganlarca pompalanmaktadyr.
haksyz saldyrylara kar?y kamuoyunu etkilemek ise ba?ka bir ?eydir.
emperyalizmle sava?, insanlyk onurunun belirtisidir.
bu da entellektüel zibidilerin i?i degildir..
15.09.2004 - hürriyet gazetesi, ücret ve çalışma koşulları konusunda anlaşmazlığa düştüğü nurettin kurt'u "yalan haberinin safrası" olarak harcadı dedik ya, siz inanmayın bunlara..
nurettin kurt, bir şekilde hürriyet'e dönmüş çalışıyor. imzalı haberleri çıkıyor. biz burada arkadaş için bağırıp çağırıyoruz.
merak etmeyin, medya kuruluşları, kalemini, yüreğini satan medya mensupları olmadan ayakta duramaz.
onurunu kaybetmiş bir basının mensupları da onurunu kaybetmiştir. bu iş yalnızca patron takımına bağlı değil...
bu gün medyada çalışmakta olan gazetecilerin durumlarından şikayetleri yok... ne kadar para, o kadar dezenformasyon... mutluluklar dilerim.
09.08.2004 - oğlum essogluessek...
biraz daha gayret edersen, odc-t'nin internet sitesini koyacak yeri bulacaklar... (bkz. doktrin: offensive enformation operations)
buradan yetkililere sesleniyorum: devlet odc-t'ye yardım elini uzatsın!...
bizim gücümüz bu kadarına yetiyor, elimizden geldiğince tanıtmaya çalışıyoruz... ama yaza yaza toynaklarımız aşındı... bize de yazık... eşşek gibi çalıştırıyorsunuz, üç kuruşluk hayrınız yok..
bush'un bir fotomontajını yapmış delibo isimli üyemiz, 'bassak mı basmasak mı?' diye düşünürken adam gene çam devirdi... basacağız sanırsam bi iki güne..
03.06.2004 - karakoca aslında yorumu kendiniz yapmışsınız.
bu ülkenin, dünyanın sahibi doğal olarak herkestir, herşeydir. ne yazık ki hakların kullanımı adil değildir.
başkalarının sahiplik haklarını çiğnemeye kalkışanlar, sonunda bazı haklarından mahrum olacaklardır.
ülkemizde egemenlerin memurları, öncelikli tehlikeyi bu ülkede yaşayan yurttaşlar olarak gördükleri sürece, efendilerinin akıbetine uğrayacaklardır.
yurttaşlar kahve sohbetlerinden kafayı kaldırıp, yüzlerini yaşama döndüklerinde, mutlaka bir öncü yapı ortaya çıkacaktır.. bu yapı, komikparti olmayacaktır.. komikparti, bir grup insanın, saklanan gerçekleri arayış alanıdır..
saygilar.
21.05.2004 - sevgili magnetron, her yoruma balıklama dalmayı sevdiğimi bilmiyorsun tabii ...
öznesiz ilk cümlendeki "takanlar" kimler?..
biraz aç, açılalım, saçılalım...
saygılarımla..
21.05.2004 - gudretten boz eşeğim emerikaya veya aynı familyadan kolpacılara siktir git demek bence de slogan işi değil... hem ordan gidip nereye yerleşsin değil mi... bir odanın içinde üzerime konan bok sineğini kovduğumda senin üzerine, sen kovduğunda bir başkasının üzerine konacak... en iyisi bir gazeteyi rulo haline getirip sineğe sokmak... bu da yetmez çünkü bu arkadaş bir sürü yere yumurtlamıtır... planlı ve bilimsel bir çalışma yapılmalıdır..
ortadoğu'da götünü başını sallayan emerikanın civarda önceden yumurtladığı yuvalar vardır..
saldırdığı ülkelere komşu nato ülkeleri vardır... yumarta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan bilmecesini andıran israil'i vardır... işbirlikçi kürtleri vardır, azerileri vardır..
abd, ortadoğudan defol sloganı yanlıştır, çünkü emerika zaten ortadoğuyu türkiye'ye terkedip gidecektir yeni mecralara yelken açacaktır..
ne demek istiyorum?.. topyekün savaş demek istiyorum... her yerde her ülkede her uygulamada emperyalizme dikilmek... birçoğumuz daha önce sobeleneceğiz kuşkusuz, ama emerika da sobelencek...
ahan da didim bozeşekim... başkaları da disin...
11.05.2004 - doğru, magnetron.. ayrıca, kendi servis yaptığının dışındaki görüntülerin yaygınlaşmaması için, işbirlikçi devletlerin de yardımı ile durmadan site çökertme işiyle uğraşıyor.. bununla ilgili field manual'in ismi "information operations"tur.. bu yaptıklarına da offensive information operations diyorlar..
saygılar, başta söylemeyi unuttum, hoşgeldiniz..
14.04.2004 - engin ardıç isimli sayfa köşesi yazarı, bakın ne yazmış bu konuda.. nihat gönderdi, biz cımbızladık yazının içinden..
"bu türk basını var ya bu türk basını, insanı çatır çatır çatlatır... holdingten gelecek reklam parası uğruna yağcılık gayreti adama ne saçmalıklar ettiriyor: rahmetli sakıp sabancı tam on üç kitap yazarıymış, bunlardan biri İngilizce, biri de, sıkı durun, japonca! böyle dediler. demek ki biz yalnız büyük bir sanayiciyi değil, büyük bir türk yazarını da yitirmişiz, pardon, japon yazarını... bu kadar senedir yazar çizerim, japonca kitap yazmayı bir türlü başaramadım! dolayısıyla, ustamın aziz anısı önünde saygıyla eğiliyorum. tabutunu da türk bayrağına sardılar. ben kanserden öldü sanıyordum, merhum meğerse şehit düşmüş. İşte böyle, ölçü bilmeyince, çocuk da tutar yazar tabii.."...
ben de birsey ekleyeyim, vefatın ertesi günü en çabuk ilan reaksiyonu gösterenlerden biri, genelkurmay başkanlığı oldu.. sabancı ailesiyle birlikte...
sabancı, aileden sayılırdı ne de olsa... sermayeda sermayedarın kardeşidir...
10.02.2004 - yeni bölüm bir iki gün içinde geliyor..
15.12.2003 - ek1: haberlerde ırak geçici hükümet konseyinin 4 üyesinin saddam hüseyin ile görüştüğü hatta ilk sorgusunu yaptığından söz ediliyor ve isimleri veriliyor..
işgalci terörist bush'un sözde bağdat ziyaretinde de 4 geçici hükümet konseyi üyesinin hazır bulunduğu belirtiliyor, ancak isimleri verilmiyordu.
sanırım abd'nin ırak geçici hükümet konseyinde 4 adet kadrolu şahidi var..
görgü şahidi mi, yalancı şahit mi oldukları zaman içinde ortaya çıkacaktır.
03.12.2003 - haklısın sniper.. birçok kişinin bu tür konuşmalarının boş olarak adlandırılması, genellikle sürecin iyi okunamamasından kaynaklanıyor.. tabii yanlış yönlendirmeler hariç.. bir konuşmadan mesajı alması gerekenler alıyor, geri kalan kalabalık için ise bu sözler boş olarak değerlendiriliyor.
bazılarının bildiği, bazılarının bilmediği bilindik bilinenler hakkında, bütün bunların tarafımızdan bilindik bilinenler haline getirilmesi önemli.
dünyanın ateşi yükseliyor.. tedavi ise buralarda bir yerde.. nereye koyduğumuzu bir hatırlasak..
26.11.2003 - alparslan türkeş, asteğmen rütbesindeyken 1944 yılındaki türkçülük davasından yargılanır.. bir yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakılır.
1947 yılında abd ile kurulan "soğuk savaş evliliği" çerçevesinde, alparslan türkeş ve 15 subay, emerikan ordusu harp akademisi ve piyade okulunda 2 yıl eğitim görmek için abd'ye giderler.. sanırım bu, halen devam eden sistematik uygulamanın ilki olmuştur.
türkeş, 1955 yılında da abd'ye gider.. bu kez görevi, pentagon'daki nato türk temsil heyeti üyeliğidir.
1959 yılında nato faaliyetleri çerçevesinde, almanya'ya "nükleer eğitim" alması için gönderilir.
türkeş, 1960 askeri darbesinde aktif rol aldıktan sonra, darbecilerin hükümetinde başbakanlık müsteşarı olarak görev yaptı ve milli birlikçiler arasındaki tasfiye hareketi başlayıncaya kadar devlet planlama teşkilatı, devlet istetistik enstitüsü gibi kuruluşların oluşturulmasında rol aldı.
04.11.2003 - ankara_essegi rumuzlu üyemizin, odc dizisini takip ettiği anlaşılıyor. farketmiş olacağı gibi dizinin geldiği yer ve zaman kritik.. bazı ek bilgilere ihtiyacımız vardı.. çünkü en geniş yazılması gereken döneme geldik.. bu arada bazı okurlarımızdan "mutlaklaştırma" eleştirileri aldık.. yaptığımız suçlamaların arkasındayız.. sonuçta, bu dizi bitmez. koyacağız yakında..
saygılar.
01.09.2003 - .
30.08.2003 - .
27.08.2003 - ugur ve nihat rumuzlu arkadaşlara bir hatırlatma: haberde tayyip erdoğan'ın bir partinin genel başkanı olduğuna dair bir ibare yok.. sayın erdoğan o sırada istanbul belediye başkanı görevinde bulunuyordu ve siirte o sıfatla gitmişti.
tayyip erdoğanın genel başkanı olduğu akp ise 14 ağustos 2001 yılında kurulmuş bir partidir..
saygılarımla. parti saçısüpürgesi...
16.08.2003 - en son dakika:
www.kemalistparti.org veya www.kemalist.org yöneticileri, bu haberimizle ilgili cevap yazısını muhtemelen bugün (16.08.2003) göndereceklerini belirttiler....
10.08.2003 - odc amblemi, abd savunma bakanlığı, devlet bakanlığı amblemlerinde bulunan 13 yıldızı barındırıyor.. ve daha önce de belirttiğimiz gibi bu 13 yıldız öyle bir diziliyor ki, israil bayrağındaki 6 köşeli bir yıldız elde ediliyor meraklananlar
http://usinfo.state.gov adresine bakabilir.
bizim amblemlerimizin çoğu, abd buraya yerleştikten sonra, onlardan esinlenilerek yapılmış sanıyoruz. gerek örgütlenme gerekse grafik sanatlar bakımından abd'nin karikatürü olduğumuzdandır.
garip durumlar da oluyor bu arada.. mesela milli güvenlik kurulu'nun bir amblemini bulamadık.. ama mgk genel sekreterliğinin bir amblemi var ve bunda 9 adet yıldız var.. bunu sorduk onlara, sitede darbe oldu o sırada, yanıt alamadık.. mgk genel sekreterliği amblemindeki 9 ışık'ın anlamını bilen varsa söylesin..
05.08.2003 - yorum yapan arkadaşlara
ellerinize sağlık.. yeni harman gazetesinde tanıtımımızın çıktığını duyururken ince bir sitemi de yazının içinde ikamet ettirdiğimiz doğrudur.
ama bu sitem, ne yeni harman'ın girişimini alkışlamamızı engeller, ne de "denizci" rumuzlu üyemizin inceden dokundurduğu türden bir nankörlük olarak algılanabilir..
biz, herşeyden önce yeni harman'ın okurlarıyız.. ve yeni harman'ın daha da gelişmesi ve yaygınlaşması için elimizden geleni yaparız..
ancak birbirimizi eleştirmemeyi önermek bizce yanlış.. tabii ki eleştirmeliyiz... inceden dokunmalıyız.. sizler, onlar eleştirmezse bizi, yolumuzu şaşırabiliriz..
yeni harman'da tanıtımımız çıktıktan sonra tabii ki o yolla da gelen ziyaretçilerimiz oldu.. ama daha değerli olan, yeni üye kaydı yapan ve yorum yapan "sesli" arkadaşlarımızın sayısındaki artıştır..
ne yalaka ziyaretçi istiyoruz, ne de yalaka olmamızın önerilmesini.. ne diyet istiyoruz, ne diyet ödemeyi.. bıçağımızın iki yüzünün de keskin olması gerekir..
şunu öğrendik ki sessiz veya sadece alkışlayan kuru kalabalık, ne bize, ne yeni harmana yararlı olabilir..
ziyaretçi veya okurlar, gerektiğinde canımıza okumalılar...
hoşgeldiniz.. devam.. teşekkürler..
(oh bee.. sonunda klavyeyi kırmadan yazıyı bitirdim.. ne zormuş demokratikmiş gibi görünmek!!!)
31.07.2003 - bu yazıyı yayınladığımızın ertesi günü yayınlanan hürriyet gazetesinde, ertuğrul özkök eski cumhurbaşkanı süleyman demirel desteğiyle şavaş yanlısı tutumunu devam ettirirken, fatih altaylı köşesinde konuya yer vermemekle birlikte, ne zaman adam oluruz" bölümünde bizim gibi eleştirenlere bir yanıt niteleğinde not düşmüş.
.ne zaman adam oluruz?
türkçenin çok kullanılan deyimlerini başlıkta görünce gereksiz bir rahatsızlık duymadığımız zaman.
cevaben şunu diyebiliriz:
ne zaman adam oluruz?
köşe yazarları patronun kasası uğruna, "türkiye asker göndermezse şark cücesi veya tavşan boku olur " demediği zaman..
16.07.2003 - sevgili sempatizan.. yazılarımızda ve araştırmalarımızda kimseyi korumak veya kimseden korkmak gibi bir politikamız yok.. herhangi bir güçten korksaydık, birçok gazetecinin yaptığı gibi pentagounun ankaradaki ofisi deyip geçerdik. isimlerin saklanmasında korumaya çalıştığımız, haber kaynaklarımızın ortaya çıkmaması içindir.
odc haberine kurumsal olarak yaklaşıyoruz. salt kişileri deşifre etmemiz, bu yazı dizisiyle bitmeyeceğini düşündüğümüz sürecin devamında haber kaynaklarımıza zarar verebilir.
büyük onursal liderimizin işareti olmasaydı, herkesin, her kurumun, tanrı
gibi korktuğu bu emerikan kuruluşuna taarruz etmezdik. o bize ne derse, biz onu yaparız. yaşasın büyük onursal liderimiz ve onun yolundan yürüyen komikparti hareketi..
25.05.2003 - açık artırmaya konu tespih, parti müzesine kalmıştır. zaten partinin el koyduğu bir eşyaya para ödememiz ve bu ödenmemiş parayı zimmetimize geçirmemiz sözkonusu olamaz.
bazı üyelerimiz tarafından bu konu eleştirilse de, parti yasaklarına riayetin sağlanması için bizce gerekliydi.
sonuç olarak; internet alanında kapital harf kullanımı sona ermiş, daha sonra katılan kişilerla aynı sorunu yaşamamak ve zamanımızı daha gerekli çalışmalara harcamak için teknik tedbirler alınarak konu kapatılmıştır.
ilgililere duyurulur.
24.05.2003 - cateye'nin düşüncesine katılıyorum..
mitinglere komikparti olarak katılmıyoruz. eğer katılanlara ve ahaliye bir mesajimiz varsa bunu bir pankart şeklinde gönderiyoruz. bu pankarti de iki kişi taşıyor.
mitinglerin birçok mahzuru olduğunu biliyoruz.. hitlerin ikinci dünya savaşı mitingleri ve korporasyonların uygun bir dille burada paylaşılmasını istiyoruz..
komikparti, yasal kuruluştan sonra kimsenin katılmadığı mitingler tertipleyecektir..
20.05.2003 - tabi masanin üzerinde dosyaydi.. ordan çikar buraya koy, yok öyle olmadi söyle koyun falan.. sandman da bir eşek nihayetinde.. ben söyleyemem böyle bir şeyi
20.05.2003 - tercüman istiyorum.. psikolok istiyorum.. ekim'i anlamak ve herkese anlatmak istiyorum.. hayır.. bağlamayın.. ben kendim giderim.. tamam
15.05.2003 - bizim farkimiz, çiftlik ve samanlik sahiplerinin bizlerin samanlarindan kestiklerini istifledikleri samanliklarin, hepimizin olmasi için mücadele etmemizdir.
büyük onursal liderimizin hikmettigi 'önce saman' hedefindeki sir, budur. hedef, önce saman, sonra samanliktir. hedef, kimsenin kimseye samani bir lütufmus gibi sunamayacagi bir dünyadir.
herkese is, herkese saman. mankenlere de, emerikalilara da, sana da, bana da..
(bu görüs, büyük onursal liderimizi ve partimizi bağlamayabilir.)
13.05.2003 - ...hükümetler kendi kendine devrildikten sonra yönetim boslugu olmasin diye tsk fedakarca görev üstlenmektedir.
ne kadar tesekkür etsek azdir.
ayrica, türk silahli kuvvetleri, mutlaka bu haberle ilgili bir açiklama yaparak hükümeti düsürme hususunu yalanlayacaktir
13.05.2003 - ekim rumuzlu üyeye:
türkiye'de simdiye kadar hiç askeri darbe olmamistir. türk silahli kuvvetleri iç hizmet kanunundan aldigi yetkiyle, türk ordusu cumhuriyeti ve temel ilkelerini koruma kollama görevini yerine getirdigi, yönetime el koyan komutanlarca hep söylenmistir.
ayrica su anda darbeden söz edilmiyor ki, türk silahli kuvvetlerinin hükümeti devirmesinden söz ediliyor.
13.05.2003 - burada bulunan ekselans68 rumuzlu üyemizin yazmis oldugu yorum yanlis yerde oldugu için mesaj panosu'na düzeltilerek aktarilmis, yazi 51 adet kapital harf içerdigi gerekçesiyle üyemize cezai müeyyide uygulanmasi için parti yüksek mahkemesine dava açilmistir. saygilarimizla.
13.05.2003 - verilen fiyat geri alinmaz.)
29.35 emerikan dolari fiyatinizi görüyor, üstüne 65 emerikan senti koyarak parti müzesi adina 30 emerikan dolari veriyorum.
saygilar.
12.05.2003 - parti müzesi adina pey sürüyorum:
yirmialti emerikan dolari
10.05.2003 - parti programi'nin basilacagi kitap ayracinda esegin boynuzu siiri de yer aliyor.
cateye rumuzlu üyemizi, diger önerileri için kutlarim. gerçekten partinin program disindaki dokümanlarini da kullanim degeri olan materyaller üzerine basma fikrimiz vardi ama bunlar arasinda bardak alti yoktu.
bu yorumu ve önerisiyle, cateye rumuzlu üyemiz komikparti iktidarinda bir genel müdürlük (tabii isterse) kazanmistir.
öneri taarruzu bekliyoruz. saygilar,
05.05.2003 - he he he.. (bu gevrek, aksam simidi gibi bir gülüstü..)
komikparti tarzi iste böyle olusuyor.
cateye rumuzlu üyemiz, boyunu astigindan sözediyor alçakgönüllü bir biçimde.. ama bence daha yeni basliyoruz:)) lütfen boyumuzu ve haddimizi asabildigimizce asalim.
internet alanimizi açarken söylemistik, tekrarlayalim.. girdigimiz, tarihin yazili sinavidir. daha sözlüye kalkacagiz. kolay gele..
03.05.2003 - tekzip ettigimiz haber söyle idi:
mitinge, komik parti pankarti ile katilan gruptakiler, '8 saat isgünü stop. is güvenligi stop. sendikal haklar stop. sosyal adalet stop. kutlariz stop.' yazili pankart tasidi.
(ekip-fk)
14:35 01/05/03
durum bundan bundan ibaret arkadaslar.
03.05.2003 - bu arada kizilay kelimesinin bas harfinden dolayi 5 dakika daha ceza aldiniz. duyururuz.:))
03.05.2003 - tipis tipis gelip cezani çekeceksinnnnnn.. infaz sirasinda fotograf çekilecekkkkk... ondan sonra tesbihi alacaksinnnnn..
partiye itaat esastirrrrr...
budur.
01.05.2003 - rgunel haklisin... essegin dili iste böyle ortaya çikiyor. (bu arada kissadan hisse kösesine yeni isim de bulmus oldum)
bir sekilde katildigimiz etkinliklere hazirlanirken, bu etkinligin konusuna göre sloganlar gelistirmeliyiz.
komikparti girisimi ve partinin kendisi, zaten sürekli üretim üzerine kurulu olmalidir.
su anda bu yanimiz çok islevsel degil, bu dogru.. ama daha 20 küsur gunluk bebeyiz. sabirlarinizdan ve fikirlerinizden öperim.
25.04.2003 - yok bisi yok bisi.. geçti, tamam:))
22.04.2003 - fatos rumuzlu uyemize cevap:
sisli belediye baskani olan vatan evladinin çocuklari ankaraya tasimasinda söyle bir amac da olabilir. o cocuklari anit kabire götürüp muhtemelen söyle diyecekler..
bakin cocuklar, gördügünüz gibi ulu büyük liderimiz atatürk öldü. büyüklerimiz de o'nu buraya gömdü. atatürk bildiğiniz gibi 23 nisan'i size hediye etti, 364 gün ve 6 saati ise bize.. bu günü de biz size zehir etmesini biliriz.. ne yapacaksınız parkta bahçede oynayip.. hazır olun bakiyim, hah! şimdi rahat!
geri dönnn.. marş marş.. istikamett okula.. söyleyin bakiyim simdi hep bir agizdan.. 'türküm, dogruyum, çaliskanim..'
budur fatos rumuzlu arkadasim durum.
yani su an öyle geldi içimden..
19.04.2003 - fatos rumuzlu uyemizin yanaklarinin al al oldugunu gorur gibiyim..
burada fikirlerini beyan edenlere sansur uygulanmamakta ve dusuncelerine baski yapilmamaktadir.
partimizin kuyrugu ve kulagiyle bolunmez butunlugune karsi girisilen saldirilara karsi, sadece ve sadece yasaklar vardir.
yasasin ulu ve buyuk onursal liderimiz!
18.04.2003 - haberci rumuzlu arkadaş b sınıfı sürücü ehliyetini kullanarak gelip cezai ehliyetini kullanarak cezasının infazina yardımcı olacaktır.
ulu büyük onursal liderimiz yaşasın!
16.04.2003 - parti yuksek mahkemesi tarafindan isledigi suclar nedeniyle cezaya çarptırılan haberci rumuzlu üyemiz, cezai ehliyetinin olmadığı izlenimi vermeye teşebbus etmektedir. durumun parti meclisinde gorusulerek karara baglanmasını talep ederim.
16.04.2003 - karar:
yüce eşşek milleti adına!
komikparti internet alanında (kapital) büyük harf kullanmak suretiyle kapitalizm propagandasi yaptığı üyelerimiz tarafından ihbar edilen haberci rumuzlu üyemizin durumu incelenmiş, sarih deliller ışığında suçu sabit görülmüş olup,
eylemine uyan kpy dokuzuncu maddesi mucibince her kapital harf için beşer dakikadan toplam 245 dakika üç ayak üzere durdurularak cezalandırılmasına,
sanık haberci rumuzlu üyemizin daha önce parti suçu işlememiş olması sebebiyle cezasının yari yariya indirilmesine,
kalan 122.5 dakikalık cezasının da ilk parti toplantısında infaz edilmek üzere ertelenmesine,
temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. karar, internet alanında yayınlandığı anda yürürlüğe girer.
ikibinüçyılınınonaltınisangünü, saat 18:45
10.04.2003 - webmasterimizin yorgun gözlerinden öperiz efendim.. aynı saatlerde sitede parmak uçlarına basarak gezenin kim olduğu da böylece ortaya çıkmış oldu...
09.04.2003 - bi gezip gelecem.. yaptığım değişiklikleri göremiyorum ben..
pano
yazıları
14.04.2005 08:00:06 - azmi baran, sozunu ettigin gelisme ya basinda yer almadi ya da biz atladik. arastiracagiz. ama yine de konuyla ilgili birkac sey soylemek ve oneride bulunmak istiyorum:
abd'nin, ankara'daki elcilik binasi cevresinde yaptigi uygulamadan yola cikarsak, ancak somurge ulkelerde gorulebilecek turden edepsizce uygulamadir bu.
ankara'da elcilik arkasindaki paris caddesini kontrol noktalariyla bolup parselledigi yetmiyormus gibi, kaldirimlara da bariyerler insa etmek suretiyle halkin yasam alanlarini synyrlandyrdy..
bu haksiz uygulamaya karsi ankara barosundan onurlu bir avukat (sesini cikarmayan avukatlara onursuz demiyoruz buradan ama istedikleri gibi alyp kullanma hakkina sahiptirler) dava açty.
bu onurlu avukatyn ady, tezcan çakyr.
istinye konusuna gelince; turkiye'de su an gecerli yasalara gore, sahibiyle anlasmak sartiyla yabancylar mulk satyn alabilir ve isterse yykabilir. bu durumda yapilabilecek sey, eger baski yapiliyorsa buna karsi hukuki yollari da kullanarak direnmek, normal yollardan alynmak isteniyorsa, satmamaktyr.
abd, turkiye ve bolgedeki varly?yny geli?tirerek sürdürmek isterken, yapty?y kötülüklerden dolayy korkuyor.
istinye karargahynyn konsolosluk i?lemlerini a?an operasyonlaryn merkezi oldu?una katylyyorum. çevredeki binalary da tekeline alarak, muhtemel saldyry veya dinlama faaliyetlerine engel olmak istiyor.
buradan cevap verince kendimi guzin abla gibi hissettim. sorularynyzy esek postasi'na da bildirebilirsiniz.
saygilar..
31.03.2005 09:40:28 - muhtemel yorumlarym (daha sonra inkar edebilirim):
1-haberlesmenin, kendi denetimleri dy?yndaki haberlesmenin her türlüsünü engellemeyi görev edinmi? bir anla?yyyn yeni bir azotlu ürünü.
2-karikatüristlere cephe açan, mayynlarla dolu ceza kanununu in?a edenlenden bu beklenirdi.
3-olaya bir de diger taraftan bakarsak, geçmis dönemde bir tiyatro oyunu yüzünden sincan'da tanklaryn yürütülmesinden kaynaklanan bir endi?enin ürünü olmasyn?
4-tank yürütmeyi sevenlerin gene cany isterse, bu kez de tiyatro yasa?yny bahane edebilirler..
5- nihat az a?a?yda yazdi?im komutlarla daha okunur yazilar koyabilirsin buraya.. ugur'dan baska beni dinleyen yok herhalde..
16.03.2005 10:58:00 - ahiret sualleri bölümundeki sorulara verilen cevaplaryn analizi:
cevap verenlerin yüzde 25'i esag ilanlarynyn korkutucu oldu?unu söylemi?.. bu kimselerin esag ilanlarini ve video klibini izlemis olduklarini sanmiyorum.
korkutmaya çaly?myyor diyen yüzde 3'lük azynly?y da i?birlikçi ve hain ilan ediyorum.
esag'ly karde?imizin ne halt oldu?unun belli olmady?y yolundaki seçene?i i?aretleyen kendini bilmezleri de terbiyeli olmaya davet ediyorum.
anketin en onemli sonucu, cevap verenlerin yüzde 38 lik bölümünün esag ilanlaryny falan görmemi? olmasy.. en sevindirici haber bu i?te.. alnynyzdan öpüyorum sizleri..
buraya yazy yazan u?ur, yorgun, kocaayak, nihat arkada?lara yararly bir bilgi vermek istiyorum:
yazdy?ynyz yazylaryn tek paragraf olarak çykmamasyny ve daha okunur olmasyny istiyorsanyz, ?unlary yapynyz ve dikkatli olunuz:
her paragrafyn sonuna geldi?inizde "<", "br" ve ">" karakterlerini aralik vermeden yaziniz. daha aralykly parafraf isterseniz, ayni islemi iki kere yapynyz.. bu komut, yazinizi gonderdi?inizde paragraf yapmanyzy sa?layacak. ilk denemenizde, yazynyzyn bir kopyasini almanyzy öneririz.
03.03.2005 06:25:42 - kestigim icin ozur dilerim..
internet alanimizin iki hafta ustuste ugradigi saldirilardan dolayi yayinimizda meydana gelen aksakliktan dolayi ozur dileriz.
sunucumuzun daha fazla yipranmamasi icin baska bir yere yuvalanmis bulunuyoruz. buraya yerlesme sorunlarini halletmeye çalisiyoruz.
burda da olmazsa, abd kerimdir..
esek postasi kapalidir. site guncellemesi kapalidir.
saldirganlari, gecici de olsa bizi susturabildikleri icin kutluyoruz.. aferim.. (bir daha tekrarlanirsa bazi tedbirleri uygulamaya koyacagiz ve bu "sanal" olmayacak. not:
ugur haklisin.
16.02.2005 17:03:53 - peki bu kadar "kürt devleti" tartışmasının arasında "kürtler" ne olacak? yazık değil mi onlara?
egemenler/devletler, çıkar çelişkilerindeki uzlaşma eğiliminden dolayı bir şekilde anlaşacaklardır.
eşeklerin, kumar masasındaki marka olmaktan kurtulması lazım.
15.09.2004 09:49:18 - medyada bu işin üzerine gidilmemesi hususu diyorum, emerikalılar belki de bu hamudenin pardon hamulenin bir kısmını burada bırakmaya söz vermişlerdir..
hani boş pet şişeler, kullanılmış prezervatifler vb. özgür ve bağımsız habercilerimize ve milli savunma sanayimize katkı sağlayacaktır belki..
eşekliğin lüzumu yok merkep!.. her şey mi kötü ya bu memlekette?.. iyi şeyleri yazsanıza biraz!!.. mesela bakın, eylül ayı geldi, ekim de mutlaka gelecekmiş.. hatta ardından kasım atlanmayacak, aralık ekimden sonra gelmeyecekmiş... hükümete yakın kaynaklardan aldım bu bilgiyi, özel haber, yabana atmayın... iktidar, iyi gidiyor...
11.08.2004 00:49:35 - burada tanıtımını yaptığımız abd kökenli hayırlı işler'i, anti- emerikancılık olarak değerlendirip bizi hor hakir görmeyiniz rica ederim.
görebildiklerimizin, olan-bitenin küçük bir bölümü olduğunun farkındayız.
tespit etmek gibi bir amacımız var evet.. itiraf ediyorum.. bir yere tutundurmak, sağlam şekilde bağlamak anlamında..
diğer türlü tespiti yapmak için emerikanın bir internet alanı oluşturmasına pek ihtiyaç yok... onlar her şeyi görendir, bilendir.. rahman ve rahimdirler..
böyle deyince aklıma, hep bush'un ağzı geliyor nedense..
naysa serkisof... hoş geldiniz.. umarım geri kalmamışsınızdır..
04.08.2004 14:05:47 - merhaba fazilet, hoş geldin.
internet alanimizi inceledikçe olumlu veya olumsuz yönde yazacakların olacaktır mutlaka.
üyelerimizin birçoğu salt okur, bir kısmı okur yazar, kimileri de sadece yazardır.
hangisi olacağına sen karar ver.
saygılar sunarım.
23.06.2004 20:59:37 - merhabar,
omar rumuzlu üyemizin parti hazinemize kattığı ahır arkadaşlığı kavramından dolayı öncelikle kutluyorum.
ayrıca bu ahır arkadaşıma hoş geldiniz diyorum
dunyagenelmuduru, adından da anlaşılacağı üzere yetkili bir arkadaş olmasına karşın, en fazla benim kadar etkilidir.. yani fostur..
omar rumuzlu arkadaş geçmişimizi sorgulumamızı olumlu bulmakla birlikte, daha agrasif yazmamız konusunda tavsiyede bulunmuş... haklı olabilir... bir lisan oluşturmaya çalışıyoruz.. daha somut eleştirilerle sanırım hatalarımızı anlayabiliriz.
sevgiler, saygılar...
ali tarik
kendi yarattığı krizleri yaşamayı seven parti girişimcisi
26.05.2004 23:24:48 - bir de kæmalizm sorunu var..
mesela kemalist parti girisimi diye bir yer var milli güvenlik kurulu genel sekreterliğinden bunlara link mink verilmisti.
onlarin ana sayfasinda ornegin faraza misal, "kamalizm" de diyorlar.. bir kereresinde "merak et ulan deş kurcala" falan dedim sonra "amaann sende" diye bosverdim.
atatürkcülükle ilgili dernek vs'ler "sivil" toplum kuruluslaridir.
ugur bocegim hem telaşa mahal yok,
"serbest piyasa" şartlarinda "özellestirilmis" ve "özellestirilecek" olan hersey gibi atatürkçülük de "doviz gibi" bozdurulur ve normal karşilanmalidir.
bizim bir tek büyük onursal liderimiz ve ulu önderimiz vardir.
eğer mustafa kemal atatürk'e "atamiz" falan dersek, maazallah hapislerde çürürüz. çünkü biz eşeğiz..
"atamız" meselesine bir yorum getirmek lazim gelirse,
mustafa kemal atatürk'ün çocuğu olmamis.. eşinden ayrilmiş, zsa zsa gabor da zaten dışişlerinde bir memurun karisi imiş.. olabilir, bunda bisey yok.. kendisinin sağliğinda ona yağ çekmek için birileri, "sen hepimizin atasisin, üzülme" seklinde yaklaşmis da olabilirler, bu da olağan birşey,
ama bugün bunu söylemek garip... askerdeki "beton nobeti" ne benzer o zaman iş...
ne bileyim işte öyle birşeydir sanirim...
mustafa kemal atatürk, geometri kitabi da yazmiştir.
kendisinin imzalari da ressamlarca çizilip sunulmuş, atatürk imzalari böylece ortaya çikmiştir..
bizi bunnarnan ugrastirirken kirazliderede odc-genelkurmay aşkı almış yürümüş..
yakinda imzayi basacaklarmis diyorlar..
nostaljik bir döneme hazir olmaliyiz..
bu arada, bir siteden daha teklif geldi:
www.sendemisairoldunbeessogluessek.gov
25.05.2004 02:32:30 - baska bir internet sitesinden teklif aldim, değerlendiriyorum.
www.memleketikurtarmaksanamikaldilan.com
18.05.2004 18:43:32 - uğur'a cevap vermeye çalışıyorum:
bana göre, her değişikliğin altında bir truva atı olup olmadığını sormuşsun...
bu aslında şöyle bir ruh halidir... gerçekten her şeyin kötüye gitmediği, arada iyi şeylerin de gerçekleştiğini düşünüp, bir tür şükür etmek.. geleceğe ait umutları, böylece koruyabilmek... idealizm budur zaten..
uğur'un sorusuna cevap vermek çok zor... çünkü, gayret sarfetmeme rağmen tüm gelişmeleri izlemem mümkün olmuyor... izleyebildiklerim ise başka birçok faaliyetten vazgeçme pahasına..
uğur, gerekçesi ne olursa olsun bazı gelişmelerin olumlu yanlarını görmeye çalışan, bunları kazanım olarak değerlendiren iyi niyetli ve umutlu bir insan çiziyor burada.. en azından ben öyle algılıyorum...
kavgacı olmayan yaklaşımları var.
bu ülkede, 1980 darbesinden bu yana, çalıştırılanların hakları hep gerilemiştir... 1980 darbesi, fiziksel uygulamalar dışında, çok derin ideolojik saldırılarla içiçe yürütülmüştür... reel sosyalizmin rahmetli olması, tüm dünyada olduğu gibi burada da ezilen insanların tek umudunun yok edildiği izlenimini vermek için alabildiğine kullanılmıştır.
tüketim toplumu olma yolunda tüm engeller kaldırılmış ve bu arada zararlı muhalif düşüncelerin yaygınlaşamaması için tüm tedbirler alınmıştır.
listeyi uzatmayacağım... birçok yasa çıkarılıyor vergi konusunda, telif konusunda vs.. büyük hırsızlar, belirli bir noktaya gelince başka hırsızların üremesini engellemeye çalışıyorlar... bazıları, kazandıkları yanında sadaka denilebilecek rakamlarla vergi rekortmeni oluyorlar... "fikir ve sanat eserleri" deyince tabii yaa.. diyoruz.. bak ne güzel sanatçı korunacak... müzik sektörü hırsızlık üzerine yürümektedir ve bu hırsızlık ürünü bir mala dönüşünce bunun korsanını yapmak suç olmaktadır...
avrupa devleti, emerikan devletinden farkı olmayan bir yapıdır ve emperyalisttir... bileşik kaplar teorisine göre de avrupa-türkiye ilişkilerinde nereden nereye akış olduğu görülmektedir..
tüm hükümetlerimizin abd-avrupa çıkarları içinde "iyi bir müttefik", "üyelik adayı" pozisyonları içinde onlara hizmet ettikleri görmek için allame olmaya gerek yoktur..
bunun türkçesi şudur: aslında verilen yeni kapitülasyonlardır ve gazetelerde okuduklarımız, bizler için hazırlanmış çikolatalı kaplamadır.. ki onu bile yedirmezler bize...
her şeye truva atı demiyorum... her şeye truva atı içerebileceği şüphesiyle bakıyorum..
iyimserlik içermiyor burada yazdıklarım.. ve ben geleceğe ilişkin umutlarımı, uygulamalar içinden "kötünün iyisi" olanlarını seçme çabasıyla korumaya çalışmıyorum... gelecek günlerin, daha kötü olacağını ileri sürmeme rağmen umutlarımı koruyorum..
uğruna savaşmadığım, bana verilmiş gibi görünen ve içi benim için boşaltılmış hakları istemiyorum..
bunlar dikkatli bakıldığında bizler için yeni haklar içermemektedir.. örneğin daha bugün okuduğum bir haberde, yüksek askeri şura kararıyla ordudan atılmış bir subayın bilgi edinme hakkı'nı nasıl kullanamadığı yazıyordu...
her şeyin tamamen kontrol altına alınamadığı, birtakım aksaklıkların olduğu doğru... ama büyük ölçüde, dünyada bir stratejinin uygulanmaya çalışıldığı da doğru... evdeki hesap bazan çarşıya uymayabiliyor.. ama bu adamlar çarşıda hemen tekrar hesap yapabiliyorlar..
türkiye ise 1940'lı yıllardan beri abd ve avrupalı emperyalistlerden hiç kurtulamadı..
sağım nato, solum imf, altımda avrupa birliği, üstümde dünya bankası..
1960 darbesinin gerekçelerini okudum geçen gün... ben sanırdım ki hani ülkeyi abd'ye sattın falan diye suçlayacaklar menderes kabinesini... ne gezeeerr.. adamlar darbe gerekçesi olarak imf programına uyulmamasını ve baskıları gerekçe yapmışlar... zaten yassıada duruşmalarında da köpek, kadın donu, uçkur meselesi gibi şeyler konuşuldu..
zaten darbenin ilk bildirisi de "natoya centoya bağlıyız" şeklindeydi..
darbeden sonra abd ile öyle anlaşmalar yapıldı ki, ben menderes dönemini tercih edebilirdim..
sonuçta, yapılan kanunlar, reform denilen düzenlemeler, türkiyeyi paramparça etmek ve parça parça yutmak için tezgahlanmıştır...
diğer yandan da üzerimizdeki azami denetimin sağlanması için...
algılamalarımı ve yorumlarımı anlatmaya çalıştım... peki ne yapılabilir?.. veya sen ne yapıyorsun derseniz, pek elle tutulur şeyler söyleyemem... öğrenmeye çalışıyorum... bana ilginç gelen ayrıntıları paylaşmaya çalışıyorum..
ben de herkes gibi selin içindeyim, küçük dallara tutunmaya çalışıyorum... sürüklenmemi geciktirmeye çalışıyorum... zihnimin esir alınmasını engellemeye çalışıyorum...
emerikan sigarası içiyor, onları emerikan çakmağıyla yakıyorum.. emerikan arabasına biniyor, emerikan kotu giyiyor, bu satırları bir emerikan bilgisayarinda yazıyorum...
soruyu unutup bir mesajı bile bu kadar uzatabiliyorum..
bana önemli gelen bilgileri edinirken yaşadıklarım, zaten şüpheci yaklaşımımı körükledi... dışarıdan bakılınca bu paranoya olarak bile tanımlanabilir..
ülkemizi yönetenlerin kimlikleri gelmişleri geçmişleri, nereden beslendikleri kimler tarafından desteklendikleri ortada olunca, bunların yaptıkları işlerde "ihlas(!)" aranır mı?..
uğur bu yazının içinde bir cevap bulabilir mi bilmiyorum... umarım bulur.. bağlantımda sorun var düzeltemedim yazıyı..
14.05.2004 16:05:04 - teşekkürler uğur kimi zaman böyle önemli olayları yorumlamak gerekiyor... imam hatipler, vakıflar ve son yıllarda demokrasi paketi, uyum yasaları gibi gelişmeler dikkatle izlenmeli ve dikkatli izlenmeli.. çünkü bunların hiçbiri (bana göre) türkiye'de yaşayan ve çalıştırılan eşekler için değil... hepsi aslında birer truva atı..
örneğin, bilgi edinme hakkı(!) yasasıyla ilgili bir yazı yayınlamıştık birkaç gün önce.. bu konuda dünkü milliyet gazetesinde "devlet sır vermiyor" başlığıyla bir ağlama haberi yayınlandı.. oysa biz daha önce bu bilgi edinme hakkı'nın ne demek olduğunu toynağımız döndüğünce anlatmıştık..
imam hatipliler için cıkan bir yasa, ruhban okullarının yolunu açabilir... dgm lerin kaldırıldığını sandığımız anayasa değşikliği, daha anti demokratik, düşünceyi ve muhalefeti daha ince ve derin cezalandıran kurumlar yaratabilir... 141-142-163'ü kaldırıp düşünceyi terör suçu haline getirmeleri gibi...
bunlar osmanlının torunları.. hile ve desise yönünden de, güçlünün önünde arkası dönük eğilme yönünden de... halkı, çalıştırılanı adamdan saymama yönünden de..
bilmem yeterince dağınık ve anlaşılmaz yazabildim mi?
biri bana mani olmalı.. sevgiler..
11.05.2004 23:21:47 - uğur "bugünün dünyası artık kişilikleri ve düşünceleri o kadar zenginleştiriyor ki, bireyin bütün düşünceleriyle sadece tek tarafa ait olması bir hayli zor. en azından ben öyle hissediyorum." diyorsun..
bu önemli bir duygu... kişisel olarak, bugünün dünyasının düşünceleri insanlara ödünç verdiğini ve paramparça ettiğini sanıyorum... aynen imf ve dünya bankası gibi global tefecilerin, verdikleri para karşılığında bunun bin katını ve ülkelerin geleceğini kontrol altına almaları gibi...
ortak çıkarları için değişik fikirleri olması normal karşılanabilecek insanların kimileri, çıkarları taban tabana zıt grupların görüşlerini benimseyebiliyorlar..
büyük sınıfsal ekonomik baskıların yaşandığı yerlerde, düşünsel anlamda toplumlar paramparça edilir..
dışarıdan bakıldığında, olmaması gerektiği düşünülen gelişmeler gözlenir.. mesela ülkenin petrol ve bakırını millileştiren salvador allende'ye karşı uygulanan ekonomik ambargolar sonucu, işçi sınıfının büyük bolümü ayaklandırıldı... pinochet'li sonucu herkes biliyor.. bir süredir venezuella'de chavez'e karşı işçi sendikaları eylemler yapıyorlar ve onun da suçu petrolu millileştirmesi..
bugün parçalanan tek düşünce, ezilenlerin düşüncesidir.. bunun sonucunda "zenginleşenlerin" düşünceleri, nazar deymesin, taş gibi yerindedir..
örneğin sosyalizm diye adlandırılabilecek düşüncenin eskidiği, çöktüğü vs. iddialar var... ve işin garibi bu iddiayı üreten sistem, kurulduğu andan itibaren çökmeye başlayan kapitalizmden başkası değil..
reel sosyalizm olarak adlandırılan sürecin kesintiye uğraması, tüm teorik birikimin inkar edilmesi için bir zemin oluşturdu... emperyalist güçler baştan beri ellerinde tuttukları iletişim silahını -haklarını yemeyelim- iyi kullandılar..
yaşamakta olduğumuz süreç, geçici bir dalgalanmadır.. taşlar tekrar yerine oturacaktır.. zaten başta emerika olmak üzere emperyalistler, yakın gelecekte karşılarına çıkacak olan bir "zombi"ye karşı egemenlik ve denetim alanlarını geliştirmeye çalışıyorlar... asıl savaş, her zaman olduğu gibi, sınıf savaşı olacaktır... kapitalizmin en büyük korkusu komünizmdir... çünkü komünizm onlar için bir kıyamettir.... bu işin sırat köprüsü var, sevap günah defteri var.. cehennem var..
adı tüyleri diken diken etmeye yeter...
türkiye'nin ulu önderi mustafa kemal'in söylediği ileri sürülen şu söz önemlidir.. "türk milletinin en büyük düşmanı komünizmdir.. her görüldüğü yerde ezilmeli"..
bu sözü zamanın iktidarları ışıklı panolar haline getirip önemli meydanlara asmışlardı... daha sonra onun izinden yürüyenler, hep bu vasiyeti yerine getirmişlerdir..
işin garibi, tarihsel komedi şudur ki, vasiyetin muhatabı olanlar da ısrarla atatürkçü veya kemalist olduklarını söylemektedirler.. atatürkçülük türkiyede bir korporasyondur..
bugünün dünyası, artık kişilikleri muazzam mutasyonlara uğratıyor, düşünceleri kavramları un ufak ediyor..
komikparti internet alanının varlık sebebi, (düşünsel, ekonomik, teknik olarak) gücü yettiğince bu saldırıya karşı durmaya çalışmaktır..
neyse.. bu böyle olmayacak.. şu anda sizlerin haberi yok ama, internette forum bölümümüz deneme yayını yapıyor.. bir yıllık bir gecikmeyle bu sohbetleri daha düzenli hale getirebileceğiz... pentagon ve uzantılarının izniyle tabii...
saygılarımla
11.05.2004 14:04:29 - kosa duygusal bir yanım vardır ama kırılmadım... böyle hesap ederek mesaj yazılmasına da karşıyım..
kırılmamız dökülmemiz hesaba katılmamalı asla.. aksine, eleştirilmezsek kandi hatalarımızı görmemiz daha uzun süre alacaktır ve bu bizlere faydalı olmayacaktır..
liberal adam türünde sadece suçlayan veya hakaret eden mesajlar gibi sığ değil tabii ama gerçekten hatalarımızın gerektiğinde bir şamar gibi, bir çifte gibi suratımızda patlaması gerekir..
saygılarımla.. elenizi korkak alıştırmayın... burası komikparti..
10.05.2004 14:31:44 - haklisin kosa;
"yaşasın türk ve kürt halklarının kardeşliği" olabilir o söz... son sözlerinde başka eksiklikler de vardır belki..
bu sözler, babasına yazdığı veda mektubunda da olabilir.. bunu özellikle gizlemiş değilim..
yazıda, kendilerini emperyalizme karşı savaşa adamış gençleri anmaktı amacım.. çok ayrıntıya girmedim..
milliyetçilik, devrimcilik konusuna gelince...
ben milliyetçi-atatürkçü-kemalist-sosyal demokrat-nurcu-fetullahçı şucu bucu olmadığım gibi kendimi devrimci olarak da tanımlayamam...
ancak gizlenen gerçekleri bulmaya çalışan ve bunlar doğrultusunda ileri geri konuşan biriyim...
daha doğrusu, bu platformun doğası bu...
devrimcilik (bundan anlaşılan da değişimler gösterir), bambaşka birşeydir... onun örgütlenme yapısı da, mücadele yapısı da farklıdır..
saygılarımla..
08.05.2004 12:06:02 - abd şunu söylüyor sanırım... devlet, dini gerektiği kadar kullanmalı, sınıf hakimiyeti gibi nesnel bir olgunun yerine görece subjektif bir olguyu koymamalı..
yoksa, sınıflı toplumlarda din, egemenlerin her zaman kullandığı bir silahtır.. gerektiğinde uyuşturucu, gerektiğinde kalkan, gerektiğinde saldırı aracı..
bence, dini unsurların kullanılması veya hakim kılınmaya çalışılmasının, bir tek şeyle ilgisi olabilir... ezilen sınıfların sermayedarlara karşı oluşması gereken tepkisini başka yöne kanalize etmek..
şöyle bir soru geliyor aklıma... islamcı tabanın abd-ingiltere-israil nezdinde oluşan tepkisini, gerçek bir anti emperyalist harekete dönüştürebilmenin, devşirebilmenin yolu var mıdır?
egemenlik savaşında hiç biri bizden olmayan güçlerin dümen suyuna girmek yerine..
emperyalistlere verdikleri tavizlerin rüşveti olarak yerel iktidarını güçlendirmeye çalişanlara uzun süre izin verilmedi bu ülkede... menderes, ecevit, demirel, özal, çiller, türkeş vs.. ötede saddam, beride şvardnadze, daha beride taleban, daha geride ziya ül hak.. filipinlere kadar gider liste..
yerel iktidarın canımızı acıtan uygulamaları yüzünden daralan yüreğimiz, bizi bir başka zulmün kucağına itmesin..
örneğin darbe konuşullaya başladı...
tanrı türk'ü korusun ve yüceltsin(!).. amen..
yazdığımdan birşey anladıysam bush olayım... siz anladnız mı?
03.05.2004 22:36:36 - uğur'un mesajında
"ben şahsen, okumuş medeni amerikalılardan oluşan bir hristiyan ordunun ırak'a saldırması nedeniyle hz. isa'nın, öldürülen hristiyanların cesetlerini çığlıklarla yakıp da camiye kaçan zır cahil müslümanlar nedeniyle de hz. muhammed'in suçlanamayacağını düşünüyorum."
sözlerindeki okumuş amerikalılar, medeni amerikalılar, hıristiyan ordusu, zır cahil müslümanlar,
terimlerinin açıklamaya muhtaç olduklarını düşünüyorum..
ve üstelik, yazıdaki bence doktrini kendi kültürünün veya egemenliğinin hizmetine sokan siyasal otoriteler, süreçler toplumları geri bırakan asıl unsurdur., cümlesi de öyle..
yardımcı notlar:
1- nisan ayı başında meydana gelen 4 kontranın linç edilmesi olayını iyi anlayabilmek ve daha objektif olabilmek için, ırakta işgal koalisyonu zulmünü tatmak gerekiyor. işkence ve tecavüzlerin muhatabı olmak gerekiyor..
2- birinci maddede arzettiğim gibi, öldürülen 4 paralı askerin orada ne aradığını sorgulamak gerekiyor.
3- emerikan ordusunun dini, sosyal ve kültürel bileşimini bilmek gerekiyor.. daha ötesi, emerikan toplumunun cehaletini bilmek gerekiyor..
4- medeniyet ölçümüzün teknolojiyle mi, askeri güçle mi, görece ekonomik zenginlikle mi ölçüleceğine karar vermek gerekiyor..
5- linç eylemine karışan ıraklıların eğitim düzeylerini tespit etmiş olmak gerekiyor..(zır derecesi cehalette bir akademik ünvandır)..
6- toplumların ileri geri yukarı aşağı veya parabolik hareketlerini yorumlamak için üretici güçler- üretim ilişkileri, eşitsiz gelişim yasaları ve sümergecilik ile geri bıraktırılma ilişkilerini, işbirlikçileri gözönüne almak gerekiyor..
saygılarımla..
14.04.2004 17:48:06 - seçmenseniz, eğitim görüyorsanız, çalışıyorsanız, evliyseniz veya bekarsanız, kadın, erkek veya çocuksanız.. özetle insanlığa dahilseniz,
markette alışverişte, veya sandık başında, peyniriniz, siyasi iktidarınız veya annan planınız hakkında seçim yapacaksanız, okuyunuz.. ilaç gibi gelecektir..
tabii okuyup okumamak da sizin seçiminiz..
mavi hapı alır, hiçbir şey olmamış gibi hayatınıza devam edersiniz..
11.04.2004 22:40:52 - sevgili nihat, bir pazar akşamı sayıklama silsilesi var aşağıda...
sen gene uzun süredir komple yazmıyormuşsun ben hayatımda hiç yazmadım..
aslında uydurup durduğumu söyleyenler var hatta kaynağı ısrarla görmek isteyenler.. göstermiyorum tabii...
mesela ırakta emerikayla birlikte savaşın içinde olan ve ırak direnişçileriyle emerikan kukuletası arasında sıkışmış birçok türk askeri olduğu yolundaki şüphe, sadece bir rüya... yoksa ben nereden bileyim değil mi?..
arkadaşlar şu sivil toplum kuruluşları var ya, emerikancası ngo.. biraz bunlar hakkında yalan söyleyelim mi?
atilla ilhan dokundurur bunlara arada.. hiç sesleri çıkmaz.. gelen dolarları afiyetle yerler..
bir de ırakta geçen sene işgal koalisyonu karşısında "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" ve "düşmanımın düşmanı benim düşmanım değildir" anlayışıyla hareket eden. post düşkünü feodal şii mollazadelerin bu gün halkı ayaklandırmaları ve ayaklanma gerekçeleri garip geliyor..
tüm ülke igal edilip onbinlere varan insan, yaşına ve gözyaşına bakılmadan öldürülürken, bunlar kendi vatikanlarında keyif çatıyorlardı..
işin ucu kendi iktidarlarına gelince ucundan savaşa girdiler... o savaşı da kutsal bir gün uğruna ertelediler... umarım doğru çıkmaz ama bu arada işgalcilerle pazarlık yaptıklarını düşünüyorum... bakalım yarın göreceğiz... ırak daha doğum yapmadı...
kafanızı şişirdiğim için özür dilerim... nihat iç savaş çıkarmak istediklerini de nereden çıkarıyorsun o mübarek insanların?.. destablize, stablize.. destablize, stablize... karayolları genel müdürlüğü gibi bunlar.. kaç kere asfalta çevirdiler silindirle ezdiler görmüyonnuuu?..
gene ezerler..
köylerde ev yaparken çamura saman katarlardı.. sanırım artık bunun yerini tuğla ve priket aldı.. peki kullanılmayan saman eşeklere verildi mi?.. hayır..
kıprıs dip karpazda yaşayan soydaşlarımız oylamaya katılacaklar mı? onlara annanlarının planı okunup anlatıldı mı?..
marduk geliyor haberiniz olsun.. günahlarınızdan tiz arınasınız..
ıssız bir internet sitesine düşseniz yanınıza alacağınız üç şey?
1, 2, 3, 4...
hey gidi 141-142 heeyy... sizi özlüyorum... 3713'e iç güveysi gitmiş bizleri unutmuşsun öyle mi?.. fikrin bile sorulmuyormuş orada... yemeden içmeden kesilmişsin yazılan kitapları okumuyormuşsun artık... ne? emekli olduğun ve tetrar çalıştığın için vergi muafiyeti mi var?,.. e güzel.. çoluk çocuk, torunlar nasıllar?
paranoya ne güzel bir terlik markası olur di mi?
08.04.2004 23:09:01 - tipik bir emekçi bölünmesi diyorum...
emekçinin kendi verimliliğini yargılaması, ülkesinin ve milletinin bölünmez bütünlüğü şeklindeki paspartuya hapsolması .. biz adam değiliz ve olamayız.. adamlar yapmışlar kumkuması..
milli prodüktivite ajansı mustafa tınaz titiz efendi.. kablolar birbirine değdi..
saplar ve samanlar arasındaki uzlaşmaz olmayan çelişki..
bol saman zihni açar.. ama arpa da olmalı içinde..
eşekler, eşeklerin yönetimde söz sahibi olmadığı durumlarda çalışmalarındaki verimlilikten sorumlu değildir..
çelişkiler bitmezzz.. bazen unutulurrr.. unutturulurr
05.04.2004 20:25:42 - güçlerin bu tür sıralamasını kim yapmış bilmiyorum.. yoksa siz mi yaptınız?
sıralama meselesini geçip güvenilirlik ile etkinliğin karıştırılmaması şeklinde bir çevher yumurtlayayım ortaya..
halkın güvenini kazanmakla; onu yönetmek, yöneltmek ve etkilemek ayrı şeylerdir...
bir de sosyal güvenlikle ulusal güvenlik konuları var ama bunları sormuyor tesevciler.. yahu bunlar kim hakkaten?
05.04.2004 17:03:03 - bu eşek pek yorgun görünmüyor.. bence bu da bir yanlış yönlendirme..
kapitalizmin, toplumun her kesimini kendi helal kazançları için yönlendirmesi olgusuna güzel örnekler vermişsin.
bugün de devam eden politika, eğitim sürecinde geleceğin bilim adamlarını, (fen bilimlerinden sosyal ilimlere kadar) kendi çıkarları için kullanmaktır.. eğitim fonları, seminerler burslar vesaire..
sivil ve askeri eğitim kurumlarının içine düştüğü girdap budur.. yorgun eşeğin belirttiği gibi bu müdahale, müfredata kadar uzanır.. hatta, tüm eğitim sistemi hakkında kararlar alabilen "birleşik devletler eğitim komisyonu" kurulmasına kadar..
kitle iletişim araçları ile reklam ve halkla ilişkiler sektöründe dünya devleri ve yerli işbirlikçileri alınterimizin, itiraz edersek kanımızın son damlasına kadar almaya yeminlidir...
05.04.2004 11:07:12 - ve neden azeri ve arap film seslendirmeleri bizim ülkemizde alay konusudur?.. neden sesine alıştığımız bir emerikali oyuncunun azeri seslendirmesi bize garip gelir? hı?
31.03.2004 20:15:58 - sandık başında karakol kurmuşlar!
seçimler geldi geçti.. aklımda bir şey kaldı. dikkatinizi çekmemiştir belki diye yazıyorum.
seçim günü oy verme süresi dolmaya yakın radyoda şöyle bir haber geçti. "polis, oy vermeye gelen ve aranmakta olan yüzlerce kişiyi gözaltına aldı" ..
geçtiğimiz yıllarda sanırım 2000 yılıydı sayım yapılmıştı.. o gün de haberlerde "sayım sırasında haklarında arama emri olan yüzlerce kişi yakalandı" ibaresiyle karşılaşmıştım.
haklarında arama emri olan kişileri yakalamak tabii ki polisin görevi.. ama vatandaşlık görevlerini yerine getirdiği gün evlerinde bekleyen veya sandık başına giden insanları yakalamak nasıl bir başarıdır anlamadım..
olur böyle vakalar, türk polisi yakalar (!)...
25.03.2004 19:54:37 - tck'na "milli ve manevi değerleri zayıflatmak, halkı askerlikten soğutmak" türü suçları niye koyuyorlar biliyor musunuz?
şunun için..
ben şimdi sinirlenip bunlara dersem ki, "türkiye cumhuriyeti kurulduktan sonra kore harbine gençleri gönderdiniz.. sonuç biliniyor.. sonra kıprıs'a çıkartma yaptınız, askeri literatüre geçtiniz.. hatta kendi muhribinizi bağırta bağırta batırdınız.. pkk ile savaş adı altında girdiğiniz içsavaştaki sonuçları, abdullah özalan davası görülürken kendiniz itiraf ettiniz.. kuzey ırakta sanki türkiye için birşey yapıyormuş gibi emerikaya hizmet ederken güvendiğiniz dağlara mart karı yağdı en seçkin birliğinizin elemanlarının kafasına çuval geçirildi, "tısss".. üstelik kuzey ırak'daki peşmergelere askeri eğitimi veren sizdiniz... operasyon kariyeriniz budur...
tabii böyle şeyleri yazmamak gerek.. ortada kanun var.. "nizam" var... "intizam" var... siz de yazmayın..
25.03.2004 19:31:49 - ugur'un dikkatinden kaçmayan alemdaroglu beyanati yorumuna ek olsun diye anadolu ajansı'nın bir haberini özetleyeyim ve ileri geri biraz konuşayım.. sivas asliye hukuk mahkemesi, cizre'de mayına çarpma sonucu iki bacağını kaybeden uzman çavuş'a ödenen 57 milyar liranın faiziyle geri alınmasına karar vermiş.. kararın ayrıntıları ve neden paranin geri alındığı yazmıyor ama savunma avukatının, "müvekkiline ödenen paranın, iddia edildiği gibi sebepsiz zenginleşmeye yol açmadığını" ileri sürmesi, görevde sakatlanan uzman çavş kazım daşbaş'dan parayı geri almak için hazine avukatının nasıl bir dilekçe yazdığını anlatıyor..
hamas liderinin vurulması ile ilgili eşek dili'ne de yazdığımız gibi, eskiden soylular ordulara komuta ediyordu.. simdi o kadar da soyluluk kalmadığı için sermaye, ücretini ödeyerek ve imtiyaz sağlayarak ordu yönetiyor.. oyak'ın ticari faaliyetlerinin artışıyla yaşadığımız süreç arasında bağlantılar kurulamaz mı?..
zamanında "en büyük asker bizim asker" diye mhp'li tosuncukların omuzunda otobüslere trenlere doldurulan ve iç savaşa gönderilen gençler yaralandığı ve öldüğü zaman "günün gereği" tazminat, şehit maaşı vs. ödüyorlardı.. savaş gündemden düştükten sonra bunlardan yan çizilmeye başlandı..
o zamanlar pkk lideri abdullah öcalan'ın ikamet ettiği dubleks evi gazetelerde yayınlatarak "gerillalar dağda, mağaralarda yaşarken apo lüks içinde" başlıkları attıranlar, orduevlerinde koç yumurtası kebabı yiyorlar, lüks lojmanlarda oturuyorlar, lüks arabalarla geziyorlardı... hangi pkk eyleminden sonra ordu evlerinde eğlenceler iptal edildi?
içsvaşta ölen askerlerin kanları üzerine siyaset geliştirip iktidar ortağı olan mhp, sonunda emerikanın talimatıyla abdullah öcalan'ı affetme başarısını gösterdi..
ırak işgali sürecinde izlemiş olacağınız gibi emerika, abd vatandaşı bile olmayan gençleri savaşa sürüyor.. bunlardan ölenler olduğunda abd vatandaşlığıyla onurlandırıyor(!).
icsavaşta cepheye sürülüp sakat kalınca verilen tazminat sebepsiz zenginleşmeye yol açıyormuş... doğru.. zenginleşmenin sebebi emek sömürüsü, hırsızlık, rüşvet ve ülkesini, insanlık değerlerini satmaktan geçer..
"en büyük asker bizim asker"ler için bilkent cumhuriyetinde yüzlerce dönüm üzerine açılan rehabilitasyon merkezini arada bir ziyaret edip, ruhen veya bedenen sakat bırakılan gençlerin yanaklarını okşayıp timsah gözyaşları dökenler, dönüşte oyak şirketlerinin karlarını hesap ediyorlardır..
ülkemizin menfaatlerinin, incirlikte emerikan askerlerinin varlığına bağlayan fetvacı "kahraman" lara ithaf olunur..
08.02.2004 10:40:26 - baretta1 rumuzlu taze üyenin yazdıklarının altına imza atacak onbinlerce kişi var.. bana göre bu durum, üzerinde durulması gereken ilginç sosyo-politik bir hadisedir... baretta1 rumuzlu üyemize, internet alanımızda yayınlanmış (odc başta olmak üzere) birtakım yazıları incelemesini öneririm.
böylelikle, kimi kime şikayet etmemizi teklif ettiğini daha iyi görmüş olacaktır.
saygılarımla
21.01.2004 12:11:29 - alkışlar uğur'a.. eline sağlık.. kuyruğu her sıkışanın kendisini cumhuriyetin son kalesi olarak tanımlamasından bıkkınlık geldi... ulusal çıkar, ulusal güvenlik gibi komik kavramları dillendirenlerden gına geldi.. coca cola'nın çeşitli ülkelerle birlikte türkiye'de kimin popşopar olacağını tespit etmesinden bay-han geldi.. internet alanımızda forum bölümü olmamasından dolayı, birçoğu çok değerli yazıların mesaj panosunda ziyan olmasından, konulara göre tasnif edilememesinden dolayı gözlerimden yaş geldi..
sapsız samanlar dileklerimle..
31.12.2003 03:31:48 - tayyip erdoğan'a yeni şekil yapılıyormuş.. abd başkanları örnek alınacakmış.. başbakan'ın fotoğrafları çekiliyormuş..
şeytan diyor fotoşopa otur, ver şeklini.. dur bakalım..
25.12.2003 17:09:25 - her konuya olumsuz yaklaşımımdan dolayı turuncu düzelde üzülüyorum... hatta bu eğilimimden dolayı benim psikolojik olarak rahatsız olduğumu söyleyenler var... neyse.. ugur'un mesajına cevap verme konusunda geciktim... arkadaşlar farketmiştir belki, siteyi de güncelleyemedik.. çünkü psikolojik rahatsızlığım var ve bu durum hala devam ediyor.. baktım ki geçici bir durum değil, bu halimle biraz yazayım dedim... değişime halkın katkısı ile ilgili olarak ugur'un verdigi örnekleri de didik didik etmek mümkün.. bu güzel bir yöntem olmayacak... ugur, kendi deyimiyle birçok konuda "aramızda nüans farkları olan" bir üyedir.. konular açan, fikirlerini yazan ve düzeyli tartışma özelliği olan bir insandır.. sekiz aydır bende bıraktığı izlenim budur..
ben daha çok, ugur'un mesajının sonlarındaki "ancak türkiye, bütün değişimlerin emperyalistlerin tepeden gerçekleştirdiği, gerçekleştirebildiği bir ülke konumunda da değildir. hatta bence, son yıllarda kolaylıkla yönlendirilebilen bir ülke/halk olmaktan giderek uzaklaşıyoruz." cümlesine takıldım..
bu konuda şu güncel örneği vermek istiyorum... abd büyükelçisi hayfa eriği edelman'ın uzmanları(!) geçtiğimiz günlerde çerkes, abaza vs. dernekleri dolaşmış ve bundan 15 gün sonra kafkas dernekleri rtük'e "anadilde yayın" talebinde bulunmuşlar...
burada iki düşünce mi üretebiliriz?:
yahu emerika dolduruşa getirdi diye insanların haklarını mı vermeyeceğiz?
veya hak talepleri dış mihrakların etkisiyle oluşmaktadır, bu hakların verilmesine karşı çıkalım!..
üçüncü bir yol var mıdır?..
ipucu: abd'nin "oğlanlarından", eşsiz dokunulmaz darbe lideri netekim'in konuşmalarında "karda yürürken çıkan kart kurt sesi söylene söylene.." veya "dağ türkleri" olarak tanınmaz hale getirilen kürtlerin bazı hakları, nasıl oldu da gündeme oturdu?
acaba kürt olmayan türkiyeliler, bu konuda nasıl bir mücadele verdi? ahmet necdet sezer'in cumhurbaşkanı adayı olarak "pıt" diye ortaya çıkması, blackboy ecevit'in ve hükümetinin birden "kötürüm" edilmesi, hortumculuk çetesi uzan'ların parti kurup yüzde 7 oy alması, erdoğan'ın siirtten başbakan seçilmesi, halkımızın hangi tabanının katkısıyla veya zorlamasıyla olmuştur?
18.12.2003 12:03:53 - sayın ugur, farkında iseniz, mesajınızda sözünü ettiğiniz bazı "değişimler" de ülkenin iç dinamikleri ile oluşmuyor.. hem bunlara gerçekten değişim demek için epey uğraşmak gerekli... örneğin türkiye'de ordunun zihniyeti değişmeden, ordunun emerikan doktrinlerinden sıyrılması sağlanmadan, ordudaki darbeci-müdahaleci eğilim sona ermeden, mgk hakkında alınan kararlar neye yarar?.. işkence hiçbir zaman yasal değildi ve devlet tarafından hep reddedildi.. şimdi zaten olmayan(!) ve yasak edilmiş işkenceyi tekrar yasaklamak neye yarar?.. ülkedeki kürt varlığını kimi zaman tamamen reddeden tümden düşman gören bir zihniyet en üst kurumlarda boy gösterirken, bir devlet kanalının kısıtlı kürtçe yayın yapması neye yarar?
bu örnekleri çoğaltabiliriz..
ugur'un sorusu "hangi noktada ne kadar değişmeliyiz? ve bu değişimi kim yapabilir?" şeklinde özetlenebilir..
öncelikle değişim, bir iç dinamizm ürünü olarak gerekli kılınmalı. halkın gazetelerden öğrendiği değişim girişimleri geçicidir. sömürgeliği içine sindirmiş, işbirlikçi ve komisyonculuktan para kazanan bir burjuvazi nasıl değişimlere imza atabilir?.. emerikan ordusunun ortadoğu-avrasya kolu diyebileceğimiz bir ordu ve bu ordunun yönetime katılma biçimi olan mgk nasıl değişime katkı koyabilir?..
mustafa kemal atatürk'ün yukarıdan aşağıya gerçekleştirmeye çalıştığı hangi "değişimler" ne kadar yaşayabildi?..
her birimizin sorumlu olduğu tarihi süreçte daha ne kadar "lider" arayacağız?
aşağıdan yukarıya, yani halktan, yani işçiden, köylüden, aydından, esnaftan vs gelip yükselen bir hareket olmadan nasıl lider olur?.. şu günlerdeki değişim fırtınası, değişik emperyalist odakların kendi çıkarları için yarattıkları hava boşluklarıdır.
en büyük değişim, gerçekten değişime kararlı kitlelerin oluşmasıdır.. en büyük değişim, değişime karşı çıkan odaklara tapınmaktan vaz geçilmesidir.. en büyük değişim hiçbir şey bilmediğimizi kabul etmek ve yeniden öğrenme sürecine girmektir.
yaşadığımız sürece, değişim değil, "başkaları tarafından biçimlendirilemizi tribünden seyretmek ve tezahürat yapmamız" adını vermek mümkün...
ugur'un sorusuna yanıt veremedim, üzgünüm.. buyuk onursal liderimize sorma cesaretini de, açık konuşmak gerekirse gösteremedim..
saygılar,
12.12.2003 19:18:43 - yanlış ve eksik bilgilerle dolu internet alanımızda, körükörüne inancın sembolü olması açısından baazi rumuzlu kimsenin mesajını silmedim... bunun bir tür boşalma olduğunu farzettim..
toynağına kadar incitilmiş kimselerin, alay etme hakları dahil, hakları teslim edilmiştir. (büyük onursal önderimizin özlü sözlerinden)
büyük onursal önderimiz (saygıyla), yarım kalan öz yaşam öyküsünün tamamlanmasını, emerikalı eşek ve emek düşmanlırının ve işbirlikçilerinin daha fazla teşhirini buyurmaktadırlar..
her ne kadar mazeret arzettiysek de, kendileri bu mazeretlerimizi hoş görmediler ve günün akışına kendimizi kaptırmamamız konusunda kulaklarımızı uzattılar..
büyük onursal önderimizin çomağıyla gösterdiği doğrultuda ilerleyeceğiz!..
eşek sözü...
03.12.2003 13:38:50 - güray değerlinin yazısından, türkiyede egemenlik uygulayıcı güçlerin dağınıklığı ve kendisi için önemli birçok konuda etkisizleştiğini anlıyoruz.. mesele gücü kim, nasıl ve kime karşı uygulayacak noktasında düğümlendiğinde, abd ve diğer emperyalistlerin yönlendirmesi ön plana çıkar.
abd başta olmak üzere, küresel güçlerin etkisini artırdığı dönemlerde, türkiye ve benzeri ülkelerde baskı rejimleri uygulanmaya başlar.
bu baskı rejiminin adı faşizmdir ve abd'nin ihtiyaç duyduğu global diktatörlüğe uygun adımlardır.
türkiyede eğer yanılmıyorsam, siyasetteki etkinlik için epey para zulalamış olan uzan grubu ile iç hizmet kanunu doğrultusunda hareket eden güçlerin, önümüzdeki yakın dönemde söyleyecekleri güçlü sözler olmalı.
önümüzdeki günlerde güçlü patlamalar beklemeliyiz.. bu patlamalar, gübre, tnt, c4 de olabilir, asgari ücret de... anıt kabir'in, son olaylardan sonra ekstra korumaya alınmaması size bir fikir verebilir mi acaba??.. ve hem anıt kabirin, hem de tezkere sürecinde genelkurmay ve tbmm yakınlarında patlayan ses bombalarının, office of defense cooperation'un ana karargahına 300 metre uzakta olması??..
la havle ve la kuvvete illa varidat-ül-ali-yül azim..
demeli..
03.12.2003 02:48:28 - bozesek tarafından 02.12.2003 14:25:31 tarihinde masej panosuna konulan alıntı, tarafımızdan paragraflandırılmış ve bir ibret belgesi olarak sabırlarınıza sunulmuştur..
bombanin düştüğü dİğer yerler milli(siz) güvenlik ve bombalar
güray m. değerlİ / gazeteci
gazeteci arkadaşımız güray değerli, bir kulağı terör örgütlerinde, diğer kulağı ise "türk İstihbaratı"nda olan bir meslektaşımızdır. ona bu son saldırıların türk istihbarat örgütleri açısından "hâli pür-melalini" sorduk. o anlatıncaya kadar; ne istihbarat örgütlerindeki son "kıyımları" ne de türk istihbarat kaynaklarının türkiye'yi "10 üzerinden 7" şiddetinde bir psikolojik harekât uygulamasının altında gördüklerini biliyorduk..
türkiye bir süredir unuttuğu terör dehşetiyle yine sarsıldı. bunun eskisinden farklı tanımı şu: yereli kullanan "global terör", tamamen asimetrik, bilindik, sistematik konvansiyonel yöntem ve aygıtların çok dışında, yeni bir terör dalgası..
11 eylül milâtlı bu metamorfozla daha yeni tanıştı türkiye. yazık ki; türkiye, sorumlu sorumsuzlarca, yetkili yetkisizlerce, kimi gerçekten satın alınmış "işbirlikçi", kimiyse; kime, neye, nasıl hizmet ettiğini dahi bilemeyecek kadar boş kadrolarla idare ediliyor. ama birileri de var ki; davasına gerçekten inanmış, kendisini ayrı bir siyasi coğrafya ve kimlikte görüyor, bunun gereklerini de her alanda yerine getiriyor. siyasi, dini, etnik; bu ayrılıkçılar, kürtçüler ve şeriatçılar olarak ön plana çıkıyor.
çoğu zaman terör eylemleri de dahil olmak üzere iç ve dış faktörlerle işbirliğine girebilen bu yapının vardığı nokta, türkiye'nin ulus-devlet / üniter yapısını değiştirecek boyutta. zira, siyasete de hukuka da eğitime de; kısacası, yasama, yargı, yürütmeye hakim ve/veya baskın olan zihniyet maalesef işte bu zihniyet. yaşananlar, klasik düşüncenin, sebep - sonuç ilişkisiyle açıklayabileceği kadar basit. zayıflatılmış bir devletin çöküşünün önemli işaretleri bunlar. sebepleri çok açık; sosyoloji, en basit tanımıyla devleti; "milletin hukukileşmiş şekli" olarak ifade eder. ulus-devlet esaslı türkiye cumhuriyeti'nin bugün yaşadığı sorun da işte bu noktada kendisini göstermektedir.
İçi boşaltılan kavramlar, politize edilen, etnik, dini ya da mezhebi kadrolarla doldurulan kurumlar, yok edilen devlet gelenekleri ve acı sonuçları... "1050 kişilik liste"nin gereği neden yapılmadı? doğrusu patlayan bombalarla kendisini gösteren bu sonuca pek de şaşırmamak gerekiyor. çünkü içi boşaltılan kurum ve kavramların başında ulusal/milli güvenlik geliyor. öyle ki; ister avrupa birliği, ister abd diyelim; başkasına ya da onun koşullarına tâbi kılınan, bu şekilde meşruiyet kazanma ve iktidarını sürdürme peşinde olan bir yapı var ortada. adının, yönetim biçiminin bile tartışılır hâle getirildiği türkiye'de dünkü anlam bütünlüğü itibarıyla milli güvenlik'ten söz etmek artık çok zor. vahametin adı; "milli(siz) güvenlik" tir. devlet aygıtının vazgeçilmez vazgeçilmezi milli güvenlik; yasamasıyla, yargısıyla, yürütmesiyle bir bütündür, onun emrinde ve hizmetindedir. milli güvenlik, bir diğer yanıyla, içinde güvenlik teşkilatları, kolluk güçleri de bulunan yürütmeyi doğrudan ilgilendirir.
mevcut duruma gelince; bize hükmeden siyasi, dini, etnik yapıya göre kurgulanmış ya da kurgulanmakta olan yürütme bugün itibarıyla güvenlik ve güvenliği tesis etme açısından tamamen çökmüştür. bunun en somut, çarpıcı ve örneği art arda yaşadığımız bombalı terörist saldırılardır. hâlâ "milli" kalabilmekte direnen bazı istihbarat kaynaklarından bu son patlamaların 6-7 ay öncesinde gelen 1050 kişilik "eski terörist-yeni potansiyel terörist" listesine karşı hiçbir icracı tedbir almayan yapının sorumluları, işte bu kadrolardır! söz konusu liste, "kopenhag kriterli uyum yasaları" çerçevesinde iki ayda bir toplanmakla sınırlandırılan 'yetkisiz' milli güvenlik kurulu'nun toplantısında de ele alınmıştır
sadece bir tesadüf eseridir ki; saldırıların hemen sonrasına denk gelen bu toplantıda kendisini hâlâ sorumlu hisseden ya da öyle sananlar sormuşlardır mutlaka: "bu listenin gereği neden yapılmadı?" el cevap: malûm... yurtdışı operasyonları kim engelledi? tüm bunları bir de basit istihbarat teknikleri açısından değerlendirdiğimizde, ortaya çıkan tablo; türkiye'nin sahipsiz, kontrolsüz ve tedbirsiz kaldığı gerçeğidir. İstihbarat iki ana temele dayanır: "İlgi alanı" ve "etki alanı". "İlgi alanı" istihbari faaliyet bölgesidir. "etki alanı", istihbaratla birlikte tedbir ve uygulamayı kapsar. ancak esas olan, tehdidi sınırların ötesinde, "İlgi alanı" bölgesinde karşılamak ve önlemini almaktır. dolayısıyla bu alanın sınırları; balkanlar, ortadoğu ve orta asya coğrafyasını kapsar. yani tehdidi, daha sınırlarınıza dayanmadan, buralarda algılamak ve karşı tedbiri almak prensiptir. fakat, türkiye'de asıl işi "istihbarat" olan kurumun son üç yıldır sınırötesi faaliyetleri durdurulmuştur! daha da acıklısı, 3 kasım seçimlerinden bu yana türk emniyet teşkilatının çeşitli kademelerinden 4 bin kişinin kesilip, yerlerinin "müslüman mücahid"lerin kutsal mücadelesine (!) sempati ile baktıkları bilinen "fethullahçı" kadroların getirilmiş olması! İstihbarat birimlerinin dağıtıldıkları, hatta deşifre edildikleri ya da artık sahipsiz bırakıldıkları için korktuklarını söylemek, sanıyorum yanlış olmaz...
10 üzerinden 7 oranında "psikolojik savaş" bu kurumların siyasi iktidarlara payanda edilmek amacıyla politize edilmesi; din, mezhep ve etnik kadrolarla doldurulmuş olması; türkiye cumhuriyeti'nin bekasını sağlayabilecek imkan ve kabiliyetlerde kapanması çok zor gedikler açmıştır. elbette, bu resim uzun süren bir "psikolojik harekât" uygulaması sonucu ortaya çıktı. İstihbaratla doğrudan ilişkili bir faaliyet olan psikolojik harekât, "milli güç unsurları"nı hedef alır. milli güç; moral güç, politik güç, ekonomik güç ve askeri güç ile milli hedefler'in toplamıdır. psikolojik harekâta tüm usül ve yöntemleriyle topyekün maruz kalan türkiye'deki öncelikli baskı alanı, güvenlik kurumlarıdır! türk silahlı kuvvetleri, milli İstihbarat teşkilatı, polis ve askeri istihbarat birimleri bunların başında geliyor...
psikolojik harekât'ın gücü, ölçüsü derece ve katsayıyla ölçülür. örneğin, son değerlendirmelere göre, türk silahlı kuvvetleri'nin 10 üzerinden 7 oranında bir baskı ve yıpratma politikasıyla karşı karşıyadır! bir başka deyişle, milli politikaların direnci 3-5 seneye kadar inmiş durumda! bunların kurum, kuruluş, kitle ve kişi üzerindeki etkileri ise katsayılarla hesaplanır. "İstihbarat ilmi"ne vakıf olanlar için verdiğim bu katsayı ve rakamlar, "türk İstihbaratı"nın ayakta kalmakta direnen son "namuslu"larının kendilerine biçtiği ömürdür, ne yazık ki! sahi, pkk/kadek diye birşey vardı, di mi? bu coğrafyada yaşamanın ve ayakta kalmanın ön koşulu, güçlü bir ulusal güvenlik bütünlüğü ve silahlı kuvvetler'dir. bu alanlarda meydana gelebilecek boşluk derhal başkalarınca doldurulur.
o yüzdendir ki; süleymaniye olayı ve son bombalı kitlesel terörist saldırılar, türk askeri ve siyasi tarihinin utanç sayfalarından biri olarak hafızalara kazınmıştır. şunu bir kez daha hatırlatmakta yarar olduğunu düşünüyorum. sırada, sözde ateşkesi ve türkiye'ye tanıdığı bitirmek üzere olan bir pkk/kadek var. İşin asıl düşündürücü yanı, kafaların yine maalesef kuma gömülmüş olması. türkiye'nin son seçimlerde tokat gibi yüzüne çarpan siyasi ve etnik durum ortadayken; doğu, güneydoğu ve mücavir alanlarıyla birlikte İstanbul, ankara, adana, mersin, İzmir gibi metropollerinde ayaklanmaya varan kitlesel eylemler varken; dağ kadrosu için harıl harıl adam toplanırken; kuzey irak'ta kerkük, musul, bağdat gibi merkezlerde ofisler açılırken; avrupa'nın tüm kentlerinde, abd, avustralya, kazakistan, ermenistan, japonya gibi ülkelerde temsilcilikler açılıp gösteriler yapılırken ve yeni yıl başlamadan türkiye'nin kana bulanacağı ilan edilmişken, yine kimse umursamıyor!
sahi, İstanbul'un orta yerinde günlerdir birkaç tonluk potasyum-nitrat yükleri ile turlayan kamyonetleri yakalamada başarısız olan "yeni türk İstihbaratı", acaba bu konuda ne düşünüyor?
(m5 strateji dergisi/ digimedya.com'dan alınmıştır)
22.11.2003 13:24:21 - nihat rumuzlu arkadaşın ileri sürdüğü "cahiliye" dönemi adlandırması bence yanlıştır.
bu dönemde mekkelilerin cahil olduklarını kuranda geçen "ümmi" sözcüğüne dayandıranlar ve hatta muhammet peygamperi "cahil" olarak niteleyenler, islamiyet öncesini de cehalet dönemi olarak adlandırmışlardır. bunu söyleyenler, islamiyetten önce iki kitaplı peygamberin bulunduğunu görmezden geliyorlar.
islamiyetten önce mekkenin ticari ve kültürel bir merkez olduğu birçok din araştırmacısı tarafından ileri sürülmektedir. hatta mekke'de şiir yarışmaları düzenlendiği ve derece alan şiirlerin kabe duvarına asıldığı söyleniyor..
kuranda geçen "mekkeliler ümmi idi, muhammed de ümmi idi" sözünün, mekkelilerin ve muhammedin, önceki hıristiyanlık veya yahudilik dışında oldukları yani kurana göre hak dinlerinden birine mensup olmadıklarını anlattığı belirtiliyor.
islamiyet öncesinde kabenin içinde putlar vardı. mekkeliler, bu putlara tapınırlardı. içinde putların olduğu kabenin çevresinde dönerlerdi. islamiyet sonrasında, kabenin kendisi putlaştırılmıştır. kabeye saygı, o dönemde sadece mekkelileri kazanmak için bir taktik unsur iken daha sonra bildiğimiz hale getirilmiştir.. suudlar için bu bir turizmdir.
20.11.2003 17:45:52 - uğur,
abd ile avrupa devletlerinin "değneğin iki ucu" nitelemesi yaptım.. bu doğru.. oradaki insanların görece özgürlüklerini de kabul ediyorum.. senin dediğin gibi yüzyıllardır süren bir mücadele sonucu bunlar.. bizim onların özgürlüklerine sahip olmamız için fırınlar dolusu ekmek yememiz gerektiğini de söyledim.. yani özgürlükleri birilerinin vermesini beklemek yanlış demek istedim.. hiç devlet zorunlu olmadıkça hak verir mi?.. "hak verilmez alınır" sözü bir klişe midir?
zaten istanbulda patlamaya başlayan bombalar da, avrupalıların kendini ifade etme özgürlüğünü daratmak için değil mi?.. emerika ikiz kulelerini yıkıp aynı şeyi yapmadı mı? türkiye'de acaba hangi muhtıra hazırlanıyor halka karşı?
19.11.2003 00:20:39 - uğur'un, karakaçan münasebetiyle açtığı tartışmaya kişisel fikrimi eklemek istiyorum:
her devlet gibi türkiye cumhuriyeti devleti de bir üstyapı kurumudur ve ekonomik gücü elinde bulunduranların egemenlik aracıdır.
ekonomik gücü elinde bulunduranlar da çokuluslu oldukları için türkiye cumhuriyeti devleti de çokuluslu bir devlet yapısındadır.
bu devletin bölünmez bütünlüğünü savunmak, safsatadan başka birşey değildir ve bölünmesine hiç gerek yoktur. çünkü devlet paramparçadır. bunu anlamak için gazete sayfalarına biraz bakıp biraz da hafıza tazelemek yeterlidir. (mit içi hesaplaşmalar, emerikan askeri ve istihbarat varlığı odc, tahkim, mai, avrupacılar-emerikancılar-islam birliği tartışmaları vs.).. bu haliyle türkiye devleti tanımlaması zor bir yapıdır.. :
türkiye'de radikal islamcı olarak adlandırılan grubun temellerini atan devletin kendisidir. bunu abd ile birlikte soğuk savaş olarak adlandırdıkları dönemde komünistlere karşı kullanmak üzere geliştirmişlerdir. sovyetler'in dağılmasından sonra ise yeni dünya düzeni politikaları çerçevesinde aynı kesim düşman ve terörist ilan edilmiştir.
türkiyede yaşanan başörtüsü, türban vb. tartışmaları açanlar,
müslümanların yaşadığı topraklara saldırmakta olanlar ve işbirlikçileridir... bunu istedikleri zaman krize dönüştürecek kabiliyete ve güce sahiptirler.. türban veya başka bir kıyafetin kullanım ölçülerini ülkemizde -eğer olursa- toplumsal mutabakat ve hoşgörü belirlemelidir..
zayıf ve müstemleke devletlerin hoşgörü sınırları çok dardır.. onlar, kendilerinin güdümünde olmayan hiçbir şeyi hoş göremezler.. ama yarın öbürgün ana karargahtan bir talimat gelince 180 derece dönmeleri işten değildir. üstelik, bir dostun dediği gibi, bugün türban konusunu gündeme getiren taraflardan biri olan iktidar partisinin kurmayları, emerikan güdümlüdür.. abd ve israille can ceğer kuzu sarmasıdırlar.. türban meselesi sokaktaki adamın kafasını meşgul etmek içindir..
avrupa birliğinin inanç özgürlüğü vs tantanalarına da pek kulak asmıyorum.. emerika değneğin bir ucuysa, avrupa devleti öbür ucudur.. her bakımdan aynıdırlar.. şu sıralar güç ve hakimiyet farkı var ve bu durum geçicidir... anlaşacak veya garibanları savaştırarak anlaşacaklardır..
türkiyede yaşayan insanların özgürlük sorunu için söyleyecek bir söz bulamıyorum.. bu ülkenin insanları olarak herhangi bir özgürlükten söz edebilmemiz için birkaç fırınlık odun yememiz lazım..
bu bir güç meselesidir.. egemenlerden isteyerek hiçbir özgürlük alınmamıştır ve alınmış görünse de bu gerçek bir özgürlük değildir.. ne güzel söylüyorsunuz, yüzyıllar önceki aydınların krallara karşı mücadelesini?.. onlar neden almış da biz alamamışız?.. tarihin cilvesi işte.. kılıç gücü bizdeyken, bilim ve kültür kılıçtan korkup kaçtı.. geri kalmışlığımızın nedeni fatih sultan mehmet bi acaba?.. cumhuriyet dönemi özgürlükçü ve demokratik miydi?.. tabi o zaman lazımdı aabi.. naapsın adamlar.. mı?
hiçbir anayasasını sivillerin yapmadığı, seçilmişlerin seçkinlerin temsilcisi olduğu, alkış tutulan acık ve örtülü darbelerin yaşandığı bir ülkede özgürlüğün sınırlarını kim çizebilir?..
bakın, bir kere bile "üretim araçlarının özel mülkiyeti"nden bahsetmeden bitirdim mesajımı..
11.11.2003 21:25:26 - önemli duyuru
partimizin dış ilişkilerinde görevlendirilmek üzere aşağıdaki dillerde kısa çeviriler yapabilecek angaryasever şahıslar aranmaktadır.
ücret-mücret verilemeyeceği gibi, küçük hatalardan dolayı surat asılması mümkün olduğundan, bu durum tatminkar da sayılmaz.
bilinmesi arzulanan diller: ingilizce, fransızca, almanca, norveççe, italyanca, isyanyolca, arapça, rusça, ibranice
11.11.2003 21:17:19 - bazı arkadaşlar senelik izinlerinin bir bölümünü kullanmaktadırlar.
partimizin büyük onursal liderliği ve diktatörlüğü ile bölünmez bütünlüğünü korumak için birlik ve beraberliğe her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, sevgili ve sayın üyelerimizin, parti gündemine aldığımız konularla ilgili duyduklarını, gördüklerini, bildiklerini mesaj panosuna veya eşek postasına göndermeleri rica olunur.
yaşasın büyük onursal liderimiz ve o'nun ilkeleri ışığında yürüyen komikparti! komikparti istirham masası müdürlüğü
07.11.2003 12:35:12 - sayın üye ve ziyaretçilerimize:
06/11/2003 ilen 07/11/2003'ü birbirine bağlayan mübarek geceyarısı evsahibi serverimizda meydana gelen ve sebebi henüz tarafımıza açıklanmayan bir aksaklıktan dolayı sizlerle birlikte olamadık..
cümlemize geçmiş olsun dileklerimizi iletmek isterim.
acaba diyorum bu nasuhi rumuzlu üyemiz başta olmak üzere yazdıklarımız yüzünden "çarpıldık" mı?.. bence hep birlikte "tevbe" etmeliyiz.. boy abdesti almalıyız..
04.11.2003 22:19:49 - amaann nihat!!
belki su tesisatından dinleme yöntemi geliştirilmiştir sana ne?
belki emerikan elçiliğinin suları bile dinleniyordur sana ne?
muslukları kırmızı ve mavi renktekilerle değiştireceklerdir sana ne?
hayfa eriği edelmanım odc'yi kırmızı musluktan, beyaz sarayı mavi musluktan arayacaktır sana ne?
yav, olur mu olur ha!.. dur ben bi kalorifer dairesine baskın yapıyım, neme lazım belki kaloriferler de dinleniyordur!!
30.10.2003 22:44:05 - aleykümselam hocam; size bir sual tevcih etmek istiyorum müsaadelerinizle.. komikparti internet alanını ziyaret ve de yazılanları tavaf etmek, orucu sakat eyler mi? sağlık ve afiyetler niyaz ederim.
28.10.2003 10:13:06 - angarali rumuzlu üyemizin temas ettigi hususa ilave yapmak istiyorum.
adı geçen meydanın ismi hiçbir zaman kızılay meydanı olmamıştır. sayın melih gökçek gizlice değiştirmediyse, anılan meydanın ismi hürriyet meydanıdır ve sonuçta, yapılan oylamada, hürriyet meydanında sol'a dönüşler yasaklanmıştır
ama üzülmeyin, sağ'a döndükten sonra u dönüşleri mümkün .. biraz zaman kaybı ve maliyetin artması, biraz da meydanı bıraktığınız gibi bulamamak riskiyle.. orada bulmayı umduklarınızın, bizi hala bekliyor olmalarını umuduyla...
bilmem annatabiliyor muyum?..
25.10.2003 22:56:57 - uğur'a..
uluslararası ilişkilerin kin, vefa, komşuluk gibi duygusal gerekçelere dayandırılmaması konusunda haklisiniz. benim komşuluk kavramını kullanmam tamamen emerikanın politikalarının önüne set çekmek için söylenmiş bir sözdür.. açarsam; emerikanın globalleşme diye çıktığı yeni dünya egemenliğine karşı durmaktır.. ırak meselesine saddam-emerika ikileminden bakılmasından yana değilim. bana dokunmayan yılan bin yaşasın veya acaba ben de birşey kopartabilir miyim düşüncelerine karşıyım.. türkiyenin durumu, osmanlı imparatorluğunun son döneminden zayıftır. cin olmadan çarpmaya kalkışılmasının sonu hüsrandır.. "türkiyenin alması gereken tavır, işgale uğramış komşu bir ülkenin işgalden kurtulmasına yardım etmektir" şeklinde kurduğum cümle ise tamamen ütopyadır.. kelin merhemi olsa başına sürermiş..
bozeşek'e;
aslında bu tür ikilemler, meselelere sosyo-ekonomik ve sınıfsal açıdan değil de globalleşme(!) sürecinde ortaya çıkan politik geyik ve komplo teoriciliği modasından kaynaklanıyor. konulara nasıl yaklaşacağımızın ve neleri tartışacağımızın bile başkaları tarafından belirlendiği günlerde yaşamamız, gerçekten büyük şans.. ne şansı diyeceksin.. bunlardan kurtulma fırsatımızın olması şansı.. hasta olmasak sağlığımıza kavuşmanın sevincini yaşayabilir miyiz?..
burada zaten öncelikle kendimize çare aramıyor muyuz?..eşşekliğimizden bir ş'yi çıkarmaya çalışmıyor muyuz?.. buralarda bir yerlerde olacaktı.. şeytan aldı götürdü..
24.10.2003 13:13:17 - teknik bir rica
üyelerimizin sistemden çıkarken rumuzlarının asılı kalmaması için ilgili butona basmalarını rica ediyorum.. biliyorum, makina kilitlenmesi vb. sorunlar yüzünden benim de başıma geliyor ama, gene de bu konuda bir talepte bulunmayı uygun gördüm.
ugur ve bozeşek'e mesajım olacak.
sizi seven ali tarik
23.10.2003 19:53:07 - teessüf ve özür
ahiret suallerinin tezkere ile ilgili bölümünde ali tarik'in ağzına biber sürülmeli şeklindeki seçeneği işaretleyen arkadaşlara teessüf ederim. bu şıkkı işaretleyenler emerikan ajanıdır, vatan hainidir, yıkıcı ve bölücüdür.
aynı zamanda, 4 günden fazla süredir ahiret suallerinin çalışmadığını müşahade ediyorum. ziyaretçilerimizden özür dilerim. düzeleceğini umuyorum.
23.10.2003 19:48:23 - haberi milliyet internet sayfasında okudum:
içişleri bakanlığı, diyarbakırdaki dehaplı üç belediye başkanı ve zabıta amirleri hakkında görevi ihmal suçundan dava açmış. dayanak da, diyarbakır valiliği sağlık müdürlüğü gıda ve çevre şube müdürlüğünün yaptığı denetimlermiş.
sebep; belediyelerin, açıkta satılan gıda satışına engel olamayışları imiş. dehaplılar, uygulamanın kendilerine özel olduğunu ileri sürüp sızlanıyorlar...
bakanlıkta bu kararı alan işgüzarları kutlarım. ve aşağıdaki konularda da ilgili görevlileri mahkemeye vermeleri konusunda şiddetle ısrar ederim:
1- dünyadaki eroinin yüzde 90'ının bu ülke topraklarından geçtiği göz önüne alınarak tüm narkotik şube müdürleri hakkında,
2- yılda binlerce yurttaşımızın ölümüne sebep olan kazalara engel olamadıkları gerekçesiyle tüm trafik şube müdürleri hakkında,
3- hortumlamaya, kaçakçılığa ve dolandırıcılığa engel olamadıkları gerekçesiyle tüm mali şube, kaçakçılık ve dolandırıcılık şube müdürleri hakkında,
4- pezevenkliğe ve kumara engel olamadıkları gerekçesiyle tüm ahlak masası amirleri hakkinda,
5- hırsızlığa engel olamadıkları gerekçesiyle hırsızlık masası amirleri hakkinda,
6- yurt dışına kaçak çıkışlara engel olamadıkları gerekçesiyle pasaport şube müdürlüğü hakkında,
7- ülkede bulunan ve sayıları onbinleri bulan kaçak işçi ve bedenlerini kiralayan kadınlara engel olamadıkları gerekçesiyle yabancılar şube müdürlüğü hakkında,
8- ilgili tüm daire başkanları, emniyet müdürlüri, emniyet genel müdürü hakkında dava açmalıdır.
dayanak, tüm gazete ve televizyon haberleridir.
listeyi çook uzatmak mümkün. türkiyedeki görevinin, taleplerini dile getirmek isteyen insanları coplattırmaktan ve insanları fişlemekten ibaret olarak görmekte ısrar eden içişleri bakanlığı, kendisine ayna tutmalıdır.
yasaların kendisine verdiği görevleri ve yetkileri kullanmasına kimsenin bir diyeceği olmaz ama böyle üfürükten ve yanlı girişimler, ancak provakasyon olarak nitelenebilir.
başta istanbul valiliği olmak üzere tüm türkiyede ilgili birimler bir araştırma yapsa ve mahkeme yolu öyle açılsa, daha adil olmaz mıydı? ve acaba mahkemeye verilmedik belediye başkanı kalır mıydı?
22.10.2003 21:06:18 - uğur rumuzlu üyemizin yazısına yanıttır.
türkiyenin yanı başında meydana gelen gelişmelere kayıtsız kalması doğal olarak talep edilecek bir davranış değil. ancak, bu konuda alınması gereken tavrı da türkiyede sivil asker hiçbir makamın alabilmesi düşünülemez. çünkü bana göre alınması gereken tavır, işgale uğramış bir komşu ülkenin, işgalden kurtulması için yardım etmektir. emerikadaki birçok yetkili ülkelerinin ıraka saldırması planının, 11 eylül saldırısından çok önce planlandığını açıklayıp duruyorlar. ıraka asker gitmemesi halinde, bölgede söz sahibi olma hakkımızı tamamen kaybedeğimiz şeklindekiifadenize değinmek istiyorum. türkiye, pentagonun emirleriyle asker gönderdiği hangi ülkede veya bölgede söz sahibi? bosna'da mı, kore'de mi, somali'de mi, afganistan'da mı?.. ırak'a da emerikayla giderse sahip olabileceği tek şey ölüm ve bir miktar borç paradır, derinleşen ekonomik kriz ve istikrarsızlıktır..
kürt meselesine gelince; türkiye, silahlı mücadeleyi seçen bir kürt örgütüyle, silahlı mücadeleyi seçti yıllar boyu.. 1980 lerin sonlarına gelirken, ilan ettiği olağanüstü hal uygulaması, özel ordu, özel yasa, özel bölge ve özel valilikle aslında silahlı kürt eylemcilerin istediğinden fazlasını yaptı. yaptığı şey, türkiyede kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgeyi bir tür sömürge statüsünde yasallaştırmaktı.. o günlerde hürriyet ankara temsilcisi olan fatih çekirge'ye telefon açıp, "kürdistan kuruldu, üstelik kuran türkiye cumhuriyeti" demiştim.. hala aynı düşüncedeyim. türkiye bu süreçte 30 binin üzerinde asker sivil vatandaşını kaybettiğini öne sürerek silahlı örgütün liderine idam cezası verdi.. bu süreç, türkiyeyi sürüklediği ekonomik krizlerle emerikanın kucağına iyice yerleştirdi.
sonuç? bugün türkiyeyi yöneten asker sivil atanmışların, ismini kadek olarak değiştiren örgütün silahlı mücadeleyi bırakıp siyasallaşma sürecine girdiğini söylemesinden dolayı ödleri kopuyor.. devletin kadrolu medyası, kadek'in ismini sürekli pkk/kadek olarak boşuna kullanmıyor.. diğer yandan da binlerce cana malolan ve bitirildiği söylenen kadek'in etkisizleştirilmesi için emerikaya ricada bulunuluyor. bu politika komiktir.. bu politika aşağılıktır..
oturduğu coğrafyadaki etnik grupları kucaklayamayan devletlerin başına ne geldiyse, türkiyenin başına da o gelecektir.. ulus olamayan yapılar, ulusal devletlere bölünür.. türkiye kendi kürt nüfusu ile savaşmayı, silahlı örgütle savaşmanın yerine ikame etmeseydi, bugün çok istedikleri "ırakta söz sahibi olmayı" başarırlardı... ama sonuç ne? komşu ülkeden gelecek askerin sözü bile, ırakta birbirine düşman grupları birleştiriveriyor..
gözüm kararıyor, yüreğim yanıyor,
olmasaydı sonumuz böyle...
son söz
kürt partisinin iktidara gelmesi konusunda zihnim açık değil ama şunu takip etmenizi dilerim. türkiyede eyalet ve sistemi üzerinde çalışmalar hızla ilerliyor.. bu sistemi empoze eden ve uygulamada fiilen çalışan emerikalı uzmanların varlığından haberdarım. bu yanıt da mı uzun oldu ne?
14.10.2003 15:35:41 - komikpartilere:
bir müddet evvel fasıla vermek mecburiyetinde kaldığımız mevzulara, kaldığımız yerden devam edeceğimiz konusunda kimsenin şüphesi olmamak gerekir.
zira, emerikalı dostlarımızla aramızdaki akit, gayrı kabili rücudur.
sponsörü, finansörü, masörü, hatta bir tek sör'ü bile bulunmamasıyla gurur duyan komikparti girişimi, devasa gibi görünen cücelerle sevişmeye devam edecektir..
komikparti girişimi, dahili ve harici yapılara ve kişilere yönelik iftira kampanyalarına devam edecektir.
birkaç gün zarfında, ali tarık'ın parmakları klavyeye, gözleri monitöre alışacaktır merak buyurmayınız.
maksat, size bişey olmasın..
sizleri seven
ali tarık
01.09.2003 10:22:10 - biz de öyle diyoruz zaten kontra atak..
yaşasın emerika!.. kutlarız emerika!.. eline sağlık emerika!.. afiyet olsun emerika!... beline kuvvet emerika!...
emerikan-türkiye ilişkilerinden doğan boy boy, nur topu gibi "oğlanlar" yönetsin bizi..
26.08.2003 17:31:14 - yazıyı uzatmamak için yanlış anlaşılabilecek bir ifade kullanmışım..
abd özel kuvvetlerinin sabotajlar konusunda uzman olduklarını söylerken şunu eklemeliydim. abd özel harekat kuvvetleri provakatif, yanlış yönlendirme amaçlı sabotaj, suikast, derbeler konusunda eğitilmişlerdir.
abd ordusunun bu konudaki sahra talimatnamelerinin isimleri "counterguerilla operations" ve "stablity of support operations" dur.
anılan sahra talimatnamelerinde, abd kuvvetlerinin işgal veya müdahale ettikleri ülkelerde nasıl yanıltıcı ve kamuoyunu kendi istekleri doğrultusunda oluşturmak için sabotaj, cinayet gibi eylemleri yapacakları ve bunları direnişçilere maledecekleri gösterilmektedir..
geçtiğimiz 6 ay içinde türkiye üzerinden yüzlerce special force ve cia mensubu ıraka geçmiştir ve bunların bazıları hakkında elimizde somut deliller vardır.. komplo teorileri bölümümüzde yazdığımız "emerikalı milituristler" başlıklı yazıyı bu yüzden kaleme aldık. inandırıcılığı sağlamak için belgeleri koymamız gerekirdi ama şu anda abd'nin mazlum(!) pozlara girerek partimize saldırmasını açıkcası istemedik.. günü geldiğinde amerikan ajanlarını isimleri ve resimleriyle birlikte yayınlayacağımızdan kuşkunuz olmasın..
sabırlı komikparti provakatörü
26.08.2003 10:59:20 - belki dikkatimden kaçmıştır ama birleşmiş milletler binasına yapılan saldırıdaki intihar eylemcisinin cesedi nedense bulunamadı ve açıklamalar yetersiz.. emerikan special force birliklerinin sabotajlar konusunda yetiştirildiklerini hesaba katarsak, birleşmiş milletlerin eğiliminin değişmesi için düzenlenmiş bir komplo olduğunu söylemek çok hayalci olmayacaktır.. çünkü ırakta abd birlikleriyle savaşan hiçbir örgüt, birleşmiş milletler'e saldırıda bulunmayı aklından geçiremez... türkmen-kürt olayları ve türkiyenin ıraka asker göndermesi tartışmalarında varılan nokta, önümüzdeki günlerin yeni emperyalist yalan ve saldırılarına işaret ediyor..
saklananı sobelemek için güzel gözlerimizi açıp, eşek kulaklarımızı dikmeliyiz..
16.08.2003 01:40:05 - faşizm, bir tanımıyla da;
finans kapitalin, ezmekte olduğu sınıf ve tabakaları, kendisini korumak üzere örgütlemesidir..
finans kapitalin bu zorunlu geleneği, devleti oluşturan militer güçlere tapınmayı da sağlıyor olmasın. (bakınız kamuoyu yoklamaları).
maksak fikir cimnastiği.. ama bilgisayarla olunca "aletli cimnastik" olmuyor mu bu?
politik özürlüleri tedavi merkezi müracaat memuru..
15.08.2003 22:48:59 - bilimsel teorik bir formulasyon sunmamış bir insanın yaptıklarını nalıncı keseriyle yorumlayarak "izm" yaratılmaya çalışılması tamamen safsatadır..
atatürkçülük ve kemalizm bence böyle olgulardır.. kendisi bu konuda eser vermemiş bir insanın ismini kullanarak kendi ideolojilerini yaratmaya çalışanlar vardır, o kadar..
farkındaysanız, atatürk'ün sözlerini birbirlerine taban tabana zıt akımlar kullanabiliyorlar.. bunun sebebi nedir? çünkü mustafa kemal atatürk'ün siyaseti de bir tür "saray siyaseti"dir... birçok konuda makyavelist eğilimleri olduğunu düşünüyorum.. mesela hatırladığım kadarıyla sol çevreler bursa nutkunu kullanırken, anti komünist çevreler de "şurası unutulmamalıdır ki, türk milletinin en büyük düşmanı komünizm'dir.. görüldüğü yerde ezilmeli" sözünü kullanmaktadırlar... atatürk'e atfedilen o kadar çok söz vardır ki, bunların hangisini gerçekten söylediği bile şüphelidir..
mustafa kemal atatürk'ün sovyetler birliğinden yardım almak için lenin'e övgü dolu mektupları, düzmece komünist parti kurdurması ve nihayet yardım geldikten sonra anadoluya çağrılan mustafa suphi ve arkadaşlarının öldürülmelerini can dündar "gölgedekiler" belgeselinde anlatmıştır..
biz sadece atatürk, inönü, fevzi çakmak, kazım karabekir, rauf orbay, çerkes ethem ve diğer isimleri değil, değişik kaynaklardan gerçekte olan biteni anlamaya çalışmalıyız..
nihat'ın yaptığı gibi bir yandan objektif verilere bakılmasını önerip diğer yandan da yapılanları bir kişinin imzasına terketmek çelişki gibi geliyor bana... atatürk şunları tek başına yaptı ama şunlara gücü yetmedi falan demek yeterli değil....
şöyle bir iddiada bulunabilir miyim? cumhuriyeti kim kurdu? askerler.. peki savaşlarda yenilen ordulara komuta edenler kimlerdi? askerler.. 1920 den sonra yapılan tüm anayasaları kim yaptı, askerler.. askerere fazla yükleniliyor..
lider aramak veya yaratmak konusundaki zorlama yerine kollektif emeği, kollektif düşünceyi koymaya çalışmalıyız.
kafası karışık bir tedrisat evladı..
13.08.2003 19:11:12 - türkiye cumhuriyeti (kısaca t.c. diye anılacaktır) kuruluşu, gelişimi, bugünü ve yarını hakkında birçok kişi kafa yormaktadır.. konuşmakta, yazmaktadır..
kuruluş sürecinde ve sonrasında meydana gelen çıkar çelişkilerinin yansıması olan kasıtlı propagandaları ayıklayabilmek ve gerçek tarihimizi anlayabilmek önemli bir aşama olacaktır..
internet alanımızda da kimilerine yer verdiğimiz iddialar üzerine konuşabiliriz mesela.. türkiye cumhuriyeti bazı gruplara göre osmanlı topraklarında kurulan "geçici devletlerden" biridir.. ve emerika-ingilterenin temsil ettiği emperyalist ülkeler, şimdi bu geçici devletleri kendi idarelerine almak istiyorlar.. buyurun bakalım..
ben, bu görüşü ileri sürenlere hiç de yakın değilim ancak, günümüzdeki siyasi-mali uluslararası ilişkilerimizi ve bölgede bir süredir olanları gözleyince tartışılmaya değer bir konuymuş gibi geliyor.. tartışalım mı?
13.08.2003 14:17:09 - sevgili uğur; kavramlar konusuna değinirken amacım kesinlikle "entellektüel zibidilik" boyutunda bir terminoloji bilgiçliği değildi.. ama gerçekten, gerek kişisel olarak, gerekse parti girişimi adına "tartışma ortamı" arzu ediyorum..
internet alanımızın önemli eksiklerinden biri de şüphesiz, konulara göre tasnif edilebilen bir forum alanının olmayışıdır. aynı konuda yazılanları bir arada görebilmek ve kendi fikirlerimizi açıklamak hoş ve yararlı olacaktır (sandman duy sesimizi)..
gene de, elimizdeki imkanlar ölçüsünde, mesaj panosunda tartışmayı sürdürelim..
devrim kavramına dönecek olursak; söylemek istediğim, her aşamaya özel bir isim bulmak değildi. sadece ayrı olgulara aynı adlandırmayı yaptığımızda, kafamın karıştığıydı.. sonradan düşündüğümde ise, sizin yazdığınız mesajın özünde, olayları neden-sonuç ilişkisi içinde incelememiz gerektiği önerisini buldum.. ben ise mesajınızın içinden bir kelimeye takılıp konuyu dağıtmışım...
beni çok dikkate almayınız.. saplantılarım var.. fikr-i sabit de diyorlar.. ileride durulacağımı umut ediyorum....
bugünlerde sandman görev başında olacak... derleyip toplasın bizi.. kategorize etsin... istatiksel veri haline getirsin..
lütfen eleştirilerinizi esirgemeyin.. elinizi ikiletmeyin...
12.08.2003 19:19:54 - ben bir daha ileri atılıp birşeyler yazayım.. tabii ortak kavramlar kullanıp, bu kavramlardan aynı şeyleri anlayabilirsek daha iyi olur.. mesela ben, hayata geçemeyen devrim girişimlerini devrimden saymıyorum.. burjuva devrimi kapitalist devrim, bir devrimdir bence ama, uğur'un komünist devrim dediği ekim 1917 olayı, komünistlerin iktidarı ele geçirmesidir... iran'daki humeyni vakası da öyle.. devrim değildirler.. devrim bir süreçtir çünkü.. nitel değişime yol açmalıdır.. sovyetler birliği süreci bir süre için kapitalizmi askıya almış ve dünyada örneği olmayan bir süreçte yol almaya çalışmıştır... çözülüşü, küresel ve diyalektik bir sürecin sonucu olmasına karşın sovyetlerin kendi kusurları ve eksiklikleri gözardı edilmemelidir... iran'da ise kapitalizm korunurken, devletin biçimi ve söylemi üzerinde oligarşik bir yapı kurulmuştur...şah zorlabalığının yerini mollaların zorbalığı almıştır..
devrim için gerekli dinamikleri gözözüne almadan yorum yapmak mümkün değil... cumhuriyet veya türkiye devrimi denilen veya kısaca atatürk devrimleri olarak adlandırılan reformlar ise bence batı ülkelerine yakınlaşmak anlamında tavizlerdir...
08.08.2003 19:00:10 - mesaj panosunu neredeyse tek başına hareketlendiren nihat'a eline sağlık diyorum..
ancak;
son mesajında "bize; laik türkiye cumhuriyetine mevlut okutmak düşer" demişsin.. hatırladığım kadarıyla zaten, türkiye cumhuriyetinin kuruluşunda, ulustaki eski meclis binasının önünde bir kuruluş mevludu okunmuştu... ve bu sırada çekilen ellerini açmış atatürk fotoğrafı, "mecburen asıldığı" işyerlerindeki duvarları süsler.. acaba yanılıyor muyum?... yoksa zaten mevlüdünü okutanlar okutmuş mu dediğin cumhuriyetin?... yoksa, okunmuş üflenmiş cumhuriyetin davası olmaz deyip, işimize mi bakalım?
mahsus selam ederim efendim... aslında nanik yapıyorum..
editoryal zırva üreticisi.. komikparti karargahı...ankara...
31.07.2003 16:05:09 - internet alanımızı ziyaret eden, muhtemelen yazıları okuyan malum şahıs, üye olmak ve panoya yazmak yerine, rumuzuma özel mesaj göndermeyi sürdürüyor. kendisine buradan cevap vermek zorundayım çünkü başka türlü cevabımı göremez. tavsiyem, birkaç saniyesini ayırıp, eğer ziyarete ve yoruma devam edecekse üye olmaktır.. böylece görüşlerinden hepimiz yararlanırız..
ziyaretçimizin mesajı şöyle (alttaki üçüncü ve dördüncü mesajlardaki konu)
kimden misafir (bu kişi, internet alanımızın üyesi olan mesafir rumuzlu kişi değildir)
mesaj çok nezih yazıyorsun da, geçenlerdeyazdığın ıraki ve yar...ki başlığın da dediklerimi destekliyor gibime geldi. ayrıca "neler dediklerini ve sizin neler dediğinizi yazsanız, insanlar daha iyi anlar. ya da onların anlayacağına olan inancınızı kaybettiyseniz" diyorum... bunu demek varken, kendi zekanızca (!) "onları onların lafıyla vurdum" diyorsanız diyecek lafım yok. ama o kadarcık yazınıza bakınca lafı sizin onlara söylediğiniz sonucu çıkıyor ki;
not: gazeteye bakınız yazmak gerekiyor. ben yanlış anladığımdan değil. sadece sizin bildiğiniz birşeyi herkesin bilip duyması gerekiyormuş gibi bir havanız var. ondan yazıldı. herşeyi siz bilebilirsiniz, ama halka da bir şans lütfetmek gerekiyor...
tarih 31.07.2003 13:24:14
mesaj bu..
cevap da şu:
birinci husus: şu sözünüzde haklısınız: ..sizin bildiğiniz birşeyi herkesin bilip duyması gerekiyormuş gibi bir havanız var... düşündüğümde ve yazılanları incelediğimde bunu görebiliyorum.. bu eksikliği gidermee çalışacağız.. tekrarlarsak uyarmanızı rica ederim.. ..neler dediklerini ve sizin neler dediğinizi yazsanız, insanlar daha iyi anlar... bunda da haklısınız ancak, yukarıdaki konu kadar haklı değilsiniz. internet alanındaki eşek dilinde, mansette ve güncelde yayınladığımız yazı ve resimler bir bütün olarak düşünüldü.. orada muhatapların ne dediklerini yazdık.. açıkcası, arkadaşların tüm yazılarını koymaya gerek görmedik.. "onları kendi lafıyla vurmak.." evet manşet düzenlerken tam olarak yaptığımız buydu.. ama bunun içindeki eksiklikte haklısınız.. sayfaya şöyle bakıp geçen birinin de anlayabileceği şekilde sunulmalıydı.
eleştirileriniz için teşekkür ederiz.
bir rumuz almanız gerekliliğini tekrarlayarak saygılar sunarız.
ali tarik
30.07.2003 12:14:53 - hayır yapıyorum.. misafirimizin tepkisi, mansette özkök ve altaylının resimleri altına yazdığımız tavşan boku ve şark cücesi sözlerinden kaynaklanıyor..
misafirimiz onların bu günkü yazılarını okumadığı için, sarfettiğimiz sözlerin aslında onlar tarafından ülkemize karşı sarfedilmiş sözler olduğunu bilmiyor sanırım..
bu dikkatsizliği için özür dilemelidir!
30.07.2003 12:11:48 - misafir olarak giren bir ziyaretcinin bana gönderdiği mesajı sizlerle paylaşıyorum:
"ya biriyle mücadele veya karşı çıkmanın tek yolu acaba, "hakaret edip, küçük düşürücü sıfatlar yüklemek" mi? tipik eski sol davranışı sergiliyorsunuz. neler dediklerini ve sizin neler dediğinizi yazsanız, insanlar daha iyi anlar. ya da onların anlayacağına olan inancınızıkaybettiyseniz, çıplak resimlerini yayınlayın olsun bitsin..."
yorum yapmıyorum..
11.07.2003 13:39:42 - aşağıdakiler, emekli kurmay albay dr tahir tamer kumkale'nin yazdiği bir yazıdan alınmıştır. karamel'e ithaf olunur. "kıbrıs barış harekatı'nın kazandırdığı klasik-konvansiyonel muharebe tecrübesinin yanında ülkede yaygın olarak sürdürülen anarşi ve terör tehdidine karşı 1968 yılından beri verilen mücadele türk ordusunu gayri nizami harp konusunda dünyanın en tecrübeli tek ordusu haline dönüştürmüştür.
"- kesinlikle korkutulamaz ve sindirilemez.
- esir edilemez. esir olmaktansa ölmeyi tercih eder.
yani sayın karamel, askerlerimizin esir alındığı olayı yalandır. abd ordusu ile türk özel kuvvetleri, bir "tatbikat" yapmışlardır, o kadar.. gelişmeleri izleyin, yakın tarih bunu doğrulayacaktır. bizim bu internet alanında yazdığımız mevzular, yetkililerin mevzuyu kamuoyuna duyurdukları biçim içinde iddialardır. orların dilinde yazılmış yazılardır.. bizim düşündüklerimiz ise odc haberinin damarlarında mevcuttur.
ailenizin gevezesi
10.07.2003 15:08:49 - sayın karamel emerikanın istikrarsızlık üzerine kurduğu bölgesel politikaları göz önüne aldığımızda hiçbir şey sürpriz olmayacaktır. suçun üzerine atılabileceği yasa dışı örgütler de var olduğuna göre emerika ihtarını yapar, gazeteler televizyonlar bize pkk-kadek vs diye duyururlar, ama ankaradaki bazı yetkililerimiz mesajı alır ve emerikanın karşısında ona göre düğme iliklerler.. bunun adına askeri diplomasi denir...
07.07.2003 - sistemden çıkmanın bir bedeli olmalı.. sistemi okumadan çıkmamalı.. sistemi okumak için gerekli tuşları kullanmalı.. sistemin içinde kaybolunca ana sayfaya dönmeli, oradan tekrar seçim yapilmalı.. sistem, karmaşık görünür ilk bakışta.. içinde heder olmadan yaşamayı bilmeli..
30.06.2003 - nihat rumuzlu üyemizi zekat ve iki iddiasındaki dikkati için kutlarım. zekat meselesini kendisi tamamlamış gerçi ama diğer iki iddianın araştırılması ve genişçe yazılması gerekli..
baran karadağlı rumuzlu üyemize de hoş geldiniz diyorum. bu günlerde biraz internet alanımızın eksikleriyle uğraşmaktan, mesaj panosune gereken ilgiyi gösteremedik.. ama sanmayın ki okumuyoruz.. okuyoruz ve ehe ehe diye gevrek gevrek gülüyoruz.. elinize sağlık..
19.06.2003 - telekom yüzde yüz yalan söylüyor sandmanım.. geçen gün ziyaretimize gelen bir yetkili de uydu kiralayarak falan sorunu çözeceklerini söylemişti..ben inanmadim.. çünkü bunnar gerçekten 2132 mbps bağlantı alabilirler.. ama bunu kullaniciya vermezler.. sen gidip orduevinde tıraş olabiliyor musun? daha önceki bağlantıda da bizlere gerçek hızın kaçta birini veriyorlardı?.. boşuna mı "devlet baba" diyor millet.. analar susuyor.. hiçbir ana çıkıp devlet benim kocamdır diyor mu?..devlet yurtdışından borç alınca bize mi dağıtıyor? hayır!.. kime veriyor? bankalara.. internet bağlantı hızını da bankalara verecekler! heyy sert_ünsüz orda mısın?
sevgiler...
19.06.2003 - leman dergisinin 2003/25 sayisinda (yeni) 10. sahifede vedat özdemiroglu'nun iki resim arasindaki 7 fark kösesinde at ve esek kiyaslanmistir. karsilastirmada, esege ilişkin yanlis hususlar bulundugunu belirterek, gönderdigimiz maille tepki gösterdik.. sizlerin de dikkatine sunariz..
19.06.2003 - merkep rumuzlu üyemize belki yararı olur diye bir ayrıntı hatırlatması:
bilindiği gibi iç borçlanma için devletin sattığı tahvillerin 500 milyar küsür liraya kadar olan bölümü vergi dışıdır.. buna karşı söylemlere de yetkililer, eğer vergi konulursa, borçlanmanın daha da pahalıya geleceğini ifade etmektedirler..
bu hesaba göre bir ay çalıştıktan sonra maaşını alan devlet hizmetindeki işçilerden neden vergi kesiliyor?
11.06.2003 - duyum alınmıştır: turk-is in son düzenledigi ulusal baslıklı eylemlerin arkasinda, milli piyango ve tekeli satın almak isteyen oyak'ın tetikleyici olduğu ileri sürülmektedir... duyum kaynağı, bu kuruluşları sonuçta oyak'ın alacağını ileri sürmektedir..
konu izlemeye alınmıştır. güzel gözler açık tutulmalıdır. konuyla ilgili bilgi iletenlerin gözlerine methiye düzülecektir...
06.06.2003 - hepimize geçmiş olsun.. bazılarımıza daha çok, bazılarımıza daha az dokundu.. umarım geçmiştir.. aslında biraz daha onarım gerekiyor ama elden bu kadarı geliyor.. saygılar..
06.06.2003 - ekim rumuzlu üyeye not:
şöyle ki, biz yolumuzda yürüyoruz. parti internet alanımızın mesaj panosundaki hareketlilik bir ölçü değildir. parti, internet alanından ibaret de değildir. gereken mesaj teslim edilmiş ve alındısı teyid edilmiştir.
internet alanında meydana gelen bazı tartışmaların oluşturduğu rahatsızlığı ve sonuçlarını sert bir dille eleştirdik, sonra, muhataplara iletildiği zannıyla geri çektik. yedekledik. cezayir depremi iletişimimizi oldukça sarstı.. ama kendi yarattığımız sarsıntı kadar değil.. bazı şeyleri yaşamak gerekiyor..
komikparti, tiraj degil içeriğini zenginleştirme ve teknik yeterlilik kaygısı taşıyor. bunun için çalışıyoruz. saygılar.
05.06.2003 - evet..var..
05.06.2003 - hayır...
25.05.2003 - komikparti'nin internet alaninda birçok kişi, belki de daha önce hiç yapmadiği bir şeyi, kendini ifade etmeyi deniyor.
bunu biraz açarsak, komikparti girişiminin bu internet alanında, daha önce değişik politik örgütlenmeler veya akımlar içinde şu ya da bu biçimde bulunmuş, bulunmamış, ya da hiç politik tavır almadığını düşünen, politik veya apolitik kimliğini, geçmişini sorgulayan, sorgulayanları izleyen kişiler bulunmaktadır.
internet üzerinde ve ziyaretçilerin aktif olarak katılabildiği alanların bulunduğu yerlere göz atarsak, komikparti internet alanının mesaj, yorum düzeyinin olumlu ve giderek daha nitelikli hale gelmeye başladığını görebiliriz.
internet alanımızda bulunan herkesin aynı yollardan geçmediğini, aksine değişik eğitim, kültür ve sosyal pratik deneylerine sahip olduğunu, herkesin yaşadığı süreci sindirirken, farklı algılama ve ifade biçimlerinin geliştiğini söyleyebiliriz.
parti internet alanı üyeleri, eleştirerek, eleştirilerek, okuyarak kendisinin ve burada bulunan herkesin, yillardir uzaklaştirildiği politik varliğina kavuşmasına yardımcı olmalidir.
bu internet alanini her gün sadece ziyaret etmenin bile değerli bir başlangiç olduğunu düşünüyorum.
yaşasın eşeklerin kardeşliği!..
24.05.2003 - nihat rumuzlu üyeye önemli tavsiye:
partimizin stratejik güvenlik sırlarını mesaj panosuna yazmamanızı rica ederiz. aksi taktirde bir dizi brifing veya randevusuz iade-i ziyarete maruz kalabilirsiniz.. şiir gibi uyumlu, uyaklı anlaşıyor olmaktan kıvançlıyız...
22.05.2003 - internet alanimizda ve merkez istasyonumuzda ciddi bir sorun yasadik. yazilanlari okuyoruz, buna karsilik yanit veremedik, özür dileriz. saniriz bu aksam (22 mayis) itibariyle biz de kendimizi ifade edebilecegiz. eseklerin gelecegi için esekçe fikirlerini paylasan herkese tesekkürler.
yasasin eseklerin kardesligi!
21.05.2003 - "uyarlama" ve "asıl" kelimleri arasındaki farkı anlatmaya gerek yok. "eşeğin boynuzu"nun, şeyhi'nin "münasebet-i hikayet" şiirinden uyarlandigi, ilgili bölüm altında yazılıdır. şiirin türkçe açıklamasının, olabildiğince kafiyeli hale getirilmesi çabasıdır. muhalefet olarak sizlerden, internet alanimizda bulunan bir dokümani degil de, yeni bir buluş ve yorumla gelmenizi beklerdim.
sayfanın sağı-solu arasindaki kariştirmam, "dışarıdan" bakıldığında doğrudur.. eşekler anlar, merak etmeyin.. eşşekler anlamasa da olur..
21.05.2003 - divan şairi şeyhi'nin "münasebet-i hikayet" şiirinin tahrip edilmemiş uyarlaması, hemen solda yazı dizileri bölümünde "eşeğin boynuzu" düğmesine tıklanarak okunabilir.
20.05.2003 - ben de aynı yere dikkatleri topluyorum ama, bazı esekler anlamaza geliyorlar mega_lodon..
20.05.2003 - sevgili essek_basi;
partimizin ve internet alanimizin bu önemli meselesinde bir yanıt beklediginizi görmekteyim ama bilmiyorum yüzüncü (yazı ilen 100) üyemize ödül mü vermemiz gerekir? bu üyenin 31., 13., 99. üyeden ne farkı var ki?
ayrica bir eşek, ödül olarak ne verebilir? daha da ayrica bakalim yüzüncü üye ne ister? bunun sonu yok.. biz ona bin (yazi ilen 1000) diyelim. o zamana kadar (yazi ilen 3-5 yıl) düşünme fırsatı bulmuş oluruz. sevgiler, saygılar.. diyorum.
20.05.2003 - esekligin onurunu muhafaza etmek, gerçek eseklerin biricik partisini korumak ve kollamak, yüce esek ülküsünün bölünmez bütünlügüne sahip çikmak, hiç bir zaman yanlis olmayacaktir.
aksine, karakacan rumuzlu üyemizin hassasiyeti, parti internet alaninda kendimizi ifade ederken, ifade edilenleri okurken ve yorumlarken, her parti üyesi esegin sahip olmasi gereken bir niteliktir.
bence karakacan rumuzlu üyemiz, yaptigi elestirilerle eseklik ülküsüne hiçbir zarar vermedigi gibi, partiye adimini attigi günden beri belki kendisinin bile farketmedigi kadar faydali olmustur. o, gerektiginde çiftelerimizin parti içinde de kullanilmak üzere hazir oldugunu dosta düsmana net bir biçimde göstermistir. komikparti girisiminin herkes tarafindan ciddiye alinmasi gereken bir olgu oldugunun somut kaniti olmustur.
iste, tarihin yazili sinavi böyle basliyor.. gelecekte büyük sinav da var.. yasasin eseklerin kardesligi!,
yasasin büyük onursal liderimizin çizdigi yolda ilerleyen komikparti!
19.05.2003 - sandmanim gordobam sitede yaptigin teknik gelistirme çalismasinin sonuçlari hemen farkediliyor. ellerine saglik.
19.05.2003 - karakacan rumuzlu üyemizin, bir numarali bildirimiz hakkindaki elestirisine yanittir:
en basta, partiye yaklasimindaki kararliligi ve duyarliligi yüzünden saygi duydugumuz bir üyemize veya herhangi baska bir üyemize zilgit çekme amaci tasimadik.
üyemizin sordugu soruya açikca ve o'nun kelimelerini kullanmadan yanit vermedigimiz için, eseklerin sirtina binenlerin de partimizde yer alabilecekleri veya partimizin, onlari da içerecegi gibi bir sonuca varmak yanlistir. biz partimizi, tam olarak sadece eseklerin partisi olarak tanimlamaktayiz. bu partide, eseklerin kanini, terini sömürenlerin yeri ve egemenligi olmayacaktir. diyoruz.
karakacan'in elestirdigi netekim rumuzlu üyenin tasvir ettigi kisinin kim oldugu hepimizce iyi bilinmektedir. ve bizim ona sarfettigimiz övücü sözlerin, partimizin sikça kullandigi ve kullanacagi 'olmayana ergi' yöntemi oldugunun anlasilmasini umardik.
karakacan'in haksiz biçimde zilgit olarak niteledigi cümleyi insa etme sebebimiz, biraz duygusallik da içermektedir. çünkü parti internet alanina adim attigi andan itibaren bizleri çoşkulandiran kisinin, her ne sebeple olursa olsun 'üyelik iptalinden' söz etmesi, esek yüregimizde bir yanmaya sebep oldu.
bizim istedigimiz yönde sözler sarfetmenizi istemiyoruz. hepimizin fikirlerini özgürce söyleyebilmesi için bu alanda çalisiyoruz. bununla birlikte karakacan, mesajinin sonunda, bizim yaptigimizi iddia ettigi uyariyi kendisi yapmakta, ve partimizin kime kapali, kime açik oldugunun hangi cümle biçimiyle açiklanmasi gerektigini dikte ettirmektedir.
bununla birlikte, esekçe uyarilari, hassasiyeti haklidir.
komikparti'nin karsilasacagi en büyük tehlike, efendilere yem olmasidir.
yasasin eseklerin kardesligi.
saygilarimizla.
19.05.2003 - komik parti girisiminden bildirilmistir.
bir numarali bildiri:
parti girisimimiz, bu internet alanini yayina baslatirken, komikparti'nin kurulus sürecinde, tarihin yazili sinavi tanimlamasini kasitli olarak kullanmistir.
sözü edilen, aslinda komikparti tarihinin yazili sinavidir.
internet alanimiza üye olanlar, parti girisimimizle aralarindaki mesafeye göre tavir almaktadirlar. bu tavir, kendilerine rumuz seçmeleri anindan, yazdiklari yorum ve mesajlarin biçim ve içerigine kadar uzanmaktadir.
parti girisimimizin bu yazili alanda yasayacagi süreç, yasal kurulustan sonra karsilasabilecegimiz olasi tepkileri ölçme ve gögüsleme becerimizi gelistirme konularinda faydali olacaktir.
internet alanimizin partiye kazandiracagi en önemli unsurlardan biri de, kendimize has bir esek dili olacaktir. (bazilari buna jargon der)
parti girisimimizin internet alanina giris yapan kisi ve kurumlarin temsilcilerinin bizden yana veya bize karsi soylemleri olacaktir. hatta bunlar arasinda, yasamakta oldugumuz provakomik sürecin ürünleri de bulunacaktir.
üyelerimizin ve girisimcilerimizin bu sartlar altinda bir yandan parti girisimimizin söylemini genisletmek, diger yandan da her türlü taarruza direnç göstermeleri beklenir. esek olmanin en önde gelen görevlerinden biri de esseklere karsi mücadele etmektir. karakacan rumuzlu üyemizin mesajinda talep ettigi, parti kimligine açiklik getirilmesi, bizim iddiamizla gerçek olacak bir husus degildir. üyelerin ve girisimcilerin artan katkilari ve saldirilara gösterilen yazili direnç, parti internet alani üyeliginin silinmesi gibi sözlerin sarfedilmesinin yerini daha fazla aldikça önümüzdeki ince uzun yol, aydinlanmaya baslayacaktir.
eseklerin, parti yolunda inatla yürümesi dilegiyle.
saygilarimizla.
19.05.2003 - hoca nasreddin üstadimiz ilen, kendisiyle unutulmaz anilarimizin bulundugu büyük üstadimiz, hatip, güzel sanatlar uzmani, ressam, ilerici, insan haklari savunucusu, demokrat, özgür egitim sisteminin mimari, sebebi hayatimizin aramiza katilmasindan sevinçliyiz netekim...
sizler olmadan bu partiyi kurmaya gönlümüz elvermezdi.
hoşgeldiniz.. eskiden 5 gelmistiniz, simdi niye tek geldiniz?
15.05.2003 - mahzuni'nin diline, senin eline saglik haberci bu eyleminden dolayi sabahki kapital harf kullanma suçun sicilinden silinmistir. parti idaresiyle isbirligi yaptigin için tesekkürler.
15.05.2003 - ugur rumuzlu üyemizin 'esek basi' nitelemesinin yeniden yorumlanmasi gerektigine iliskin görüsüne tamamen katiliyorum.
bir tek esek basi vardir, o da büyük onursal liderimizdir. eseklerin sirtindan geçinenlerin ayni zamanda onları asagilamasi dönemini, hep birlikte sona erdirecegiz. partimiz yasal olarak kurulusunu tamamladiginda, bu tür adlandirmalarin yasaklanmasi için anayasa mahkemesi ve diger hukuksal yollara basvuracagiz.
büyük onursal liderimizin ve bizlerin hemcinslerinin katledilerek sucuk imalinde kullanilmasi konusunu ise, bir 'soykirim mahkemesi' kurulmasiyla çözebilecegimiz inancindayim.
ugur rumuzlu üyemiz ve diger üyelerimiz, yukaridakine benzer deyim ve adlandirmalari arastirip, bizlere esek@postasi yoluyla iletmelidir. saygilar.
15.05.2003 - kapital kullandiginiz (üstelik essek kelimesinde) harfi düzeltmeniz için size kısa bir mühlet veriyoruz.
doğrusunu yazdiginizda yanlis olani silecegiz.
15.05.2003 - eline sağlık sıpa!
koltuk ve kaide ilişkisinin bir başka boyutunu da, senden ilham alarak manşete taşımış durumdayız.
14.05.2003 -
sandman rumuzlu yöneticimiz, itirafi sebebiyle 'pişmanlık yasasindan' yararlandirilarak gözlerinden öpülmüştür. bir harf yüzünden kendisini sorumlu tutan gordobamıza hassasiyeti için teşekkür eder, internet alanımıza tüm katilan üyelerimize örnek olmasını dileriz.
13.05.2003 - ekselans rumuzlu üyemizin, açik artirma haberi altina yazdigi asagidaki yorum, yanlis yerde bulundugu ve kapital harf içerdigi için silinmis ve düzeltilerek buraya alinmistir. kendisine ceza verilmesi için parti yüksek mahkemesi iddinamesini hazirlamaktadir. bilgilerinize sunulur.
aziz kamoyu, komikparti sitesinin seckin mensuplari, hepinizi saygi, sevgi ve muhbbetle selamliyoruum.ak parti turkiyenin gelecegini aydinlatmaya yetmeyecek kapasiteye sabittir. benim dikkatimi ceken hususlardan bitanesi de ak partinin slogani olmustur diyorlarki biz aydinliga acik karanliga kapali partiyiz. yahu akil fukaralari hocaniz erbakanin tabiriyle siz daha iki kere ikinin kac ettigini bilemezsiniz nedenmi cunki aydinlik yere aydinlatici gerekmez cunki luzumsuzsa israfa kacar, karanliga isik tutun ki etrafi gorebilelim hakli degilmiyim.vesselam kisacasi tekke imami devlet baskani olursa bnde birgun ilerde imamliga atanirim herhalde herkes vazifesini yapmali bu dileklerimle herkesi saygiyla selamliyorum... ekselans68
13.05.2003 - karakacan rumuzlu üyemizin mesaji, bir eseklik bildirgesi olmaya adaydir.
üzerinde çalismakta oldugumuz parti olusumunun, karakacan rumuzlu üyemiz gibilerin piril piril esek gibi düsünen beyinlerine ve saglam çiftelerine ihtiyaci vardir.
o'nun dedigi gibi, gögsümüzü gere gere, ben bir esegim diye haykirabilecegimiz dünya, aslinda toynaklarimizin altindadir. size çakilan nallari sökün, hissedeceksiniz.
eline saglik karakacan
12.05.2003 - en gerçek öz komikparti namiyla maruf güruha:
bizi övmeyin kardesim, bize fikir verin.. bizi ne övüyorsunuz? yok biz komikparti fikri ile çok önemli bir cizgi olusturmaktaymisiz da, yok partinin ve internet alaninin gelismesi için ne yapabilirlermis de, yok tespihi yüz emerikan dolarina alip partiye katki saglayacaklarmis da..
geçin bunlari, geçin kardesim, fikir verin fikir (rakam ile üçyüzotuzüç)
büyük onursal liderimiz yaşasin!
12.05.2003 - parti yüksek mahkemesi ihbarlari degerlendirmekte ve desposidos rumuzlu üyemizin cezalandirilmasi talebiyle iddianame hazirlanmaktadir.
parti efkar-i umumisine duyurulur.
12.05.2003 - star gazetesi namiyla maruf varakpare, bu günkü nüshasinin onuncu sahifesinde firkamizdan bahisle, bir mayis toplasmasina istirak ettigimiz hususunu da ifsa etmistir.
havadiste, firkamiz hakkinda bahsolunan sair hususlar hakikat olmakla birlikte bir mayis toplasmasina istirakimiz, külli iftiradir. oraya büyük ve onursal liderimizin mesajini götürdügümüzü kürre-i arz bilmektedir.
vel hasili kelam, emegi geçenlere sükranlarimizi takdim eyleriz.
yasasin büyük ve onursal liderimiz ve onun yolunda ilerleyen firkamiz!
10.05.2003 - en gerçek öz komikparti hareketi'nin kurucularini kutlarim.
üyelerimiz bir yana, sizin toplayacaginiz nallari merakla beklemekteyim. üyelerimizin ise nal toplayacagina hiç ihtimal vermiyorum.
yogun baskilar ve cezalar uygulamamizin sonucu, küçük harf kullanma konusunu ögrenmis bulunan, ancak bir mesaji iki kez yollama beceriksizligine sahip bir muhalefet, bize güç katacaktir.
bize saglayacaginiz zihinsel egzersizden dolayi simdiden tesekkür eder, bu konuda üreteciginiz fikirlerin ve eylemlerin partimize yakisir olmasini dilerim.
atide kahrolacak ali_tarik ve bir avuç yandasi.
10.05.2003 - partimizin bölünmez bütünlügü'ne karsi tertiplenen kökü disarda bazi komplolara nal birakmayacagiz.
parti güvenlik kurulumuz, gelismeleri hassasiyetle izlemektedir.
gerektiginde parti iç hizmet kurallarinin verdigi yetkiyle parti güvenlik kurulu, partimizde huzur ve sukunun saglanmasi için gerekli önlemleri almaktan çekinmeyecektir.
bir avuç parti suçlusunun yalanlarina, karisiklik çikarma gayretlerine, güzide üyelerimizin kanmayacagina güvenimiz tamdir.
büyük ve onursal önderimizin ilkeleri bize yol gösteriyor, yolumuzu aydinlatiyor. ne mutlu bize!
09.05.2003 - essek_basi rumuzlu üyemizin yazdigi ve büyük harf içerdigi için silinen mesajini, önemine binaen asagida sunuyoruz:
zaten demokrasi de aramiyoruz parti de... di mi? :))) yani bende böyle sizlanirsam, düz kullanicilar ne etmesin di mi? (popülistlik yapıp, adam toplayip, haberciden önce muhalefet hareketini baslatmak istiyorum.. yer altından ama.. o yüzden bana basvuracaklar lütfen biraz sessiz hareket etsinler)
essek_basi tarafindan 09.05.2003 tarihinde yazilmistir.
09.05.2003 - essek_basi rumuzlu arkadasi yazilarindan dolayi kutlarim. haklidir. partide demokrasi yoktur.
bazi mesajlarin silinmesinin sebebi, mesajlari yazan kisinin kendi istegiyle internet alanimizdan tamamen silinmesini talep etmesinin sonucudur.
haliyle ona verilmis cevaplar da anlamsiz olacakti. onlarin da silinmesi gerekiyordu. hatta megalodon rumuzlu üyemiz, kendisine ait unutulmus mesaji konu etmis. haklidir.
partinin teknik harcina belirli bir miktar gereksiz malzeme karismisti, çikarinca bir ayarsizlik oldu . sorun bundan ibarettir. ancak bu internet alani'nin olusmasinin sebebi de bunlari görmektir bir yaniyla..
essek_basi rumuzlu üyemiz, eserlerini mesaj panosundan sildigimiz için bizi elestirmekte, yerden göge kadar haklidir.
ancak, ürettigi onca sey, ziyan olmamistir. essek_basi rumuzlu üyemizin yazdiği eserler, ana sayfada, en çok yorum yapan bölümünde essek_basi'na tiklanarak topluca okunabilir.
bir not: 'düz' kullanici olmayan essek_basi, büyük harf yazdigi mesaji kendi eliyle silebilir mi acaba?
saygilarimla.
08.05.2003 - megalodon rumuzlu üyeye yanit: bazi yazilara muhatap olan arkadas bütün sonuçlariyla internet alanimizi terk edecegini söylemistir. bu yüzden kendisinin mesajlarini ve karsiliklari veritabanimizdan silinmistir ancak bazilari kalmistir. muamma yoktur muamele olmustur..:)
07.05.2003 - muhabir, yaziisleri müdürüne haberi getirir.
müdür, 'çok uzun olmus' der..
muhabir cevap verir: 'zamanim yoktu'..
her seyden önce tabii ki bu internet alanini ziyaret eden, üye olan ve olmayan kisilerin bir 'fikirleri' vardir.
biz, komikparti girisimcileri olarak bir 'dil' olusturmaya çalisiyoruz. yani varolan ve olusacak fikirlerimizi ifade etmenin yolunu bulmaya..
ismi lazim degil ozelharekat rumuzlu arkadasimiz gibi uzman, deneyimli, öngörülü degiliz..
kimi zaman güncel olaylara da kendi dilimizce yer veriyoruz alanimizda.. ama bunlarin hepsi, bir 'dil'i anlatmak içindir. yurt ve dünya olaylarini tartismak, bizim haddimiz degildir.
her konuda söyleyecek çok sözü olanlarin, bütün bildiklerini mesaj panomuzda söylemeleri beklenemez. onlar portal açarlar, biz ziyarete gideriz. çünkü biz, birçok internet alanini ve yayini takip ediyoruz.
ayrica, komikparti ne bugün, ne gelecekte demokratik olacagini, ileri sürmemistir, süremez.
büyük onursal liderimiz neyi isaret buyururlarsa, biz onu yapariz. biz, onun izindeyiz..
bir daha uyarmayacagimdan emin olunmasini ilgililerin bilgisine sunarim.
05.05.2003 - ak parti, en büyük hatayi nerede yapti?
04.05.2003 - rgunel rumuzlu üyemizin sancisi, bizim de karnimizi agritiyor ki bu agri, elimizi çabuk tutma konusunda paçalarimizi tutusturuyor.
bi dahaki bir mayisa kalmadan su içisleri bakanligina dilekçemizi vermeliyiz.
ölü yikayicisinin dogumevi müdürü yapilmasi konusunda haklilar.. çünkü bu ülkede insanlar, orhan abimizin dedigi gibi 'dogmadan ölüyorlar'.. dogmadan ölünen bir kurumun basina ölü yikayicisi getirilmesi de gayet normal.. sikma canini sen:))
sevgiler
02.05.2003 - sözde onursal_lider rumuzu seçen kimseye not:
internet alanimizda veya partimizin herhangi bir alaninda 'onursal lider', 'büyük onursal lider' gibi rumuzlarin takinilmasi, süs verilmesi, ima edilmesi yasaktir. hayatin makul alanlarindan veya dört ayakli uzun kulakli gözel gözlü mübarek canlilarin sifatlarindan edinmenizi tavsiye ederiz. saygilarimizla.
29.04.2003 - fatos rumuzlu üyemize not:
bunu tartisalim ama ben söyle düsünüyorum: bos bir pankart, söyleyecek hiçbir sozümüz olmadigini çağristirabilir. bu, bos bir internet alanina benzer. söyle de katilabiliriz, bir pankart üzerine seçim bildirgemizin birinci maddesini yazarak da katilabiliriz. hatirlarsaniz geçen katildigimiz mitingde yasasin emperyalizm, yasasin kapitalizm, yasasin sömürgecilik gibi sloganlar yazarak oradaki insanlarin kahrolsun dedigi herseyin tersini yazmistik. bu konudaki görüsleri acilen tartisalim.
29.04.2003 - megalodon rumuzlu üyemize not:
kuyrugu ve kulagiyla bölünmez bir bütün olan partimizin saflarina sözdebahçe ve sözdesaray gibi yapay ayriliklari sokunuz, bölünelim:))
29.04.2003 - rgunel rumuzlu üyemize not:
aradiginiz sahis konusunda ali_tarik'in üzerine basiyorsunuz. o, buralarda:))
28.04.2003 - megalodon sen bilirsin.. neden develer eseklerin arkasindan gider? :)))))))
28.04.2003 - asagidaki mesaj, rgunel rumuzlu üyemiz tarafindan yazilmis, ancak, büyük harf içerdigi için tarafimizdan sansürlenerek yeniden yayina hazirlanmistir.. bu vesile ile bir kez daha büyük harf kullanilmamasi hususunu hatirlatiriz. saygilar.
'sizin var ya öteki tarafta yatacak yeriniz yok... böyle bir parti kurarsınız, web sayfası hazırlarsınız ve bana haber vermezsiniz... eh ne diyeyim... saka bir yana, bizim m..'ları yıllar önce ankara'da bir mitingte görmüştüm "komikparti" pankartıyla... yani amblem de esek'ti tabii ki.. var mı aceba bi alakanız?
27.04.2003 / rgunel'
28.04.2003 - yeni üyemiz apranaksfort internet alanımıza hoşgeldiniz.
26.04.2003 - tüm katilimcilara duyuru:
büyük harf içeren mesajlar içerigine bakilmaksizin silinecektir.
26.04.2003 - hosgeldin passenger:) zaten o kafe bu gidişle istanbul il teskilati olmaya aday bi yer olacak.. küçük harf kullandigin için ayrica tesekkürler.. bazilari duysun bunu:)))
26.04.2003 - ozelharekat rumuzlu üyemizin komplo teorileri hakkindaki mesajina cevap:
komplo teorileri basligina eklemeler webmaster tarafindan yapilmakta olup, bu bölümün sorumlulugu ali_tarik rumuzlu üyemizde, kompile teori bölümünün sorumlulugu essek_basi rumuzlu üyemizdedir. bu bölümlere konulacak yazilarin akisi böyle.
üyelerimiz yeter ki komplo teorisi veya herhangi bir ilgi alaninda üretsinler, yayinlamanin yolunu buluruz. gözetmeye çalistigimiz, internet alanimizin temelinin saglam ve islevsel olmasidir. bu süre içinde her istedigimiz çok çabuk gerçeklesmeyebilir ancak biraz sabir ve hosgörü ile bir çizgiye oturabilecegiz sanirim.
mesaj ve haber önerisi bölümlerine sigmayacak veya parti süzgecinden geçmesi gereken her türlü çalismanin adresi belli.
komikparti@yahoo.com
bir uzman sorusu: neden develer eseklerin arkasindan gider?
25.04.2003 - internet alanimiza yeni katilan dreaminhell, gencsehzade ve neseli rumuzlu üyelerimize ve de bunlarin yuvalandigi robin hood cafe sayibisi robin_robin rumuzlu sahsa hosgeldiniz diyoruz. eger cafeden üyelikler fazla artarsa, parti üye sayisi dengesinin bozulmasi sebebiyle kendileri cezalandirilacak ve naturel bir selection uygulanacaktir. olayda parmagi oldugu tespit edilenler, stalin'e teslim edilecektir.
sevgiler.
25.04.2003 - ozelharekat rumuzlu üyemize not:
büyük harfi bilerek yazmanin cezasinin üç ayak üzerinde durmak oldugunu da nereden çikardiniz?
size öncelikle hatirlatmak isterim ki, yazinizi komikparti@yahoo.com adresine göndermenizi özellikle belirtmistim. cezaniz, bilahare teblig edilecektir.
dünyada ve bölgede olan bitenle ilgili düşünüp, bunlari kaleme aldiginiz için sizi kutlarim.
ancak, bu parti girişimi de her parti gibi emir-komuta anlayisiyla koordine edilmektedir ve bizim bir tek önderimiz vardir, o da büyük onursal liderimizdir.
komplo teorileri, parti girisimi diktatörlügü tarafindan degerlendirilerek, ilgili dügme altina yerlestirilecektir. komplo teorisi tarifine uyan yazilarinizi lütfen komikparti@yahoo.com adresine gönderiniz.
mesaj panosunu daha kisa notlar ve haberlesme için kullaniniz.
tesekkür ederim.
24.04.2003 - özelharekat rumuzlu üyemize hosgeldin diyorum ve yazisini komikparti@yahoo.com adresine tekrar göndermesini rica ediyorum. sevgilerimle. (not: yalniz küçük harf lütfen)
22.04.2003 - seçim bildirgesi hakkinda:
seçim bildirgesi öyle ai deyince yazilan birsey degil. tabii ki buyuk onursal liderimiz her konuda görüslere sahip ancak, bunlarin ne kadarini kamunun oyuyla paylasacagini bilemiyoruz. dugmenin aktif olmasi, tabii ki esek alemi için bir umut isigidir. kurtulusun isigidir. saygilarimla
22.04.2003 - fatos rumuzlu uyemize diger bir not. farkindaysaniz haber onerisi ekle diye bir dugme var.. orasi, haber önerisi, konu önerisi gibi ihtiyaçlari karsileyebilecek simdilik sanirim. ama tartisma olayi için zaten sandman'in gelistirdigi chat bölümü aktif hale getirilerek, canlı tartisma olanagi bulacagiz. gözlerinizden öperim.
22.04.2003 - fatos rumuzlu uyemize not:
peace rumuzlu uyemize ve ayrica ayni suçu işleyen jack black rumuzlu uyemize keyfiyet yazili olarak bildirilmistir. 5 gun içinde küçük harfli bir nick almadiklari taktirde komikparti veritabanindan silineceklerdir. tebligat adresleri dogru ise mesaj ellerine ulasmistir. yoksa gunah bizden gider, sevaplar gelmeye baslar.
22.04.2003 - mesaj panomuz vatana millete hayirli ugurlu olsun. internet alanimizin yaraticisi yuce sandman'imizin ellerine ve yorgun gözlerine saglik olsun.
bu gün de böyle olsun..
türkiye hür ve kabul edilmi? masonlar derne?i'nin genel merkezi ankara'da tuna caddesiyle adakale soka?yn kesi?ti?i yerdedir.
önemli amerikan karargahlaryndan tuslog'un binasy, mithatpa?a caddesinde, tuna caddesiyle kesi?ti?i noktadadyr.
özel harp dairesi, 1952 yylynda seferberlik tetkik kurulu adyyla ankara'da tuna caddesinde bulunan bahçe içindeki bir binada kurulmu?tur. ilk komutany dani? karabelen'dir.
kybrys'taki türk mukavemet te?kilaty (tmt) isimli yeralty örgütünün merkezi, 1958'de özel harp dairesi tarafyndan yine tuna caddesinde bulunan kybrys ö?renci yurdunda kurulmu?tur. yani bary? döneminde yurt içinde devletin askerleri, sivil sava? merkezleri kurmu?lardyr.
gördünüz mü gladio'yu?.. sermaye, amerikan güçleri ve yerel özel sava? örgütü.. bir reklam spotu gibi.. üçü bir arada!.. afiyet olsun!..
kybrys için kuruldu?u söylenen tmt'nin yapysy da, türkiye'deki özel harp konusunda ipuçlaryyla doludur.
tmt'nin asyl komutany, özel harp dairesi ba?kany dani? karabelen'dir. kod ady cankurt'tur.
kybrys'a gönderilen yerel tmt lideri albay vuru?kan'yn kod ady bozkurt,
mucahitlere genel olarak kurt denmektedir.
1960'ly yyllarda türkiye'de ele geçirdi?i ckmp'yi mhp ye dönü?türen "ba?bu?" alparslan türke?'in komandolarynyn genel olarak "bozkurtlar" olarak anylmasy bir tesadüf de?ildir sanyrym.
özel harp dairesi, mücahitlerin e?itimi için tarym bakanly?yndan edindi?i bir araziye özel e?itim kampy kurmu?, burada e?itti?i sivillere askeri kyyafet giydirmi?tir. bu kamplaryn faaliyeti günümüze kadar devam etmi?tir. kamplarda insanlara amerikan ordusundan tercüme "komando" ve "gizli harekat" e?itimi verilmi?tir.
kybrys'ta kurulan özel sava? örgütü tmt'nin lideri vuru?kan'a 12 maddelik özel talimatta "özel harp dairesi'nin onayy alynarak öldürme" yetkisi verilmi?tir.
bu talimatyn 6. maddesinde, "kybrys'ta tmt'ye veya türk toplumuna yönelik; hainlik, casusluk, bozgunculuk faaliyetlerinde bulunanlar liderin ba?kanly?ynda özel bir kurul tarafyndan cezalandyrylacaktyr. ancak, yslah edilmedikleri için ortadan kaldyrylmasy gerekenler olursa, bunun için özel harp dairesinden izin alynacaktyr." denilmektedir.
tmt için bozguncu kime denir? mesela "karde?im biz ?urda rumu türkü birlikte bary? içinde ya?yyoruz.. kimse kary?masyn" diyenler mi?.. yyllardyr birlikte ya?ady?y rumlarla ili?kilerini sürdürenler mi casus olarak nitelenmi?tir?.. yoksa, kybrys'yn ba?ymsyzly?yny isteyenler hain olarak my nitelenmi?tir?.. subjektif kriter nedir?.. tmt, özel harp dairesinin emriyle kaç ki?iyi bu gibi gerekçelerle öldürmü?tür?..
tmt liderine bu talimaty veren özel harp dairesi, türkiye'de "yslah edilmedikleri gerekçesiyle" kaç ki?inin ölüm emrini vermi?tir?
"ba?bu?" alparslan türke?'in davadan döneni vurun!.. ben dönersem beni de vurun!.. sözünün de sebepsiz olmady?y ve sadece içinde bulunduklary örgütün ana kuralyny açyklady?y böylece anla?ylmy? olmaktadyr sanyrym..
kybrys'ta tmt için uygulanan kurallar türkiye için geçerlidir... çünkü tmt, özel harp dairesi'nin yavrusudur.
özel harp dairesi, eski komutanlarynyn da soyledi?i gibi "so?uk sava?" ko?ullarynda ve dönemin ihtiyaçlaryna göre kurulmu?tur. dönemin ihtiyacy, i?gal altyndaki vatan topra?yny korumak de?il, ülke içinde amerikanyn ve yerli temsilcilerinin istemedi?i dü?ünceleri savunanlaryn yok edilmesidir.
özel harp dairesi, bundan dolayy genelkurmayyn inkar etti?i bilinen ve bilinmeyen birçok karanlyk, kanly olayyn teorik planlayycysy durumundadyr. tabii j3'ün kontrolü altynda.
genelkurmay ba?kanly?y, veya turkish general staff kendilerine her ne diyorlarsa alsynlar belgelerini çyksynlar bir televizyon programyna tarty?synlar. hatta ça?yrsynlar biz e?ekler de gelelim.. ülkemizin bir dönemini aydynly?a kavu?turalym. öyle bazy yazarlara yaptyklary gibi savcyly?a ?ikayet edip çekilmekle olmaz bu i?ler.. (adresleri telefonlary biliyorsunuz bir mesaj atyn ya da aldyrtyn i?te nasyl isterseniz)..
konunun etrafyndan dola?arak, psikolojik harp teknikleri kullanarak ve tehditlerle bu i? çözümlenemez.. syky?ynca devlet syrry diye de yan çizilmez.. gelirken, amerikayla yaptyklary gizli anla?malaryny ve gerekçelerini, sonuçlaryny da yanlaryna alsynlar..
mevcudiyetlerinin yegane temeli neymi?, herkes görsün..
yahu, co?tuk gene aldyk aty gittik.. bir de altyncy madde kapsamyna girmeyelim ?imdi!..
yok canym, herhalde içlerinde bir avuç "bizim o?lan" da vardyr..
bunu yazan, her an ekleme çykarma yapma yetkisine sahip bulunan bozguncu ?ahsiyet: e??o?lube?kulak