hoşgeldiniz!
 www.komikparti.org
 for english
 anasayfa
 parti içtüzüğü
 parti programı
 parti yasakları
 seçim bildirgesi
 komplo teorileri
 mesaj panosu
 alinin okulu
 sizden gelenler
 arşiv
 eşek@postası
 üye girişi
 isim
 şifre
   
üye olacağım!
şifremi unuttum
 aktif üyeler
 son katılan
 fwivstiw
 syakamoz
 zwuwpkvitvftngps
 nyasomzh
 avajqjvtfnckozptgj

 Toplam 1407 üye
 en çok yorum yapan
152
116
43
38
32
  bağlantılar!
  www.sinbad.nu
  yusuf küpeli, araştırma ve analizlerini "bilgi denizinde bir yelkenli" olarak tanımladığı sayfasında paylaşıyor.
 
  www.odc-t.ankara.af.mil
  bir gün tekrar açarlarsa türkiyedeki emerikan karargahının sitesini görebilirsiniz.
 
  www.adtdl.army.mil
  abd askeri doktrinleri için yetkiniz varsa tıklayın.
 
  www.bira.gen.tr
  biradarkzine
 
  www.siniroldum.com
  kardeş site..
 
  kullanıcı : misafir (yeni üye ol)

  üye bilgileri!

kullanıcı adı : nihat            mesaj gönder!

 yaptığı yorumlar
11.01.2005 - özellikle atv'de, atv'nin "avrupa" sında "hocaefendi ve harun yahya" kaynaklı bir vcd seti reklamı yapılıyor." evrim teorisinin iflası ve kur'an mucizesi" başlığı altında avrupa'daki türklere yönelik bir beyin yıkama harekatı var... arı'daki mucize, karınca'daki mucize derken; tayyip'teki mucize, feto'daki mucize gözden kaçırılıyor. tabii bu aralar sol cenahta bir başka "mucize" ye tanık oluyoruz!... "sarigul" mucizesi veya fenomeni... bu iş bir yerde patlayacak ama, haydi hayırlısı...
 
09.12.2004 - ben şahsen ayağından vurulmasına takıldım. mafyavari bir durum desem? ibo bey alınır, ibo bey vari bir olay desem? mafya beyler alınır... ama, her şeyi göze alarak açıklıyorum: bu olay mafyavari değildir. çünki; mafya ayaktan değil, topuktan vurur. bu olay daha çok ibo beyin yöntemine yakın. ne diyelim?.. allah bir yastıkta kocatsın, mutlulukları daim olsun...** bunu yazan tosun değildir...**
 
27.04.2004 - hani?.. nerede*... böyle bir yazı mı yazılmış?... nerede olduğunu söyleyin de biz de okuyalım...?
 
24.04.2004 - bu yazının altında ne var? "henüz yorum yapılmamış." yapılmaz tabii... böyle güzel bir yazı ancak okunur ve kaydedilir...zaten elimizden başka bir şey de gelmiyor...
 
21.04.2004 - bütün ülkelerin, özellikle de kıprıs'ın mazlum eşşekleri; hala birleşemediniz mi ulan şeyini şey ettiğimin şeyleri... imza: k.marks,f.engels ...hatta: v.i.lenin...
 
27.03.2004 - bu eğitim düzeyiyle, bu yöneticilerle, bu dinle, bu kurumlarla, bu işkencelerle, bu yargıyla, bu üniversitelerle,bu bilim?! adamlarıyla... mı ab'ye gireceğiz veya bizi alacaklar?!.
 
11.12.2003 - artık hiç bir şeye şaşırmıyorum, şaşıramıyorum...çünkü; şaşacak bir şey yok!... bombalayanlar "insan", bombalananlar "rakam"... biz de ölenlerin yakınlarına baş sağlığı (nasıl oluyorsa???), ölenlere de allah'(cc)tan rahmet diler; görevimizi yapmış olmanın derin huzuruna gark oluruz... va mı başka izah taazı??? var var, olmaz olur mu?... emerikan cia sının pek muhterem ajanları(graham fuller ve paul henze) herzesi'nin ittirmesiyle "ilimli" islam'a sarılır, ana karnındaki "tüyü bitmemiş" yetim'i bile dini eğitimden geçirmek için planlar yapmaktan başka bir şey bilmeyen; a kılsız k ara ktersizler postacılarının , yerel yemeler seçimini de kazanıp; yüzde doksan dokuz nokta dokuzunu aptalların oluşturduğu bir ülkeyi nasıl yönettiklerini, lear misali çıkardığımız gözlerimizle seyrederiz...
 
26.11.2003 - yazıya ek: eğer hafızam beni yanıltmıyorsa; sn. alparslan türkeş emerika tarafından, özel eğitimden geçirilen ilk özel harpçi diye biliyorum.... yani, emerika tarafından tsk içinde oluşturulan özel harp dairesinin yine emerika' da eğitilen ilk üyesi olarak biliyorum... kendisi uzun yıllar türkiye'de beşinci kol olarak faaliyette bulunmuştur... tsk'deki ulusalcı kemalist unsurların kendisini hiç sevmedikleri duyumunu da almıştım bir aralar...
 
26.11.2003 - birzamanlar kimlerin kimlerle ne işler yaptığı hep söylenirdi... bunlar bir söylentiden ibaretti... şimdi, hürriyet gazetesi sayesinde bunların söylence/söylenti değil bir gerçek olduğu" itiraf" ediliyor...itiraf diyorum çünkü, bu yazılanlar bir suçtur... hem de teröristlerin yaptığı ve yarattığı suçlardan daha önemlidir... yine bu sayede bir gerçeğin daha gerçek olduğu kanıtlanmış oluyor... sayın alparslan türkeş'in disk genel başkanı kemal türkler'in ölüm emrini verdiği gerçeği artık kanıtlanmıştır... kim demişti "rüşvetin belgesi olmaz" diye?.. gördüğünüz gibi türkiyemizde her şeyin belgesi var... yeter ki, gerektiği kadar beklemesini bilelim... böylece bir gerçek daha ortaya çıktı: "terör; devletlerin birbirlerini istedikleri noktaya getirmeleri için kullandıkları bir araçtır..." teröristler; neye ve kime hizmet ettiklerini bilmeyen, insan öldürmekten veya korkutmaktan başka hiç bir işe yaramayan zavallılardır... en büyük terörist; devletleri yönetenlerdir... halk dediğimiz de bir koyun sürüsüdür... zaten kutsal kitapları iyi incelersek; orada da peygamberlerin "çoban" olarak sürünün başına gönderildiklerini anlarız...
 
25.11.2003 - güzelim... benim güzel celal'im... sen şu başbakan adayı olduğunda başına gelenleri bir anımsasana?... hani o daha yakın bir tarih... hata yapma olasılığın daha az da??? ya da, kurduğun parti hakkında konuşsak??? sanırım anladın!!! ee, ne de olsa; hasan'sın, celal'sin ve de güzel'sin..." gönlüne göre bir eğlence "her daim bulursun...
 
20.11.2003 - baktım, bu konuda henüz yorum yapılmamış, yapayım dedim... evet, bugün meclis toplanıyor yarın, sıkıyönetim ilan edilecek... tayyip ağa da mit müsteşarını çağırmış?!! ne konuşacak ki? bence tayyip bey nasıl istifa edip, bu işten sıyrılırım diye düşünmeye başlamıştır. ne dersiniz?...
 
19.11.2003 - bence oyunun büyüğü bizim üzerimizden oynanacak... intihar eylemcileri bir komşu ülkemizle(iran) bağlantılanmaya başlandı. emerika'nın bize biçtiği görev yavaş yavaş belli oluyor... yeni hedef iran... iran, önce terör suçlamasıyla baskı altına alınacak, iran'daki muhalefet ayaklandırılacak sonra da türk birlikleri iran'a sınır ötesi operasyon yapacak, türkiye ve iran'ın savaşması sırasında ırak'ta yeni bir israil devleti(kürdistan) kurulacak... bu arada savaşan iki devlet, hem büyük bir yıkıma uğrayacak, hem emerikan silah sanayii bu işten bol kazanç sağlayacak, hem iki ülke de bölünecek, hem de türkiye'nin avrupa birliği ve kıbrıs sevdası bitecek...
 
16.11.2003 - daha önce de yazmıştım. tekrarlayayım... dünya üzerinde veya uzayda yapılan veya yapılacak olan hiç bir olay, devlet aygıtlarından habersiz gerçekleştirilemez!... yani, bir ülkede yapılması örgütlenen bir terör eylemi organizasyonundan, istihbarat veya polis örgütlerinden habersiz gerçekleştirilmesi mümkün değildir... söz konusu devlet örgütlerinin yönlendirmesi, en azından göz yumması olmazsa bu tip eylemler gerçekleştirilemez... örnek ve soru: usame bin laden kim tarafından yetiştirilmiştir??? el cevap: emerika, kime karşı?.. sovyet işgali altındaki afganistan'da terör uygulaması için sovyetlere karşı... terör dedim. çünkü; usame bin laden afgan değil, suudi arabistanlı... örnek ve soru: stallone'nin oynadığı filmlerde yapılan eylemler ne eylemidir?... stallone'nin yerli arkadaşı kimdir?... emerikan jargonuyla yanıtlıyorum: terör eylemidir. talebanların liderleri ve usame'dir... yani?? yani si; para, para, para... herşeyin başı, ortası, sonu, nedeni, cinsi, cibilliyeti... yıllar önce karadenizli bir eski komünist işçi şöyle demişti: " kanunlar, aba sızlar içindir. aba lılar'ın kanunları para dır..."
 
09.11.2003 - değerli eşşek kardeşlerim... bu durumları bizim gibi düşünen eşşekciklerin tahmin etmesi çok zor değildi. biz zaten biliyoruz. ama, bunu r.t.e. gibiler de biliyor... asıl bilmeyen ve türkiye'nin %99'unu oluşturan benim en kahraman ve de necip eşşek milletim bilmiyor, bilse de anlamıyor?? işte mesele de burada düğümleniyor... bizim gibi eşşekciklerin anırması devede kulak, suda balık ossuruğu gibim bir şey!!.. bu sıpalardan adam olmaz ki eşşek olsun..." eşşek olmak için önce adam olmak lazım" demiş bir ulu kişi. " ben adam oldum(kaymak am,vali,başa bakan veya bakamayan...vs.. )" diyen kişiye bu ulu kişi de şu yanıtı verir: "adam oldun emme; eşşek olamadın cancağızım...!"
 
26.10.2003 - ben şahsen, kendim olaraktan, bunları anlıyorum... bunları anlıyorum da; bazı eşşek solcularımızın, hala, asitane'de pool'isimizden ısrarla dayak yemelerini anlayamıyorum...!
 
18.08.2003 - 18.08.2003 tarihli star gazetesinin arka sayfasında bir haber vardı... "amerika uzaydan alacağı güneş enerjisini mikro dalgaya dönüştürüp, yerdeki dev pillere aktarıp, bu gibi arızalarda sorunlu bölgeyi besleyecekmiş"... bence bu durum "cuk" oturdu. tabii ki,anlamak istemeyene:cik cik cik...
 
13.08.2003 - katılıyorum... kafalarımızdaki "duvar"ları yıkabilsek!... daha önceki yazılarımda da değinmiştim. "gerçeğe inanılır mı?..." diye sormuştum. ama, hiçbir yanıt alamamıştım. gerçeğe inanılmaz eşşek kardeşlerim. gerçek:"bilinir!" gerçek olan şey, sen inanmasan da vardır. ve de onun var olmasını hiç bir şey değiştiremez... öyleyse sorun: "inanmak mı, bilmek mi?"... yunus emre'nin öğretmeni:taptuk emre yunus'a şöyle seslenir:"eğer insan isen ölmezsin korkma! aşığı kurd yemez. uc'da değildir...."
 
13.08.2003 - "seçim demek halkın kendi kendisini yönetmesi..." demişsiniz sevgili uğur kardeşim. her oy verme döneminde gidip herhangi bir partiye ya da adaya "oy vermek" demek; demokrasi değil, onu yönetici olarak seçmek! hiç değil... "seçilebilmişlerin atanmışların üzerinde olması" demişsiniz, bu seçilmişler / atanmışlar ikilemi doğru değil! düşünün, dünyanın hangi ileri demokrasisinde böyle bir ikilem var? yine düşünün! bu atanmışları kimler oralara atıyor?... gelelim "iktidara yakın bir parti genel başkanının "tugay komutanını ziyarete: yine hangi ileri demokraside parti başkanları (ki sayın erdoğan o dönemde parti başkanı değil, istanbul belediye başkanı idi)gittikleri ilin askeri ileri gelenlerini ziyaret ediyor? sizce sayın erdoğan niye böyle bir ziyaret yapma gereği duymuştur? sayın erdoğan "acaba" o ilin sivil toplum kuruluşlarını,derneklerini;onların başkanlarını da ziyaret etmiş veya etmek istemişmidir? gelelim günümüze... sayın erdoğan'ın şu sıralarda kendisini ziyaret etmek isteyen işçi ve memur sendikalarının başkanlarına randevu veriyor mu? onlarla rahatça görüşüyor mu? işsiz olduğunu söyleyen vatandaşı nasıl karşılıyor???? yine herhangi bir ilin il jandarma alay komutanı gelip görüşmek istese acaba sayın erdoğan, işçi veya memur temsilcilerine davrandığı gibi mi davranır;yoksa...???
 
10.08.2003 - demekki neymiş? "ilimli islam"cılar ayaklarını denk alıp,liderlerinin daha parti başkanıyken başkan buşt'la yaptığı görüşmede verdiği sözleri yerine getirmezse...*** aslında gelecek şimdiden görünüyor. akp'liler köken olarak 'esnaf'kesiminden gelmektedirler. esnaflar da bildiğiniz üzere basit pazarlıklar yaparlar,pazarlığı uzattıkça uzatırlar sonra da:"tamam abi hadi neyse, bari siftah olsun gel anlaşalım" derler. yeniden gittiğinizde size bir yoklama daha çekerler:"abi bir ellilik ver de çocuklarımın sadakası olsun" derler. diretirseniz esnaflardan istediğiniz fiyata alırsınız. türkiye'nin başına gelecek olan şey de işte bu. ne demiş şair: "... bedava yaşıyoruz, bedava..."
 
08.08.2003 - sayın komik parti editörü:"kafamız karıştı"... diye başlık atmış!!!... eeee, bu başlığı biraz geç attınız mirim... bunu başımıza çuval geçirilince atacaktınız... uzak doğu'da (bir oyundan öğrendiğim) bir yemek çeşidi varmış, maymunları yakalayıp;ortası delinmiş olan yemek masasının altına bağlıyorlarmış. sonra, delik tarafından çıkan kafatasını keskin bir pala'yla uçurup; isteyen müşterinin "canlı maymun beynini" iştahla, kaşık kaşık yemesini sağlıyorlarmış. bu geleneğe en meraklı olanlar da, "medeni" batılı turistlermiş...işte bizim de şu anda kafamızı kaşıkla karıştırıyorlar,hardal,mayonez ve de bol bol ketçap döküyorlar. hardal biraz uyuşturduğu için, kendi kendimize demokrasicilik oynuyoruz...
 
08.08.2003 - dikkatimi çeken bir şey var: emerika'nın odc simgesi,iyi tasarlanmış bir simge. bizim ökk ise; bildiğimiz kkk da her madalya veya şiltte bulunan sıradan bir simge... niye ki?
 
07.08.2003 - arkası gelmez dertlerimin, bıktım illallah.. yok mu çaresi dostlar, fesüpanallah... galiba laik cumhuriyetin ruhuna yakında "tayyip el fatiha" diyeceğiz...
 
06.08.2003 - sevgili eşşek kardeşlerim... mesele kurumların başına sivilleri veya askerleri atamak değil; düşünün bakalım? bu ülkede askerlik dışında hangi kurumun başındaki insanlar gerçekten o alanda eğitilmiş, başına getirildiği kurumun işlevini bilen kişilerden seçiliyor??? daha yakın zamanda bir eski kuvvet komutanımızın başına gelenleri anımsarsınız, hani, bir bankanın yönetim kurulunda görevlendirmişlerdi de bankadaki usülsüz işlemler ortaya çıkınca: " ben bankacılıktan anlamam. önüme gelen kağıtları imzaladım." demişti de zor kurtulmuştu. *** kişi değil; sürü olursak, bu durumdan kurtulamayız... "kişi" olmanın yolu "eğitim"den geçer. eğitim sistemimizi yok edersek; bizden daha donanımlı ve de bizden daha eğitimlilere "köle" olmaktan, onların her istediğini yapmaktan kurtulamayız... askerlerimiz: kendi alanlarındaki veya dışındaki bütün toplantılara ellerinde dosyalarla gidiyor, hazırlıklı gidiyor.peki, siyasetçilerimiz veya"sivil"lerimiz?.. ancak bir cümle söyleyebilecek bir şekilde ellerini kollarını "dayı dayı" sallayarak gidiyor. sonuç:*söz'ün olmadığı,bittiği yerde ya sus'arsın, ya da kavga edersin...*... çok yazdım.isteyen kişilerle bu konuyu tartışmaya devam edebilirim...şimdilik iyi uykular...
 
05.08.2003 - galiba;12mart1970'in asıl nedeni aydınlanmaya başlayacak!!!...
 
03.08.2003 - bu cesur habercilik anlayışından dolayı yeni harman dergisini kutlar; bu çizgiden sapmadan yollarına devam etmelerini isterim...malum-u aliniz... mazeretimiz var...
 
30.07.2003 - ne diyelim?... ülkemizde her iş alanında bu işler böyle yürüyor. öğrenciler okulda, çocuklar evlerinde, kadınlar sömürüldükleri alanda, işçiler, memurlar,genel-baş-şube-düz müdürler, çalışanlar,milletvekilleri,bakanlar,baş bakanlar kısaca herkes kendi amiri veya büyüğü olarak gördükleri kişilere karşı kendi kişiliklerini kaybetmeseler;kul değil;insan olduklarını anımsasalar... işte o zaman her şey daha güzel olacak... haydi çocuklar! kendiniz için iyi bir şey yapın! dünyayı kurtarın!"demiyorum." k e n d i n i z i kurtarın... her şey daha güzel olacak. buna inanmıyorum! bunu "biliyorum!"...
 
29.07.2003 - vayy bee... ne demişti rahmetli çağlayangil: " emerika altımızı oymuş, haberimiz yok!..." bence emerika altımızı oymakla kalmamış ya... neyse, emerikayla uğraşmaya gelmez...
 
29.07.2003 - star grubu televizyon yayınlarının bir ay süreyle durdurulmasını protesto ediyor; hukuk'un ve konuşma hakkının "çok yakında veya az sonra" tayyip'e de gerekeceğini, o zaman geldiğinde onu da yine bizim savunacağımızı gururla bildiririm...
 
15.05.2003 - yorumunuzun yorumlanmasını yorumladım,ben yorumlamasam,sen yorumlamasan,biz yorumlamasak ne olur?.. Tabiiki, yorumunuz yorumlanmamış olur. Oysa, yorumunuzu yorumlamak lazım gelir ki; yorumunuz yorumsuz kalmasın netekim...Ayrıcana: yorumunuzu yorumlarkene çok yorum(l)dum!... Eh, bu kadar yorum da ancak böyle yorumlanır... Netekim... en bi yorumcunuz...
 

 pano yazıları
13.04.2008 09:49:09 - sayın yönetici... partinin gerçeklenme durumu oluşmuştur. duyurulur...

28.10.2007 09:17:00 - selam dostlar... parti başkanımız uyuyor mu? hiç bir ses yok!

10.09.2006 08:05:20 - a??a?ydaki yazy bir alyntydyr... 10 eylül 2006 yalçyn bayer ybayer@hurriyet.com.tr üçüncü harname(e?ek kitaby) kytabin kapa?ynda ’üçüncü harname (e?ek kitaby)’ diye yazyyor; yani e?ek ve e?ekler üzerine ’dini, tarihi, felsefi, co?rafi, siyasi, idari, iktisadi, sosyolojik’ bir tahlil. ’e?ek’ denilince kitaby ba?tan kavramakta zorlanyyorsunuz yazary ’ord. prof. dr. hayrullah ?anzumi’ diye geçiyor. ’takdim’i yazan ma?uk fatih gül?ehri ve taha u?ur türkmen, "?anzumi’nin nasreddin hoca’nyn rahle-i tedrisatyndan geçmi? bir mizah adamy oldu?unu ve bir kültür hizmetine imza atty?yny" belirtirlerken kitabyn editörü ’yazarla’ ilgili ?öyle diyor: "eve o bazylaryna göre bir deli, bazylaryna göre bir veli, prof. h.musa ta?delen’e göre bir radikal. bana göre bir insan-y kámil.." biz ’ord. prof. ?anzumi’yi bulduk ve sorduk: nedir bu e?ekli kitap!.. - osmanly’da bugüne kadar e?ekle ilgili iki kitap yazylmy?tyr. biri, 1600’lü yyllarda ?eyhi’nin yazdy?y ’birinci harname’, fatih’in bizans’y almasyndan sonra daha tokatly matematikçi molla lütfi’nin yazdy?y ’ykinci harname’... osmanly’daki yanly?lar hicvediliyor. birincisi ele?tirilerinden ötürü zindanda ölmü?; ikincisinin balta ile boynunu almy?lar. ’üçüncü harname’yi yazan beni de yok etmesinler diye onun için adym ’hayrullah ?anzumi’... edebiyatta ’mahlas’ vardyr, ben de onu kullandym. kitabynyzda neyi anlatyyorsunuz? - bizim tarihimizde, e?ekten ba?ka e?ekli?i ve e??eko?lu e??ekli?i... bir bakyma ?anzymany da?ylmy? bir milleti rehabilite etmeyi amaçladym. okuyunca nereye oturtaca?ynyzy bilemem ama bir kültür harmanlamasy görebilirsiniz. özetlersek; bu dünya e?eklik yapmaya de?mez. e?e?i ’öpen’ mutlaka ’yellenmesine’ katlanyr. günümüz siyasetinde ’e?ek’lik var my? - türkiye’nin kaderinde oynayan birçok olay vardyr. turgut özal, çocukken e?ekten dü?üp kolunu kyrmy?, sakat kalmy?tyr. bu nedenle hava harp okulu synavlaryndan elenmi?tir. 1990’ly yyllarda, askerin pkk ile mücadelesinde mayyn arama tarama konusunda uzman olan ’re?o’ adly e?ek büyük hizmetler ifa etmi? ve sonunda emekli olmu?tur. re?o’nun bakymy halen askeri bir tesiste sürmektedir. cumhuriyet’in ilk kuruldu?u yyllarda, mustafa kemal ve ysmet ynönü zamanynda e?e?e binmesini bilmeyenler kaymakam olarak atanmyyormu?. o zaman yol yok tabii.. venezüella devlet ba?kany hugo chavez, abd ba?kany bush’un korkak, e?ek ve sarho? oldu?unu söyledi. bu söz bush’a kar?y dünyada yükselen tepkinin bir ifadesiydi. e?er bir türk ba?bakany, bush’a hakaret etmek istese asla e?ek demez, kesinlikle ’e??eko?lu e??ek’ derdi. çünkü e?eklik üniversal bir olgudur; fakat ’e??eko?lu e??eklik’ tabiri sadece anadolu insanynyn dilindedir. biz e?ekle imtizaç etmi? milletiz. etiyopya’da ’e?ek hastanesi’ oldu?unu bilir miydiniz? sosyolojyk yorum kitaby okurken hem gülüyor, hem dü?ünüyorsunuz. "osmanly’dan beri üçüncü ’harname’yi 50 yyllyk birikimiyle ortaya çykartty?yny söyleyen yazar, aslynda bir üniversitede sosyoloji profesörü... ö?rencileri kendisiyle alay etmesinler diye gerçek adyny açyklamyyor. sosyolojik yorumlarynda ’suç’ unsuru bulunmady?yny savunuyor. bu arada ’?anzumi’ sözcü?ünün afganistan’da bir köy ady oldu?unu da bildirelim. kitabyny tanydy?y, akp adyyaman milletvekili mehmet özyol’a, ylber ortayly, nevzat yalçynta?, osman durmu?, emin gürses ve bize göndermi?. kitaby ’mefkure yayynlary’ basmy? ama piyasada bulunmuyor. çünkü, yayynevi sahibinin ba?yna ’çek’ten bazy olaylar gelmi?, bunun üzerine bazy yayynevleri ile görü?tü?ünü söylüyor. son söz; e?e?in nesli tükense bile insano?lu varoldukça baki kalacaktyr, e?eklik ve e??eko?lu e??eklik!..

20.01.2006 16:07:06 -

emniyet genel müdürlü?ü sözcüsü çaly?kan, "a?ca kaçarsa bundan polis sorumlu olamaz..." dedi...

eeeyyyy e??ek karde?lerim(iki ayakly ve de dolunay çykynca yüksek tepelere çykanlary kastediyorum...) cumhurba?kany adayymyzy kaçyrmaya çaly?yyorlar... uyanyn...(tüh!.. yanly? oldu!..) titreyin ve de kendinize dönün!..


17.01.2006 19:42:33 - sitenin yeniden canlanmasy sevindirdi. adayyma oylarynyzy bekler, bu konunun media da yeralmasy için canla ba?la ve de özellikle 'sevgilimle'çaly?aca?ymy belirtirim...

13.01.2006 16:22:33 - sevgili e??ek karde?lerim... size ve de bu siteyi yönetti?ini zanneden zat-y muhteremlere! bir önerim var...
bir anket açalym ve sayyn milli katilimiz mehmet ali beyin cumhurba?kanly?yny oylayalym... ne dersiniz? benim adayym mehmet ali bey...


16.11.2005 01:30:14 -
terör nedir?..

uluslararasy ili?kilerde; diplomasinin bir türü!..

ulusal ili?kilerde; derin ili?kilerin bir türü!..


30.10.2005 05:34:46 - murat bardakçy'dan bazy alyntylar...


‘...ystanbul kadysy’na emirdir: mutluluklarla dolu makamyma gelen ?ikáyetlerden hasta, yaraly, nalsyz ve semerleri harabolmu? bazy beygirlerin yük ta?ymakta kullanyldyklaryny ve üzerlerine a?yry yük vuruldu?unu ö?rendim. ta?yma i?iyle u?ra?anlaryn beygirlerine bundan böyle tahammülün üzerinde yük koymalary, sakat ve zayyf beygirleri ta?yma i?inde kullanmalary yasaktyr. hayvanlar gayet iyi besleneceklerdir. hayvanlaryn sahipleri i?lerini birkaç beygirle beraber gördükleri takdirde, beygirleri yola syra halinde çykartacak, kendileri arkadan yürümeyip en önde gidecek ve hayvanlaryn da?ylmalaryna yahut etrafa zarar vermelerine máni olacaklardyr. huzuruma sunulan bir ba?ka bilgi de, ystanbul’daki iskelelerde hamallyk eden beygir sahiplerinin, malyny ta?ydyklary ki?ilerden fazla para aldyklary ?eklindedir. yskelelerdeki beygir sahiplerinin alacaklary ücretler gidilecek yere göre de?i?mektedir ve kaç para verilece?i de eskiden beri bellidir. ama, artyk bu ücretlerle yetinilmedi?ini ve birkaç kat para talep edildi?ini ö?renmi? bulunuyorum. sana bu vaziyeti anlattyktan sonra ?öyle buyuruyorum: yukaryda söylediklerime bundan böyle her ?ekilde itaat edilmesini sa?layacak ve emirlerime uymayanlaryn isimlerini haklaryndan gelmem için ?erefli makamyma sunacaksyn. emrimi siciline kaydedecek ve hamallaryn kethüdalaryny da bu emrimden haberdar edecek ve aksine davranmaktan kaçynacaksyn...’
‘...yük beygirlerinin cuma günleri tatil yapmalarynyn, sahiplerinin bu tatil günlerinde çaly?tyrylmayan beygirlere binmemelerinin ve semerlerine demir çubuklar myhlattyrmamalarynyn eski bir ádetimiz oldu?unu söylemeye gerek yoktur. fakat bir müddetten beri bu usule riayet edilmemekte, hayvanlar cuma günleri de çaly?tyrylmakta, üstelik çaly?mayan beygirler o günlerde sahipleri tarafyndan binek hayvany olarak kullanylmaktadyr. hiç de ho? olmayan bu gibi uygulamalar, üstelik cáiz de de?ildir. meclis-i válá’dan çykan ve belediyemize gelen bir karar uyarynca, beygirlere bundan böyle cuma günleri tatil yaptyrylacak ve semerlerinin üzerine çivi myhlattyrylmayacaktyr. ayryca, yine bu hususta beygir sahipleri ile ekmek ve sebze ta?yyan esnafyn kethüdalaryna da gerekli tebligatta bulunulacak, esnaf devamly olarak kontrol altynda tutulacaktyr.’


28.10.2005 09:34:36 - birey olarak varolamayanlaryn dayanylmaz hafifli?idir bu...

24.10.2005 19:34:54 - sevgili esso?luessek; zaten, söz konusu zat-y muhteremlerin antenleri "gerekti?i yere tevcih etti?i" için böyle kampanyalar yapyyorlar... senin anlayaca?yn, antenler görevlerini tevcih edilen yerde pek fena olarak yerine getiriyorlar... i?te, bütün mesele bu!..

11.10.2005 19:41:40 - ***ilginç bir haber...tgrt kime gidiyor!?.
*** amerikan dy? politikasynyn etkili isimlerinden emekli büyükelçi grossman, ystanbul'da yhlas holding'in üst düzey yöneticilerine bir konfenrans verdi. yhlas medya holding yönetim kurulu ba?kany ahmet mücahid ören'in de hazyr bulundu?u konferansta globalle?menin önemine dikkat çeken grossman, "küreselle?me bütün dünyanyn vazgeçilmez çatysyny olu?turmaktadyr. yhlas holding'in küreselle?meyi en iyi takip eden ?irketlerden biri oldu?unu biliyorum. yhlas medya grubu da olaylary do?rudan küre?elle?meyle ili?kilendiren dünyanyn sayyly kurulu?lary arasynda yer alyyor. çünkü dünyanyn her yanyndan gelen haberleri toparlayyp, do?ru ?ekilde analiz edip okuyucularynyza sunuyorsunuz. görsel yayyn organlarynyzla dünyada ya?anan geli?meleri izleyicilerinizin evlerine kadar ta?yyorsunuz" diye konu?tu. konu?masyna, "abd'nin terörle mücadeleden sonra ikinci önceli?i yoksullu?u yenmektir" diyerek devam eden grossman, bu konuda amerika'nyn öncülü?ünde 'millenyum yoksullu?a meydan okuma plany' hazyrlandy?yny ve bunun 4 yyl önce ilan edildi?ini hatyrlatty. grossman, "bu plan do?rudan parasal yardym taleplerini kar?ylayacak ?ekilde i?liyor. tabii bunda çevre standartlarynyn geli?tirilmesi, sa?lyk ve kamu hizmetlerinden daha fazla yararlanylmasy gibi kriterler aranyyor. bu projenin ba?aryly olup olmady?y tarty?ylabilir. ancak üçüncü yyla geldi?imizde alynan sonuç açysyndan iyi bir seviyeye geldi?imizi söyleyebiliriz. dördüncü yylda da iyi bir ?ekilde sonuçlanaca?yny hepbirlikte görece?iz. fakirli?i önlemede önemli gördü?ümüz di?er bir nokta ise serbest ticarettir. yardymla?manyn yanysyra dünyadaki yoksul insanlary kurtarmak için serbest ticaretin yaygynla?tyrylmasy ?art. ynsanlaryn daha özgür olmasy, ülkelerin demokratikle?mesi ve zenginle?me ile terör odaklary da beslenemez hale gelecek ve yok olacaktyr" dedi. konferansta ayryca, türkiye'nin bölgesindeki tehditlere de?inildi, özellikle yran'yn kitle imha silahlaryna sahip olmak isteyebilece?inin endi?e verici oldu?u kaydedildi. ayryca, türkiye'nin kitle imha silahlaryyla ilgili tehdit ortadan kalkyncaya kadar bm çerçevesinde mücadeleye destek vermesi gerekti?i vurgulandy. türkiye'nin 3 ekim'de ab'den tam üyelik için müzakere tarihi almasynyn stratejik bir zafer oldu?unu belirten marc grossman, abd'nin, türkiye'nin birli?e tam üyeli?inden yana oldu?unu kaydetti. grossman, "son 3 abd ba?kany türkiye'nin ab'ye tam üyeli?i için büyük gayret sarfetti. zaman içinde türkiye ve avrupa birli?i bir takym de?i?imlerle bütünle?ecek ve her iki tarafta kazançly çykacak" ?eklinde konu?tu.


03.10.2005 16:01:44 - bilin bakalym?.. e??eklerin yapty?y son dua'dan sonra ne olmu??..

29.09.2005 16:23:28 - sözümüz meclisten dy?ary tabi... e?ekler köydeki semerciden çok ?ikayetçilermi?. semerci hiç iyi semer yapamyyormu?. e?eklerin syrtlary kanly yaralarla doluymu?. e?ekler toplanyp yeni bir semercinin gelmesi için dua etmi?ler. hikaye bu ya dualary da kabul olunmu? ve gerçekten köye yeni bir semerci gelmi?. ne var ki bu semerci de e?ekleri rahatlatacak semerler yapamyyormu?, yaralar azalacakken artmaya ba?lamy?. e?ekler yine toplanyp, köye yeni bir semerci gelmesi için dua etmi?ler. ve gerçekten mevcut semerci köyden ayrylmy?, yerine ba?ka bir semerci gelmi?. e?ekler her semerci de?i?ikli?inde oldu?u gibi yine çok sevinmi?ler. ama çok zaman geçmeden yeni semercinin de çok farkly olmady?yny, semerlerin gittikçe daha da kalitesizle?ti?ini, yaralarynyn ise kötüle?ti?ini görmü?ler. semerci gitmi?, semerci gelmi?. her seferinde e?ekler yeni semerci gelmesi için dua etmi?ler. bu hikaye kaç semerci de?i?ene kadar böyle devam etmi? bilmiyorum. nihayet bir gün e?ekler toplanyp, eski semerciden kurtulmak yerine, e?eklikten kurtulmak için dua etmi?ler. yazan:a.k.b.

10.09.2005 18:50:57 - tany?y oldu?um durumlar: çok iyi yabancy dil bilen ama ana dilini bilmeyen ve ö?retim üyesi oldu?u bilim dalynda "yetersiz" olan hocalar!?..

ana dilini çok iyi bilen, e?itim gördü?ü alanda çok bilgili ve mükemmel ö?retmenlik yapan ama yabancy dil bilmedikleri için ö?retim üyesi olamayyp, okutmanlyk yapanlar...


09.09.2005 06:26:33 - sevgili u?ur, baletler ya da balerinler 30 ya?yna kadar sahnede aktif olarak görev alabilirlermi?. 30 ya?yndan sonra da hocalyk veya idari görevler gibi pasif görevlerde emekliliklerinin gelmesini beklerlermi?. tabii bu durumun istisnasy(50 ya?ynda bile sahnede harikalar yaratan bale insanlary olmasy...) oldu?u gibi 105 veya 110 kiloluk balet olayy da istisna olabilir.
bu ülkenin yeniden hem de önemli ölçüde yeniden yapylandyrylmaya ihtiyacy var. ama, bunu yaparken"züccaciye dükkanyna girmi? fil" gibi davranmamak gerekir.


09.09.2005 06:22:22 - u?ur'un yazysyyla ilgili söyleyeceklerim sakly kalmak üzere sizlere bir soru sormak istiyorum!..

bilindi?i üzere: üniversitelerde ö?retim üyesi olabilmek için ingilizce yeterlilik synavyny geçmek gerekli. peki, sizce bu uygulama "gerekli" mi? bir ?ekilde yabancy dil ö?renememi? veya bilmeyen birisi "bilim" yapamaz my?


30.08.2005 04:43:14 -
devlet tiyatrolarynda neler oluyor?..
bir bilen var my?..


14.08.2005 15:19:52 -
han-y ya?ma
bu sofracyk efendiler -ki yutulmaya hazyr-
huzurunuzda titreyen ?u milletin hayatydyr.
?u milletin ki can çeki?ir, ?u milletin ki acylydyr.
fakat sakyn çekinmeyin; yiyin, yutun hapyr hapyr.


yiyin efendiler yiyin; bu i?tah sofrasy sizin;
doyuncaya, tyksyryncaya, patlayyncaya kadar yiyin!
efendiler, pek açsynyz, bu çehrenizden bellidir;
yiyin, yemezseniz bugün, yaryn kalyr my, kim bilir?
?u nimetler sofrasy bakyn, geli?inizle övünür
bu, hakkydyr gazanyzyn, evet, o hak da elde bir.

yiyin efendiler yiyin; bu i?tah sofrasy sizin;
doyuncaya, tyksyryncaya, patlayyncaya kadar yiyin!
tevfik fikret...


03.08.2005 18:38:38 -
neler oluyor,neden oluyor?
patlayyp ölüyor insanlar!
neler oluyor, neden oluyor?
açlyktan ölüyor insanlar...


05.07.2005 09:20:52 -
tarty?malar düzeyli oldu?unda herkes kendi yanly?larynyn farkyna varyr. e?er, çok iyi ve do?ru bildi?iniz bir konuyu anlatyrken kar?ynyzdakileri ky?kyrtyr ve a??a?ylamaya çaly?yrsanyz; onlary kaybedersiniz. e?er, kar?ynyzdaki(size göre yanly? dü?ünen veya olaylary yanly? yorumlayan...) ki?ilerde bir de?i?im ve dönü?üm hedefiniz yoksa, o zaman görü? belirtmeniz hiç bir anlam ifade etmez.
sizin gibi dü?ünmeyenleri yok edin gitsin!..
unutmayyn ki; yalnyz siz sizin gibi dü?ünürsünüz!..m.k. atatürk, en zor anlarda bile en aykyry görü?lülerle birlikte ortak dü?mana kar?y mücadele etmesini bilmi?tir. size, "?u çylgyn türkler" i okumanyzy tavsiye ederim.
samanynyz bol, e??ekli?iniz daim olsun! benim sevgili e??eko?lu e??ek karde?lerim...


02.05.2005 13:11:44 - sevgili dostlar, bence yanly? yerde otluyoruz!..
halifeli?i kaldyrmasak ne olurdu?..
?u anda papa'nyn ipleri kimin elindeyse; müslümanlaryn halifesinin ipleri de onun elinde olurdu.
unutma ey e??eklerin ?ahy: kurtulu? sava?yndan önce hem halifemiz, hem de padi?ahymyz ve dahi bir de "?eyh-ül islamymyz" vardy. vardy da ne oldu?..



11.04.2005 12:45:19 - bab-y ali'nin sabah namly gazetesinde bülent ecevit söyle?isini okuyormusunuz?

derin devletin aslynda kontrgerilla oldu?u söyleniyor!?. size de ilginç gelmedi mi bu yazy dizisi?.. acaba diyorum; birileri, bu güçler üzerindeki kontrollerini kaybettiler de o güçleri de?ifre edip, pasifize mi etmeye çaly?yyorlar??? ne dersiniz?.. hani lübnan'dan suriye'nin çekilmesi için bir suikst yetti de!.. bu trabzon çok ilginç bir yer!..


09.04.2005 04:16:18 - öbür tarafa gitti?inde celal bayar'a sormu?lar: "neler oluyor?" diye.
"bu gy? gomonizim gelecek!.." demi?...
"burada yaz-ky? olmaz sayyn bayar, cehennemde hep ate?, cennette hep ilkbahar var." demi?ler...
celal bayar devamla...; "bu gy? gomonizim geelleeceeeeek!" demi?...


31.03.2005 15:26:30 - deneme için yazyyorum.çünkü, daha önce "beceremedim"
imdiii; bilgi edinme me yasasyyla ilgili bir yazy elime geçti. bitince gönderece?im.
tiyatroya yasak yazysyyla ilgili...
tiyatroyu yasaklayanlarla, tiyatrodan dolayy yasaklanmaktan korkanlar veya, tiyatrodan yasaklananlarla tiyatroyu tiyatro oldu?u için yasaklayanlardan nasyl? ne zaman? niye kurtulaca?yz!


30.03.2005 16:29:51 - ilginç ve de bilginç bir mail geldi. payla?ayym istedim...***** ankara yenimahalle ilçe milli e?itim müdürlü?ü’nden okul müdürlüklerine gönderilen bir yazyda; ö?rencilerin tiyatroya götürülmesi yasaklandy. 21.03.2005 tarihli emir’de tiyatro sanaty: “e?lence amaçly gezi” kategorisine sokuldu. ibret belgesi olan yazy aynen a?a?ydaki gibidir. t.c. yenimahalle kaymakamly?y ylçe milli e?itim müdürlü?ü bölüm : kültür sayi : b.08.04.mem.4.06.08.04.11.070/4874 konu : geziler ö n e m l y d y r resmy-özel tüm okul müdürlükleryne ylgy : m.e.b. ylkö?retim ve orta ö?retim kurumlary sosyal etkinlikler yönetmeli?i. ylgi yönetmeli?in 21. maddesinde “sosyal etkinlikler” kapsamynda; “yakyn çevre, yurt içi ve yurt dy?yna inceleme ve ziyaret amaçly geziler düzenlenebilir” denilmektedir. e?lence amaçly gezilere(tiyatro, sirk v.s.) kesinlikle yer verilmemesini, uyulmasy gereken hususlara titizlikle uyulmasyny, yazylaryn en az 10 gün (on) önceden eksiksiz olarak kaymakamly?a sunulmak üzere müdürlü?ümüze gönderilmesini önemle rica ederim. yunus erdo?an müdür a. ?ube müdürü bu belge; 1994 yylynda ‘sanat’yn içine tüküren’ kafanyn de?i?medi?inin ve de?i?emeyece?inin kanytydyr. bu belge; devlet erkini eline geçiren gerici –yobaz anlayy?yn türkiye’yi nerelere sürükleyece?inin kanytydyr. bu belge; türkiye cumhuriyeti’nin 81. yylynda yrtica’nyn doruk noktasydyr. bu belge; gerçe?i görmek istemeyenlere kar?i devrym’yn yanitidir!.. hayyrly? ve u?urlu olsun?!.

18.03.2005 04:02:50 - izninizle güzel bir yazy gönderiyorum...
son günlerin en çok kullanylan nesnesi “dü?me”, en çok kullanylan cümlesi de “yine birileri dü?meye basty” cümlesidir. bilirsiniz bazy baty ülkelerinde her yyl o yylyn “sözcü?ü” yary?masy yapylyr. bunlar en çok kullanylan, toplum ya?amyny etkileyen sözcüklerin arasyndan seçilir. belki “yylyn tümcesi”ni falan seçen ülkeler de vardyr. bence bizim “ayyn tümcesi” olarak seçece?imiz tümce de bu “yine birileri dü?meye basty” tümcesidir. gerçi bu “dü?me”ye basylmasy ve ardyndan yakynylmasy olayy bizde her 5-10 yylda bir tekrarlandy?y için buna belki “son 50 yylyn tümcesi” demek daha uygundur. dü?meye neden ve nasyl basylyr.. 1950’den bu yana demokrasi geldi, demokrasi gitti derken sonunda “dü?me kompleksli” olduk. en ba?ta politikacylarymyz ve ardyndan medyamyz olmak üzre toplumca pür dikkat kesilmi?, “dü?meye ha basyldy, ha basylacak” diye bekliyoruz. ben bu dü?me olayyny “neden ve nasyl dü?meye basylyr” diye merak edip ara?tyrdym: yki türlü dü?me vardyr, bunlardan biri “uyary” dü?mesi, öteki “eylem” dü?mesidir. “uyary” dü?mesine “i?aret parma?y”yla basylyr. “eylem” dü?mesine ise “ba?parmak”la ve “kuvvet”le basmak gerekir. “eylem” dü?mesinin bir “gelen”, bir de “giden” olmak üzere iki kutubu bulunur. özetle bütün bu "dü?meye basmak" olayy iki dü?meyle, iki parmaktan ibarettir.. dü?meye basanyn ise sadece parmaklary gözüktü?ünden, kimin basty?y bilinmez, sadece tahmin edilir. “uyary” alarmlary kysa aralyklarla bir süre devam eder, sonra durulup tepki beklenir. duruma ve ihtiyaca göre son olarak bir kez daha “uyary” dü?mesine basylyr. bundan da sonuç alynmazsa bu kez artyk “eylem” dü?mesi syraya girer. “eylem” dü?mesine basyldy?ynda ise “uyary” sinyalini almayanlar için artyk i? i?ten geçmi?tir. “gidenler” ancak giderken dü?menin varly?yndan haberdar olduklaryny söyleyip, “yine dü?meye basyldy” diye ?ikayet ederler. “gelenler” ise böyle bir ?eye ihtimal vermediklerinden “demokratik“ olarak geldiklerine inanyr gibi yapar, “gidenlerin” bu tepkisini “paranoyaklyk” olarak nitelerler. sonra yine... !!!!!!! ek bilgiler... eskiden “gay” “e?cinsel” “homoseksüel” gibi deyimler ve terimler olmady?yndan halk arasynda onlara da “dü?me” denilirdi. bu nedenle olacak bizim entel ve mon?er takymy “dü?me” kullanmayy pek sevmez, banal bulur, ço?unlukla “buton” kullanyrlar. dü?meli sözler... bu ara?tyrmalarym esnasynda dü?meyle ilgili bazy atasözlerine de rastladym. “dü?meyle gelen, dü?meyle gider” “dü?menize sahip çykynyz" “basma dü?meye, basarlar dü?mene” gibi... ........................... esen kalynyz aydo?an kekevi 17.03.05


10.02.2005 23:44:55 - ilginç ve de bilginç bir yazı..... aynen alıyorum...*******soru :** kemal derviş, dsp lideri ecevit tarafından türkiye'ye ilk davet edildiğinde kimin evinde kalmıştı ? en yakın ilişki içinde olduğu kişi kimdi ? **yanıt :** asaf savaş akat !.. **soru :** başka ? **yanıt :** hurşit güneş... **soru:** asaf savaş akat, hangi üniversitenin eski rektörlerindendir ? halen hangi üniversitenin mütevelli heyeti üyesidir? ve şu anda da orada öğretim üyesidir ? **yanıt :** bilgi üniversitesi... **soru :** asaf savaş akat hangi gazetede yazmaktadır? **yanıt :** vatan gazetesi.. **soru :** vatan gazetesi sahibi kimdir ? **yanıt :** serdar mutlu... **soru :** serdar mutlu hangi üniversitenin mütevelli heyeti üyesidir ? **yanıt :** bilgi üniversitesi... **soru :** mustafa sarıgül hangi üniversitenin mütevelli heyeti üyesidir ? **yanıt :** bilgi üniversitesi... **soru :** bilgi üniversitesi mütevelli heyeti başkanı oğuz özerdem, başka hangi "sivil" toplum örgütünün (!) yönetiminde görevlidir ? **yanıt :** açik toplum enstitüsü... **soru :** açık toplum enstitüsü'nün arkasında kim vardır ? **yanıt :** george soros **soru :** soros türkiye'ye geldiğinde hangi üniversitede konferans vermişti ? **yanıt :** bilgi üniversitesi **soru :** sorosun desteklediği ve bağlantılı olduğu ünivesite hangi üniversitedir? **yanıt :** bilgi üniversitesi **soru :** george soros ve açık toplum üniversitesi türkiye'de nereye maddi destek sağlar? **yanıt :** bilgi universitesi, sabancı üniversitesi, tesev. **soru :** george soros ve açık toplum universitesi başka nereye yardım sağlar? **yanıt :** kadın derneklerine (uçan süpürge,kadın girişimciler derneği, kadın yurttaş ağı gibi), sözde demokrasi derneklerine. **soru :** tesev (türkiye ve ekonomik ve sosyal etudler vakfı) yurtdışında başka hangi kurumlarla ilişki içindedir? **yanıt :** cfr (council on foreign relations), bilderberg ve trilateral komisyon. **soru :** nerden biliyorsunuz cfr ilişkisini? **yanıt :** çünkü cfr uyeleri 2003 temmuz ayında tesev'e gelip, mgk'nin tsk etkisinden arındırılması ve mgk ile tsk'nın zayıflatılması için tesev'de toplantı yapmışlardır. **soru :** kimle? **yanıt :** tesev başkanı can peker, cengiz çandar ve diğer amerikancı başka vakıf üyeleriyle. **soru :** sonra ne olmuştur? **yanıt :** mgk etkisizleştirilmiş ve tsk'ya karşı bir psikolojik savaş zinciri başlamıştır. **soru :** siz paranoyak mısınız? **yanıt :** hayır, gazeteleri ve çıkan kitapları takip ediyorum. **soru :** bilderberg ve cfr nereye bağlıdır? **yanıt :** amerikan national security council'a, ya da abd derin devletine. tüm cia ve istihbarat örgütleri yoneticileri cfr üyesidir. **soru :** yok canım, abarttınız! **yanıt :** sadece soruları yanıtlıyorum. **soru :** peki sorosla bağlantılı başka vakıflar var mıdır? **yanıt :** neden olmasın. democracy project isimli sivil demokrasi projesinin finansörü national endowment for democracy (ned), ki demokrasilerin içindeki bir truva atıdır, bu ilişkileri ve projeleri finansal olarak desteklemektedir. **soru :** aklım karıştı, şu tesev'in insan haklari raporunu ve liberal düsünce topluluğunun yaptığı tsk aleyhindeki anketi de ned finanse etmemiş miydi? **yanıt :** evet. tam üstüne bastınız. tsk aleyhindeki her hareketin finansörü ned'dir, kendi demokrasilerine göre tsk işlerini bozuyor ya! liberal düşünce topluluğu ve tesev tamamen amerikan vakıfları gibi çalışmaktadır ve soros vakfi ve açik toplum enstitüsü vakfi ile ilişkilidir. **soru :** sorosun açik toplum enstitusü, tüsiad, tüsev, açev, uluslarası basın derneği vb. sivil örümcek kuruluşlarını da desteklemiyor mu? **yanıt :** evet. bu kadar da değil. tablo çok daha büyük. türkiye içinde ned'in ve soros'un artık devlet içinde devlet olduğunu söyleyebiliriz. **soru :** yani mustafa sarigül amerikan vakıfları ve istihbarat yapılanmaları tarafından mı destekleniyor? **yanıt :** bravo, bilgi üniversitesi de bu eylemler için merkez üniversite. **soru :** mustafa sarıgül, şişli belediye başkanı seçildikten sonra eski şişli belediye başkanı (ve tabii yine bilgi üniversitesi mütevelli heyeti üyesi !) kanun kaçağı gülay (atığ) aslıtürk zamanında yapılan bilgi üniversitesi ile ilgili usulsüzlüklerin üzerine gitmiş midir ? ** yanıt :** ??? gitmiştir canım, niye gitmesin !.. **soru :** hurşit güneş'in öncülerinden olduğu yeniden chp hareketi kemal derviş'i ve mustafa sarıgül'ü destekliyor mu ? **yanıt :** buna şüphe var mı? **soru :** yeniden chp hareketi'nin çıkardığı derginin adı nedir ? **yanıt :** açilim... **soru :** taner berksoy, serhat güvenç, erol katırcıoğlu, ayhan kaya, şule kut, pınar uyan, boğaç erozan gibi açilim dergisi yazı kurulu üyeleri hangi üniversitede öğretim üyesidirler? **yanıt :** bilgi üniversitesi... **soru :** bilgi üniversitesi aslinda bir amerikan üniversitesi mi acaba? **yanıt :** günaydin!

03.02.2005 20:19:12 - sevgili dostlar... bu konulara biraz farklı bir perspektiften bakalım derim!.. güneydoğu'da veya kuzey ırak'ta bağımsız bir kürt devleti kurulunca: eğer; bölge insanları zenginleşecekse, ağalık veya aşiret ilişkileri çözülecekse, kurulacak devletin parlamentosunda gerçekten halkın temsilcileri yer alacaksa, ağalar, beyler ve paşalar egemenliklerini yitirecekse, sömürü kalkacaksa, kurulacak devlet, bölge dışı yabancı devletlerin bölgedeki kuklası olmayacaksa, varsın kurulsun ... hatta, birlikte mücadele edelim... ama unutmayın!.. o coğrafyada yalnızca kürtler yok. türkler, türkmenler, araplar, dini ayrılıklar..vs.vs. var. nasıl ki pkk yıllarca kan kusturdu türkiye'ye; öyle bir devlet hele güneydoğuyu da içine aldığında malatya'da, maraş'da, erzincan'da..vs. yerlerdeki türkler'de doğaldır ki; kendi gerilla savaşlarına başlayacaklar ve bulundukları bölgelerde özerk devletçikler yaratmak için savaşacaklardır. bu sırada egemen olan kürt devleti yetkilileri de kendi ülkelerini "bölücü türk teröristlerine!?." karşı savunmaya çalışacaklar... peki: bu savaşlardan kim kazançlı çıkacak sizce?.. ve sonuçta ölen de öldüren de toprak anasına kavuştuğunda yapılan veya yapılacak bu kurtuluş mücadelelerinin ne anlamı olmuş olacak?.. şöyle bir anımsayalım: insanlık ve anadolu tarihi boyunca bu coğrafya kimlere yurt olmuş, ne sultanlar, ne padişahlar, ne şahlar, ne krallar, ne milletler görmüş?!.. kısaca; kimler gelmiş? kimler geçmiş???. haydi savaşalım.... haydi, toprak ana acıkmış!.. insan yavrularını bekliyor kucağına; gencecik, taptaze; daha sevdalanmadan, tutmadan bir yavuklunun elini silah tutacak, kurşun sıkacak, kan dökecek; can alacak can vermeden, tüketecek tüketmeden, yok edecek, yakacak, para babalarının iştahını doyuracak: kürt, türk, arap, ermeni, rum, şii, sünni, alevi bilumum insan yavrularını bekliyor!?.. haydi! ne duruyorsunuz?.. çalın savaş tamtamlarınızı, öttürün kıyamet borularınızı..............!...............? ***** silahınız dolu, kurşununuz bol, patriotlarınız daim olsun benim sevgili eşşek kardeşlerim... esen kalın!..

13.01.2005 09:55:28 - pek muhterem rahmi and koç; "müslümanların da tek bir dini lideri olmalı..." demiş!.. siz ne diyorsunuz?.. şimdi anladınız mı, fettullah tefrikalarını?.. vatikan'da "papa", istanbul'da"hocaefendi"... sizce de uygun değil mi?... neyse, anlayana: bop , anlamayana gop... ***samanınız bop, suyunuz gop olsun benim sevgili eşşek kardeşlerim.***

31.12.2004 17:50:59 - tüm dost ve müttefiklerin,sıtratecik ortakların,ilimli islamcilarin,sosyal demokratların,hırrristiyan demokratların,liberal demokratların,yalnız demokratların,yorgun demokratların,radikal demokratların,militan demokratların,demokratların,faşistlerin, sosyalfaşistlerin,gomonistlerin,leninistlerin,maoistlerin,tıroçkistlerin,goşistlerin,anarşistlerin,sosyal istlerin,.....hepinizin ve de komik partici eşşeklerin...*****yeni yıllarını kutlar; yeni yılda da eşşekliklerinize devam etmenizi dilerim.

20.12.2004 21:02:37 - onüçüncü 17.12.2004 televizyonda haberleri izlemeye başladım... istanbul'da bir yangın haberi... beşinci katın balkonunda mahsur kalmış birisi, kırkbeş elli yaşlarında, konuşuyor aşşağıdakiler, konuşuyor: - benden başka kimse yok!.. kurtaracak mısınız beni?.. - "paniğe kapılma!.. kurtaracağız seni, geliyor itfaiye..." geliyor itfaiye erleri... sokak darmış, araba geçememiş, hortumların ucunu eklemeye başlıyorlar birbirine... bağırıyor yukarıdaki... - çabuk olun!.. alevler iyice yaklaştı... - "sakin ol!.. birazdan kurtaracağız seni" diyorlar... geldi itfaiye arabası... o da ne?.. adamın sırtından dumanlar çıkmaya başladı!!!!!!... yanıyor adam!!!.... yanıyor!... heeyyyy, adam yanıyor gözgöre göre, bir bacadan duman nasıl çıkarsa, sigara içenler nasıl çıkarırlarsa ağızlarından dumanı; öyle yanıyor adam!... adam daha fazla dayanamadı... - size inanmıştım... hani kurtaracaktınız beni?... dedi... ve........... alevlerin arasına daldı?!... yandı adam... yandım anam... yandık...... biraz sonra adamın cesedini çıkardılar bir battaniye içerisinde... ve ben, televizyonu kapatıp yattım yatağıma eşimle birlikte... gözlerimizi tavana diktik... uzun süre konuşmadık... düş müydü?.. hayır hayır, kabus!.. en iyisi gözlerimi kapatayım... gözlerini kapatınca uyuyacağını mı sandın?.. bu memleket niye böyle?.. o adamın, o can'ın yanmasına nasıl izin verdim?.. göz kapaklarım oldu sinema perdesi, hem de iki tane... seyret bakalım alemi, seyretsin alem seni... oyyy malatya, maraş, çorum...2 temmuz 1993 sivas 1970'ler,1980'ler... su içer gibi işkence yapılan insanlar...oyun oynar gibi boğma teliyle boğulan,kurşunlanan insanlar...keklik avlar gibi tek tek avlanan, kibrit yakar gibi yakılan aydınlar... "aydınlığı sevmek, güneş olmaya yetmiyor ki..." demişti bursa'da öldürülen mehmet ağabey, mehmet cengiz göral ölümünden sonra eşinin yayınladığı kitapta... evet, aydınlığı sevmek, güneş olmaya yetmiyor ki... buldum!..... istanbul'da dün yanan vatandaş, aslında yanmadı!?.. o, güneş oldu!.. hayır, hayır... o,avrupa birliğinde türkiyeyi temsilen onüçüncü yıldız olarak işlendi avrupa birliğinin gökyüzü gibi mavi bayrağının üstüne...***görmek istersen denizi, yukarıya çevir yüzü. deniz gibidir gök yüzü, aldırma gönül aldırma, aldırma...s.ali*** nesini söyleyim?.. daha ne diyeyim?.." kör olasınız!"demiyorum... "kör olmayın da görün!" demiyorum... çünkü, biliyorum; ne körsünüz, ne sağırsınız, ne de dilsiz!!!.."kabahatin hepsi sizin!" de demiyorum..ama, kabahatin çoğu sizin... sahi, "karanlıklar aydınlığa" böyle mi çıkıyor?... *****samanınız yanmasın,eşşekliğiniz tükenmesin...*****

15.12.2004 21:49:43 - sevgili uğur kardeşimize...köylülerimiz keşke senin yazdığın gibi( ...'kredi borcumuzu ertele yoksa..., taban fiyatını yükselt yoksa..., gelir desteğini artır yoksa....' diyerek şantaj yapmayı seçmiştir...) bir toplumsal baskı grubu oluşturabilselerdi... her alanda olduğu gibi, bu alanda da birilerinin koşullandırmaları ve kasıtlı bilgilendirmeleri altındayız...biz hiç bir konuda kendi irademizle karar veremiyoruz ki, hatta bizim irademizin olmadığını bile iddia edebilirim. örneğin: bir devlet büyüğümüz geçenlerde; "biz bizansın değil osmanlının çocuğuyuz, avrupalının ne çocuğu olduğunu bilemem..." gibi bir laf etmişti. bana gelen bir e-mail'de de osmanlı padişahlarının annelerinin etnik kökenleriyle ilgili bir döküm yapılmıştı ve orhan gazi dışında hiç birinin annelerinin türk asıllı olmadığı yazılıyordu... imdi, bu devlet büyüğümüz osmanlı tarihini inceleseydi, acaba böyle bir söz söyleyebilirmiydi?.. vs.vs.vs... samanınız bol, tarımsal desteğiniz gani gani olsun benim sevgili çiftçi eşşek kardeşlerim... eşşekliğinizle ne kadar övünseniz azdır... çiftçi eşşekler, çiftçi olmayan eşşeklerin efendisidir...amin...

12.12.2004 15:29:35 - ***"tarım" konusu ile ilgili ilginç maillerden biri. aynen alıyorum. bilginize "özenle" sunulur benim sevgili eşşek kardeşlerim.*** ------------------------------------------------------ b.safa yenice > > kıymetli arkadaşlarım, > > ek’te; 1970’li yıllara kadar kendi kendini besleyebilen yedi ülkeden biri > iken bugün buğday ve hayvan ihracatçısı bir ülke konumuna düşürülen canım > türkiyemizin tarım ve hayvancılığının içler acısı hâlini çarpıcı bir > şekilde gözler önüne serdiğini değerlendirdiğim “türkiye’de ve dünyada > tarım ve hayvancılık” adlı bir sunu var. > > aynı sizlere daha önce göndermiş olduğum “türkiye’nin toplam borç stoku” > çalışmasında olduğu gibi bu çalışmada kullanılan veriler de dİe (devlet > İstatistik enstitüsü) verileridir. > > çalışmayı inceleyen arkadaşlarım, “12 kasım 1956 türkiye-abd tarım > ürünleri anlaşması”nın; > > - 2. maddesi gereğince türkiye’nin tarım ihracat ve ithalâtının, dünya > tahıl ticaretinin % 80’ini elinde bulunduran abd tarafından bugün hâlen > denetlenmekte olduğu, > > - 3.b maddesi gereğince türk ve amerikan hükûmetlerinin, türkiye’de > amerikan mallarına karşı talebi artırmak için (!) birlikte hareket > edecekleri konusunda anlaşmaya vardıkları gibi bazı çarpıcı bilgilere > sahip olacaklardır. > > “köylü milletin efendisidir” diyen o büyük insanın izinden ayrılan > ülkemizin bugün karnını doyurmak için artık dışa bağımlı bir ülke olduğunu > göstermesi, türk insanının sofrasındaki ekmeğin amerikan buğdayından > yapıldığını gözler önüne sermesi, türk hayvancılığının ne kadar zor bir > durumda bulunduğunu ortaya koyması ve daha bir çok ilginç bilgiyi içermesi > açısından, bu çalışmanın, ilgilenen arkadaşlarımın bir hayli ilgisini > çekeceğini değerlendiriyorum. > > ne demişti o büyük insan ? hatırlayalım! > > ‘memleketİn dahİlİnde İktİdar sahİbİ olanlar gaflet ve dalalet ve hatta > hiyanet İçerİsİnde bulunabİlİrler. >

18.10.2004 11:48:39 - geçenlerde cep telefonuma şöyle bir ileti geldi: pek kıymetli mü'min kardeşim... müslüman mısınız?... namaz kılmaya vaktiniz mi yok?... "namaz" yazın, 2222'ye gönderin!.. biz sizin yerinize namaz kılalım, sevabı size yazılsın!.. biz buna; "cep to sevab"diyoruz... not: cep to sevab; ö.c.a. hocaefendi'nin sizlere bir hizmetidir.

03.10.2004 17:31:09 - sevgili mertfaruk, şifreli televizyonda maç seyrederken aniden giren reklam spotları gibi bir duruma düşmüşsün... eğer cennetinle ilgilenmemizi istiyorsan; harun yahya nam sergerdenin gerçek adını ve yaşam öyküsünü bizlere bağışlarsan ve de bu sergerdenin, bu kitapları hangi para ile bastırıp; nasıl bedava dağıttığını ve de; bu düşünceleri neden? türkiye'de pazarladığını(pazarlandığını) "düşünürsen" kendi çocuklarının geleceğini kurtarmış olursun!.. anlayana: ato bombası, anlamayana ito bombası...

30.09.2004 11:25:05 - merhaba... benden size sıcak, dumanı üstünde, taptaze bir komple teorisi: diyorum ki; ıraklılar veya çeçenler, kendi ülkelerinde yabancıları veya batılıları esir alıp çeşitli istekler ileri sürüyorlar ya... batılılar da paramiliter güçler oluşturup, bu taktiğe aynen karşılık verseler... yani, islamcıları kaçırsalar... onların (müslümanların) kendi ülkelerinden çıkmalarını isteseler... ne olur sizce?.. veya böyle şeyler olabilir mi?!!! anlayana: daaaadiiii, daaadiii...

03.08.2004 18:32:54 - sevgili uğur, seçme yeterliliği ile ilgili soruna (özel sorunlarım nedeniyle) yanıt vermekte geciktim. ama, en güzel yanıtı zaman verdi... van'daki aşiret beylerinin sözleri ve tehditleri ne demek istediğimi çok güzel bir şekilde ortaya çıkardı... samanlarınız bol olsun!..

07.07.2004 20:36:33 - yorguneşşek ve uğur, ikinize de katılıyorum... sen de haklısın, sen de... o zaman sorun ne?.. sorun: seçmen ve seçmenin iradesinde... eğer seçen kişi seçme yeterliliğine sahipse; ortada sorun kalmıyor. galiba bizim millet olarak "kişilik" sorunumuz var. sosyalist sistemin başarısız olma nedeni de bence bu... "insanlar; layık oldukları(bilgi ve kültür birikimlerinin kaldırabildiği...) yönetimle yönetilirler" diye bir görüş vardı. afganistan'da, ırak'ta bir seçim yapılsa... kim kazanır?.. 1924 yılında türkiye'de 'demokratik' bir seçim yapılsaydı... kim kazanırdı?.. cumhuriyet yanlıları mı, padişahlık yanlıları mı?..

27.06.2004 12:37:36 - "semere koyacak kıçımız mı var/ binip de gezecek keyfimiz mi var/ bizim/ şu eşşeklerle ne ilgimiz var/ şu katırlarla/ eşşekliğimizden/ eşşekoğlu eşşekliğimizden başka"..... selahaddin aldemir...

06.06.2004 13:42:44 - yıllardır ‘neden?’ derim, ‘deniz, yusuf, hüseyin neden öldürüldüler ki?..’ devrimler döneminin ürünleri olan ve ülkenin en gelişkin, yaratıcı beyinleri olan bu insanlar acımasızca neden öldürüldüler?.. iki tabanca ile bunların iktidarı devirmeleri mümkünmüydü?... tarih: 04 haziran 2004 cumhuriyet gazetesi sayfa: 9 yazan: turhan feyizoğlu “emerikan elçisi kommer’in arabasını odtü’de yakanlar: sinan cemgil; çatışmada öldürüldü, ulaş bardakçı; çatışmada öldürüldü, taylan özgür; istanbul beyazıt meydanında tabancayla vuruldu‘faili meçhul’ , hüseyin inan ve yusuf aslan; asılarak idam edildi...” suçları: emerikan elçisinin arabasını yakmaktı. bu nedenle emerikan ajanları tarafından öldürüldüler... sonradan öldürülen bütün aydınlarımız, öğrencilerimiz, gazetecilerimiz, sanatçılarımız; yüzyıl önce planlanan bu günler için öldürüldüler... şimdilerde de yavaş yavaş generallerimiz, askerlerimiz öldürülmeye başlandı... emerikan çıkarlarına karşı çıkan herkes sessizce ve çeşitli gerekçelerle susturuluyorlar... peki ne için: bir avuç dolar için!.. insanın insan olma mücadelesi asıl şimdi başlıyor!...

04.06.2004 13:04:17 - deneme 1 2 3... deneme 1 2 3... sevgili eşşek kardeşlerimi selamlarım...

20.05.2004 18:50:58 - pek sevgili eşşek kardeşlerim... eşşekliğin onda dokuzu "eşşek gibi" çalışmaktır. geri kalan onda biri de "eşşek gibi" inat etmektir... eğer biz eşşeklik yapmaya devam edersek, mutlaka başaracağız...

13.05.2004 22:49:48 - sayın pire, her şey bir ile başlar. ne demiş ozan kişi; "sayılmayız parmak ile, tükenmeyiz kırmak ile..." neyse... ikinci bölüm şöyle: ** imam gaz çıkarırsa, cemaat kibrit çakar, yök de kibriti (üfleyerek) söndürmeye çalışır...** peki, öbürleri ne yapar?.. ( onu da başka bir yoğun istekte açıklayacağım...) uğur'a: aaaaaiiii,aaaaiiiiiiiiiiii,aaaaaaaaaai...

12.05.2004 22:14:32 - son durumlar üzerine uydurduğum bir ata sözü: ** imam gaz çıkarırsa, cemaat kibrit çakar!..** peki, diğerleri ne yapar?.. (yoğun istek olursa açıklayacağım...)

07.05.2004 23:17:34 - imam hatip'ler kapatılmalıdır...tıpkı irticacıların "takiyye" yapması gibi, kendini "laik "olarak adlandıranlar da bu konuda ikiyüzlü davranıyor. genelkurmay 2. başkanı ilker başbuğ'un abd'de açıkça söylediği gibi; " ...din devleti ile laiklik birlikte olmaz!. ya biri ya öteki..." bu aşamadan sonra herkes şapkasını önüne koyup düşünsün!.. din: değişmesi durmuş/donmuş bir düşünce biçimidir, yaşam felsefesidir. bu düşünceyi ısıtıp kullanmaya çalıştığınızda kısa zamanda çürür ve kokuşur. unutmayın! eski düşünce biçimleri geçerliliğini korusaydı, yeni peygamberler türemezdi... türkiye cumhuriyeti bir yol ayrımındadır; ya, gerçekten laik(ihl'ler ve diyanet işleri başkanlığı'nı kapatarak) bir ülke olacak, ya da abd emperyalizminin dümen suyunda 'ılımlı islam' projesiyle eritilmeye çalışılacak. tarih, tekerrürden ibaretse, unutmayın!.. tarihimizin içinde mustafa kemal'de var... ...

07.05.2004 19:25:37 - liberaladam'a...1; ha şöyle... var mı öyle gizlice izleyip, çekip gitmek?.. madem ki giriyorsun, bari katkıda bulun!.. ama, allah var. 07 mayıs 2004'e kadar sabrettiğinize göre, çok "hoşgörü"lü birisiniz... emerikadaki gönüllerin sultanı hocaefendinizi ne zaman getiriyorsunuz?.. onu burada hasretle bekleyenleri daha fazla bekletmeyin!.. bakın, koşullar da "olgun"laştı...

19.04.2004 19:58:59 - erdoğan dünyanin en etkİlİ 100 kİşİsİnden bİrİ !! özel bir ekibin dört ayda hazırladığı listede en güçlü liderler ve devrimciler olarak şu liderler sayıldı: abd: george bush, çin: jintao, brezilya: da silva, rusya: putin ve bm genel sekreteri kofi annan. **yukarıdaki başlıkta bulunan "etkili " kelimesi yanlış yazılmıştır. doğrusu:"tehlikeli" olacaktır. üçüncü şahıslara duyurulur!.. ( tabii, duymak istiyorlarsa?..)

18.04.2004 01:00:17 - bir insanlık dersi...(önce emerikalılara, sonra bütün eşşeklere ve kendini öyle hissedenlere...) > > vietnam'da "zaiyat" vermek istemeyen bir emerikan generali "temizlik" harekâtında alması gereken bir köyü taş taş üstünde kalmayana kadar bombalatır. özel birlikler köyü sarar ve tek tek evleri arayıp "temiz" raporunu verip, "alındı" listesine bir yenisini ekleyip tam köyden ayrılırken, arkalarından tek bir el ateş edilir. yine inanılmaz bir bombardıman başlar. mantar gibi yükselen alev topları, makinalıların sinir bozucu sesi ve arkasından korkunç bir ölüm sessizliği. > > yine özel timler her bir deliği ararlar ve döküntülerin arasında bir deri bir kemik vietnamlı bir çocuğu elinde bir tüfekle bulurlar. çocuğu doğrudan > generalin önüne getirirler. general çocuğu görünce çok etkilenir. kimseleri > görmeden bombalar yağdırmaya benzemez karşılıklı ilişki. generalin sağ gözü > takmadır. üstelik de hayli belirgin bir protez. çocuğa dönüp : > > - bak sana bir şans vereceğim. hangi gözümün gerçek olduğunu bil, seni kurşuna dizilmekten kurtarayım. > > çocuk bir an generalin yüzüne bakar ve ; > > - sağ gözün gerçek ! > > general şaşırır ; > > - nasıl olur, sağ gözüm takma, niye böyle dedin ki ? > > çocuk ; > > - o daha insanca bakıyordu... *** dikkat!.. bu yazı bir alıntıdır...***

16.04.2004 23:12:13 - ** size birhikayatım var. adı: tıkandı baba!... bakalım ne ve kim tıkanmış?..** > > > > > > sultan mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. dolaşırken > > > bir kahvehaneye girmiş oturmuş. herkes bir şeyler istiyor. > > > tıkandı baba, çay getir > > > tıkandı baba, oralet getir. vb > > > bu durum sultan mahmut'un dikkatini çekmiş. > > > hele baba anlat bakalım, nedir bu tıkandı baba meselesi? > > > uzun mesele evlat, demiş tıkandı baba > > > anlat baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi. tıkandı baba > > > da peki deyip başlamış anlatmaya; > > > > > > bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve > > > hepsi de akıyordu. benimki de akıyordu ama az akıyordu. "benimki de > > > onlarınki kadar aksın" diye içimden geçirdim. bir çomak aldım ve oluğu > > > açmaya çalıştım. ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya > > > başladı. bu sefer içimden " onlarınki kadar akmasada olur, yeter ki > >eskisi > > > kadar aksın" dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya > > > başladı. ben yine açmak için uğraşırken cebrail göründü ve > > > tıkandı baba, tıkandı. uğraşma artık, dedi. o gün bu gün adım "tıkandı > > > baba" ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. şimdide burada > > > çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz. > > > > > > tıkandı baba'nın anlattıkları sultan mahmut'un dikkatini çekmiş. çayını > > > içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına ; > > > hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. her dilimin altında bir > > > altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz. > > > > > > sultan mahmut'un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi > > > baklavayı getirmişler. tıkandı baba'ya baklavaları vermişler. tıkandı > >baba > > > baklavayı almış , bakmış baklava nefis. " uzun zamandır tatlı da > > > yiyememiştik. şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim" diye içinden > >geçirmiş. > > > baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. yolda giderken "ben en iyisi > > > bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim" demiş ve işlek bir yol > > > kenarına geçip başlamış bağırmaya > > > taze baklava, güzel baklava ! bu esnada oradan geçen bir yahudi > > > baklavaları beğenmiş. üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve tıkandı baba > > > baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını > > > karşılamış. yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. bir dilim baklava almış > > > yerken ağzına bir şey gelmiş. bir bakmış ki altın. şaşırmış, diğer dilim > > > diğer dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın. ertesi akşam > > > yahudi acaba yine gelirmi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. > > > sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. > > > tıkandı baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak > >için > > > aynı yere gitmiş. yahudi hiçbir şey olmamış gibi > > > baba baklavan güzeldi. biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım, > > > demiş. tıkandı baba da > > > peki, demiş ve anlaşmışlar. tıkandı babaya her akşam baklavalar gelmiş ve > > > yahudi de her akşam tıkandı baba'dan baklavaları satın almış.. aradan bir > > > ay geçince sultan mahmut ; > > > bizim tıkandı baba'ya bir bakalım, deyip tıkandı baba'nın yanına gitmiş. > > > bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. girmiş girmesine ama birde > > > ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın. sultan; > > > tıkandı baba sana baklavalar gelmedi? mi, demiş > > > geldi sultanım > > > peki ne yaptın sen o kadar baklavayı? > > > efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağolasınız, duacınızım. > > > sultan şöyle bir tebessüm etmiş. > > > anlaşıldı tıkandı baba anlaşıldı, hadi benle gel, deyip almış ve > >devletin > > > hazine odasına götürmüş. > > > baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar > >gelirse > > > hepsi senindir, demiş. tıkandı baba o heyecanla küreği tersten hazinenin > > > içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü > > > düşecek. sultan demiş; > > > baba senin buradan da nasibin yok. sen bizim şu askerlerle beraber git > > > onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış > > > alın bu adamı üsküdar'ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş > >beğensin.. > > > o taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin demiş. padişahın > > > adamları "peki" deyip adamı alıp üsküdar'a götürmüşler. > > > baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler. baba, > > > niçin, demiş. askerler > > > hele sen bir beğen bakalım demişler. baba şu yamuk, bu küçük, derken > > > kocaman bir kayayı beğenip almış eline > > > ne olacak şimdi, demiş > > > baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını > > > padişahımız sana bağışladı.demiş. adam taşı kaldırmış tam atacakken taş > > > elinden kayıp başına düşmüş. adamcağız oracıkta ölmüş. askerler bu durumu > > > padişaha haber vermişler. işte o zaman sultan mahmut o meşhur sözünü > > > söylemiş; > > > > > > "vermeyince mabud, neylesin mahmut!..." >

10.04.2004 23:44:30 - uzun süredir komple teorisi yazmıyordum. yeni bir teorem geliştirdim. diyorum ki; yıllardan beri ülkemizde iç savaş çıkarmak için uğraşanlar sol-sağ çatışması, alevi-sünni, laik-dinci çatışması denediler bir türlü amaçlarına ulaşamadılar... futbolda son yaşananlara "paranoyak" gözle bakınca... sanki diyorum... suriye'de provası yapılan ayaklanma ve çatışmalar, futbolu kullanarak bizde de yapılabilir mi?... örneğin: fener, beşiktaş ve trabzon puanları birbirleriyle eşitlenip, şaibeli hakem hatalarıyla taraftarlar birbirine düşürülüp, üstüne de diyarbakır'ın ligde düşme hattına itilmesi gibi bir durum yaratılınca... ooohhh, ballı börekli ve de kanlı katliamlı, döner bıçaklı, baltalı, kasaturalı bir çatışma... ne dersiniz?... yanında da şöyle seri atış yapan pompalı tüfekler... para-no yak'ım, para-no yak'sın, para-no yak...

05.04.2004 23:09:26 - sevgili yorgun eşek... kendini fiziksel olarak yorgun hissedebilirsin ama, beyin olarak aşırı genç görünüyorsun... uzun süredir birikim yaptığın anlaşılıyor... bence, kurşunlarının hepsini kullanma!.. hedefini seç, odaklan, vur ve bekle!.. yaşam; bir maratondur... olabildiğince geniş bir strateji çiz(yolun geniş olsun!..) taktiklerin çoktan seçmeli olsun!.. unutma!.. hedefe ne kadar yaklaşırsan o kadar küçülürsün...** neyse, bu konular bir açık oturum gerektirir. hem de televizyonda...**

01.04.2004 23:09:13 - sevgili yorguneşek, gerçekten güzel bir konuya değinmişsin. türkçe karakterleri yok sayan, bu dilde yazan/okuyan milyonlarca insanı görmezden gelen emerika ve avrupa; "kürtçe" isimler konusunda nasıl da ısrarcı olmuştu!.. alfabenize "w","x" gibi harfleri de koyun diye bastırmıştı anımsadınız mı?.. neden acaba???

29.03.2004 21:09:49 - sevgili kosa... benim de anlatmak istediğim tam olarak bunlardı. çözüm diye dayatılan şeyin arkasından korkarım ki, iki halkı ara sıra birbirine düşürüp; çeşitli yollardan sömürülmelerini hissettirmemek gibi bir durum ortaya çıkacak... sana da garip gelmiyor mu? 1974'te ne oldu da türkiye adaya asker çıkardı?.. orada iki ayrı halk ve devlet olduğunu bildiğimiz halde; neden türk(müslüman demiyorum çünkü, o vurgu çok ayrı bir tartışma konusu...n.) tarafı tanınmıyor ve yıllardır ağır bir baskı altında tutuluyor?.. ab kıbrıs'la birlik çalışmalarını yürütürken, türk tarafını neden yok saydı ve şimdi neden "acele çözüm" diye diretiyor?.. rum tarafına kesin üye olacağı bildirilmişken, türk tarafı ile yapılan görüşmelerin, iki halkın da çıkarına sonuçlanacak bir "barış" anlaşması olacağına emin misin?..*** benim çok yakın bir arkadaşım kıbrıslı ve 1993 yılında kuzey kıbrıs'a gidip bizzat gördüm. türkiye'ye bakışlarının çok olumsuz olduğunu biliyorum ve bu konuda çok haklılar... ben sade "düşünen" bir insan olarak gördüğüm çelişkileri ortaya koymaya çalışıyorum... sana dünya görüşümü kısaca açıklarsam daha iyi anlaşılırım... ben: müslüman değilim, hıristiyan değilim, yahudi, budist..vesair inançlardan hiç birine inanmıyorum... ateist'te değilim... türk kökenliyim ama, türkçü değilim... alevi kökenliyim ama, alevici değilim... sosyalist bir geçmişim var ama, marksist-leninist.. değilim. bilime inanmıyorum... o zaman ben neyim?... ben; " insan " olmaya çalışıyorum, ben; " bilme" ye çalışıyorum, ben; sevmeye ve sevilmeye çalışıyorum... kısaca; değişmeyen tek şey'in değişim olduğuna inanmıyorum. değişmeyen tek şey'in [şimdilik..n.] değişim olduğunu b i l i y o r u m...*** "gerçek" yasakların altına gizlenmiştir. o'nu arayana, bulana, öğrenene ve öğretene ne mutlu!..

25.03.2004 22:08:32 - iki konuda bir daha yazmak hasıl oldu... 1- boşbakan paralı askerlik için gençlere askerlik şubelerine dilekçe vermeleri çağrısında bulundu... bunu ben yapsam, askeri savcılar hemen " halkı isyana teşvik veya halkı askerlikten soğutmaya çalışmaktan veyahutta; halkı askeri makamlara karşı dilekçeli kalkışmaya kışkırtmaktan " dava açar, beni sürüm sürüm süründürürlerdi... 2- erhan göksel'in seçim anketini seyrettim. tarhan erdem'i ve anket sonuçlarını yerden yere vurdu sonra da kendi anket sonuçlarını açıkladı... eh onun anketinin de tarhan erdem'inkinden pek bir farkı yoktu. hatta onun anketinde akp daha fazla oy alacak görünüyordu. üstelik izmir' de akp'li oluyordu... acaba diyorum... emerika akp'nin suyunu ısıttı da... iyice zirveye çıkarıp... tepe üstü yere mi çakmak istiyor?.. sahi; 2.başkan emerika'da neyin pazarlığını yaptı acep?..

25.03.2004 19:22:43 - sayın vektör'e(affedersiniz "rektör demek istemiştim...) söylenecek bir tek sözüm var: önden buyurun!.. (veya rektörüm; izindeyiz!.. iznimiz bitince yanınıza geliriz...) a.arif usta ne de güzel söylemiş: " bunlar engerekler ve çıyanlardır... bunlar, aşımıza ekmeğimize göz koyanlardır..." samanınız bol, otlarınız her dem yeşil olsun benim sevgili eşşek kardeşlerim...

24.03.2004 23:16:40 - kosa'ya..... doğrusunu isterseniz, ayrıntılı yazınızı hasretle bekliyorum!.. "ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı!?.." konusunda bir iki söz de ben söyleyeceğim... kıbrıs konusunda da "materyal" toplamanızı tavsiye ederim... kıbrıs'ta yunanistan ve türkiye'nin "eli"ni çekmesini yazmışsınız, sahi, oradaki üç adet ingiliz üssünden haberiniz var mı?... ingilizler de kıbrıst'an şeylerini; üslerini çeksinler mi?... sevgili dostum, sloganlar iyi gaz verir ama, direksiyonu yolun kıvrımlarına uygun kullanmazsanız; yoldan çıkarsınız. samanınız bol olsun...

22.03.2004 22:47:22 - amerİkan elçİlİğİnde akp nereye gİdİyor toplantisi abd büyükelçisi eric edelman, geçtiğimiz hafta perşembe günü önde gelen araştırma şirketlerinin üst düzey yöneticileri ve siyaset bilimcilerden oluşan 7 kişiyi çağırarak ``akp nereye gidiyor`` sorusuna yanıt aradı. 2.5 saatlik toplantıda tayyip erdoğan`ın yükselişinin nereye kadar süreceği ve bunun ne tür gelişmelere yol açabileceği konuşuldu. elçilikte gizli zirve... 15 dakikalık bir kokteylle başlayan yemekli toplantı 2.5 saat sürdü. toplantıda abd tarafında büyükelçi eric edelman`ın yanısıra elçilik siyasi İşler müsteşarı john kunstadner, müsteşar robert deutsch, basın ve halkla İlişkiler müsteşarı james moore ve 4 kişi daha bulundu. akp`ye yakınlığı ile bilinen anar araştırma şirketinden ayrılanların kurduğu pollmark araştırma şirketinin de temsil edildiği toplantıda, açıkladığı anketle büyük yankı yaratan tarhan erdem bulunmadı. kısa bir giriş konuşması yapan abd büyükelçisi eric edelman, daha önceki seçimlerden farklı olarak bu yıl gazetelerde çok fazla anket yayınlanmadığını, bu nedenle seçimler ve seçimlerden sonraki durumu doğrudan araştırmacılar ve siyaset bilimcilerle konuşmak istediğini söyledi. edelman ilk bölümde "bu seçimden ne sonuç çıkar" diye sordu. akp ve chp üzerinde yoğunlaşan edelman, masadakilerden bekledikleri oy oranlarını öğrenmek istediğini belirtti. İkinci bölümde edelman iki kritik soru sordu: 1) akp söylenildiği gibi % 50`nin üzerinde oy alırsa ne olur? bunun siyasi etkileri nasıl olur? bu ne tür gelişmelere yol açar? 2) akp bu düzeyde oy alırsa, değişir mi? siyasi ve ekonomik politikalarında herhangi bir değişiklik olur mu? edelman araştırmacılardan verebiliyorlarsa, ellerindeki araştırma sonuçlarını istedi. konuşmacılar oranlar vererek akp`nin hızlı yükselişinin sürdüğünü aktardılar. katılımcıların ortak görüşü akp`nin uzun süre iktidarda kalacağı ve kendisini riske atacak ekstrem çıkışlardan çekineceği yönünde oldu. chp`nin durumunun da konuşulduğu toplantıda, katılımcılar, chp`de bir lider değişimi olabileceğini, kemal derviş`in bu açıdan dikkat çekici bir isim olduğunu belirttiler. cem uzan`ın da gündeme geldiği toplantıda, araştırmacılar genç parti`nin oy kaybı yaşadığını aktardılar. özellikle akp üzerine analizlerin yoğun olarak yapıldığı konuşmalar, abd büyükelçiliği üst düzey yetkilileri tarafından dikkatle dinlenerek not edildi.

19.03.2004 06:40:19 - **komplo teorisi** emerika türkiye'de bütün amacına ulaşmıştır. merkezde bir islam devleti,güneyde bir kürt devleti kuzeyde rum devleti,kuzeydoğuda bir parça ermenistan'a devredilmiş, trakya yunanistan'a bırakılmıştır... 2004 ekim ayında yapılan erken genel seçimlerde akp %78.4 oranında oy alarak; 550 milletvekilliğinin 513'ünü kazanmış, geri kalan milletvekiliğini de dehap kazanmıştır. yukarıdaki süreç bu olayla başlamış ve türkiye adım adım parçalanmıştır. türk ordusu: 2005'in ilk aylarında bir darbe teşebbüsünde bulunmuş, orduda büyük çaplı bir temizlik yapılarak, ordunun islamileştirilmesi sağlanmış, her sokakta bir cami projesiyle bütün sokaklarda ikibin kişi kapasiteli camiler yapılmıştır... çıkarılan yeni bir yasayla iktidara ters bütün profösörler emekli edilmiş, cumhurbaşkanlığı makamına rte seçilmiş, ülkede sistem değiştirilerek: başkanlık sistemi yerleştirilmiştir...*** hayırlı ve uğurlu olsun benim sevgili, müslüman eşşek kardeşlerim... eşşekliğinize doymayın emi benim sevgili sol ve sosyal demokrat katır kardeşlerim...

18.03.2004 00:58:29 - sevgili uğur, sanırım akp ve onun liderleri ile ilgili yazdığım yazıları daha iyi anlamaya başladın... akp zihniyeti eğer gerçekten demokrat veya bu düzenin kokuşmuş yanlarını değiştirmek gibi bir işe kalkışma yöneliminde olsaydı; 1994 yılında belediye seçimlerini kazandıklarında "sol" la işbirliği yapardı. ama onlar, işbirliği yerine ezmeye çalıştılar... ezdiler de...

11.03.2004 17:32:09 - bir süredir bu bombalama veya terör saldırılarının "mantık" dizgesini çözmeye çalışıyordum... sonra, bir anda tepemde bir "ampul" yandı. (tabii bu ampul akp'ninki değil... ) ve her şey, ama her şey, her yer aydınlandı... bu planı kim veya kimler yapmışsa çok iyi hazırlamış!!! işte size müthiş buluşum: bu saldırılar aslında dünyanın "mantık"ına yapılmaktadır... bakalım ve görelim...

09.03.2004 22:49:22 - dün(08.03.2004) mustafa balbay'ın yazısında (cumhuriyet gazetesi) kime ait olduğunu onun da bilmediği bir söz vardı: " aç kalan toplum, önce değerlerini yer..." ne dersiniz?...**uğur kardeşim, görüşlerine aynen katılıyorum. hakkımda yanılmıyorsun.** samanınız bol, ahırınız her daim güneşle dolsun!...

04.03.2004 19:56:12 - aydınlık dergisi ile ilgili yazılan yazıdaki "osmanlı arşivlerinin dijital ortama açılmasına direnmeyi" kişisel olarak çok anlamsız buldum... ama;- yine kişisel deneyimlerimden yola çıkarak söylüyorum- ömer dinçer ve onun kafa yapısındaki insanların attıkları en küçük ve masumane görünen bir adımın bile, aslında çok incelikli hazırlanmış bir plan olduğuna eminim... bunu bazı arkadaşlar psikosomatik bir durum olarak değerlendirebilirler. bu,o durumun gerçekliğini değiştirmez... isteyen gözlerini açıp, doğru bir tavır sergiler(aydınlık gibi değil tabiii...n. ), isteyen aziz nesin gibi: "du bakali n'olcek..." diyerek durur ve n'olcekmiş görür... **samanınız bol, ahırınız temiz, otlaklarınız leziz otlarla dolu olsun! benim sevgili eşşek kardeşlerim...

20.02.2004 00:31:50 - komik parti genel merkezine ankara dolayları... bilindiği üzere, 28 mart 2004'te yerel seçimler yapılacaktır. bu seçimlerde partinizden .... ilinde belediye başkanlığına aday olmak istiyorum... gerekli propaganda önerileri aşağıya yazılmıştır. beni destekleyecek ve öneride bulunacak üyelerimizin destek ve önerilerini bekler; art ayağınızın altındaki demiri hürmetle parlatırım... ayrıca, sayın genel başkanım neresini isterse orasını bir güzel şey ederim...tımar ederim...imza: arsız hırsız kesikkulak... *on yıldır onlar yedi sıra bize geldi... *bas mühürü kıçıma, basayım nalları kıçına...

20.02.2004 00:26:35 - karakaçan'ın enfes yazısını okuyunca lise yıllarım aklıma geldi... 1978'de bir grev çadırında grevci işçiler yerine grev nöbeti tutmuştum... yaptığımın(mızın) eşşeklik olduğunu sonra anladım... aaaiiiiii,aaaiiiii...hürmetler...

16.02.2004 11:15:46 - iktidarın star televizyonu'na yaptığı baskını televizyondan(habertürk) canlı seyrettim. bu grubun yayın politikasını, yaptığı şantajları, kendi çalışanlarına yaptığı baskıyı, korsan bir televizyon olarak kurulmasını...vs. unutmadım. unutmayacağım... unutmayacağım bir şey daha var: bu baskını izleyen ama canlı olarak yayınlamayan, iktidarın borazanı olmuş(gerçi, geçmiş iktidarlar döneminde de böyleydi.) kendine "özgür basın "diyenleri de unutmayacağım... samanınız bol zamanınız değerli olsun benim eşşek kardeşlerim...

06.02.2004 23:05:33 - sayın ve de sevgili baretta 1'e........*** 1-günaydın efendim... 2-üsküdar'da sabah oldu... [ malum-u aliniz; üsküdar, türkiye'nin bir hayli batısındadır...] 3- yazdıklarınızla rumuz'unuz pek uyuşmadı!... yoksa yanılıyor muyum?...

29.01.2004 20:01:16 - pek muhterem bozeşek kardeşim... "bu ne ya... veya ne bu ya???" sorunu anlayamadım. beyefendi gayet açık konuşmuş ve de ne demiş sonunda; "samimiyetle sizin olan....." yani, onların adamı olduğunu daha hangi samimiyetle söylesin?... anlayana da anlamayana da cruise füzesi düşsün başına!...

25.01.2004 22:05:50 - barış aşı ocakta özgür çocuk kucakta bir güvercin vuruldu, 24 ocak’ta kanatları yere düştü ! * * * mumcu katledileli tam 11 yıl oldu… o “güvercinin” kanatları hâlâ yerde duruyor ! not: üstteki satırlar hakimiyeti milliye gazetesi yazarı sayın serdar ant'ın uğur mumcu anısına yazdığı yazıdan alıntılanmıştır...

22.01.2004 13:24:02 - benden de ugur'a alkışlar...

11.01.2004 23:49:46 - 230.000 veya 300.000 tekrar ediyorum... ikiyüzotuzbin veya üçyüzbin... rotasyon... emerika'dan kalkan uçaklar... koskoca atlas okyanusu'nu geçecekler... europe'de hiç bir üste mola vermeyecekler... gelecekler incirlik'te mola verecekler... oradan bir-iki saatlik bir uçak yolculuğunun sonunda ırak'taki görev yerlerine ulaşacaklar!!!!!!!!!!!!!... yoksa?... uçakla değil de kara'dan mı gidecekler??? efendim?... rotasyon değil mi?... ne ozaman?... yanlış mı anlamışız?... haaaa,,,,, "kotasyon" mu diyorsunuz??? sözlük notu: kota:(fransızca...) 1.kontenjan sisteminde ithal edilecek malların çeşitlerini ve çeşit oranlarını ya da miktarlarını gösteren liste... 2.sin. kimi ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı.***** anlamayana; ciyaaakkkkk!!!

28.12.2003 01:17:23 - **istanbul'daki bombalamaların nedenleri'ni asıl ben açıklıyorum...** *türkiye'deki yetkili kişilerin "yetersiz"liklerini herkes biliyor. eğer istanbul'da bazı yerler bombalanırsa, yetkili kişiler hemen " failleri bulduk.!", "onların mesajını aldım ve ayaklarımla çiğnedim."diye açıklama yaparlar... bunu duyan teröristler: "ya öylemi, demek benim mesajıma böyle yaparsın ha..." diyerek iki bomba daha patlatır... bu bombalardan sonra yetkililer yine baaazi larını yakalar ve bu sefer: " el kaide'nin istanbul'daki hücresini çökerttik..." diye terör örgütünü iyice terörize edecek açıklamalar yapar... sonra ne mi olur???... bekleyip göreceğiz. ama iyi şeyler görmeyeceğimizden emin olabilirsiniz... teröristlere en ağır darbeyi indiren emerika bile kendi gücüyle böyle böbürlenmemişti... çünkü; bu tür bir böbürlenmenin teröristi kışkırtmak, onu azgın bir kaplana döndürmek olacağını çok iyi bilir... ** işte bu nedenle teröristlerin türkiye'de eylem yapmasına izin verildi... şu anda usame bin ladin'in birinci hedefinin türkiye'de büyük bir eylem yapıp, kendisine meydan okuyan haddini bilmezlere günlerini göstermek olduğunu tahmin edersiniz... peki emerika'nın burdaki çıkarı ne mi diyorsunuz??? tabii ki, çok eski bir taktik olan: iti ite pardon yanlış oldu düzeltiyorum: müslümanı müslümana kırdırma politikası... böylece, kendisine dönük namlunun ucunu bir süreliğine de olsa başka bir hedefe yönlendirmiş oldu... ne diyelim??? anlayana: ikiz kuleler; anlamayana: ikiz takkeler....

25.12.2003 22:02:00 - ali_tarik'in alttaki yazısının en son paragrafına aynen katılıyorum... çokçokçok yoğun işlerim dolayısı ile bu sütuna ihmalkar davrandığım için özür dilerim...

10.12.2003 17:12:03 - baazi kardeşimize... sayın ve de hürmetli kardeşim, şimdiye kadar bunları mı biriktirdiniz?... üstelik, sizin sözleriniz değil!.. yazdığınız yazıları bir de tersinden, farklı bir bakış açısıyla okuyun!.. bakalım ne göreceksiniz?... asıl uyarı size yapılmış olmasın?..!.. dikkatli olun!.. big brother her şeyi görür ve bilir... kendinizi ondan sakının, her daim arkanıza bakın!... selametle...

27.11.2003 13:10:17 - başbakan'dan inciler...:"...ama unutmayın ki hıristiyanlar, museviler hatta ateistler arasında da kökten dinciler bulunuyor." ** şimdi, bu mantığın neresinden, hangi ucundan tutalım?.. efendim?... ortasından mı?... ama, oraya da bulaşmış!.. biz en iyisi türkçe sözlükteki "ateist" tanımını anımsatalım. .. ateist: tanrı tanımaz... tanrısı olmayanların din'i olabilirmi ki, onun kökten'cisi de olabilsin muhterem???!!!

27.11.2003 12:34:09 - bugünlerde hürriyet gazetesi bağımlısı oldum...cüneyt arcayürek'in son kitabından bir alıntı yapmışlar: süleyman demirel:"geçende köksal(mit eski müsteşarı) bana geldi.'bazı kıpırdanmalar var. özer'i(çiller) vuracaklar. ne yapalım?'dedi. gidin adama haber verin dedim.. sonra bir de baktım haber bugün gazetelerde..." ** düşünebiliyormusunuz??? bir ülkenin istihbarat örgütünün başı bir vatandaş hakkında öldürülme bilgisi alıyor ve gidip cumhurbaşkanına soruyor" ne yapalım ?.."diye... peki, sn. demirel "boşverin!" dese anılan kurumun başındaki ne yapacak? tabii ki, suikasti seyredecek...demek ki, bunun gibi başka durumlar da olmuş ve iktidarı ellerinde bulunduranlar "dokunmayın" veya "karışmayın!" dediği için öldürülen kişiler var...( abdi ipekçi, uğur mumcu, kemal türkler, gün sazak, turan dursun, gaffar okkan, necip hablemitoğlu... ve daha niceleri...)*** bu da benim; terörle ilgili tezimin kanıtı... ne dersiniz???

26.11.2003 11:08:22 - "islami terör" veya "islamcı terörist" nitelemeleri sayın baş abakanın "kanına" dokunuyormuş???!!.. zat-ı alileri, verilen "mesaj"ı ayakları'nın altına alıp çiğnemişlerdi ya!!.. dikkat etsinler, şu sıralar ankara'da (hem de partisine çok yakın bir yerde...) ayağının altına yapışan o "mesaj"ı ayaklarını havaya dikip, yeniden okumak zorunda kalabilir...(biz türkler niye böyleyiz?.. bir şeyi anlamamız için mutlaka kafamızı birkaç defa duvara vurmaları gerekiyor...)[ingiltere'den yapılan "terör" uyarısını iyi okuyun... istanbul'daki olaylardan önce de böyle bir açıklama yapmışlardı...]

22.11.2003 20:50:46 - ali_tarik'e not: "cahiliye dönemi" adlandırması veya kavramı bana ait bir şey değil... o konudaki diğer görüşleriniz fena değil... hatta; şu andaki islam toplumuna da bu adlandırmayı yapabiliriz... islam toplumu hala cahillikten, kölecilikten(kadınlar erkeklerin kölesidir...) ve yoksulluktan kurtulamamıştır... bu konuda bir tek türkiye biraz ileride idi, onu da sistemli bir şekilde cahilliğe sürüklediler(bknz: okumuş cahiller,12 eylül profesörleri...) niye ki?.. evet evet... size soruyorum din bezirganları...! 9

21.11.2003 22:39:01 - sevgili uğur, keşke bu konuları yüzyüze konuşabilsek... ben, kur'an - ı kerim'i ve dini kesimde çok tutulan bazı yazarların konuyla ilgili kitaplarını okuyup, kendimce bazı sonuçlara ulaştım... öncelikle kur'an'da kadınlar için"örtünün" emri var. ama, saçınızı veya başınızı örtün diye bir emir yok... bu örtünme olayının aslı şu: cahiliye devrinde mekke'de insanlar kabe'yi tavaf ederlerken; çırılçıplak,anadan üryan bir şekilde kabe'nin etrafında dönüp, tavaf ediyorlar.(yani kabe islamiyet'ten önce de kutsal bir mekan ve de tavaf edilen bir yer) tabii bu çıplak dönüşler sırasında aşka gelenler hemen orada kadınlarla cinsel arzularını da gideriyorlar... hz. muhammed, işte bu nahoş olayların engellenebilmesi için "örtünme" konusunu gündeme getiriyor... hatta, hac'da safa ve merve tepesi diye iki tepe var. bu tepelerle ilgili de bir rivayeti anlatayım.(hacılar bu iki tepe arasında yedi defa gidip gelirler[yediler kültü])... : safa adında bir adamla merve adında bir kadın birbirlerini çok severlermiş, bunlar kabe'nin içinde sevişirlerken öldürülüyorlar(anımsadığım kadarıyla bir zina olayı...) bunların birini bir tepeye diğerini başka bir tepeye gömüp, ayırıyorlar... daha sonra bu tepeler ziyaretgah oluyor... bu konuda hz. ibrahim ile ilgili bir rivayet de var merak edenlere özel olarak anlatabilirim... not:" bugün git, yarın gel" ci bir düşüncede olmadığımdan emin olduğunu biliyorum... üstlandiğim görevi en iyi şekilde yapan biriyim... "en iyi ben yaparım"cıyım... gece rahat uyuyamam...

21.11.2003 22:12:34 - star gazetesi'nin 21.11.2003 tarihli başlığı ve tayyip erdoğan'a yönelik:" teröristlerden alıp, yırttığın mesaj ne?" sorusu bana ilginç gelmişti... gerçekten de ilk bombalamalar sonrası tayyip beyin sert açıklamaları kuru kalabalıkta kaybolup gitti/yitti... ama, 21.11.2003 akşamı ajanslara "düşen" el kaide'nin açıklamaları doğrusu bende de tayyip beyin "aldığını" ve" yırtıp ayaklarının altına alıp; çiğnediğini" söylediği "mesaj" konusunda dehşet uyandırdı... sahi!.. tayyip beye bu mesajı kim getirdi?.. ve mesajın içeriği ne idi?... dikkatinizi çekerim: bu tip anlarda insanlar duygularını/kendilerini denetlemekte zorlanırlar ve verdikleri/söyledikleri tepkiler gerçeğe en yakın(gerçek düşüncelerine) tepkilerdir...

20.11.2003 17:32:26 - sevgili uğur, ilgine ve övgüne teşekkür ederim... ben, devlet memurlarının da giysilerinde kısıtlamalara gidilmesine karşıyım herkes giyim kuşamında özgür olmalı. öncelikle bunu belirteyim... ingiltere'de hindu dininden polislere uygulanan (giysi yönetmeliğinin onlar için değiştirilmesine...) yönetmelik değişikliğine de karşıyım... neden? bazı meslekler vardır ki, giyilen giysiler zorunluluktan kaynaklanır. örn: savaşta askerlerin kask takması başından vurulma olayını engellemek içindir. çünkü: insan siper dışını görebilmek için önce kafasını kaldırır. yani ilk hedef kafa olur...yine, inşaat alanlarında kask takma zorunluluğunun gerekçesi de budur. hindu diye anılan kişilere "sen kask takma" demek onların bu nedenle ölmelerine seyirci kalmaktır. bizim müslüman kadınımız veya hindu kardeşimiz astronot olup uzaya çıktığında, başörtüsü mü; astronot giysisi mi? ikilemi karşısında sence neyi seçer?...peki, kızlarımızı "başörtüsü" ile öne süren muhteremler neden kendileri de sarık takıp cüppe giymezler, onun mücadelesini yapmazlar?.. müslüman erkek astronot kardeşimiz uzaya giderken hz. muhammed sallallahu aleyhi vesellem efendimizin burak aracı ile miraç'a çıkarkenki giysileriyle mi uzaya çıkıp; miraç'ı yad edecek??? sevgili dostlarım, bırakın din durduğu yerde dursun.! din olgusunu çağdaş yaşamın içine "zorla" sokmaya çalışırsanız; hem siz(dindarlar), hem de din çok incinir. sonuçta karşıt düşünce ve görüşleri bastırmak için "terör"ü bir yaşam biçimi haline sokarsınız... kendinizi kandırırsınız... aynen mekke kenti feth edilmeden önce hz. muhammed'in yaptığı gibi, bir gecede herkesin (bütün türkiye'nin, hani şu %99.9'u müslüman olan...) müslüman olduğunu zannedersiniz... anlayana!!... anlamayana****

19.11.2003 05:42:58 - sevgili dostlar, türban konusunda ali_tarik'in genel tesbitleri genel doğrular içeriyor... bu konuda çok somut tartışmalara girersek işin içinden çıkamayız. örnek mi?... ben güzel bir örneğim... ben bir devlet memuruyum ve akp'lilerin yönetiminde oldukları bir yerde çalışıyorum... alt dudağımın altında küçük bir sakal var... müdürümüz ve bütün idari kadro:" bu sakalın devlet memurları yasasına aykırı olduğunu kesmem gerektiğini "ısrarla söylüyorlar ben de müdürümüze ve anılan kadroya:" çalışyığım yerde baş örtülü memur arkadaşların da memur olduğunu, hatta; müdürümüzün sekreterinin de memur olduğunu anımsatıp; sayın müdürüm başörtüsü de yasak değil mi?.." dediğimde bana:" o iş başka, o namus..!" diye yanıt verdi.. ben devamla:" ama sayın müdürüm, benim eşim de başörtüsü takmıyor. şimdi siz benim eşime namussuz mu demek istiyorsunuz?..." dediğimde, önce derin bir sessizlik, sonra da :" hayır nihat bey hiç öyle şey olur mu?.. o iş başka.. lütfen siz şu sakalınızı kesin!..." diye konuyu kapatmak istiyor... ben devamla:" sayın müdürüm: ben 657 sayılı devlet memurları yasasını çok iyi biliyorum. lütfen hakkımda soruşturma açınız!..." deyip, konuyu kapatıyorum.... şimdi ne diyeceksiniz sayın arkadaşlarım?.. işte size somut bir örnek... hem de karşı tarafın amacını da yansıtıyor... **not: bu konuşma, 1999 yılında yapıldı. ayrıca; bundan tam iki ay önce sürüldüğüm kaymakamlıkta kaymakam'la da aynı konuşma ve tartışma yapıldı... ve ben hala sakallıyım, ve de hala bana soruşturma açılmadı, açılamadı... yani, benim dudak altı sakalım hakkında bulunduğum yerin en yüksek mülki amiri bile soruşturma açamıyor... ne düşünüyor sunuz? acaba çok demokrat oldukları için mi açamıyorlar??? nota not: aynı mülki amirler, kot pantolon giyen bayan arkadaşlarımıza soruşturma açmışlardı...**hadi bakalım, kolay gelsin...!

03.11.2003 07:32:07 - 02 kasım 2003 tarihli hürriyet gazetesi'nin İk ekinde 4. sayfada ilginç bir ilan....... amerikan büyükelçiliği için su tesisatçısı aranmaktadır.....istenilen nitelikler: eğitim: meslek lisesi mezunu(imam hatipliler yanlış anlamasın haaa!!!) tecrübe: en az iki yıl ustalık tecrübesi, lisan: biraz ingilizce "iyi düzeyde türkçe"... nasıl ama ?... emerikan elçiliği bile bizim türkçemizin emerikanca olduğunu kavramış....

01.11.2003 00:34:52 - org.özkök: "benim telefonlarım da dinleniyor."(31.10.2003 gazeteler...) e, yani. şimdi ne denir?... sayın özkök, sizi kim dinliyor? cevap: "onlar..." soru: onlar kim? onlar ne? neden açıklamıyorsunuz?... yok mudur olanı biteni açıkça söyleyebilecek bir "adam"?.. bir kara kuvvetleri komutanımız vardı atilla ateş, gerçekten de ateş gibi idi. apo'yu suriye'nin koruduğunu ve derhal sınır dışı etmezse savaş sebebi sayılacağını söylemişti... yok mudur ülke sorunları üzerine böyle açık konuşacak bir siyasetçi ve askerimiz ve de bürokratımız?... bizde herkes "diplomat" olmuş. iyi de kardeşim, diplomat demek; kendi ülkesinin çıkarlarını koruyan kişi demek. bizimkisi olayların üzerini örtmek, görmüyor varsaymak... bir gerçeğe gerçek değil demekle veya o gerçeği görmemekle gerçek gerçekliğini yitirmez, siz benliğinizi yitirirsiniz. tabii varsa?...

31.10.2003 20:01:51 - emerikan texas üniversitesi "barış kahramanları" web sayfası: gandi,mandela ve ve sıkı durun! çok önemli yaşayan ama, yurdundan uzakta yaşayan bir türk!... bilin bakalım kim?... not:ilk bilene komik parti aracılığı ile güzel bir ödül vereceğim...

26.10.2003 02:25:48 - 23.10.2003'te yazılıp, gönderilemeyen yazıdır... emekli bir askerimizden nakildir...ırak dolaylarındaki kafaya çuval veyahut da çuvala kafa geçirmenin esbab-ı mucibesi******* bizim özel kuvvetler malumunuz sitratecik tostumuz emerika tarafından kurulmuş ve de onlar tarafından yönlendirilmekte[pardon] yönetilmektedir. emerikan ve türk ökk'si ırak'ta ortak bir operasyon hazırlarlar, emerikan ökk'sine pentagon'dan gelen emir üzerine yapılması planlanan öperasyon'un ertelendiği bilgisi iletilir. emerikan ökk'si türk tarafına "öperasyonu askıya al" emri verir. bizimkiler; düğmeye basıldığını, öperasyonun artık durdurulamayacağını söyler. emerikan tarafının ısrarlarına kesin ret yanıtı verilir. emerikan tarafı: "öyleyse gelip bir çayınızı içelim, hem de öperasyonun gidişatını değerlendirelim." derler. ve de bizimkilerin harekat merkezine ellerini kollarını sallayarak girerler... daha sonra da herkesin malumu olan esir alma olayı olur. tabii bizimkiler ellerinde çay bardaklarını tuttukları için(en çok da misafirlere saygısızlık yapmamak için...) gafil avlanırlar.... işte ol çuval hadisesinin aslı astarı böyle olmuştur.... imza: adını vermek istemeyen, bir garip(orhan veli değil)...

23.10.2003 23:22:25 -

19.10.2003 00:23:09 - vatan gazetesi...18.10.2003 .. sayfa:16.. deniz arman... " ben, diyanet işleri başkanı'nın başbakan'a saygı duymasından bile rahatsız olurum..." bu ifadeyi bizzat başbakan recep tayyip erdoğan kullanmış.... diyor sayın arman ve devam ediyor..." eğer başbakan da sözlerini hayata geçirir ve diyanet işleri başkanlığını siyaset dışı saygın bir kurum haline getirmek yönünde çaba harcarsa, türkiye layık olduğu dini bir üst yapı kurumuna kavuşmuş olacaktır. diyanette olan biten son derece hayırlıdır..."** şimdi, bu yazıyı okuyunca işkillendim... acaba türkiyenin layık olduğu dini üst yapı kurumu, atatürk'ün kaldırdığı "hilafet" makamı olmasın?... sahi, diyanette sessizce ve derinden neler oluyor???... sayın baş bakan diyanet işleri başkanına gösterdiği saygıyı üniversite rektörlerine de göstermeyi düşünüyor mu?... anlayana lir, anlamayana kudüm...

16.10.2003 18:15:47 - hoş geldin usta... hoş geldin ali_tarik... ali:yüce, yüksek.... tarik:yol... kaynak: tdk türkçe sözlük...

09.10.2003 00:36:59 - sevgili boz eşşek: nasuhi hocam çok derindir. onun bu konudaki yanıtı da(tabii ki derin bir ilim adamına yakışır biçimde) anlaşolan biraz uzun olacak... ben sana ve diğer eşşek, hatta eşşek oğlu eşşek kardeşlerime naçizane, kısaca yanıt vereyim: aaaaa-) siyasi bakımdan: şehit'iz...bbbbbb-) islami yani dini bakımdan: gazi'yiz... ccccciee-) insani bakımdan: niyazi'yiz...

08.10.2003 09:10:00 - nasuhi hocam: ellerine sağlık!.. bu günlerde bizi ne de güzel aydınlatıyorsun... sevgili eşşek kardeşlerim: nasuhi hocamı iyi izleyin!... kendisi çok derin hocadır...

26.09.2003 17:23:10 - 2003 yılının sonları 3 ******** kemal derviş'in başkanlığında kurulan yeni hükümetin çıkaracağı bütün kararnamelerin kanun hükmünde olacağı ve bu hükümetin "kurucu meclis" gibi çalışacağı öne sürüldü... pkk-kadek, güneydoğuda ve bazı önemli illerde kanlı eylemler düzenledi...bazı şeriatçı örgütler de "islamın kılıcı" adlı silahlı bir direniş örgütü kurduklarını ve kemalist rejime karşı mücadele edeceklerini açıkladılar... bölücüler ve şeriatçıların ortak eyleminde ... ilinde ... güvenlik görevlisi şehit edildi...********ortam iyice gerildi********

25.09.2003 22:29:37 - 2003 yılının sonları 2 ******* yargıtay'ın verdiği kararla başlayan tartışma sonunda: üç kasım seçimlerinin hiç yapılmamış işlemi görmesine karar verildi. böylece; bütün milletvekillerinin mazbataları iptal edilerek, meclis fesh edildi... yeni seçimler yapılıncaya kadar teknokratlardan oluşan geçici bir hükümet kurulmasına karar verildi... bu arada bazı şeriatçı örgütler akp yanlısı "masum" protesto eylemlerine başladılar...*******film gösterime girdi*******

19.09.2003 23:16:02 - 2003 yılının sonları****** türkiye'de siyasi deprem*** seçimlerin "yinelenmesine" karar verildi... meclis, genel ve yerel seçimlerin birlikte yapılmasına karar verdi... after day...

08.09.2003 21:17:47 - *** eşşekçe sorular*** gerçek'e inanılır mı?...

06.09.2003 17:38:18 - komik parti üyesi eşşeklere soru: "okumuş eşşeklerle, okumamış eşşekler arasındaki farklar nelerdir?...

16.08.2003 01:39:02 - **parti isimleri üzerine..2..** "demokrat parti veya demirkırat partisi"... demokrat:"demokrasi yanlısı"demek... bu partimizin de aslında demokrasi yanlısı olmadığını hepimiz biliyoruz... adnan menderes ne demişti? "siz isterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz." demokrat bir parti ve demokrasi yanlısı bir genel başkan, demokrasiye dayanarak iktidara gelmiş birisi, böyle bir şey söyler mi? hilafet nasıl alınmış? zorla,savaşla... nedir hilafet:dünya çapında bir din büyüğünün söylediği her şeyin o dine inananlar tarafından yasa olarak kabul edilmesi... peki, demokrasi bunun neresinde?..zaten bir toprak ağasından başka ne tür bir düşünce bekleyebilirsiniz ki?..kısaca sonuç: bu partimiz de adıyla aslında adının tam zıttı olan düşünceleri örtmüştür... partiler tarihimiz bunlarla doludur...**devam edecek**

16.08.2003 00:36:10 - ali_tarik'e katılıyorum... onun önerdiği pencereden bakarsak şöyle söyleyebiliriz: tarihte liderlik, yöneticilik,politikacılık yapmış şahsiyetlerin hepsi makyevelisttir. bir başka jargona göre;takiyyecidir. bilim adamları; bilimsel verileri değerlendirir ve tezler ortaya koyarlar(k.marks...gibi.)politik bir liderlik düşünmedikleri için, nalıncı keserine ihtiyaçları yoktur. devrimciler; politik liderlik, bakanlık,başkanlık yapamazlar(che...gibi.), onlar ancak, düşünceleri uğruna ölürler. çünkü onlar devrimcidir. eğilip bükülemezler... örneğin: salvador allende; hem politikacı, hem de devrimci olmaya çalıştı-bildiğim, bilebildiğimiz kadarıyla- başaramadı. devrimciliği ağır bastı...

15.08.2003 21:10:43 - sevgili dostlar... tarihteki olayları değerlendirirken, erki elinde bulunduranların ve toplumlarının durumlarının dikkate alınması gerekiyor. 1919'ların anadolu'sunda okur-yazar oranı,sanayileşme oranı, her alandaki üretim/tüketim oranı dikkate alındığında; mustafa kemal'in gerçekten çok önemli başarılara imza attığını söyleyebiliriz. yeterli mi? tartışılır. ama, o dönemde kaç tane mustafa kemal vardı? tek başına ne yapabilirdi?... bizler şu anda neler yapabiliyoruz?.. *** önceki mesajlarda söz konusu edilen "meclis'i dualarla açan m.kemal" meselesine gelince: o dönemde halifenin emriyle kurulan ve ellerinde şeyh-ül islamın ankara hükümetinin dinsiz olduğunu katledilmelerinin vacip olduğunu söyleyen "isyancılar!.."ın propagandalarına karşı nasıl davranılabilirdi ki?.. şimdi nasıl davranabiliyoruz ki?.. 1992 sıvas'ı unuttuk mu?..

14.08.2003 18:55:33 - gelelim özelleştirmelere: 1921 yılında yakup kadri karaosmanoğlu'na ankarayı gezdiren muttalip bey, bir konuyla ilgili olarak şöyle diyordu:"...avrupalılar, sanayi kurmamızı [kapitülasyonlarla...n...]engellediler, ama küçük sanatlarımızı öldüremediler..." düşünelim; cumhuriyet'in ilk yıllarında dışa bağımlılığı azaltmak için, şeker, dokuma,banka...vs. alanlarda çeşitli kurumlar kurulmuştu. şimdilerde "devlete yük" bahanesiyle birer birer elden çıkarılıp özelleştiriliyor. özelleştirmeye karşı değilim. düşünelim: şeker,giysi,tütün, tarım ürünlerimiz... bunlar on-onbeş yıl öncesine kadar bize yetiyordu. ama, uygulanan politikalar sonucu, yukarıda saydığım her şeyi ithal eder durumdayız... elimizdeki fabrikaları, değerlerimizi yok pahasına sattırıp; sonra onların içlerini boşaltıp;"eyvah,özel sektör battı" deyip; "alın size ımf'den şu kadar faizli, şu kadar milyar dolar borç bu batıkları kurtarın!!.. yoksa ekonominiz tepetaklak olur mazallah...'" diyerek bize kazık üstüne kazık atıp; bizi kendilerine bağımlı hale getiriyorlar... *** iddia ediyorum** türk halkının ımf ve dünya bankası gibi soygunculara borcu yoktur!... onlar, paraları kimlere verdiklerini iyi biliyorlar. gidip onlardan alsınlar,demeye bile dilim varmıyor. çünkü: hortumlanan paralar zaten emerikan ve isviçre bankalarında nemalanıyor... samanınız bol, anırtınız eksik olmasın benim eşşek kardeşlerim...

14.08.2003 18:46:43 - bugünlerde elime ilginç kitaplar geçiyor. ali_tarik ve uğur'un yazdıklarını okuyunca yazasım geldi.*****konu:ankara'nın başkent olması...kaynak: "kurtuluş savaşında ankara"yazan:alptekin müderrisoğlu...ankara büyükşehir belediyesi yayınları... cumhuriyet'in 70.yılı anısına...**** osmanlı ordusu'nun çağdaş düzende örgütlenmesi için görevlendirilen "mareşal collmar von der goltz", osmanlı başkentinin ankara,konya veya kayseri'ye(istanbul güvenliksiz ve kolay işgal edilebilir[kara,hava ve deniz açısından...n...] olduğu için...) taşınmasını öneriyordu... enver paşa, ankara'yı orta anadolunun merkezi yapmak için şehir planları hazırlatmış; zor durumlarda ankara'yı hükümet merkezi olarak kullanmayı düşünmüştü... hatta, ittihat ve terakki partisi için ankara'da bir kulüp binası yaptırdı. bu bina daha sonra, 1920 yılında meclis binası olarak hizmet vermiştir. şu anda da cumhuriyet müzesi olarak kullanılmaktadır...

13.08.2003 16:56:07 - sevgili uğur kardeşim... "ruhuna fatiha okumak veya okunmak..." kesinlikle bir düzeysizlik yaratmak amacıyla yazılmamıştır..." düzey ve düzeysizlik" kavramlarını yüzyüze "biraraya" gelebilirsek;ayrıntılı konuşmak ve tartışmak isterim. ben de ali tarik gibi kavramları "bizim anladığımız" gibi değil,genel anlamlarıyla değerlendirmek taraftarıyım. devrimler'e gelince; devrimler: bir süreçtir ve o süreçte devrimi yapanlar asla taviz vermez!.. taviz vermek devrimi revize etmektir. bu da bir yöntemdir. ama, her zaman eski alışkanlıklar yeniyi yener. muhammed peygamber de aslında devrim yapmak istemiş, ama, başaramayınca biçimsel reformlarla yetinmiş, daha sonra da kureyş kabilesinin "elit" yöneticilerine teslim olmuştur... bu konular çok tartışılır.. komik parti yöneticileri eğer istanbul'daki felsefe kongresi veya gülen cemaatinin yaptığı gibi "komik parti toplumsal dönüşüm" toplantıları düzenlerlerse, çok ilginç sonuçlara ulaşacağımıza eminim... gözlerinden ışık, kaleminden mürekkep, bilgisayarından internet bağlantısı eksik olmasın! sabahları eşşeklerin davudi sesiyle uyan! canım kardeşim...

10.08.2003 18:42:17 - **ali_tarik'e** mesajınızda: "türkiye cumhuriyeti'nin kuruluşunda ulus'taki eski meclis binasının açılışında atatürk tarafından bir mevlut okutulduğu"nu söylüyorsunuz. doğrudur. atatürk'ün öyle bir fotoğrafı var ve de bu fotoğraf, atatürk fotoğrafının kullanılmasının zorunlu olduğu hallerde ve yerlerde özellikle 'dinci'belediye başkanları veya bürokratların egemen olduğu ortam ve yerlerin vazgeçilmez fotoğrafıdır. ama, atatürk'ün orada okuduğu mevlit türkiye cumhuriyeti'nin ruhuna değil; halifelik kurumunun ruhuna idi. dinciler bunu anladığında iş işten geçmiş, atatürk amacına ulaşmıştı. şimdi ise tersi bir durum söz konusu. yani, bu sefer dinciler 'laiklik ve demokrasi' nutukları ile karşı devrim yapıyorlar. rövanşı vermemenin ve de bu anlayışı tarihe gömmenin yolu: chp milletvekilleri gibi uyumaktan değil, uyanık olmaktan geçiyor. "ilimli islamcılar'la ilimli hıristiyanlar elele vermiş; ilimli yahudiliğin başarısı için dünyaya tezgah kurmuşlar.

10.08.2003 18:08:00 - **parti isimleri üzerine..1..** bir sabah düşünürken, aklıma şöyle bir soru takıldı: parti isimlerine baktığımızda nedense, aldıkları isimlerin kelime anlamlarına ters yapılar içeriyor partilerimiz... örneğin: chp yani; cumhuriyet halk partisi(cumhuriyet:ulusun kendi kendisini belirli aralıklarla seçtiği milletvekilleri aracılığı ile yönettiği yönetim biçimi...halk:yaratma veya aynı ülkede yaşayan aynı uyruktan insan topluluğu...): bu parti yöneticilerinin halkın kendi kendisini yönetmesi ile ilgisinin olmadığını; iyi incelenirse, halkın kendi kendisini "delegeler veya tek adam " aracılığı ile yönettiğini zannettiği ortaya çıkar.**partilerimiz ve isimleri sırayla devam edecek...**

08.08.2003 15:37:33 - bugün yolum kızılay metro istasyonuna düştü. metro istasyonunda bir "şeyh şamil camii" var. aslında tiyatro veya sinema olması gereken yeri camiye çevirmişler ya neyse... bugün günlerden cuma olduğu için bütün metro istasyonu "naylon" halılarla kaplanmış. namaz kılmayan(alevi,sünni,yahudi,ermeni,hıristiyan;inanan, inanmayan) bütün vatandaşların metroyu kullanma hakkı "cebren" gaspedilmiş, bu vatandaşlarımıza ancak bir kişinin geçebileceği dar bir alan bırakılmıştı. tabii orada, namaz kılanların arasında yürümeyi göze alabiliyorsanız... bu yetmezmiş gibi bilmem hangi ademin "aptalca vaazını" dinlemek zorunda kalıyorsunuz. "kasıtlı değiller canııımm." diyen "kasıtsızlara" ithaf olunur...**peki, bize ne mi düşer? tabiiki: "laik" türkiye cumhuriyeti'ne "mevlüt" okutmak; "anadolu republik of ilimli islam" devletine de.....*-+** olmadı mı? o zaman ***++--!!!...

07.08.2003 21:11:25 - ***???\\\33++&&&&666...yolsuzluğunuzu şey etsinler...***+++---///..... tbmm yolsuzlukları araştırma komisyonu'nun yorumuna chp milletvekillerinin "yorumu"nu çok tuttum, bırakamıyorum,bırakmak mı istemiyorum?... sahi, bunlar hangi partinin milletvekilleriydi??? yoksa, tayyip'in patlatacağı "bomba" daki milletvekillerinden bazıları da bunlar mı??? beyefendiler bu ifadelerin "kasıtlı kullanıldığını"sanmıyorlar mış!!! geçmiş olsun!... açıklıyorum... komplo teorisi threee::: yaniüç: akp mecliste anayasa'yı değiştirecek güce kavuştuktan sonra; kendilerince"sakıncalı"gördükleri chp milletvekillerinin vekilliklerini birer birer iptal eder... chp milletvekilleri dışarıda kendilerini bekleyen "malum şahıslar" tarafından " enselerinden" tutularak emniyete alınır... anlayana zooorrr... zorrr...zorrr... anlamayana hoooorrrrr.....

03.08.2003 17:49:09 - altındağ belediyesi hicret takvimi:24 haziran 2003 salı... i l m i h a l......gusül yapmayı gerektiren haller.....: cünüplük hali: dokunmak, bakmak ve ihtilam(rüyada cinsel ilişkide bulunmak)[efendim!] suretiyle gelen meninin dışarı çıkmasıyla, erginlik çağında olan erkek ve kadının cinsel ilişkide bulunması halinde meni gelmese bile, cünüplük meydana gelir ve gusül yapmak(yıkanmak) farz olur. meni; şehvetle gelen ve tenasül organı yoluyla dışarı çıkan beyaz ve koyu bir sıvıdır.[bak sen!] ihtilam olan veya cinsel ilişkide bulunan kimse, idrar yapmadan veya epeyce yürümeden, yahut da uyumadan yıkanıp da sonra kendisinden meninin kalanı çıkarsa tekrar gusül yapması gerekir.[gördünüz mü?...ben demiştim.] idrar yaptıktan veya epeyce yürüdükten veya uyuduktan sonra yıkandığı takdirde kalan meninin sonradan şehvetsiz olarak çıkmasından dolayı gusül yapması gerekmez. [yaaa, işte böyle! öğrenin de ona göre şey edin! günah işlemeyin!... bana da bunları size yazdığım, sizi bilgilendirdiğim ve de cehennemde yanmaktan kurtardığım için bol bol dua edin! yoksa bu konuyla ilgili de bir ilmihal yazarım okumak zorunda kalırsınız...imza: ailenizin danışmanı ökkeş emminiz...not:güzin hanımla karıştırmayın.]

03.08.2003 00:04:53 - vurulmuşum, dağların kuytuluk bir boğazında/vakitlerden bir sabah namazında/ yatarım, kanlı upuzun... ( a.arif) değerli şairimizi ölüm yıldönömünde( bir arkadaşın anımsatmasıyla ) anıyorum...... hoşçakal cancağızım...

02.08.2003 17:34:41 - dikkat dikkat.... 01.08.2003 tarihli akşam gazetesinin 3.sayfasından alınmıştır... "şans topu imam'a çarptı!!!" muğla ili fethiye ilçesi esenköy camii imamı hüsamettin ergin, "ayet el kürsi" okuyarak oynadığı yözdoksan milyon liralık(vayyy be... demek devlet memuru bir imam bu kadar parayı şans oyunlarına yatırabiliyor.) yüzyirmiyedi kupon şans topu'nda 5+1 bilerek tam seksendokuzmilyarlira ikramiye kazandı... (vayyy beee...) oynadığı kuponları yatırdıktan sonra evden "dua" okuyarak çıkan imam: yatırdığım kuponları alıp, "şehit fethi bey" parkına gittim... 126 kuponu tek tek kontrol ettim... bu sefer de çıkmadı (demek imam müptela olmuş...), "son " kupona "umutsuzca" baktım. bu kez kazanmıştım... tam "beş" kez kontrol ettim... gözlerimden "yaşlar" aktı.(nedense çok duygusal oluyorlar.insan yakarken...neyse siyaset yapmayalım.)yine "dua" okudum... "şükür" namazı kılmak için "camiye" gittim... sonunda "allah" yüzümü "güldürdü"... ..... ne diyelim, yorumlar parantezlerde ve çift tırnaklarda gizli... neyse, şimdi de muğla müftüsü mahmut yeleser sazı eline aldı. bakalım ne söyledi... :'şans topu oynayarak para ödeyen diğer kişiler haklarını helal etmedikçe imamın kazandığı para "dinen" haramdır. tutturamayanlar helal etmeli'..... ..... ..... haydaaa, ne diyor bu yahu?... benim bildiğim kumar kesin haramdır... haaa anladım. benim okuduğum kur'an başka, bunların ki başka...neyse, allahın yüzünü güldürdüğü garibi fazla sıkıntıya sokmayalım.

02.08.2003 00:08:52 - altındağ belediyesi "hicret"takviminden faideli bilgiler..... bilgi dağarcığı soru: hangisi yapılırsa yanlış olmaz? a)telefonla arkadaşlarını sürekli rahatsız etmek b)günde en az iki defa dişlerini fırçalamak c)arkadaşlarının kitaplarını yırtmak d)namaz kılarken arkadaşlarını güldürümek cevap?...!... bilemediniz...neden? çünkü: siz her müminin yaptığı gibi imam hatip lisesine gitmediniz, okuduğunuz alanla ilgisiz bir kurumun başına müdür olarak atanmadınız, cuma günleri cuma'ya gitmediniz, en önemlisi de; son günlerde "at'tan" düşmediniz... işte bunun için, doğru cevabın"namaz kılarken arkadaşını güldürmek" (affedersiniz!)güldürümek olduğunu bilemediniz... hadi bakalııımmm, şimdi dooğru zebani amcanızın önderliğinde nereye gidiyormuşsunuz??? afferim bak, nasıl da biliyorsunuz?... b)

30.07.2003 21:50:21 - son dakika...son dakika...son dakika... el tayyip attan düştü!!!...??? mesaj panosunun dikkatli izleyicileri uyarılarımızı okumuşlardır... ne diyelim?? büyük geçmiş olsun!... amma ve lakin unutulmaması gereken, önemli bir uyarımız daha var: attan düşmek çok önemli değil; önemli olan, "eşşekten" düşmemek!.. anlayana da anlamayana da...!?*

29.07.2003 16:43:54 - behey şaşkın ördekler... madem yüzme bilmiyorsunuz veya yüzmek istemiyorsunuz, neden denize"ırak'a" girmek için ısrar ediyorsunuz?.. bakın, bu seferde buşt abinizi oyalamaya kalkarsanız...!!! benden uyarması... anlayana üzüm salkımı...

21.07.2003 23:52:27 - türkiya,emerikanya,pkk veyahutta kedek ilişkileri üzerine::::::::: basınımızdan inciler:1-) "emerikalılar pekekeyi kuzey ırak'tan çıkaracaklar" mışşşşş... pekiy, "teröristler nerede olsa vuracağız."deyip, elin arabını(bin midir? in midir? yoksam bir acayip cin midir?) afganistan!da, afrika'da bombalayan emerika, nasıl oluyor da terörist ilan ettiği pekeke'yi 1991 yılından beri çekiç midir, çevik midir? her ne haltsa o gücü ile neden bölgeden çıkarmadı???? neden üç aydır çıkarmıyor??? da bizim askerlerin başına çuval geçiriyor??? basınımızdan inciler:2-) " emerika bizden ırak'a asker göndermemizi istedi." behey şaşkınlar, behey kara maça beyleri!!! madem bizim ırak'a girmemizi istiyor neden askerlerimizin ellerini kelepçeledi??? neden onlara taliban giysisi giydirdi??? bence, emerika askerlerimizin başına çuval geçirdikten ve de bu konudaki tepkimizi ölçtükten sonra; şimdi de başımıza "çorap" örmenin yolunu hazırlıyor!!! anlayana zurnanın son deliği, anlamayana? cik cik cik...

10.07.2003 22:21:38 - evet, sevgili eşşek kardeşlerim. biz emerikanya'nın ırak'ta yaptıklarına kafa patlatırken; neden?.. diyorduk... emerikanya neden en sıkı "müttefikine" , en sıkı "stratejik müttefikine" böyle bir çalım atsın??? derken, ""tesadüfen"" eski bir gazetede bir köşe yazısı gözüme ilişti... 27 mart 2003 perşembe günkü hürriyet gazetesinde 5. sayfada"kuzey ırak'tan dışlandık" başlığı altında emin çölaşan bakın ne demiş: " ......... bu süreçte beni ürküten bir şey var: genel kurmay başkanı hilmi özkök'ün kişiliğinde, toplumun güvendiği tek kurum olan türk silahlı kuvvetleri'nin yıpranmasından, toplumun güvenini yitirmesinden endişe ediyorum. yanılmayı diliyorum." nasıl?!! sizce de bazı taşlar yerine oturmaya başlamadı mı?? hele tunceli valisine yapılan suikast??? yakında yine önemli bir aydınımıza yönelik toplumu sarsacak, bir faili belli belirsiz, kimlikleri ayan beyan olupta kimliği bilinmeyenlerin yapacağı suikast... ne dersiniz??? ballı börek mi?... eee, ne demiş atalarımız? "kurt dumanlı havayı sever."

07.07.2003 20:36:06 - altındağ belediyesi "hicret"takvimi...07.07.2003 başlık: f ı k r a... hitler kamplarından birinde bir gün dolaşırken yahudileri toplamış. bir soru sormuş "4artı2 kaç eder?" yahudiler"7eder" diye bağırınca sinirlenen hitler"yakın böyle toplama kampını" demiş. ...yorum: noktasına, virgülüne dokunmadım. buradaki ince espriyi bana, cahil kulunuza, cahil eşşeğinize anlatacak bir ehli sünnet arıyorum!!!...

07.07.2003 - sistem,sistem,sis-tem...sis: atmosferin alt tabakalarındaki küçük su ya da buhar tanelerinden oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne inmesiyle oluşan duman...mecazi: herhangi bir olayın gizli ve karanlık olduğunu belirtmek için kullanılır...tem: bir yapıtta işlenen konu...müz: bir besteyi oluşturan temel motif...kaynak:tdk.sözlüğü... gücüme gidiyor... evet, çookk gücüme gidiyor... emerikalılara değil ama emerikan yöneticilerine ders verecek bir... bir... bir... yok mudur?... vatanın bağrındaki bu emerikan onursuzluğunu, emerikan kişiliksizliğini ortadan kaldıracak... yok mudur?... vardır!.. vardır!.. yakında, hemi de çookk yakında... çookkk alametler belirdi. çok...

27.06.2003 - komplo theorisi...varan-tuu yani 2 geçen günlerde vatan gazetesinin başlığında şöyle bir haber vardı:"hükümet uzanlardan sonra çok büyük bir holdingin daha canını yakacak" işte ben bu holdingi açıklıyorum... k o ç holding... çünkü;typ seçimlerden önce batık banka sahiplerinin ve samancı'nın desteğini aldı. tabii ki diyetini ödeyecekti...ve ilk diyet uzanlar oldu... işaret:27.06.2003 hurrıyet sayfa,11 "koç'un dtg başkanı solakoğlu'ndan babacan'a vatandaş sorusu:türban yenir mi? oğluma iş bulur mu?" sonuç:filler tepişecek,tepişşş.!! çimenler ezilecek,eezzz!!!

27.06.2003 - komplo theorisi... varan-van yani 1 emerika,az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere ticari mallarını nasıl ihraç ediyorsa; aynı şekilde kendi ulusal para birimi olan "dolar"ı da ihraç ediyor. yani şu anda emerika dışında bulunan dolar emerika içindekini dörde beşe katlıyor...emerika diyorum,bir anda doları tedavülden kaldırsa,gerekçe de iran gibi yabancı ülkelerin sahtesini bastığı gibi sudan sebepler olsa,yerine de kredi kartı veya altın tedavüle sürse(bknz:yıldız savaşları ve diğer bilim kurgu filmler)bizim gibi ülkelerdeki dolar yatırımcılarının elindeki dolarlar bir anda değersizleşse!.. (bknz:dolar;her zaman dolmaya bilir) benden uyandırması...gerisi erken öten horoz misali...?!

27.06.2003 - ankara/altındağ belediyesi'nin dağıttığı hicret takviminden bir yaprak...25.06.2003 çarşamba... zekat alabilecek kimseler: a)fakirler, b)yoksullar, c)zekatı toplama görevlileri, d)kalpleri islam dinine ısındırılmak istenenler, e)köleler veya savaş esirleri, f)borçlular, g)allah yolunda olanlar, h)yolda kalmış olanlar olmak üzere sekiz gurup insana verilir. şimdi eleştiri: fakirleri anladık. yoksulları da anladık ama, fakirler yoksul;yoksullar fakir değil mi onu anlayamadık... zekatı toplayanlara gelince: bu ülkede son model mersedese binip; yeşil kartla devletin sağlık ocaklarında muayene olanları görünce, bu maddeyi de anladık... kalpleri islam dinine ısındırılmak istenenler: bu madde de resmen " benim memurum işini bilir!" kokuyor... köleler veya savaş esirleri:ms:630'a göre normal bir şey... borçlular:işte bu çok önemli...allah borcu,kul borcu,vatan borcu,banka-zede borcu,banka-zade borcu,oy bana;oylar bana borcu,say say bitmez borcu... allah yolunda olanlar:typ,mlh,ncmtn,gülen-gülemeyen..v.s... yolda kalmış olanlar:yani,yolsuzlar,işte bunlara da duble yol yapmak lazım... size de enteresan gelmedi mi???

23.06.2003 - bugün yeni bir şey öğrendim.ankara büyükşehir belediyesinin açtığı "belmek" kurslarına giden genç kızlarımızın(çoğunluğunun başı'bağlı'dır)o kurslarda dikiş,nakış öğrenip;orda ve daha sonra ürettikleriyle aile bütçelerine katkıda bulunduklarını,üretim yaptıklarını zannederdim. meğer bu bir yanılsama imiş... bu kızlarımız belmek sergilerinde aslında görücüye çıkıp oralara gelen erkek analarına kendilerini beğendirirlerse;kısa zamanda bir koca sahibi oluyorlarmış ve de doğaldır ki,bir yıla kalmadan da ülke ekonomisine (nüfusuna)katkıda bulunup;bir adet sıfır km.ileride ab vatandaşı olması muhtemel ama abd'ye kesin borçlu,büyüyünce tayyip veya mlh amcalarına oy vermesi garanti,el ezher'den mümkünse mezun olacak,trafikte el vacip "ezecek",gösterilerde (mümkünse)otel yakacak,ormanlarını satacak vel hasıl lafı vede yazıyı uzatmayalım... vatanına, milletine bağlı,göbeği yağlı,ticarette pek ballı bir velet üretecek/üretiyor muş...

22.06.2003 - düşünüyorum...düşünmeye çalışıyorum...nedir gerçek?... nedir inanç?... "gerçeğe inanılır mı?... inanılan şey gerçek mi?..." hayvanlar birbirini yemek için öldürür... ya insanlar?... sahi, hayvanlarda da inanç var mola?... hallac-ı mansur'un derisini yüzmüşler... benim bildiğim tavukların derisi insanlara dokunur. ya da, acaba diyorum, mansur'un derisini yüzenler onun içini, derisinin altındakini mi merak etmişlerdi?.. insanlık tarihinden usumda kalanlara göre; ilk insanlar, öldürdükleri hayvanın postunu yüzüp, kendi üzerlerine giyerler, böylece o hayvanın gücüne/ruhuna sahip olduklarını düşünürlermiş... acaba diyorum... mansurun derisini yüzenler diyorum... sonra diyorum...onlar ilk insanlar diyorum...peki bunlar kaçıncı?... sahi, gerçeğe inanılır mı????.... peki ya masala?..."anlatsam inanmazlar oğul, masal derler. masala inanmazlar, masalı yalnızca dinlerler..." demiş m.mungan...

20.06.2003 - gecen gun hacettepe hastahanesinin yanındaki sarı kadın camii nin yanından gecerken camii nin tabelasına bakmak gafletinde bulundum. o da ne... sarı kadın yazısındaki n harfi boyanmıs... tarihi caminin adı olmus mu sarı kadı camii... ilgilenenlere onemle duyurulur...not.. yazdıgım bilgisayarın dilinden anlamadıgım icin yazım hataları yaptım ozur dilerim... ama yazdıgım yazının ozellikle bir gazeteci tarafından irdelenmesi gerektigini dusunuyorum...

24.05.2003 - değerli eşekler,çok muhterem eşşekler... partinizi(mizi)uzun süreden beri izliyorum. konular sürekli değişiyor.ben meraklı bir .....im... şu yüznumaralı eşek veya eşşek olayı ne oldu?... her olayda olduğu gibi bu olay da yönetici eşekler veya eşşekler tarafından unutturuldu ve sıradan eşşekler uyutuldu... oysa biz tv reklamlarında hep"yöneticimiz uyuyor mu?" diyen paşa görüntülü, kasımpaşa'lı tiplerin empoze ettiği "uyuyan yönetici" tiplerine alıştırıldık...kasımpaşalı,eli maşalı; size de birşeyler çağrıştırdı mı?... galiba bir komplo teorisi oluşturulabilir... samanınız ve de zaman/ınız(lütfen tersden okuyunuz)bol olsun muhterem kardeşlerim...

 
önceki haberler için arşiv bölümüne bakınız
sitede şu an 70 kişi var | site istatistikleri | komikparti.org 2003-2009
portalconcept v3d by mariachi

  ahiret sualleri!

hangisi daha büyük bir katildir?

saddam
bush
evren
sesini çıkarmayan ben


4988 kişi oyladı.
  yazı dizileri!
eşeğin boynuzu
büyük onursal liderimizin yaşam öyküsü - bölüm : I II III IV V VI
odc bölüm : I II III IV V VI VII VIII
   
  eşek dili!
gladio mu dediniz?

tuna caddesinin türkiye tarihindeki önemi

türkiye hür ve kabul edilmi? masonlar derne?i'nin genel merkezi ankara'da tuna caddesiyle adakale soka?yn kesi?ti?i yerdedir.

önemli amerikan karargahlaryndan tuslog'un binasy, mithatpa?a caddesinde, tuna caddesiyle kesi?ti?i noktadadyr.

özel harp dairesi, 1952 yylynda seferberlik tetkik kurulu adyyla ankara'da tuna caddesinde bulunan bahçe içindeki bir binada kurulmu?tur. ilk komutany dani? karabelen'dir.

kybrys'taki türk mukavemet te?kilaty (tmt) isimli yeralty örgütünün merkezi, 1958'de özel harp dairesi tarafyndan yine tuna caddesinde bulunan kybrys ö?renci yurdunda kurulmu?tur. yani bary? döneminde yurt içinde devletin askerleri, sivil sava? merkezleri kurmu?lardyr.

gördünüz mü gladio'yu?.. sermaye, amerikan güçleri ve yerel özel sava? örgütü.. bir reklam spotu gibi.. üçü bir arada!.. afiyet olsun!..

kybrys için kuruldu?u söylenen tmt'nin yapysy da, türkiye'deki özel harp konusunda ipuçlaryyla doludur.

tmt'nin asyl komutany, özel harp dairesi ba?kany dani? karabelen'dir. kod ady cankurt'tur. kybrys'a gönderilen yerel tmt lideri albay vuru?kan'yn kod ady bozkurt, mucahitlere genel olarak kurt denmektedir.

1960'ly yyllarda türkiye'de ele geçirdi?i ckmp'yi mhp ye dönü?türen "ba?bu?" alparslan türke?'in komandolarynyn genel olarak "bozkurtlar" olarak anylmasy bir tesadüf de?ildir sanyrym.

özel harp dairesi, mücahitlerin e?itimi için tarym bakanly?yndan edindi?i bir araziye özel e?itim kampy kurmu?, burada e?itti?i sivillere askeri kyyafet giydirmi?tir. bu kamplaryn faaliyeti günümüze kadar devam etmi?tir. kamplarda insanlara amerikan ordusundan tercüme "komando" ve "gizli harekat" e?itimi verilmi?tir.

kybrys'ta kurulan özel sava? örgütü tmt'nin lideri vuru?kan'a 12 maddelik özel talimatta "özel harp dairesi'nin onayy alynarak öldürme" yetkisi verilmi?tir.

bu talimatyn 6. maddesinde, "kybrys'ta tmt'ye veya türk toplumuna yönelik; hainlik, casusluk, bozgunculuk faaliyetlerinde bulunanlar liderin ba?kanly?ynda özel bir kurul tarafyndan cezalandyrylacaktyr. ancak, yslah edilmedikleri için ortadan kaldyrylmasy gerekenler olursa, bunun için özel harp dairesinden izin alynacaktyr." denilmektedir.

tmt için bozguncu kime denir? mesela "karde?im biz ?urda rumu türkü birlikte bary? içinde ya?yyoruz.. kimse kary?masyn" diyenler mi?.. yyllardyr birlikte ya?ady?y rumlarla ili?kilerini sürdürenler mi casus olarak nitelenmi?tir?.. yoksa, kybrys'yn ba?ymsyzly?yny isteyenler hain olarak my nitelenmi?tir?.. subjektif kriter nedir?.. tmt, özel harp dairesinin emriyle kaç ki?iyi bu gibi gerekçelerle öldürmü?tür?..

tmt liderine bu talimaty veren özel harp dairesi, türkiye'de "yslah edilmedikleri gerekçesiyle" kaç ki?inin ölüm emrini vermi?tir?

"ba?bu?" alparslan türke?'in davadan döneni vurun!.. ben dönersem beni de vurun!.. sözünün de sebepsiz olmady?y ve sadece içinde bulunduklary örgütün ana kuralyny açyklady?y böylece anla?ylmy? olmaktadyr sanyrym..

kybrys'ta tmt için uygulanan kurallar türkiye için geçerlidir... çünkü tmt, özel harp dairesi'nin yavrusudur.

özel harp dairesi, eski komutanlarynyn da soyledi?i gibi "so?uk sava?" ko?ullarynda ve dönemin ihtiyaçlaryna göre kurulmu?tur. dönemin ihtiyacy, i?gal altyndaki vatan topra?yny korumak de?il, ülke içinde amerikanyn ve yerli temsilcilerinin istemedi?i dü?ünceleri savunanlaryn yok edilmesidir.

özel harp dairesi, bundan dolayy genelkurmayyn inkar etti?i bilinen ve bilinmeyen birçok karanlyk, kanly olayyn teorik planlayycysy durumundadyr. tabii j3'ün kontrolü altynda.

genelkurmay ba?kanly?y, veya turkish general staff kendilerine her ne diyorlarsa alsynlar belgelerini çyksynlar bir televizyon programyna tarty?synlar. hatta ça?yrsynlar biz e?ekler de gelelim.. ülkemizin bir dönemini aydynly?a kavu?turalym. öyle bazy yazarlara yaptyklary gibi savcyly?a ?ikayet edip çekilmekle olmaz bu i?ler.. (adresleri telefonlary biliyorsunuz bir mesaj atyn ya da aldyrtyn i?te nasyl isterseniz)..

konunun etrafyndan dola?arak, psikolojik harp teknikleri kullanarak ve tehditlerle bu i? çözümlenemez.. syky?ynca devlet syrry diye de yan çizilmez.. gelirken, amerikayla yaptyklary gizli anla?malaryny ve gerekçelerini, sonuçlaryny da yanlaryna alsynlar..

mevcudiyetlerinin yegane temeli neymi?, herkes görsün..

yahu, co?tuk gene aldyk aty gittik.. bir de altyncy madde kapsamyna girmeyelim ?imdi!..

yok canym, herhalde içlerinde bir avuç "bizim o?lan" da vardyr..

bunu yazan, her an ekleme çykarma yapma yetkisine sahip bulunan bozguncu ?ahsiyet: e??o?lube?kulak

 ali_tarik     20.01.2006


* öncekiler için arşiv'e bakınız